Küresel piyasalar enflasyon endişesiyle negatif seyrediyor

İSTANBUL (AA) – Bu hafta yatırımcıların odağında ABD’de açıklanan Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ve emtia fiyatlarının seyri bulunurken analistler, artan enflasyon endişeleriyle haftanın ilk yarısında küresel pay piyasalarının satıcılı seyretmesine karşın, haftanın ikinci yarısında kayıpların kısmen telafi edildiğini aktardı.

ABD’de TÜFE nisanda yıllık yüzde 4,2 artışla Eylül 2008’den bu yana en güçlü yükselişini kaydederken, piyasa beklentileri de açıklanan verinin oldukça gerisinde kaldı.

TÜFE verisinin açıklanmasının ardından ABD 10 yıllık tahvil faizi yüzde 1,70’le 12 Nisan’dan bu yana en yüksek seviyesine çıkarken, tahvil faizleri haftanın kalan bölümünde kazançlarının bir kısmını geri verdi.

ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi haftayı 6 baz puan yükselişle yüzde 1,64’ten tamamladı.

Küresel bazda enflasyon endişelerinin ortaya çıkmasında önemli rol oynayan bakırın libre fiyatı hafta içinde 4,87 dolarla tüm zamanların en yüksek seviyesini görmesinin ardından, bu seviyeden gelen kar satışlarıyla kazançlarını koruyamadı ve beş haftalık yükseliş serisini sonlandırarak haftalık bazda yüzde 0,9 kayıpla 4,64 dolara geriledi.

Altının ons fiyatı ise yükselen tahvil faizlerine karşın enflasyonist endişelerle yükseliş eğiliminde seyrederek haftalık bazda yüzde 0,7 değer kazancıyla 1.843 dolara yükseldi.

Hafta içinde demir cevherinde de rekor seviyeler görüldü. Buna karşın demir vadelileri hafta içinde 218 dolarla rekor seviyeye ulaşmasının ardından haftayı yüzde 2,2 düşüşle 210,08 dolardan tamamladı.

Bu hafta kripto para piyasalarına da hareketlilik hakimdi. Tesla Üst Yöneticisi Elon Musk sosyal medya uygulaması Twitter üzerinden yaptığı açıklamada Tesla’nın çevresel nedenlerle araç satışlarında Bitcoin kullanma kararından vazgeçtiklerini bildirdi. Musk’ın açıklamasının ardından bir ara yüzde 15’e varan değer kaybı yaşayan Bitcoin, 46 bin dolar seviyelerinden gelen alımlarla kayıplarını kısmen telafi ederek 50 bin dolar seviyesinde dengelendi.

ABD’nin doğu yakasında petrol dağıtım hattına gerçekleştirilen siber saldırının ardından yaşanan arz sıkıntısı Brent petrolün varil fiyatında yükselişe sebep oldu. Brent petrolün varil fiyatı bu gelişmenin ardından yükseliş eğiliminde hareket ederek haftayı yüzde 0,5 artışla 68,5 dolardan tamamladı.

New York borsası satıcılı seyretti

Bu hafta ABD gündeminin odağında artış eğilimindeki enflasyon bulunuyordu. Analistler, yükselen varlık fiyatları sebebiyle Fed’in beklenenden önce faiz artışına gidebileceğine ilişkin endişelerin New York borsasında satış baskısına sebep olduğunu söyledi.

New York Fed’in tüketici beklentileri anketine göre tüketicilerin 1 yıl sonraki enflasyon beklentilerinin Eylül 2013’ten bu yana en yüksek seviyeye çıktığını kaydeden analistler, açık iş pozisyonundaki artışın ise piyasalarda Fed’i öngörülenden önce faiz artışına gitmekten alıkoyabileceği şeklinde yorumlandığını aktardı.

ABD’de açıklanan verilere göre, JOLTS Açık İş Sayısı, martta piyasa beklentilerinin üzerinde artış göstererek 8 milyon 123 bine yükseldi ve verinin açıklanmaya başlandığı Aralık 2000’den bu yana kaydedilen en yüksek seviyeye ulaştı.

Analistler, açık iş sayısındaki artışın kısmen düşük ücretlerden kaynaklanabileceğini kaydederek, ücretlerdeki artış beklentilerinin enflasyon beklentilerini de yükseltebileceğini bildirdi.

