Küresel piyasalarda belirsizlik devam ediyor

İSTANBUL (AA) – Dünya genelinde ekonomik aktiviteye ilişkin olumlu veri akışına karşın gelişmiş ülke merkez bankalarının enflasyonist baskılar karşısında ultra gevşek para politikası duruşunda değişikliğe gidilebileceği endişesiyle küresel pay piyasalarında oynaklığın arttığı görüldü.

ABD’de ADP özel sektör istihdamı 974 bin ile tahminleri geride bırakırken, tarım dışı istihdam beklentilerin altında kalsa da 559 bin ile artış eğilimini sürdürdü. Dünya genelinde Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) verilerinin tarihi yüksek seviyelere çıkması ekonomik toparlanmanın gücünü koruduğuna işaret ederek pay piyasalarını destekledi.

Öte yandan, güçlü iş gücü piyasası ve enflasyonist baskılar Fed’in para politikasına ilişkin belirsizlikleri artırarak, pay piyasalardaki yükselişlerin sınırlı kalmasına neden oldu.

Artan belirsizliklerle piyasalarda risk algısı yükselirken, altın ve ABD’nin 10 yıllık tahvili gibi güvenli liman olarak nitelendirilen varlıklara talebin arttığı gözlemlendi.

ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi bu gelişmelerle haftanın son işlem gününde yaklaşık 7 baz puan azalarak yüzde 1,56’ya gerilerken, altının ons fiyatı hafta içinde 1.856 doları görmesinin ardından bu seviyeden gelen tepki alımlarıyla kayıplarını kısmen telafi etti ve haftayı yüzde 0,65 azalışla 1.891 dolardan tamamladı.

Analistler, gelecek hafta ABD ve Çin’de açıklanacak enflasyon verilerinin yatırımcıların odağında olacağını kaydederek, bu verilerde öngörülerin aşılması halinde enflasyonist endişelerin ve buna bağlı olarak risk algısının artabileceğini bildirdi.

Dolar endeksi bu gelişmelerle dalgalı bir seyir izlese de yükseliş eğilimini üst üste ikinci haftaya taşıyarak yüzde 0,1 artışla 90,1 seviyesine çıktı.

Küresel bazda enflasyon endişelerinin ortaya çıkmasında önemli rol oynayan emtia fiyatları da haftayı karışık bir seyirle tamamladı. Bakırın libresi haftayı yüzde 2,3 değer kaybıyla 4,5 dolardan tamamladı.

Brent petrolün varil fiyatı Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’nün (OPEC) petrol üretimini kademeli olarak artırma yönündeki tutumlarını değiştirmemesine karşın ekonomilerdeki toparlanmaya ilişkin iyimserlikle artış eğiliminde hareket ederek yükseliş eğilimini üst üste ikinci haftaya taşıdı. Haftayı yüzde 3,9 artışla 71,6 dolardan tamamlayan Brent petrolün varil fiyatı, hafta içinde Mayıs 2019’dan bu yana en yüksek seviye olan 72 doları gördü.

Bu hafta kripto para piyasalarında nispeten sakin bir seyir gözlemlendi. Bitcoin hafta içinde 39 bin 450 dolara kadar yükselse de Tesla Üst Yöneticisi Elon Musk’un sosyal medya platformu Twitter üzerinden Bitcoin’e ilişkin olumsuz paylaşımı sonrası gerileyerek 36 bin dolar seviyesine indi.

New York borsası sınırlı da olsa yükseldi

Bu hafta ABD gündeminin odağında istihdam verileri dışında Fed’in para politikasına ilişkin olası ipuçları içerebileceği gerekçesiyle Bej Kitap raporu bulunurken, raporda, ABD ekonomisinin mayısta ılımlı bir hızla genişlediği belirtilerek, artan fiyat baskılarının ise özellikle girdi maliyetleri tarafında güçlü bir şekilde hissedildiği kaydedildi.

