Küresel piyasalarda yön arayışı devam ediyor

İSTANBUL (AA) – Küresel piyasalarda, ABD Merkez Bankası (Fed) yetkililerinin enflasyona dair çelişkili açıklamaları ve beklentilerin üzerinde gelen verilerle dalgalı bir seyir izlenirken, bugün yurt içinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) toplantı özeti, yurt dışında ise İngiltere Merkez Bankası faiz kararı ve ABD’de büyüme başta olmak üzere yoğun veri gündemi takip edilecek.

Geçen haftaki Fed toplantısının ardından sert düşen piyasalarda yön arayışının devam ettiği, yeniden pozisyonlanma için belirsizliklerin sürmesinin fiyatlamaların enflasyon endişeleri ile ekonomik toparlanmaya ilişkin iyimserlik arasında gidip gelmesine ve volatilitenin artmasına neden olduğu görülüyor.

Fed Başkanı Jerome Powell’ın Temsilciler Meclisi’nde yaptığı açıklamalarla yatışan enflasyon endişeleri dün yetkililerden gelen açıklamalar sonrası yeniden ön plana çıkarken, dünya genelinde açıklanan Satınalma Yöneticileri Endekslerinin (PMI) genel olarak beklentilerin üzerinde gelmesi de piyasalarda karışık seyri beraberinde getirdi.

Fed Atlanta Başkanı Raphael Bostic, ABD’de yüksek enflasyon döneminin beklenenden daha uzun olabileceğini ve 2-3 ay yerine 6-9 ay sürebileceğini belirterek, “Tahminen bu yıl büyümenin yüzde 7’nin üzerine çıkması ve enflasyonun yüzde 2’lik hedefin oldukça üzerinde bulunması nedeniyle faiz oranlarının 2022’nin sonlarında yükselmesi gerektiğini düşünüyorum.” dedi.

Fed Yönetim Kurulu Üyesi Michelle Bowman da yukarı yönlü fiyat baskısının tedarik sıkıntılarının çözülmesiyle birlikte azalacağını, ancak bunun biraz zaman alabileceğini aktararak, durumu yakından takip edeceğini ve gerekirse öngörülerini değiştirebileceğini söyledi.

Öte yandan dün Senato’da bütçe teklifi üzerine bir konuşma yapan ABD Hazine Bakanı Janet Yellen, enflasyonun yıl sonuna kadar mevcut yüksek seviyelerinden daha düşük seviyelerde olması gerektiğini, enflasyon beklentilerinin çıpalanmadığına dair çok az kanıt gördüğünü kaydetti.

Makroekonomi tarafında ise dün ABD’de imalat sanayi PMI, haziranda 62,6 ile beklentilerin üzerinde gelerek tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Hizmet sektörü PMI da 64,8’e gerilese de kritik eşiğin üzerinde kalarak gücünü korudu.

Bu gelişmelerle dün New York borsasında karışık bir seyir izlendi. Dow Jones endeksi yüzde 0,21 ve S&P 500 endeksi yüzde 0,11 gerilerken, Nasdaq endeksi yüzde 0,13 artışla rekor kapanış gerçekleştirdi. Nasdaq’daki rekorda, elektrikli otomobil üreticisi Tesla’nın, Çin’de güneş enerjisi depolama özelliğine sahip ilk şarj istasyonunu açtığını duyurmasının ardından hisselerinin yüzde 5,27 artması etkili oldu. Dolar endeksi iki günlük düşüşün ardından dün 91,5 seviyelerinden 91,8’e yükselirken, bugün yatay hareket ediyor. ABD’nin 10 yıllık tahvil faizleri ise dün yüzde 1,50 seviyesini test etmesinin ardından bugün yüzde 1,49 seviyesinde bulunuyor.