Ülke ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde bulunan ABD Başkanı Joe Biden ise ekonominin ilk çeyrekte yüzde 6,4 büyüdüğünü anımsatarak, “Gelecek aylarda yaklaşık 40 yılın en hızlı ekonomik büyümesini göreceğimiz tahmin ediliyor. Doğru yönde ilerliyoruz. Ekonomi planımız işliyor.” dedi.

ABD’de hafta içinde açıklanan Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) de aylık bazda yüzde 0,6, yıllık bazda ise yüzde 6,2 artışla beklentileri geride bırakırken enflasyon endişelerini besleyen bir başka veri oldu.

Michigan Üniversitesi Tüketici Güveni ise mayısta 82,8’le tahminlerin oldukça gerisinde kalırken, ankete katılanların 1 yıl sonraki enflasyon beklentisi yüzde 4,6 oldu.

Buna karşın, Fed yetkililerinin hafta içinde yaptıkları konuşmalarda enflasyondaki yükselişin “geçici” olduğunu ve politika değişimine sebep olması için henüz yeterli bulunmadığını vurguladıklarını anımsatan analistler, yatırımcıların Fed’in telkinlerini dikkate aldıklarının görüldüğünü aktardı.

Öte yandan, ABD Hazine Bakanlığı hafta içinde farklı vadelerde 150 milyarlık tahvil satışı gerçekleştirdi. Söz konusu satışlarda 3 ve 20 yıllık tahvillerde tahvil faizi beklentilerin üzerinde gerçekleşirken, 10 ve 30 yıllık tahvil faizleri piyasa öngörülerinin altında kaldı.

Söz konusu gelişmelerle hafta genelinde dalgalı bir seyir izleyen New York borsasında, bütün endeksler haftayı kayıpla kapatmasına karşın Dow Jones endeksi hafta içinde tarihi zirvesini geliştirerek 35.091 seviyesini gördü.

Haftalık bazda Nasdaq endeksi yüzde 2,34, S&P 500 endeksi yüzde 1,23 ve Dow Jones endeksi de yüzde 1,14 değer kaybetti.

17 Mayıs ile başlayan haftanın veri takviminde, pazartesi New York Fed sanayi endeksi, salı konut başlangıçları ve inşaat izinleri, çarşamba, Fed toplantı tutanakları, perşembe Philadelphia Fed imalat endeksi ve cuma imalat sanayi ve hizmet sektörü Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) takip edilecek.

Avrupa’da endeksler karışık seyretti

Küresel pay piyasalarındaki düşüş eğilimi haftanın ilk yarısında Avrupa borsalarına da yansırken, haftanın ikinci yarısında madencilik hisseleri öncülüğündeki yükseliş eğilimiyle bazı borsalarda kayıplar önemli oranda telafi edildi.

Küresel enflasyon riski Avrupa’da da endişelere sebep olurken, nisanda yıllık yüzde 2’ye yükselen TÜFE son iki yılın en yüksek oranına işaret etti.

Enflasyon endişelerine ilişkin açıklamalarda Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) bazı üyelerinin ise şahin yorumları dikkati çekti.

Analistler, ECB üyelerinden gelen bu açıklamaların haftanın ilk yarısında düşüş eğiliminde hareket eden avro/dolar paritesinin haftanın ikinci yarısında yükselişe geçtiğini bildirdi. Avro/dolar paritesi bu gelişmelerle kayıplarını kısmen telafi etse de haftayı yüzde 0,2 değer kaybıyla 1,2135’ten tamamladı.

Bu hafta, Almanya’da Zew beklentiler endeksi 84,4’le son 21 yılın en yüksek seviyesine ulaşırken, İngiltere yılın ilk yarısında yüzde 1,5 daraldı.

Sanayi üretiminin de aylık yüzde 1,8 arttığı İngiltere’de, imalat sanayi üretimi de yüzde 4,8 yükselişle beklentileri oldukça geride bıraktı.

Haftalık bazda İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 1,21 azalırken, Fransa’da CAC 40 endeksi geçen hafta kapanışının hemen altında kapandı. Öte yandan, Almanya’da DAX endeksi yüzde 0,11 ve İtalya’da MIB 30 endeksi 0,95 değer kazandı.