Analistler, güçlü istihdam verileri ve Bej Kitap raporunda da değinilen enflasyonist baskılar sebebiyle Fed’in parasal genişlemede yolun sonuna geldiği ve varlık alımlarının azaltılmasının tahminlerden önce başlayabileceğine ilişkin tartışmaların artık daha yüksek sesle dile getirildiğini aktardı.

Bununla birlikte, Fed’in yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sonrası piyasadaki likidite sıkışıklığını hafifletmek amacıyla satın aldığı özel sektör tahvillerini satmaya başlayacağını ve yıl sonun kadar bu satışları tamamlayacağını duyurduğuna dikkati çeken analistler, söz konusu adımın 13,7 milyar dolarla sınırlı olsa da özel sektör tahvil faizlerinde yukarı yönlü hareketi tetikleyebileceğini bildirdi.

ABD Başkanı Joe Biden’ın asgari kurumlar vergisi oranını yüzde 15 olarak uygulama teklifi ve yüzde 28 kurumlar vergisi çabalarından vazgeçilmeyeceğine ilişkin haberlerin yanı sıra ABD’nin, Çinli, çoğu savunma sektöründe faaliyet gösteren 58 şirkete yatırım yasağını uygulamaya başlaması da risk algısını artıran diğer etkenler oldu.

Analistler, söz konusu gelişmelere karşın ekonomik toparlanmada güçlü bir seyre işaret eden makro ekonomik verilerle ABD pay piyasalarında yükseliş eğiliminin korunduğunu kaydederek, imalat sanayi ve hizmet sektörü PMI verilerinin sırasıyla 62,1 ve 70,4 ile tarihi zirvesine yükseldiğini, ISM imalat dışı endeksinin de yükseliş eğilimini sürdürerek 64’e ulaştığını hatırlattı.

Söz konusu gelişmelerle sınırlı da olsa alıcılı bir seyir izleyen New York borsasında, haftalık bazda Nasdaq endeksi yüzde 0,48, S&P 500 endeksi yüzde 0,61 ve Dow Jones endeksi de yüzde 0,66 değer kazandı.

7 Haziran ile başlayan haftanın veri takviminde, salı dış ticaret dengesi, çarşamba toptan stoklar, perşembe TÜFE ve hazine bütçe dengesi ve cuma Michigan Üniversitesi Tüketici Güven Endeksi verileri takip edilecek.

Avrupa’da endeksler rekor kırmaya devam etti

Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) Pandemi Acil Varlık Alım Programı’nı (PEPP) 10 Temmuz’daki toplantıda azaltmayabileceğine ilişkin tahminlerin piyasalarda gittikçe ağırlık kazanması, Kovid-19 aşılamalarının olumlu sonuçları ve tarihi yüksek seviyelere yükselen hizmet sektörü PMI verileriyle Avrupa borsaları alış ağırlıklı bir seyir izlerken, gelecek hafta gözler ECB’nin faiz kararı ve ECB Başkanı Christine Lagarde’ın yapacağı açıklamalara çevrildi.

Analistler, Avrupa’da gerilemeye başlayan enflasyon beklentilerinin ECB’nin ultra gevşek para politikasını ve varlık alım programını bir süre daha devam ettireceğine ilişkin iyimserliği artırdığını söyledi.

Enflasyona ilişkin endişelerin azalmasıyla Fransa, İtalya ve İspanya 10 yıllık tahvil faizleri düşüş eğilimlerini üst üste üçüncü haftaya taşırken, Almanya’nın 10 yıllık tahvil faizleri yüzde eksi 0,21’e geriledi.

Avrupa’da Kovid-19 salgınıyla mücadelede önemli yol kat edildiğini aktaran analistler, hafta içinde İngiltere’de salgının başlangıcından bu yana ilk kez Kovid-19 kaynaklı bir ölüm yaşanmamasının risk iştahını güçlendirdiğini kaydetti.