Avrupa tarafında da dün Avro Bölgesi’nde açıklanan imalat ve hizmet sektörü PMI verileri beklentilerin üzerinde gelerek ekonomik toparlanmanın devamına işaret etti. Açıklanan verilerin enflasyonist kaygıları beslemesi ile pay piyasalarında ise negatif bir seyir izlendi ve İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,22, Almanya’da DAX endeksi yüzde 1,15 ve Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,91 geriledi. Avro/dolar paritesi iki günlük yükselişin ardından dün düşüşe geçerek günü 1,19 seviyelerinden kapatırken, bugün yatay hareket ediyor.

Asya borsalarında da yeni günün karışık bir seyirle başlaması dikkati çekiyor. Kapanışa yakın Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,2 düşüşle, Hindistan’da Sensex endeksi yüzde 0,4 artışla seyrederken, Japonya’da Nikkei 225 endeksi yatay hareket ediyor.

Yurt içinde de dün güne yükselişle başlayan Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, gelen satışlarla düşüşe geçti ve günü de yüzde 0,53 azalışla 1.402,35 puandan tamamladı. Dolar/TL paritesi dün 8,5955 ile bir haftanın en düşük seviyesini görmesinin ardından günü 8,64 seviyelerinden tamamlarken, bugün bankalararası piyasanın açılışında 8,67 seviyelerinde bulunuyor.

Analistler, Fed yetkililerinin enflasyona dair açıklamalarının çelişkili mesajlar içerdiğini, diğer taraftan büyümeyi destekleyen verilerin de enflasyonist baskıları beslediğini belirterek, belirsizliklerin devam etmesiyle pay piyasalarında yön arayışının sürdüğünü söyledi.

Bugün yurt içinde reel kesim güven endeksi, kapasite kullanım oranı ve PPK toplantı özetinin, yurt dışında ise İngiltere Merkez Bankası faiz kararı, ABD’de büyüme başta olmak üzere yoğun veri gündeminin takip edileceğini bildiren analistler, yarın başlayacak Avrupa Birliği (AB) Liderler Zirvesi ile Fed üyelerinin açıklamalarının da piyasaların odak noktasında bulunacağını ifade etti.

Analistler, teknik açıdan BIST 100 endeksi için 1.400 puanın altındaki kapanışlarda 1.370 puanın destek, 1.420 puanın ise direnç olarak izleneceğini kaydetti.

Piyasalarda bugün takip edilecek veriler şöyle:

10.00 Türkiye, haziran ayı kapasite kullanım oranı ve Reel Kesim Güven Endeksi

10.00 Türkiye, haziran ayı Sektörel Güven Endeksleri

11.00 Almanya, haziran ayı İFO İş Dünyası Güven Endeksi

14.00 Türkiye, PPK toplantı özeti

14.00 İngiltere Merkez Bankası faiz kararı

14.30 Türkiye, haftalık para ve banka istatistikleri

15.30 ABD, 1. çeyrek büyüme ve kişisel tüketim harcamaları

15.30 ABD, mayıs ayı dayanıklı tüketim mal siparişleri

15.30 ABD, haftalık işsizlik başvuruları

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Küresel pay piyasaları para politikasının geleceğine ilişkin ipuçları için hafta içinde açıklanan Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantı tutanaklarına odaklanırken, toplantı tutanakları varlık alımlarının azaltılması konusundaki belirsizliklerin uzun bir süre daha gündemi meşgul edeceğini ortaya koydu.

Tutanaklarda, Fed yetkililerinin varlık alımlarının henüz istenilen gelişmeyi sağlamadığı vurgulansa da varlık alımlarını azaltmayı konuşmaya başladıkları görüldü.

Buna göre, Fed yetkilileri gelecek toplantılarda ekonomik durumu göz önünde bulundurarak varlık alımlarının azaltılmasına ilişkin yol haritası üzerinde tartışmayı kabul etti.

Bazı üyeler ise konut piyasasındaki değerlemeleri göz önüne alarak İpoteğe Dayalı Menkul Kıymet (MBS) alımlarının azaltılmasının tahvil alımlarından önce yapılmasının yararlı olacağını ifade etti.

Öte yandan, Kovid-19 salgınında yayılmaya devam eden delta varyantının, küresel ekonomik aktiviteye sekte vurabileceği endişesi pay piyasalarında satış baskısını artıran etkenlerden biri oldu.