Gelecek hafta; Avro Bölgesi’nde büyüme ve dış ticaret dengesi ile İngiltere’de işsizlik, çarşamba Avro Bölgesi’nde TÜFE, perşembe Almanya’da ÜFE ve cuma günü bölge genelinde imalat ve hizmet sektörü PMI verileri takip edilecek.

Asya piyasaları Çin hariç satıcılı seyretti

Asya borsalarında bu hafta enflasyon endişeleriyle satıcılı bir seyir izlenirken, Çin borsası pozitif ayrıştı.

Analistler, emtia fiyatlarındaki kar satışlarının Çin pay piyasalarında olumlu karşılandığını kaydederek, hafta içinde sene başından bu yana olan kazançlarda eksiye düşen Çin pay piyasasının hafta kapanışında yıllık bazda artıya geçtiğini aktardı.

Bu hafta Çin’de açıklanan TÜFE ve ÜFE verileri yıllık bazda sırasıyla yüzde 0,9 ve 6,8 yükselerek piyasa öngörülerine paralel bir seyir izledi.

Japonya’da ise martta ödemeler dengesi 2,6 trilyon yen fazla verirken, beklentilerin uzağında kaldı.

Bu gelişmelerle, Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 4,34, Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 1,37 değer kaybederken, Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 2,09 değer kazandı.

17 Mayıs ile başlayan haftanın veri takviminde, pazartesi günü Japonya’da ÜFE, salı günü Japonya’da büyüme, çarşamba günü Japonya’da sanayi üretimi ve kapasite kullanımı, perşembe günü Japonya’da dış ticaret dengesi ve cuma günü ise Japonya’da TÜFE verileri takip edilecek.

Yurt içi piyasalar bayram haftasında yatay seyretti

Hafta içinde yurt içi piyasalarda Ramazan Bayramı dolayısıyla 2,5 gün işlem gerçekleştirilirken, yatırımcıların odağında sanayi üretimi ve ödemeler dengesi istatistikleri bulunuyordu.

Sanayi üretim endeksi, martta aylık bazda yüzde 0,7, yıllık bazda yüzde 16,6 artışla beklentilerin üzerinde gerçekleşti.

Ödemeler dengesi istatistiklerine göre Türkiye’nin cari açığı martta 3,3 milyar dolar olurken analistler, beklentilerden iyi gelen veride artan ihracat rakamlarının önemli rol oynadığını aktardı.

Bu gelişmelerle BIST 100 endeksi yatay bir seyir izleyerek haftayı 1.441,33 puandan tamamladı.

Analistler, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 1.465 puanın önemli direnç, 1.390 ve 1.360 seviyelerinin destek konumunda olduğunu söyledi.

Dolar/TL ise haftalık bazda yüzde 2,6 değer kazancıyla 8,4558 seviyesine yükselirken analistler, küresel enflasyon endişeleri ve ABD’nin 10 yıllık faizindeki artışın söz konusu yükselişte etkili olduğunu bildirdi.

Gelecek hafta yurt içinde pazartesi, bütçe dengesi ve cuma Tüketici Güven Endeksi verileri takip edilecek. Borsa İstanbul’da 19 Mayıs Çarşamba günü Gençlik ve Spor Bayramı nedeniyle işlem gerçekleşmeyecek.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

BURSA (AA) – Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Büyük Salonu’nda düzenlenen “Bursa İş Dünyası ile Buluşma” programında, salgının etkilerinin nispeten azalmasıyla, artık sahaya daha sık inmek, yerelin sesini yerinde duymak istediklerini söyledi.

Bu yüzden Anadolu turuna da Bursa’dan başladıklarını belirten Elvan, tarımıyla, üretim ve turizmiyle güçlü bir ekonomik altyapısı olan kadim kentin, Türkiye ekonomisinin can damarlarından biri olduğunu vurguladı.

Elvan, Bursa sanayisinin çok dinamik ve üretken yapıya sahip olduğunu, imalat sektörünün neredeyse her kalemde ihracat yapabildiğini dile getirerek şöyle devam etti:

“Otomotivin ve tekstilin kalbi burada atıyor. Türkiye’nin otomobilinin Gemlik’ten yola çıkacak olması elbette tesadüf değil. Sahip olduğunuz kabiliyetler, güçlü tedarik zincirleri ve firma etkileşimini kolaylaştıran ekosistem, Bursa’nın taşıdığı avantajlardan sadece birkaçı. Çekim merkezi konumunda olan Bursa, bölgesel gelişme açısından da çevre illerin kalkınmasında bir kaldıraç görevi üstleniyor. Dolayısıyla taşıdığınız bu potansiyel, ülkemize de yüksek katma değer, üretim çeşitliliği ve istihdam olarak geri dönüyor. Bu etkileyici performans, sizleri bir rol model olarak da öne çıkartıyor.”

