Küresel pandemi hükümetlere kesenin ağzını açtırdı

İSTANBUL (AA) – Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının küresel ekonomiye etkisinin trilyon dolarları aşacağı öngörülürken, arka arkaya faiz indirimleri ile cephanelerini azaltan merkez bankalarının paniği yatıştıramaması üzerine hükümetlerin devreye girdiği ve milyar dolarları bulan teşvikleri devreye aldığı görülüyor.

Çin’den başlayarak tüm dünyaya yayılan Kovid-19 salgını sonrası ülkeler karantina, sokağa çıkma yasağı, sınırları kapatma, yurt içi ve dışı seyahatleri durdurma gibi sert önlemler aldı.

Henüz aşısı bulunamayan salgının ne zaman sona ereceği ve hayatın ne zaman normale döneceğine yönelik belirsizlikler devam ederken, hükümetler de ekonomide oluşacak keskin bir daralmanın ve işsizlik oranlarındaki hızlı artışın önüne geçmek için acil durum paketlerini yürürlüğe koydu.

Söz konusu paketlerde, hükümetlerin ekonominin mikro birimi olan bireylere yönelerek harcamaları ve talebi diri tutacak teşvik paketi hazırlıklarına yöneldiği, ihtiyaç duyulan likiditenin sağlanması için gerekli tedbirleri aldığı görüldü.

Bu kapsamda, eve kapanan ve çalışamayan tüketicinin sabit giderlerini karşılaması için destekler, sonra da harcama yapmasının önünü açacak kredi teşvikleri paketlerde yer aldı.

Diğer taraftan, zor durumda kalan ve borçlanma maliyetlerinin artması sonrası temerrüt riskinin yükseldiği şirketlere maaş yardımı, vergi indirimi, kredi limitlerinin artırılması ve borçların ötelenmesi gibi çeşitli teşvikler sağlanırken, salgından en çok etkilendiği belirtilen turizm ve havacılık sektörüne yönelik de destekler öne çıktı.

ABD kurtarma paketinde gecikiyor

ABD Başkanı Donald Trump, ilk etapta salgınla mücadele için 8,3 milyar dolarlık ek bütçeyi onaylarken, 13 Mart’ta ülke genelinde “ulusal acil durum” ilan etti. Trump, 16 Mart’ta da küçük işletmelerin salgından etkilenmemesi için esneklik sağlayan düzenlemeler ile ücretsiz test ve ücretli hastalık izni gibi konuları kapsayan bir tasarı hazırladıklarını bildirdi.

Tasarı teklifinin basına yansıyan detaylarında kredi desteği, yetişkin bireylere 1.000 dolarlık ve çocuklara 500 dolarlık doğrudan çek verilmesi, işletmeler için likidite yaratma, sağlık çalışanlarına ve Kovid-19 hastalarına destek gibi düzenlemeler dikkati çekti.

ABD Maliye Bakanı Steven Mnuchin,hazırlanan ekonomik teşvik paketi kapsamında ayrıca, ABD Merkez Bankası (Fed) ile ekonomiyi desteklemeye yönelik 4 trilyon dolara yakın likidite sağlanacağını da bildirdi.

Buna karşın Cumhuriyetçilerin 2 trilyon dolarlık ekonomik teşvik paketi, Demokratlar tarafından ikinci kez veto edildi.

Öte yandan, Beyaz Saray, koronavirüs pandemisinin ABD’de seyahat talebinde sert bir düşüşe yol açması nedeniyle acil mali yardım paketi hazırlarken, büyük ABD hava yolu şirketleri, hükümetten 50 milyar dolardan fazla kurtarma talebinde bulundu, vergi indirimi istedi.

Söz konusu gelişmenin ardından Trump, ekonomik çalkantılarla karşı karşıya kalan Boeing’e finansal yardım sağlayacağını duyururken, Boeing de ABD havacılık ve uzay sanayi için 60 milyar dolarlık bir kurtarma yardımı çağrısında bulundu. Salgına ilişkin endişelerle New York borsasında yaşanan sert düşüş karşısında Beyaz Saray Ekonomi Danışmanı Larry Kudlow, ABD hükümetinin, desteğe ihtiyaç duyan şirketleri kurtarmanın bir parçası olarak hisse senedi pozisyonu almayı değerlendirebileceğini söyledi.