Delta varyantı sebebiyle özellikle Asya’da artan kısıtlamalar dikkati çekerken, Afrika’da Kovid-19 vakalarında rekor artış kaydedildi.

Bu gelişmelerle, ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi bir ara 16 Şubat haftasından bu yana en düşük seviye olan yüzde 1,2460’a kadar gerilese de haftanın ikinci günlerinde azalan tahvil talebiyle kayıplarını kısmen telafi etti. ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi haftayı 8 baz puanlık azalışla yüzde 1,3570’den tamamlarken, ABD’nin 2 yıllık tahvil faizi ise düşüş eğilimini üst üste iki haftaya çıkartarak 2,30 baz puan azalışla 0,2210’a indi.

Dolar endeksi ise 92,8 ile 5 Nisan haftasından bu yana en yüksek seviyesini görmesinin ardından gerileyerek haftayı yüzde 0,1 azalışla 92,1’den tamamladı.

Altının ons fiyatı bu hafta yükselişini üst üste üçüncü haftaya taşıyarak yüzde 1,3 değer kazancıyla 1.810 dolara çıktı.

Brent petrolün varil fiyatı ise altı haftalık yükseliş eğiliminin ardından gerileyerek, haftayı yüzde 0,9 azalışla 75,2 dolara indi.

Öte yandan, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ve OPEC dışı bazı üretici ülkelerden oluşan OPEC+ grubu henüz bir anlaşmaya varamazken, konuya ilişkin haber akışının petrol üzerinde etkili olmaya devam etmesi bekleniyor.

New York borsasını rekorları üst üste ikinci haftaya taşıdı

ABD’de FOMC toplantı tutanakları sonrası artan satış baskısı haftanın ikinci yarısında tersine dönerek ABD borsalarını rekora taşırken, gelecek hafta Fed Başkanı Powell’ın Temsilciler Meclisi’ndeki konuşması ve Fed’in Bej Kitap Raporu yatırımcıların odağına yerleşti.

Analistler, toplantı tutanaklarında para politikasının geleceğine ilişkin belirsizliklerin giderilmemesi sonrası Powell’ın açıklamalarının öneminin arttığını belirtti.

Makro ekonomik verilere göre ABD’de iş gücü piyasasının hala Kovid-19 salgınına göre oldukça geride olduğunu hatırlatan analistler, iş gücü piyasasına girişlerdeki yavaşlamanın da politika yapıcıları zor durumda bırakmaya devam ettiğini ifade etti.

Analistler, öte yandan, Fed yetkililerinin bu hafta, hafta boyunca konuşmalarının bulunduğunu anımsatarak, yetkililerin sözle yönlendirmelerinin para politikasının geleceğine ilişkin ipucu vermesi açısından önem arz ettiğini bildirdi.

Bu hafta ABD’de açıklanan verilere göre, toptan eşya stokları yüzde 1,3 artarken, hizmet sektörü Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) 64,6’ya geriledi.

Söz konusu gelişmelerle haftanın ikinci yarısında yoğunlaşan alış ağırlıklı seyirle New York borsasında üç endeks de haftalık bazda rekor kapanış yaptı.

Buna göre, S&P 500 endeksi yüzde 0,40 ve Nasdaq endeksi yüzde 0,43 ve Dow Jones endeksi yüzde 0,24 yükseldi.

12 Temmuz ile başlayan haftanın veri takviminde, TÜFE ve hazine bütçe dengesi, çarşamba Fed Başkanı Powell’ın konuşması ve Fed’in Bej Kitap Raporu ile birlikte ÜFE, perşembe New York Fed sanayi endeksi, Philadelphia Fed imalat endeksi, sanayi üretimi, kapasite kullanımı ve haftalık işsizlik başvuruları ve cuma günü perakende satışlar ile Michigan tüketici güven endeksi takip edilecek. Bununla birlikte Fed üyelerinin hafta boyunca yapacakları açıklamaların da yatırımcıların odağında bulunması bekleniyor.