Çok zorlu bir yılı geride bıraktıklarını aktaran Elvan, “Yaşadığımız bu küresel salgın, sosyolojik, ekonomik ve toplumsal pek çok sorunu da beraberinde getirdi. Bakın biz bu dönemde, sorunsuz işleyen bir düzenin aniden durabileceğini, deyim yerindeyse tüm şalterlerin bir anda kapanabileceğini gördük. Küresel ekonomi, belki de son 100 yılın en şiddetli daralmasını yaşadı. Dünya ticareti ve uluslararası sermaye hareketleri derin yaralar aldı. Küresel çapta işsizlik, bütçe açıkları, borçluluk oranları ve enflasyon artış eğilimine girdi. Oluşan bu hasarın giderilmesi maalesef zaman alacak. Türkiye, işte böylesine zorlu bir mücadeleyi, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin sağladığı hızlı koordine olabilme yeteneği sayesinde başarıyla yürüttü. Emekçiler, işverenler ve vatandaşlarımız için tüm imkanlarımızı seferber ettik.” değerlendirmesinde bulundu.

“Gereken tedbirleri gereken zamanda alacağız”

Elvan, salgından etkilenen işletmelere çeşitli hibe destekleri sunduklarını ifade ederek konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Vergi ve sosyal güvenlik prim ödemelerinde ertelemeler getirdik, KDV ve kira stopajlarında indirimler yaptık. Üretimde sürdürebilirliği sağlamak için benzersiz adımlar attık. Kısa çalışma ödeneği, işsizlik ödeneği, nakdi ücret desteği ve normalleşme desteği gibi mekanizmalar, Türk sanayisini bu zorlu dönemde ayakta tuttu. Bahsettiğim bu dört uygulamayla, 9,5 milyon vatandaşımıza 55 milyar liralık bir destek sunduk. Bütçeden ve çeşitli fonlardan sunduğumuz desteklerin tutarı 141 milyar lirayı aştı. Yıl sonuna kadar bu tutarın 191 milyar liraya, yani milli gelirin yüzde 3,4’üne ulaşmasını bekliyoruz. Şunu da çok net ifade edeyim, bundan sonraki süreçte de ihtiyaç duyan her kesimin yanında olmaya devam edecek, gereken tedbirleri gereken zamanda alacağız. Kimsenin bundan en ufak bir kuşkusu olmasın.”

Aşılama konusuna da değinen Elvan, “Günde 1 milyon dozun üzerinde aşı yapılıyor, bakınız bu muazzam bir başarıdır. İnşallah bu durumun olumlu etkisini de önümüzdeki dönemde, hem ekonomide hem de sosyal hayatın normalleşmesinde göreceğiz. Atılan adımların katkısıyla, 2020 yılını büyümeyle kapattık. Ekonomik aktivite 2021’in ilk çeyreğinde canlı bir performans gösterdi.” diye konuştu.

“200 milyar doların üzerine bir ihracat performansı gerçekleştireceğimize inanıyorum”

Bakan Elvan, ilk çeyrekteki yüzde 7’lik büyümenin yüzde 30’unu imalat sanayinin tek başına sırtladığını anlatarak, “Yine bu dönemde, dış talebin ve yatırım harcamalarının da büyümeye önemli bir katkı sağladığını görüyoruz. İhracat tarafı çok güçlü gidiyor, bu sene tarihimizde ilk defa 200 milyar doların üzerine bir ihracat performansı gerçekleştireceğimize inanıyorum.” ifadesini kullandı.