Avro Bölgesi’nde 55,2’ye yükselen hizmet sektörü PMI tüm zamanların en yüksek seviyesine işaret ederken, 62,9 olarak gerçekleşen İngiltere hizmet sektörü PMI son 24 senenin en yükseğine çıktı.

Avro/dolar paritesi bu gelişmelerle haftayı yüzde 0,2 azalışla 1,2168’den tamamladı.

Almanya ve Fransa borsalarında rekorların kırıldığı haftada, İtalya’da Ekim 2008’den bu yana en yüksek seviye görüldü.

Haftalık bazda Almanya’da DAX endeksi yüzde 1,11 ve Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,49 artışla haftalık kapanış rekoru kırarken, İtalya’da MIB 30 endeksi 1,60 ve İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,66 yükseldi.

Gelecek hafta; pazartesi Almanya’da fabrika siparişleri, salı Avro Bölgesi’nde Gayrisafi Yurt içi Hasıla (GSYH), Almanya’da sanayi üretimi ve ZEW Beklenti Endeksi, çarşamba Almanya’da dış ticaret dengesi, perşembe ECB’nin faiz kararı ile devamında ECB Başkanı Lagarde’ın açıklamaları ve İngiltere’de sanayi üretimi verileri takip edilecek.

Asya piyasaları satıcılı seyretti, Güney Kore pozitif ayrıştı

Asya borsalarında bu hafta karışık sinyaller veren makro ekonomik veriler ve özellikle Çin’de artan enflasyon endişeleriyle satıcılı bir seyir izlenirken, haftaya Çin’de açıklanacak TÜFE verileri yatırımcıların odağında bulunuyor.

Analistler, ABD ile Çin arasındaki anlaşmazlıkların büyüyebileceği ihtimali ve 51 seviyesine gerileyen imalat sanayi PMI verisinin risk algısını artırdığını belirtti. ABD hafta içinde Çinli, çoğu savunma sektöründe faaliyet gösteren 58 şirkete yatırım yasağını uygulamaya başlamıştı.

Bununla birlikte, bu hafta Avustralya ve Hindistan Merkez Bankası beklentiler doğrultusunda politika faizinde değişikliğe gitmezken, Hindistan Merkez Bankası Kovid-19’un ekonomik etkileriyle mücadele etmek için tahvil alım programı başlatacağını duyurdu.

Bu hafta Japonya’da açıklanan sanayi üretimi aylık bazda yüzde 2,5 artsa da tahminlerin altında kalırken, imalat sanayi PMI 53’e yükseldi.

Bu gelişmelerle, bu hafta Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 0,71, Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,25 değer kaybederken, Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 1,6 değer kazandı.

7 Haziran ile başlayan haftanın veri takviminde, pazartesi günü Çin’de dış ticarete dengesi, salı Japonya’da ödemeler dengesi ve GSYH, çarşamba Çin’de TÜFE ve ÜFE ile perşembe Japonya’da ÜFE verileri takip edilecek.

Yurt içi piyasalar pozitif seyretti

Yurt içi piyasaların odağında bu hafta TÜFE ve büyüme verileri bulunurken, dolar kurunun dalgalı seyrettiği haftada BIST 100 endeksi, söz konusu verilerin beklentilerden iyi gelmesi ve dünya genelindeki ekonomik aktivitede görülen toparlanmanın etkisiyle haftayı yükselişle tamamladı.

Türkiye, 2021’in ilk çeyreğinde yüzde 7 büyüyerek AA Finans’ın beklenti anketine katılan ekonomistlerin yüzde 6,4’lük tahminlerini geride bırakırken, enflasyon da yıllık bazda 7 ayın ardından ilk kez gerileyerek yüzde 16,59’a indi.

Öte yandan, hafta içinde Türk lirası mevduatları için stopaj desteği uygulamasında süre 31 Temmuz 2021’e uzatılırken, söz konusu kararın banka hisselerine olumlu yansıdığı görüldü.