Delta varyantı Avrupa’yı vurdu

ABD’nin para politikasındaki belirsizliklerin FOMC tutanaklarından sonra da devam etmesi ve Kovid-19 salgınında delta varyantı hafta genelinde Avrupa borsalarında karışık bir seyre sebep olurken, gelecek hafta bölge genelinde TÜFE başta olmak üzere yoğun veri gündemi takip edilecek.

Avrupa’da yayılmaya devam eden delta varyantı ekonomik aktiviteye ilişkin endişeleri artırırken, açıklanan makro ekonomik verilerin çoğunlukla beklentilerin altında kalması pay piyasalarındaki yukarı yönlü hareketi törpüledi.

Kovid-19 salgınında delta varyantının, Almanya’da yeni vakalarda baskın tür olduğu açıklanırken, kıta genelinde normalleşme adımlarının yavaşlayabileceğine yönelik haber akışı dikkati çekti.

Öte yandan, Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde konuya ilişkin açıklamasında delta varyantının risk dengesi konusunu sürüncemede bıraktığını ifade etti.

Bununla birlikte, Avrupa Komisyonu’nun, Avro bölgesi için büyüme tahminlerini bu yıl için yüzde 4,8’e ve 2022 için yüzde 4,5’e yükseltmesi pay piyasalarını destekleyen etkenlerden biri oldu.

Bu hafta açıklanan verilere göre ise Almanya’da fabrika siparişleri aylık yüzde 3,7 azalırken, Zew beklentiler endeksi 63,3’e düşerek beklentileri karşılayamadı.

İngiltere yılın ilk çeyreğinde yüzde 1,6, yıllık yüzde 6,1 daralırken, Almanya’da TÜFE, aylık bazda yüzde 0,4 ve yıllık bazda yüzde 2,3 artarak ekonomist öngörülerine paralel gerçekleşti.

Söz konusu gelişmelerle Almanya, Fransa, İtalya ve İspanya’nın 10 yıllık tahvil faizleri iki haftalık yükseliş eğiliminin ardından gerilerken, avro/dolar paritesi 1,1807 ile 5 Nisan haftasından bu yana en düşük seviyesini gördü. Parite bu seviyeden yükselişe geçerek kayıplarını kısmen kapatsa da haftayı yüzde 0,6 azalışla 1,1867’den tamamladı.

Avrupa borsalarında bu gelişmelerle Almanya hariç satıcılı bir seyir izlendi.

Haftalık bazda Almanya’da DAX endeksi yüzde 0,27 yükselirken, İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,18, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 1,06 ve İtalya’da MIB 30 endeksi yüzde 0,89 değer kaybetti.

Gelecek hafta; salı Almanya’da TÜFE, çarşamba İngiltere’de TÜFE ve Avro Bölgesi’nde sanayi üretimi, perşembe İngiltere’de işsizlik ve cuma Avro Bölgesi’nde TÜFE ile birlikte dış ticaret dengesi takip edilecek.

Asya’da delta varyantı satıcılı seyri beraberinde getirirken, Çin pozitif ayrıştı

Asya borsalarında bu hafta Kovid-19 salgınındaki delta varyantı sonrası artan bölgesel kapanmalar, ekonomik toparlanmaya ve jeopolitik risklere ilişkin endişelerin sebep olduğu satış ağırlıklı seyir devam ederken, haftaya Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) faiz kararı gündemin odağında bulunuyor.

BoJ’un faiz oranlarında değişikliğe gitmesi beklenmezken, Kovid-19 salgınında artan delta varyantı sonrası para politikasının geleceğine ilişkin yönlendirmeler önem arz ediyor.

Öte yandan, hafta boyunca hisseleri Hong Kong borsasında işlem gören Çinli teknoloji şirketlerine regülasyonların artırılabileceği endişeleri ve Kovid-19 salgınına yönelik tedbirlerin sıkılaştırılması pay piyasalarındaki negatif seyrin devam etmesine neden oldu.