Trump, eyaletlere salgınla mücadelede gelir sağlaması için yardım fonu açmayı düşündüklerini de belirtti.

İtalya, 25 milyar avroluk acil destek paketini devreye aldı

Kovid-19 salgınının en kötü etkilediği, hem ölüm hem de vaka sayısının Çin’i geçtiği Avrupa’da, hükümetler art arda ekonomik paket açıklıyor.

Avrupa’da koronavirüs salgınının merkez üssü konumundaki İtalya’da bir yandan salgının önüne geçilmeye çalışılırken, bir yandan da ekonomiyi destekleyici önlemler alınıyor.

İtalya Başbakanı Giuseppe Conte, salgın nedeniyle ülke ekonomisini desteklemek için devreye aldıkları 25 milyar avroluk acil destek paketinin, aileleri, işçileri, girişimcileri koruyacağını belirtirken, hiç kimsenin yalnız bırakılmayacağı sözünü verdi. Tam olarak detayları belli olmayan paket kapsamında, İtalyan sağlık sistemine 1,15 milyar avroluk destek sağlanacağı, serbest meslek sahiplerine bir defaya mahsus 500 avro ödeneceği, çalışanlarını işten çıkarmaması halinde işverenlere de nakit desteği verileceği belirtiliyor.

Ulusal basında yer alan haberlerde, söz konusu paket kapsamında, krizden etkilenen işletmeler için kredi garantisi sağlanacağı aktarılırken, çocuklu İtalyan ailelere ve salgın sırasında acil hizmet vermeye devam eden işçilere mali destek verileceği kaydediliyor.

Fransa’dan 45 milyar avroluk teşvik ve kamulaştırma sinyali

Fransa’da ise Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, salgından etkilenen şirket ve çalışanlara çok yönlü bütçe desteği vereceklerini açıkladı.

Fransa Ekonomi ve Maliye Bakanı Bruno Le Maire de teşvik paketinin 45 milyar avro büyüklüğünde olacağını aktarırken, bankaların şirketlere sağlayacağı krediler için 300 milyar avro teminat verileceğini ve Avrupa kurumlarından da 1 trilyon avro büyüklüğünde teminat sağlanacağını duyurdu.

Le Maire, ayrıca, salgın nedeniyle mali sıkıntıya düşecek büyük şirketlerin gerektiği takdirde kamulaştırılabileceğini ve ülkenin önde gelen sanayi şirketlerinin yok olmasına izin vermeyeceklerini söyledi.

Almanya’dan şirketlere 500 milyar avro

Avrupa ekonomisinin lokomotifi konumundaki Almanya’da, hem şirketlerin hem de hanehalkının krizden etkilenmemesi için tedbirler alındı.

Kriz durumundaki şirketlere yardımcı olmak için ihracat kredileri ve diğer garanti programlarını genişleten Alman hükümeti, şirketlere 500 milyar avroya kadar kredi desteği sağlanacağını açıkladı. Öte yandan, vergi ödemelerinin ertelendiğini, kısa çalışma ücretine ilişkin yasanın da meclisten geçirildiğini duyurdu.

Bunlarla da yetinmeyen Almanya’nın, 600 milyar avroluk Ekonomik İstikrar Fonu’nu (WSF) devreye alması bekleniyor. Hükümetin, söz konusu tutarın 400 milyar avrosunu şirketlerin kendilerini korumak için kullanabileceği teminatlar olarak sunacağı, 100 milyar avrosunu ise zor durumdaki Alman şirketlerinin hisselerini satın almak için kullanacağı belirtiliyor. Kalan 100 milyar avroluk kısmın ise Alman Kalkınma Bankası’nın (KfW) şirketler için sunacağı likidite desteği olacağı dile getiriliyor.

Salgında geç kalan İngiltere, 330 milyar sterlin ayırdı

Başlangıçta toplumsal bağışıklık kazanılması için virüsün kontrollü bir şekilde yayılması stratejisini izleyen İngiliz hükümeti, vaka sayısının hızla artması ve eleştirilerin ardından bu politikasından dönmüştü.