Bu gelişmelerle BIST 100 endeksi alıcılı bir seyir izleyerek haftayı yüzde 0,76 artışla 1.432,93 puandan tamamladı. Analistler, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 1.470 puanın önemli direnç, 1.390 ve 1.360 seviyelerinin destek konumunda olduğunu söyledi.

Türk lirası ise ABD’de açıklanan istihdam verileriyle birlikte gelişmekte olan ülke para birimlerindeki satış baskısına paralel değer kaybetti. Dolar/TL 8,7738 ile zirvesini görmesinin ardından bir önceki hafta kapanışına göre yüzde 1,2 değer kazanarak 8,6626 seviyesinden kapanış yaptı.

Analistler, dün akşam Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı 135 milyar metreküplük yeni doğalgaz rezervinin gelecek hafta pay piyasalarına olumlu yansıyabileceğini söyledi.

7 Haziran haftasında yurt içinde pazartesi Hazine nakit dengesi, perşembe işsizlik ve cuma günü sanayi üretimi ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın yayınlayacağı beklenti anketindeki veriler takip edilecek.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

BURSA (AA) – Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Büyük Salonu’nda düzenlenen “Bursa İş Dünyası ile Buluşma” programında, salgının etkilerinin nispeten azalmasıyla, artık sahaya daha sık inmek, yerelin sesini yerinde duymak istediklerini söyledi.

Bu yüzden Anadolu turuna da Bursa’dan başladıklarını belirten Elvan, tarımıyla, üretim ve turizmiyle güçlü bir ekonomik altyapısı olan kadim kentin, Türkiye ekonomisinin can damarlarından biri olduğunu vurguladı.

Elvan, Bursa sanayisinin çok dinamik ve üretken yapıya sahip olduğunu, imalat sektörünün neredeyse her kalemde ihracat yapabildiğini dile getirerek şöyle devam etti:

“Otomotivin ve tekstilin kalbi burada atıyor. Türkiye’nin otomobilinin Gemlik’ten yola çıkacak olması elbette tesadüf değil. Sahip olduğunuz kabiliyetler, güçlü tedarik zincirleri ve firma etkileşimini kolaylaştıran ekosistem, Bursa’nın taşıdığı avantajlardan sadece birkaçı. Çekim merkezi konumunda olan Bursa, bölgesel gelişme açısından da çevre illerin kalkınmasında bir kaldıraç görevi üstleniyor. Dolayısıyla taşıdığınız bu potansiyel, ülkemize de yüksek katma değer, üretim çeşitliliği ve istihdam olarak geri dönüyor. Bu etkileyici performans, sizleri bir rol model olarak da öne çıkartıyor.”

Çok zorlu bir yılı geride bıraktıklarını aktaran Elvan, “Yaşadığımız bu küresel salgın, sosyolojik, ekonomik ve toplumsal pek çok sorunu da beraberinde getirdi. Bakın biz bu dönemde, sorunsuz işleyen bir düzenin aniden durabileceğini, deyim yerindeyse tüm şalterlerin bir anda kapanabileceğini gördük. Küresel ekonomi, belki de son 100 yılın en şiddetli daralmasını yaşadı. Dünya ticareti ve uluslararası sermaye hareketleri derin yaralar aldı. Küresel çapta işsizlik, bütçe açıkları, borçluluk oranları ve enflasyon artış eğilimine girdi. Oluşan bu hasarın giderilmesi maalesef zaman alacak. Türkiye, işte böylesine zorlu bir mücadeleyi, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin sağladığı hızlı koordine olabilme yeteneği sayesinde başarıyla yürüttü. Emekçiler, işverenler ve vatandaşlarımız için tüm imkanlarımızı seferber ettik.” değerlendirmesinde bulundu.