Bursa’nın ihracat rakamlarının da yılın ilk 5 ayında, geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 38’in üzerinde arttığını vurgulayan Elvan, şöyle konuştu:

“Sizlerin de desteği ile yıl sonu hedefimize ulaşacağımızdan hiç kuşkum yok. Makroekonomik politikalarımızda 3 temel önceliğimiz var. Birincisi, ekonomide dengesizlik ve kırılganlık oluşturmayacak, kaliteli ve istikrarlı bir büyümeyi temin etmek. Bizim için önemli olan büyümenin sürdürülebilirliği ve kapsayıcılığıdır. İstihdam oluşturan, gelir dağılımını iyileştiren, verimliliği artıran ve rekabeti teşvik eden politikalarla büyüme patikamızı şekillendirmek istiyoruz. Bu büyümeden de, tüm vatandaşlarımızın en iyi şekilde faydalanmasını arzuluyoruz. İkinci politika önceliğimiz cari açığın kontrol altına alınması, hatta orta vadede cari fazla veren bir ekonomik yapının hakim kılınmasıdır. Cari açıkla mücadelenin hem dönemsel hem de yapısal unsurlarının olduğunun farkındayız. İhracat pazarlarımızın toparlanıyor oluşu, dönemsel açıdan işimizi kolaylaştırıyor. Benzer şekilde, altın ithalatını azaltmak için uyguladığımız tedbirlerin de müspet etkilerini görmeye başladık. Yılın ilk 5 ayında altın ithalatı, geçen seneye göre yüzde 47 azaldı. Yapısal tarafta da bir dizi tedbir hayata geçecek. Örneğin imalat sanayimizin küresel değer zincirlerine entegrasyonunu daha da artırmak için özel programlar uygulayacağız. İhracatı öncelikleyen yatırımlara ağırlık vereceğiz. Yurtdışı lojistik merkezleri açarak ihracatçıların potansiyel pazarlara erişimini hızlandıracağız.”

“Enflasyonla mücadele tüm politikalarımızın merkezinde yer alıyor”

Üçüncü ve en önemli politika önceliğinin ise fiyat istikrarının sağlanması olduğunun altını çizen Elvan, “Enflasyon nitelikli ve sürdürülebilir büyümenin önündeki en temel engeldir. Yüksek enflasyonun olduğu bir ortamda, sanayici de önünü göremez, sağlıklı karar alamaz, uzun vadeli yatırım yapmaya da cesaret edemez. İşte bu yüzden, enflasyonla mücadele tüm politikalarımızın merkezinde yer alıyor. Biz bu sorunu bir bütün olarak ele alıyoruz. Para, maliye, finansal sektör ve yapısal politikalarımız uyum içinde hareket ediyor. Kısa vadeli kazanımlar uğruna, asla enflasyon hedefimizden kopmayacağız. Enflasyonla mücadelede, beklentiler kanalının ne denli kritik bir rol oynadığını biliyoruz. Kararlı duruşumuz ve uygulanan politikalar, enflasyonda yukarı yönlü beklentilerin de kırılmasında rol oynayacak.” diye konuştu.

Elvan, döviz kurundaki istikrarın da önemli olduğuna işaret ederek şunları kaydetti:

“Son dönemde, döviz kuru geçişkenliğinin enflasyon üzerindeki etkisinin daha da arttığını görüyoruz. Kur istikrarının sağlanması ve enflasyonun düşmeye başlamasıyla ülkemizin risk primi de düşecek, sermaye girişi hızlanacak, Türk Lirası varlıklara talep artacak ve oluşan güven ortamı istikrarlı büyümeyi de beraberinde getirecek. Biliyorsunuz geçmişte de yüksek enflasyon sorununu yaşadık ve attığımız adımlar sayesinde enflasyonu gayet başarılı bir biçimde tek hanelere indirdik. Yine benzer bir başarı hikayesi yazacağız, ancak bunun için sizlerin de sabrınıza ve desteğinize ihtiyacımız var.”

“Pandemide Türk sanayisi kendini ispatladı”

Elvan, hükümet olarak sanayicilerin yükünü alacak ve işlerini hızlandıracak düzenlemeleri yapmakta kararlı olduklarını söyledi.

Reform paketinde de yer alan sanayi için finansman, beşeri sermaye, vergilendirme ve yatırım ortamının iyileştirilmesi gibi alanlarda somut politikaları hayata geçireceklerini dile getiren Elvan, “Finansa erişimin sizler için ne denli kritik bir önem taşıdığını biliyoruz. Buradan hareketle bankacılık sektörünün yanı sıra faizsiz finans sistemi ve sermaye piyasalarını daha da derinleştirecek politikalara hız vereceğiz. Katma değer üreten firmaların hayatta kalmasını da çok önemsiyoruz. Bunun için bankacılık sektörümüzde firma rehabilitasyonları için yeniden yapılandırma birimleri kurulmasını teşvik ediyoruz.” diye konuştu.