Bu kapsamda hem ekonomik paket hem de sağlık tedbirleri açısından salgınla mücadeleye gecikmeli başlayan İngiltere, 330 milyar sterlin büyüklüğünde ekonomik paket açıkladı. Bu rakamın, ülke milli gelirinin yüzde 10’undan fazlasına denk gelmesi durumun ciddiyetini ortaya koyuyor.

İngiltere Başbakanı Boris Johnson, ekonominin ihtiyaç duyduğu her türlü desteği vereceklerini vurgularken, işletmelere de “Çalışanlarınızın arkasında durun. Biz de sizin arkanızda duracağız.” mesajını verdi.

İngiltere’de sağlık sistemi için açıklanan 12 milyar sterlinlik destek paketinin en az iki katına çıkartılması beklenirken, 900 bin KOBİ için mülkiyet vergileri geçici olarak kaldırıldı. 700 bin şirkete ise tek seferlik 3 bin sterlin ödeme yapılacağı bildirildi.

Öte yandan, İngiltere Maliye Bakanı Rishi Sunak, ülke tarihinde bir ilk olan uygulamayı duyurarak, ayda 2 bin 500 sterline kadar olmak üzere, iş yerine gidemeyen çalışanların maaşlarının yüzde 80’inin devlet tarafından ödeneceğini, uygulamanın en az 3 ay süreceğini ve gerekirse uzatılacağını duyurdu.

İngiltere Merkez Bankası (BoE) ve Bankacılık Düzenleme Kurumu da (PRA) Kovid-19 salgını nedeniyle ülkenin ana finans kurumlarının kredi vermeye odaklanmalarını sağlamak için stres testini bu yıl için iptal etti.

İsviçre, İspanya ve Kanada’da mali yardımlar

İsviçre, Kovid-19’dan zarar gören şirketler ve işçileri desteklemek için 42 milyar İsviçre frangı tutarında yardım paketi açıkladı. Söz konusu paket tutarı, İsviçre tarihinin rekoru olarak kayıtlara geçti. Pakette, işletmelerin gelirlerinin yüzde 10’u kadar kredi çekebilmesi ve bunun 500 bin frangının hemen ödenmesi, bankalardan çekilecek kredi miktarının firma başına 20 milyon frangı aşamaması gibi detaylar yer aldı.

İspanya’da ise hükümet, “ülke tarihinin en büyük seferberliği” olarak ilan ettiği toplam 200 milyar avroluk ekonomik yardım paketi açıklarken, paketin en büyük kısmını küçük ve orta ölçekli şirketlere 100 milyar avroluk likidite sağlanması oluşturdu.

Paket kapsamında diğer hükümet taahhütlerine 17 milyar avro, sağlık sektörüne 1 milyar avro, ülkedeki 17 özerk yönetime de sağlık hizmetlerini güçlendirmeleri için 2,8 milyar avro destek sağlanacak. Ayrıca, KOBİ’lerin 6 ay boyunca vergi yükümlülükleri ertelenecek, faizsiz taksitlendirmeyle üretim sistemine 14 milyon avroluk kaynak enjekte edilecek. Turizm ve ulaştırma sektörlerine ise 400 milyon avroluk yardım yapılacak.

Kanada, GSYH’sinin neredeyse yüzde 3’üne denk gelen 82 milyar dolarlık yardım paketi açıkladı. Ülke yetkilileri, “Şu anda tek işimiz; Kanadalıların buzdolabında yiyecek, başlarının üstünde bir çatı olduğundan ve ihtiyaç duydukları ilacı karşılayabileceklerinden emin olmak.” mesajını verdi.

Asya’da açıklanan teşvikler

Şu ana kadarki grafiğe bakıldığında, salgınla mücadelede başarılı sayılan ülkelerin başında Çin gösterilirken, ülkede virüsün tespit edildiği ilk günlerden itibaren sıkı karantina önlemleri ve sokağa çıkma yasakları ile salgının daha fazla yayılmasının önüne geçildi.