“Gereken tedbirleri gereken zamanda alacağız”

Elvan, salgından etkilenen işletmelere çeşitli hibe destekleri sunduklarını ifade ederek konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Vergi ve sosyal güvenlik prim ödemelerinde ertelemeler getirdik, KDV ve kira stopajlarında indirimler yaptık. Üretimde sürdürebilirliği sağlamak için benzersiz adımlar attık. Kısa çalışma ödeneği, işsizlik ödeneği, nakdi ücret desteği ve normalleşme desteği gibi mekanizmalar, Türk sanayisini bu zorlu dönemde ayakta tuttu. Bahsettiğim bu dört uygulamayla, 9,5 milyon vatandaşımıza 55 milyar liralık bir destek sunduk. Bütçeden ve çeşitli fonlardan sunduğumuz desteklerin tutarı 141 milyar lirayı aştı. Yıl sonuna kadar bu tutarın 191 milyar liraya, yani milli gelirin yüzde 3,4’üne ulaşmasını bekliyoruz. Şunu da çok net ifade edeyim, bundan sonraki süreçte de ihtiyaç duyan her kesimin yanında olmaya devam edecek, gereken tedbirleri gereken zamanda alacağız. Kimsenin bundan en ufak bir kuşkusu olmasın.”

Aşılama konusuna da değinen Elvan, “Günde 1 milyon dozun üzerinde aşı yapılıyor, bakınız bu muazzam bir başarıdır. İnşallah bu durumun olumlu etkisini de önümüzdeki dönemde, hem ekonomide hem de sosyal hayatın normalleşmesinde göreceğiz. Atılan adımların katkısıyla, 2020 yılını büyümeyle kapattık. Ekonomik aktivite 2021’in ilk çeyreğinde canlı bir performans gösterdi.” diye konuştu.

“200 milyar doların üzerine bir ihracat performansı gerçekleştireceğimize inanıyorum”

Bakan Elvan, ilk çeyrekteki yüzde 7’lik büyümenin yüzde 30’unu imalat sanayinin tek başına sırtladığını anlatarak, “Yine bu dönemde, dış talebin ve yatırım harcamalarının da büyümeye önemli bir katkı sağladığını görüyoruz. İhracat tarafı çok güçlü gidiyor, bu sene tarihimizde ilk defa 200 milyar doların üzerine bir ihracat performansı gerçekleştireceğimize inanıyorum.” ifadesini kullandı.

Bursa’nın ihracat rakamlarının da yılın ilk 5 ayında, geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 38’in üzerinde arttığını vurgulayan Elvan, şöyle konuştu:

“Sizlerin de desteği ile yıl sonu hedefimize ulaşacağımızdan hiç kuşkum yok. Makroekonomik politikalarımızda 3 temel önceliğimiz var. Birincisi, ekonomide dengesizlik ve kırılganlık oluşturmayacak, kaliteli ve istikrarlı bir büyümeyi temin etmek. Bizim için önemli olan büyümenin sürdürülebilirliği ve kapsayıcılığıdır. İstihdam oluşturan, gelir dağılımını iyileştiren, verimliliği artıran ve rekabeti teşvik eden politikalarla büyüme patikamızı şekillendirmek istiyoruz. Bu büyümeden de, tüm vatandaşlarımızın en iyi şekilde faydalanmasını arzuluyoruz. İkinci politika önceliğimiz cari açığın kontrol altına alınması, hatta orta vadede cari fazla veren bir ekonomik yapının hakim kılınmasıdır. Cari açıkla mücadelenin hem dönemsel hem de yapısal unsurlarının olduğunun farkındayız. İhracat pazarlarımızın toparlanıyor oluşu, dönemsel açıdan işimizi kolaylaştırıyor. Benzer şekilde, altın ithalatını azaltmak için uyguladığımız tedbirlerin de müspet etkilerini görmeye başladık. Yılın ilk 5 ayında altın ithalatı, geçen seneye göre yüzde 47 azaldı. Yapısal tarafta da bir dizi tedbir hayata geçecek. Örneğin imalat sanayimizin küresel değer zincirlerine entegrasyonunu daha da artırmak için özel programlar uygulayacağız. İhracatı öncelikleyen yatırımlara ağırlık vereceğiz. Yurtdışı lojistik merkezleri açarak ihracatçıların potansiyel pazarlara erişimini hızlandıracağız.”