Avustralya’da delta varyantı salgını nedeniyle kapanma önlemlerinin artacağına ilişkin haber akışı hafta boyunca gündemdeki yerini korurken, Güney Kore ise başkent Seul’de maske yasaklarını gevşetme kararını iptal etti.

Bununla birlikte, Avustralya Merkez Bankası beklentiler doğrultusunda politika faizini değiştirmeyerek yüzde 0,10 seviyesinde bıraktı.

Parasal genişleme programında ise geçici bir uzatmaya giden Avustralya Merkez Bankası, eylülde sona erecek mevcut varlık alım programına kasım ortasına kadar haftalık 4 milyar Avustralya doları tutarında uzun vadeli varlıklarla devam etmeyi planladığını bildirdi.

Çin’de TÜFE aylık yüzde 1,1 artsa da beklentilerin altında gerçekleşirken, Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) yüzde 8,8 yükseldi.

Bu gelişmelerle Çin’de Şanghay bileşik endeksi haftalık bazda yüzde 0,15 artılşla sınırlı da olsa pozitif ayrılırken, Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 2,93 ve Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 1,95 değer kaybetti.

12 Temmuz ile başlayan haftanın veri takviminde, pazartesi Japonya’da ÜFE, salı Çin’de dış ticaret dengesi, çarşamba Japonya’da sanayi üretimi ve kapasite kullanım oranı, perşembe Çin’de büyüme, perakende satışlar ve sanayi üretimi ve cuma Japonya’da BoJ’un faiz kararı bulunuyor.

Borsa İstanbul sınırlı da olsa yükseldi

Yurt içinde bu hafta TÜFE ve cari işlemler dengesi verileri yatırımcıların odağında yer alırken, gelecek hafta yurt içinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz kararı ve sanayi üretimi verileri takip edilecek.

Küresel pay piyasalarındaki karışık seyir ve makro ekonomik verilerin beklentileri karşılamamasıyla Borsa İstanbul’daki yukarı yönlü hareketleri törpülendiği hafta da, Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi sınırlı da olsa yükseldi.

Hafta içinde açıklanan TÜFE yüzde aylık yüzde 1,94 artışla AA Finans’ın beklenti anketine katılan ekonomistlerin yüzde 1,46 olan öngörülerini geride bıraktı.

Cari işlemler dengesi verilerine göre de 3 milyar 81 milyon dolar olan mayıs ayı cari açığı beklentilerin üzerinde gerçekleşti.

Ülke genelinde toplam yapılan aşı sayısı 57 milyonu, birinci doz aşı uygulanan kişi sayısı 37 milyonu geride bırakırken, ikinci doz aşı uygulana kişi sayısı 17 milyona yaklaştı.

Bu gelişmelerle, BIST 100 endeksi haftayı yüzde 0,12 artışla 1.378,28 puandan tamamlarken analistler, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 1.390 ve 1.420 seviyelerinin direnç, 1.377 ve 1.330 seviyelerinin ise destek olduğunu söyledi.

Dolar/TL satıcılı bir seyir izlerken, haftayı yüzde 0,34 azalışla 8,6600’dan tamamladı.

Gelecek hafta yurt içinde pazartesi işsizlik, salı sanayi üretimi, çarşamba TCMB’nin faiz kararı ve konut satışları, cuma ise bütçe dengesi ile konut fiyat endeksi verileri takip edilecek.

AA Finans’ın beklenti anketlerine katılan ekonomistler, TCMB’nin politika faizinde değişikliğe gitmesini beklemezken, sanayi üretim endeksinin mayısta bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 38,2 artmasını öngörüyor.

İSTANBUL (AA) – Fed, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla birlikte piyasalardaki çöküşü önlemek için trilyonlarca dolarlık önlemleri bir biri ardına aldı. Aşılama sonrası toparlanma sürecine giren ABD ekonomisinde artan enflasyon baskısı, alınan ultra güvercin kararları tersine çevirmeyi gerektirirken, atılacak para politikası adımlarının bir çok alanda oynaklığı ciddi şekilde artırma riski bulunuyor.