Salgının başlangıcının Çin Yeni Yıl tatiline denk gelmesi nedeniyle ilk başta turizm sektörü ağır darbe aldı. Vaka sayısının artmasının ardından ülkenin küresel tedarik zincirinde aldığı önemli rol dolayısıyla ihracatta önemli düşüşler kaydedilirken, fabrikaların kapatılması ekonomik aktiviteye darbe vurdu.

Bu süreçte Çin hükümetinin en büyük harcamayı sağlık ve teknolojiye ayırarak salgınla mücadelede yaptığı dikkati çekti. Gelinen noktada, Çin’de ülke içi yeni vaka tespit edilmezken, ilk çeyrekte büyük darbe alan ekonominin yaralarını sarmaya yöneldiği ve ülkede günlük hayatın normale dönmeye başladığı görülüyor.

Asya’nın en büyük ekonomilerinden Japonya’da, Başbakan Shinzo Abe, 193 milyar dolar büyüklüğünde bir teşvik paketi üzerinde çalıştığını belirtti. Pakette vatandaşlara ve krizden en çok etkilenen turizm sektörüne nakdi yardımın da olacağı öngörülüyor.

Japonya hükümeti, önceki hafta KOBİ’ler için 4,1 milyar dolar değerinde bir paket açıklamıştı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANKARA (AA) – Türkiye’de üniversite sıralamaları yapan kuruluş olan ODTÜ URAP Laboratuvarı Koordinatörü Prof. Dr. Ural Akbulut ile dünyanın önde gelen hakemli bilimsel tıp dergilerinden The Lancet’te, Türkiye’nin Sinovac aşısına ilişkin Faz-3 çalışmasının sonuçlarını dünyaya duyuran makalenin koordinatör yazarı Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Akova, konuya ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Ural Akbulut, Kovid-19 salgını nedeniyle, bazı bilimsel dergiler ile Oxford Yayıncılık ve Avrupa Üniversiteler Birliği gibi 160 saygın kuruluşun, 31 Ocak 2020’de yazılı bir basın açıklaması yaparak, Kovid-19 konusunda dergilere ulaşan makalelerin hakem incelemesine göndermeden önce dergilerin internet sayfalarında yayımlanmasının yararlı olacağını açıkladığını ve bu önerinin saygın bilimsel dergilerin çoğu tarafından uygulamaya konulduğunu belirtti.

Saygın bilimsel dergilerin, kendilerine sunulan makaleleri bilim insanlarından oluşan hakemlerin olumlu görüşlerini aldıktan sonra yayımladığına dikkati çeken Akbulut, bu nedenle makalelerin basılmasının genellikle bir yıl, bazen daha uzun zaman aldığını söyledi.

Kovid-19 salgını ortaya çıktıktan sonra aşı, ilaç ve virüs gibi, salgınla ilgili çeşitli konularda 10 binlerce makalenin bilimsel dergilere sunulduğunu aktaran Akbulut, şöyle konuştu:

“Salgının ilk 10 ayında dergilere Kovid-19 ile ilgili 125 bin makale gönderildi. Makale sayısı 1 Ağustos 2021’de 210 bin 183’e ulaştı. Kısa sürede sadece bir konuda bu kadar çok sayıda makale yazılması bilim dünyasında ilk kez gerçekleşti. Bu makalelerin hakemlere gönderilip görüş alınması çok zaman alacağı ve sürmekte olan salgına hızla önlem alınıp çözüm bulunabilmesi için Kovid-19 makalelerine ayrıcalık tanıdı. Yayın kuruluşları Kovid-19 makalelerini kısa süren bir ön incelemenin ardından ‘preprint’ (ön baskı) adı altında internet sayfalarında yayımlıyorlar. Burada amaç, salgının önlenmesine yardımcı olabilecek verilerin bilimsel çevreye ve topluma kısa sürede duyurulması. Bilim insanları, bu makaleler hakkındaki olumlu ve olumsuz görüşlerini ilgili web sayfasına ekleyebiliyor.”

Bu yöntemle bilimsel olarak doğruluğu ve salgını önlemeye yardımcı olacağı anlaşılan makalelerdeki verilerin kısa sürede tüm dünyada bilim insanlarına ışık tuttuğunu dile getiren Akbulut, bilimsel açıdan güvenilir olmayan, verilerinin hatalı olduğu anlaşılan veya önerilen yöntemlerin zararlı olabileceği belirlenen makalelerin ise web sitelerinden çıkartıldığını aktardı.