“Enflasyonla mücadele tüm politikalarımızın merkezinde yer alıyor”

Üçüncü ve en önemli politika önceliğinin ise fiyat istikrarının sağlanması olduğunun altını çizen Elvan, “Enflasyon nitelikli ve sürdürülebilir büyümenin önündeki en temel engeldir. Yüksek enflasyonun olduğu bir ortamda, sanayici de önünü göremez, sağlıklı karar alamaz, uzun vadeli yatırım yapmaya da cesaret edemez. İşte bu yüzden, enflasyonla mücadele tüm politikalarımızın merkezinde yer alıyor. Biz bu sorunu bir bütün olarak ele alıyoruz. Para, maliye, finansal sektör ve yapısal politikalarımız uyum içinde hareket ediyor. Kısa vadeli kazanımlar uğruna, asla enflasyon hedefimizden kopmayacağız. Enflasyonla mücadelede, beklentiler kanalının ne denli kritik bir rol oynadığını biliyoruz. Kararlı duruşumuz ve uygulanan politikalar, enflasyonda yukarı yönlü beklentilerin de kırılmasında rol oynayacak.” diye konuştu.

Elvan, döviz kurundaki istikrarın da önemli olduğuna işaret ederek şunları kaydetti:

“Son dönemde, döviz kuru geçişkenliğinin enflasyon üzerindeki etkisinin daha da arttığını görüyoruz. Kur istikrarının sağlanması ve enflasyonun düşmeye başlamasıyla ülkemizin risk primi de düşecek, sermaye girişi hızlanacak, Türk Lirası varlıklara talep artacak ve oluşan güven ortamı istikrarlı büyümeyi de beraberinde getirecek. Biliyorsunuz geçmişte de yüksek enflasyon sorununu yaşadık ve attığımız adımlar sayesinde enflasyonu gayet başarılı bir biçimde tek hanelere indirdik. Yine benzer bir başarı hikayesi yazacağız, ancak bunun için sizlerin de sabrınıza ve desteğinize ihtiyacımız var.”

“Pandemide Türk sanayisi kendini ispatladı”

Elvan, hükümet olarak sanayicilerin yükünü alacak ve işlerini hızlandıracak düzenlemeleri yapmakta kararlı olduklarını söyledi.

Reform paketinde de yer alan sanayi için finansman, beşeri sermaye, vergilendirme ve yatırım ortamının iyileştirilmesi gibi alanlarda somut politikaları hayata geçireceklerini dile getiren Elvan, “Finansa erişimin sizler için ne denli kritik bir önem taşıdığını biliyoruz. Buradan hareketle bankacılık sektörünün yanı sıra faizsiz finans sistemi ve sermaye piyasalarını daha da derinleştirecek politikalara hız vereceğiz. Katma değer üreten firmaların hayatta kalmasını da çok önemsiyoruz. Bunun için bankacılık sektörümüzde firma rehabilitasyonları için yeniden yapılandırma birimleri kurulmasını teşvik ediyoruz.” diye konuştu.

Elvan, sanayicilerin ara eleman bulma noktasında karşılaştıkları zorlukların farkında olduklarını belirterek şöyle devam etti:

“Bu sorunu çözmek üzere çok önemli bir adım atıyoruz. Hazırlıklarımızı büyük ölçüde tamamladık. Mesleki eğitim merkezlerini gençlerimiz için çok daha cazip kılacağız. Kalfalık döneminde alınan ücretlerde iyileşme sağlayacak, bu merkezlerde eğitim gören öğrencilerin ücretlerini kamu tarafı olarak biz karşılayacağız. Böylece sizlerin üzerindeki yükleri kaldırmayı hedefliyoruz. Ülkemizin potansiyeline ve sizlerin yapabileceklerine çok büyük bir güven duyuyoruz. Türkiye, küresel ekonominin sayılı üretim ve inovasyon merkezlerinden biri olabilir. İnanın bunun önünde hiçbir engel yok. Pandemide Türk sanayisi kendini ispatladı, en zor durumlarda bile müdahale kapasitesiyle gücünü gösterdi.”