Elvan, sanayicilerin ara eleman bulma noktasında karşılaştıkları zorlukların farkında olduklarını belirterek şöyle devam etti:

“Bu sorunu çözmek üzere çok önemli bir adım atıyoruz. Hazırlıklarımızı büyük ölçüde tamamladık. Mesleki eğitim merkezlerini gençlerimiz için çok daha cazip kılacağız. Kalfalık döneminde alınan ücretlerde iyileşme sağlayacak, bu merkezlerde eğitim gören öğrencilerin ücretlerini kamu tarafı olarak biz karşılayacağız. Böylece sizlerin üzerindeki yükleri kaldırmayı hedefliyoruz. Ülkemizin potansiyeline ve sizlerin yapabileceklerine çok büyük bir güven duyuyoruz. Türkiye, küresel ekonominin sayılı üretim ve inovasyon merkezlerinden biri olabilir. İnanın bunun önünde hiçbir engel yok. Pandemide Türk sanayisi kendini ispatladı, en zor durumlarda bile müdahale kapasitesiyle gücünü gösterdi.”

“Dijitalleşmeyi teşvik eden ve rekabet gücünü artıracak yatırımlara öncelik vermeli”

Sanayinin daha ileri taşınması adına sanayicilerden 4 temel beklentileri bulunduğunu bildiren Elvan, şunları söyledi:

“Birincisi, yüksek katma değer üreten, dijitalleşmeyi teşvik eden ve rekabet gücünüzü artıracak yatırımlara öncelik vermenizi arzu ediyoruz. Bursa, sahip olduğu avantajlarla yerli, yabancı pek çok yatırımcının hedef noktası da olabilir. Dolayısıyla sizlerin proaktif olmanızda, uluslararası iş birliği imkanlarını zorlamanızda büyük faydalar bulunuyor. İkincisi, borç-öz kaynak dengenizin daha dikkatli ayarlanması hususu. Ben katıldığım tüm toplantılarda bu hususun özellikle altını çiziyorum. Ödeyebileceğiniz kadar borç alın, büyük yüklerin altına lütfen girmeyin. Şirketleriniz sermaye piyasalarına açmak gibi farklı finansman imkanlarını da gündeminize alın. Ham madde ve emtia fiyatlarının dünya genelinde arttığı, gelişmiş ülkelerde enflasyon beklentilerinin yükseldiği bir döneme giriyoruz. Gelişmiş ülkelerin merkez bankalarının para politikalarında değişikliğe gidebileceği bir ortamda, yurt dışı piyasalarda oynaklığın artabileceğini öngörmek gerekiyor. Bu nedenle bilanço yapımızı bu yeni döneme göre ayarlamamız önem arz ediyor.”

“Türkiye, yeşil devrimin öncülerinden biri olabilir”

Elvan, üçüncü beklentilerinin istihdam ve teknoloji dengesinin çok iyi kurulmasına özen gösterilmesi olduğunu belirterek şöyle dedi:

“İş gücümüze yeni iş imkanları oluşturmak kadar mevcut iş gücü kabiliyetlerinin geliştirilmesi de kritik öneme sahip. Bu noktada Bursa, diğer illerimize göre avantajlı bir konumda. İlimizdeki model fabrikanın gerek yalın üretim gerekse dijitalleşme konusunda dönüştürücü bir fonksiyon üstleneceğini düşünüyorum. Sizlerin burada alacağı eğitimler, verimlilik ve rekabet artışı olarak işinize geri dönecek, bundan emin olabilirsiniz. Dördüncü ve son olarak sanayinin yeşil dönüşümü konusunu da odaklı bir şekilde ele almamız şart. Yeşil teknolojiler, küresel çapta yeni ürünler ve piyasalar oluşturmak için ciddi bir büyüme potansiyeli sunuyor. Küresel iklim değişikliği, tarım başta olmak üzere hayatımızın pek çok alanını etkilemeye başladı. Ülkelerin ve uluslararası kuruluşların da bu konudaki hassasiyeti günden güne artıyor. Önümüzdeki dönemde dış kaynaklara ve dış finansmana erişim şartlarından birisi de yeşil dönüşüm olacak. Dolayısıyla, bu konuyu asla ıskalamamamız gerekiyor. Türkiye, yeşil devrimin öncülerinden biri olabilir.”