Böylece, bilim insanlarının yanlış bilgiler nedeniyle zaman kaybetmesinin önlenmeye çalışıldığını ifade eden Akbulut, bu yöntemle dergilerin internet sayfalarında hakem incelemesi olmadan yayımlanan Kovid-19 makalelerinin bazılarının çok ilgi çektiğini, binlerce atıf alabildiğini anlattı.

Bazı makaleler negatif atıf alıyor

Hakem aşamasından geçmedikleri için bazı Kovid-19 makalelerindeki verilerin ve sonuçların güvenilmez olduğunu fark eden bilim insanlarının, “negatif atıf” da yaptığını belirten Akbulut, şöyle devam etti:

“Bu tür negatif atıf alan çok sayıda makale, yayıncı kuruluşlarca sayfadan kaldırılıyor veya makale yazarları tarafından geri çekiliyor. Bu tür tartışmalı makaleler nedeniyle, bazı ülkelerde Kovid-19 hastalarına yararsız ve tehlikeli olduğu kanıtlanan ilaçların verilmeye devam edildiği rapor ediliyor. Kovid-19 ile ilgili çok sayıda makalenin hakem incelemesi olmadan kısa sürede internet sayfalarında yayımlanması faydalı bilgilerin sağlıkçılara ulaşmasını hızlandırmaktadır. Ancak hatalı verilere dayanan makalelerin salgının önlenmesini yavaşlatma tehlikesi bulunmaktadır.”

Ural Akbulut, bilimsel dergilerin hakem incelemesinden geçmeden internet sayfalarında yayımladıkları makaleleri hakemlere gönderip, olumlu görüş alanları cilt ve sayfa numaralarıyla yayımlayacaklarını kaydetti.

“Akademik yükseltmelerde hakemsiz yayımlanmış makaleler dikkate alınmamalı”

Akbulut, URAP’ın her yıl üniversite sıralaması yapan kuruluşlardan biri olduğunu hatırlatarak, geçen yıl hakemsiz ve sadece internet sitelerinde yayımlanan makalelerle ilgili aldıkları yeni kararı da açıkladı.

Prof. Dr. Ural Akbulut, şunları kaydetti:

“Hakem incelemesinden geçmeyen ve aralarında çok sayıda hatalı veriye dayalı Kovid-19 makalesi, binlerce atıf alabildiği için bu makaleler üniversite sıralamalarının güvenirliğini sarsacaktır. Bu tür makalelerin önemli bir bölümü hakemlerce reddedilince, bu yıl üniversite sıralamalarında çok üst sıralara çıkan bazı üniversiteler önümüzdeki yıl alt sıralara düşecektir. Bu nedenle URAP sıralamalarında bu yıl, 2020 yılında sadece internet sitesinde yayımlanmış ve hakem kontrolü olmayan Kovid-19 makaleleri değerlendirme dışında tutulmuştur. Bu makalelerden, hakemlerden olumlu görüş alıp normal şekilde yayımlananlar, önümüzdeki yıldan itibaren sıralamalarda değerlendirmeye alınacaktır. Öte yandan, hakemsiz makaleler çok sayıda atıf da alabiliyor. Bu nedenle üniversite yönetimlerinin, öğretim üyesi atama ve yükseltme kriterlerinde, sayı ve cilt numarası olmayan, web sitelerinde sadece malumat olması için hakemsiz yayımlanmış dergilerdeki makaleleri dikkate almamaları gerekir.”

Türkiye’nin makalesi, 5 farklı hakem sürecinden geçirildi

The Lancet’te yayımlanan Türkiye’nin Sinovac aşısına ilişkin Faz-3 çalışmasının sonuçlarını dünyaya duyuran makalenin koordinatör yazarı Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Akova ise bu yıl mayıs ayında gönderdikleri makalelerinin, temmuz ayında basıldığını ve 5 farklı hakem kontrolünden geçtiğini bildirdi.