“Dijitalleşmeyi teşvik eden ve rekabet gücünü artıracak yatırımlara öncelik vermeli”

Sanayinin daha ileri taşınması adına sanayicilerden 4 temel beklentileri bulunduğunu bildiren Elvan, şunları söyledi:

“Birincisi, yüksek katma değer üreten, dijitalleşmeyi teşvik eden ve rekabet gücünüzü artıracak yatırımlara öncelik vermenizi arzu ediyoruz. Bursa, sahip olduğu avantajlarla yerli, yabancı pek çok yatırımcının hedef noktası da olabilir. Dolayısıyla sizlerin proaktif olmanızda, uluslararası iş birliği imkanlarını zorlamanızda büyük faydalar bulunuyor. İkincisi, borç-öz kaynak dengenizin daha dikkatli ayarlanması hususu. Ben katıldığım tüm toplantılarda bu hususun özellikle altını çiziyorum. Ödeyebileceğiniz kadar borç alın, büyük yüklerin altına lütfen girmeyin. Şirketleriniz sermaye piyasalarına açmak gibi farklı finansman imkanlarını da gündeminize alın. Ham madde ve emtia fiyatlarının dünya genelinde arttığı, gelişmiş ülkelerde enflasyon beklentilerinin yükseldiği bir döneme giriyoruz. Gelişmiş ülkelerin merkez bankalarının para politikalarında değişikliğe gidebileceği bir ortamda, yurt dışı piyasalarda oynaklığın artabileceğini öngörmek gerekiyor. Bu nedenle bilanço yapımızı bu yeni döneme göre ayarlamamız önem arz ediyor.”

“Türkiye, yeşil devrimin öncülerinden biri olabilir”

Elvan, üçüncü beklentilerinin istihdam ve teknoloji dengesinin çok iyi kurulmasına özen gösterilmesi olduğunu belirterek şöyle dedi:

“İş gücümüze yeni iş imkanları oluşturmak kadar mevcut iş gücü kabiliyetlerinin geliştirilmesi de kritik öneme sahip. Bu noktada Bursa, diğer illerimize göre avantajlı bir konumda. İlimizdeki model fabrikanın gerek yalın üretim gerekse dijitalleşme konusunda dönüştürücü bir fonksiyon üstleneceğini düşünüyorum. Sizlerin burada alacağı eğitimler, verimlilik ve rekabet artışı olarak işinize geri dönecek, bundan emin olabilirsiniz. Dördüncü ve son olarak sanayinin yeşil dönüşümü konusunu da odaklı bir şekilde ele almamız şart. Yeşil teknolojiler, küresel çapta yeni ürünler ve piyasalar oluşturmak için ciddi bir büyüme potansiyeli sunuyor. Küresel iklim değişikliği, tarım başta olmak üzere hayatımızın pek çok alanını etkilemeye başladı. Ülkelerin ve uluslararası kuruluşların da bu konudaki hassasiyeti günden güne artıyor. Önümüzdeki dönemde dış kaynaklara ve dış finansmana erişim şartlarından birisi de yeşil dönüşüm olacak. Dolayısıyla, bu konuyu asla ıskalamamamız gerekiyor. Türkiye, yeşil devrimin öncülerinden biri olabilir.”

“TOGG, bu sektörün yarınlarını bugünden şekillendirme iddiasını ortaya koyuyor”

Türkiye’nin Otomobili Projesi’ne değinen Bakan Elvan, otomobillerin artık ulaşım aracı olmanın ötesinde yüksek teknolojili, elektrikli, otonom ve ağa bağlı akıllı bir cihaza dönüştüğünü dile getirdi.