“TOGG, bu sektörün yarınlarını bugünden şekillendirme iddiasını ortaya koyuyor”

Türkiye’nin Otomobili Projesi’ne değinen Bakan Elvan, otomobillerin artık ulaşım aracı olmanın ötesinde yüksek teknolojili, elektrikli, otonom ve ağa bağlı akıllı bir cihaza dönüştüğünü dile getirdi.

Çevre ve emisyon alanında getirilen yeni düzenlemelerin otomotiv sektöründe reformu zorunlu kıldığını bildiren Bakan Elvan, şunları kaydetti:

“Otomotiv sektöründe hem ana sanayinin hem de tedarik sanayinin hızla uyum sağlamasını gerektirecek bir bakış açısına ihtiyaç var. Bu bakış açısına sahip olup harekete geçenler, otomotiv endüstrisinin yarınlarını da şekillendirecekler. İşte TOGG, bu sektörün yarınlarını bugünden şekillendirme iddiasını ortaya koyuyor. Burada geliştirilecek teknolojiler çevreyi kirletmeyen, elektrikli ve bağlantılı bir mobilite ekosistemini de hayata geçirecek. Daha da önemlisi ülkemiz tedarik sanayisi de bu dönüşüme ayak uyduracak. Bir sonraki adımda da geliştirdiğimiz teknolojileri yurt dışına ihraç edeceğiz. Bir ülke sanayisi için bundan daha ilham verici bir örnek olabilir mi? Bursa’nın bu benzersiz dönüşüme öncülük edecek olması da hakikaten heyecan verici. Bugüne kadar aldığımız kararlarda ve uygulamaya koyduğumuz eylemlerde daima sizlerin talep ve gereksinimlerini göz önünde bulundurduk. Ülkemizi salgın sonrası döneme en iyi şekilde hazırlamak için var gücümüzle çalışıyoruz. Şeffaflığı ve öngörülebilirliği daha da artırıp, sizlerin yatırım kararlarına hız kazandırmak istiyoruz. Önümüzdeki dönemde, ülkemizin üretim üssü Bursa sanayisine çok daha fazla görev düşecek. Bakanlık olarak her türlü fikir ve önerilerinize açığız. Bu ülkenin gelişmesi için çaba sarf eden, katma değer oluşturan ve istihdam sağlayan siz değerli girişimcilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz.”

BTSO Başkanı İbrahim Burkay da Bursa iş dünyasının talep ve beklentilerine ilişkin bir konuşma yaptı.

​​​​​​​Toplantıya, Bursa Valisi Yakup Canbolat, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, milletvekilleri ve çok sayıda iş insanı katıldı.

MOSKOVA (AA) – ABD Çalışma Bakanlığı, mayıs ayına ilişkin TÜFE verisini açıkladı.

Buna göre, Amerikalı tüketicilerin yaşam maliyeti, mayısta bir önceki aya kıyasla yüzde 0,6 arttı. Piyasa beklentilerinin üzerinde gerçekleşen TÜFE verisinin, yüzde 0,5 artması öngörülüyordu. TÜFE, nisanda aylık bazda yüzde 0,8 artmıştı.

Yıllık enflasyon da beklentileri aştı

Ülkede TÜFE, mayısta yıllık bazda da yüzde 5 artarak beklentilerin üzerinde gerçekleşti. Ağustos 2008’den bu yana en yüksek seviyeye ulaşan yıllık enflasyonun, yüzde 4,7 olması bekleniyordu. TÜFE, nisanda yıllık bazda yüzde 4,2 artmıştı.

Mayısta en yüksek aylık fiyat artışı yüzde 7,3 ile ikinci el araçlarda kaydedildi. Gıda fiyatlarına ilişkin endeks aylık yüzde 0,4 artarken, enerji endeksinde değişiklik yaşanmadı.

Çekirdek enflasyon, yıllık bazda yüzde 3,8 artarak beklentileri geride bıraktı. Söz konusu verinin yüzde 3,5 artması bekleniyordu. Çekirdek TÜFE, nisanda yıllık yüzde 3 artmıştı.

Analistler, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) gelecek hafta yapılacak Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısında enflasyonda yaşanan artışa tepki vermesinin beklenmediğini belirtti.