Normal koşullarda bir makalenin basılma süresinin 4-5 ayı geçebildiğini dile getiren Akova, “Kovid-19 salgını, bilgi paylaşımını acilen gerektiren bir durum yarattı. Bazı tıp dergileri, bu durumu hızlandırmak için yayın öncesi web siteleri adını verdikleri sayfalarda makaleleri yayımlamaya başladılar. Bu makaleler, bu sayfalarda yayımlanmadan önce sadece şekilsel olarak bakılıyor ve hakem kontrolünden geçirilmiyor. Aslında hakemden geçmeyen bu makalelerin, bilimsel olarak içerikleri ve nitelikleri de belli değil.” diye konuştu.

Yayın öncesi internet sitelerinde yayımlanan ve yeterli niteliğe sahip makalelerin hızlı şekilde hakem kontrolünden geçtikten sonra dergide basıldığını anlatan Akova, bu konudaki bir istatistiği kaynak göstererek, “Mayıs 2021 tarihine kadar hakemli dergilerdeki Kovid-19 ile ilişkili makalelerin sadece yüzde 5’i önceden preprint (ön baskı) olarak yayımlanmış.” bilgisini aktardı.

Ön baskıya, çok önemli bilimsel dergilerde yayımlanacak önemli makalelerin yanı sıra bilimsel olarak çok değeri olmayan bilimsel içeriklerin de alınabildiğine dikkati çeken Akova, “Bu nedenle bilimsel anlamda bir verinin doğru olduğunun kanıtlanabilmesi için ancak hakem eleştirisinden geçmesi gerekir ve ciddi bir dergide yayımlandıktan sonra bilimsel kanıt olarak kabul edilebilir. Bazı veri tabanlarında, hakem eleştirisinden geçmeyen bazı makaleler de taranır hale geldi.” dedi.

Sinovac ile ilgili Brezilya’nın hakemsiz yayını bir şekilde yayıldı

Akova, bu duruma örnek gösterirken, hakemli dergide yayımladıkları ve Sinovac aşısına ilişkin ilk Faz-3 araştırmasının sonuçlarının bir benzerinin Brezilya’da yapıldığını belirterek, şunları kaydetti:

“Brezilyalıların bu çalışmaları, bizden önce bir internet sitesinde yer aldı ancak o çalışma hiç bir zaman bir dergide yayımlanmadı. Ancak Sinovac ile ilgili bu çalışmalara çok sayıda atıf aldı. O makalede aşının etkinliği yüzde 50 gösterilmişti. Bu durumu bilmeyen çoğu kişi ise ‘Çin aşısı yüzde 50 etkili’ diye o makaleyi örnek gösterdi. Halbuki o makale bir hakem eleştirisinden bile geçmedi. Makalemizin yayımlandığı The Lancet ise dünyanın bu konudaki en önemli ikinci yayınevi, buradaki makalemizde Sinovac aşısının etkinlik oranını yüzde 83 gösterdik. Hala bu aşıyla ilgili hakemli bir dergide yayımlanmış başka bir Faz-3 çalışması yok. Bazen internet sitelerindeki bu hakemsiz yayınlar, böyle çelişkiler de yaratabiliyor, insanlar duymak istediklerini orada duyunca hakemsiz şekilde yayımlanan bir makaleye bile bir şekilde itibar edebiliyor.”

ANKARA (AA) – Yeni sanat sezonunda zengin bir repertuvarla sanatseverlerin karşına çıkmaya hazırlanan Ankara Devlet Opera ve Balesi (ADOB), ünlü opera “Saraydan Kız Kaçırma”nın kısaltılmış versiyonunu, 2 Ekim’de izleyiciyle buluşturacak.

Doğumundan ölümüne kadar geçen süreçte insanın iyi ve kötü davranış biçimlerinin ve üzerine çöken büyük bir felaket karşısında bile aymazlığını sürdürmesinin ele alındığı “C-19” balesi, 9 Ekim’de prömiyer yapacak.

Bu sezon birçok farklı konsepte konseri izleyicinin beğenisine sunacak ADOB, Gala Konseri’ni ise 13 Ekim’de CSO Ada Ankara Ana Salon’da verecek.