Çevre ve emisyon alanında getirilen yeni düzenlemelerin otomotiv sektöründe reformu zorunlu kıldığını bildiren Bakan Elvan, şunları kaydetti:

“Otomotiv sektöründe hem ana sanayinin hem de tedarik sanayinin hızla uyum sağlamasını gerektirecek bir bakış açısına ihtiyaç var. Bu bakış açısına sahip olup harekete geçenler, otomotiv endüstrisinin yarınlarını da şekillendirecekler. İşte TOGG, bu sektörün yarınlarını bugünden şekillendirme iddiasını ortaya koyuyor. Burada geliştirilecek teknolojiler çevreyi kirletmeyen, elektrikli ve bağlantılı bir mobilite ekosistemini de hayata geçirecek. Daha da önemlisi ülkemiz tedarik sanayisi de bu dönüşüme ayak uyduracak. Bir sonraki adımda da geliştirdiğimiz teknolojileri yurt dışına ihraç edeceğiz. Bir ülke sanayisi için bundan daha ilham verici bir örnek olabilir mi? Bursa’nın bu benzersiz dönüşüme öncülük edecek olması da hakikaten heyecan verici. Bugüne kadar aldığımız kararlarda ve uygulamaya koyduğumuz eylemlerde daima sizlerin talep ve gereksinimlerini göz önünde bulundurduk. Ülkemizi salgın sonrası döneme en iyi şekilde hazırlamak için var gücümüzle çalışıyoruz. Şeffaflığı ve öngörülebilirliği daha da artırıp, sizlerin yatırım kararlarına hız kazandırmak istiyoruz. Önümüzdeki dönemde, ülkemizin üretim üssü Bursa sanayisine çok daha fazla görev düşecek. Bakanlık olarak her türlü fikir ve önerilerinize açığız. Bu ülkenin gelişmesi için çaba sarf eden, katma değer oluşturan ve istihdam sağlayan siz değerli girişimcilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz.”

BTSO Başkanı İbrahim Burkay da Bursa iş dünyasının talep ve beklentilerine ilişkin bir konuşma yaptı.

​​​​​​​Toplantıya, Bursa Valisi Yakup Canbolat, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, milletvekilleri ve çok sayıda iş insanı katıldı.

MOSKOVA (AA) – ABD Çalışma Bakanlığı, mayıs ayına ilişkin TÜFE verisini açıkladı.

Buna göre, Amerikalı tüketicilerin yaşam maliyeti, mayısta bir önceki aya kıyasla yüzde 0,6 arttı. Piyasa beklentilerinin üzerinde gerçekleşen TÜFE verisinin, yüzde 0,5 artması öngörülüyordu. TÜFE, nisanda aylık bazda yüzde 0,8 artmıştı.

Yıllık enflasyon da beklentileri aştı

Ülkede TÜFE, mayısta yıllık bazda da yüzde 5 artarak beklentilerin üzerinde gerçekleşti. Ağustos 2008’den bu yana en yüksek seviyeye ulaşan yıllık enflasyonun, yüzde 4,7 olması bekleniyordu. TÜFE, nisanda yıllık bazda yüzde 4,2 artmıştı.

Mayısta en yüksek aylık fiyat artışı yüzde 7,3 ile ikinci el araçlarda kaydedildi. Gıda fiyatlarına ilişkin endeks aylık yüzde 0,4 artarken, enerji endeksinde değişiklik yaşanmadı.

Çekirdek enflasyon, yıllık bazda yüzde 3,8 artarak beklentileri geride bıraktı. Söz konusu verinin yüzde 3,5 artması bekleniyordu. Çekirdek TÜFE, nisanda yıllık yüzde 3 artmıştı.

Analistler, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) gelecek hafta yapılacak Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısında enflasyonda yaşanan artışa tepki vermesinin beklenmediğini belirtti.