ADOB Sanat Yönetmeni ve Müdürü Feryal Türkoğlu, yeni sanat sezonuna ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, 20 aylık bir salgın sürecinden sonra sanatseverlerle kapalı salonlarda buluşmaya başlamanın heyecanını yaşadıklarını söyledi.

Sahnede olmayı ve seyircinin alkışlarını duymayı çok özlediklerini dile getiren Türkoğlu, Kovid-19 önlemlerine uyarak yeni sanat sezonunu yürüteceklerini belirtti.

Seyircilerden aşı kartı ya da en az 48 saat önce yapılmış negatif sonuçlu PCR testi isteyeceklerini, salonda bir boş bir dolu koltuk şekilde oturumu sağlayacaklarını, salonun dezenfekte edileceğini anlatan Türkoğlu, “Seyircilerimiz gönül rahatlığıyla salonlarımıza gelebilirler. Ben hiç şüphe duymuyorum, buradaki ortam evlerinden farklı olmayacak.” dedi.

“Hem sağlığımızdan hem sanatımızdan ödün vermeden ortada buluşmaya çalışıyoruz”

Türkoğlu, sanatseverlerin yanı sıra sanatçılar için de önlemler aldıklarını vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Çalışma odalarımızda piyanoyla sanatçının arasına kalın naylon perdeler yaptırdık. Çalışma anında herhangi bir virüs yayılımını önlemek için onları çekiyoruz. Bütün provalarımızı sahnede yapıyoruz. Çalışma salonlarımıza henüz sanatçılarımızı sokmadık. Provalarda genellikle koroyu seyirci kısmına, solistleri yan tarafa orkestrayı da sahneye yerleştiriyoruz. 1,5 metre sosyal mesafeye riayet ediyoruz.”

Feryal Türkoğlu, provaları henüz kostümlü yapmadıklarını, tedbirli davrandıklarını belirterek, sosyal mesafeyi koruma adına kadrosu daha dar eserleri seçtiklerini, orkestra çukurunu kullanmadıklarını, orkestra üyelerini sahnenin arkasına yerleştirdiklerini anlattı.

“Hem sağlığımızdan hem sanatımızdan fazla ödün vermeden ortada buluşmaya çalışıyoruz.” diyen Türkoğlu, balede orkestrayı çukura indirmeden sahneyi kullanmanın mümkün olmadığını, bu nedenle bale eserlerini bant eşliğinde sergilediklerini dile getirdi.

“Bol bol konser yapacağız”

ADOB Sanat Yönetmeni ve Müdürü Feryal Türkoğlu, Kovid-19 salgını öncesi hazırlanan ve sahneye çıkarmak üzere oldukları eserleri, salgın nedeniyle ertelemek zorunda kaldıklarını belirterek, yeni sanat sezonunda bunları seyirciyle buluşturacaklarını ifade etti.

Maskeli Balo, Tosca, C-19, Midas’ın Kulakları’nın yeni eserler arasında yer aldığını dile getiren Feryal Türkoğlu, şöyle konuştu:

“Ayrıca sahne üzerinde bol bol konser yapacağız, orkestralı, piyanolu. Hatta belki bazı eserlerimizi konsertan şeklinde yapmaya çalışacağız. Sahne üzerinde küçük gruplarımız var, kuartetlerimiz var. Onlarla baleyi birleştirerek bir tango akşamı yapıyoruz. Ben de eserin içinde tango söylüyorum. Bir A planı bir de B planı yaparak programlarımızı yürütmeye çalışıyoruz. Bu çok da kolay olmuyor. Ama yeter ki sanatımız ve bizler sağlıkla devam edelim, gerisi önemli değil.”



Koronavirüs Haber Indeksi


Rusya Koronavirüs  | Hindistan Koronavirüs | İngiltere Koronavirüs | Almanya Koronavirüs | Fransa Koronavirüs | İtalya KoronavirüsKoronavirüs AşısıKoronavirüs TedbirleriSokağa Çıkma KısıtlamasıSağlık Bakanı AşıBrezilya KoronavirüsBioNTechSputnik-VYerli Aşıİran KoronavirüsABD KoronavirüsKoronavirüsü YenenJaponya KoronavirüsEsnaf Koronavirüs Haberleri