Dün açıklanan Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantı tutanaklarında Fed yetkililerinin varlık alımlarının henüz istenilen gelişmeyi sağlamadığı vurgulansa da yetkililerin varlık alımlarını azaltmayı konuşmaya başladıkları görüldü.

Buna göre, Fed yetkilileri gelecek toplantılarda ekonomik durumu göz önünde bulundurarak varlık alımlarının azaltılmasına ilişkin yol haritası üzerinde tartışmayı kabul etti.

Bazı üyeler ise konut piyasasındaki değerlemeleri göz önüne alarak İpoteğe Dayalı Menkul Kıymet (MBS) alımlarının azaltılmasının tahvil alımlarından önce yapılmasının yararlı olacağını ifade etti.

Fed halihazırda, her ay 80 milyar dolarlık hazine tahvili ve 40 milyar dolarlık MBS alımı gerçekleştirirken, konut fiyatlarının tarihi yüksek seviyelerde olması ve 2008 küresel finans krizi tecrübesi, varlık alımlarına ilişkin Fed’in yönlendirmelerini yakından izlemeyi zorunlu hale getiriyor.

Öte yandan, ABD hazinesi Kovid-19 önlemleri kapsamında borçlanma tavanını kaldırmış ve nihayetinde Hazinenin bilançosu 1,75 trilyon doları aşmasının ardından 750 milyar dolar seviyelerine kadar gerilemişti. Ancak, ay sonunda yeniden tahsis edilmesi beklenen ABD hazinesinin borçlanma sınırının, finansal piyasalardaki likiditeyi ciddi şekilde azaltması bekleniyor.

Analistler, Fed’in varlık alımlarını azaltılmaya başlamadan önce attığı ters repo işlemleri (RRP) gibi adımların ve borçlanma sınırının halihazırda trilyonlarca doların yer değiştirmesi anlamına geldiğini bildirerek, bu miktardaki rotasyonların riskleri de beraberinde getirdiğini söyledi.

Para piyasalarında likidite korkusu

ABD’de repo ve RRP’leri yürütmekle görevli New York Fed, FOMC’nin talimatı üzerine RRP’ye ödediği faiz oranını yüzde 0’dan yüzde 0,05’e yükseltirken, Fed’in sterilizasyona başlamasıyla birlikte işlemlerdeki hacim gecelik 1 trilyon dolar seviyelerine yaklaştı.

Fed’in RRP adımı sonrası ABD’nin 3 aylık hazine bonosunun faizi haziranın ikinci yarısından itibaren yüzde 0,05 seviyesinin üzerini test etmeye başladı.

Analistler, sterilizasyonun sıkılaştırıcı bir para politikası adımı olduğunu hatırlatarak, söz konusu getiri fırsatıyla birlikte ABD hazine bonolarının piyasada satılmasının ve bankaların RRP’ yönelmesinin likidite sıkıntısı oluşturabileceğini kaydetti.

Fed’in sterilizasyonu parasal fonların ellerindeki likiditeyi RRP’de değerlendirmesi veya likite yakın varlıklar olan hazine bonolarının vade sonu satışından elde edilen geliri RRP’de kullanılmasını sağlayarak yapabileceğini ifade eden analistler, her iki durumda da piyasadaki likiditenin azalacağını dile getirdi.

Analistler, el değiştiren miktarın büyüklüğünün riskleri de beraberinde getirdiğine dikkati çekerek, 1 trilyon doları geçmesi beklenen RRP’de Fed’in söz konusu işlemleri oldukça ustaca yapması gerektiğini vurguladı.

Bununla birlikte, ABD Hazinesi’nin Kovid-19 salgını sebebiyle kaldırdığı borçlanma tavanını yeniden uygulamaya almasının beklendiğini aktaran analistler, bu adımla birlikte ABD hazinesine ait bono arzında 400 milyar dolarlık azalma olmasının beklendiğini aktardı.

Analistler, ABD’de ağustos sonuna kadar vadesi dolacak hazine bonolarının tutarının 1 trilyon dolar civarında olduğunun hesaplandığını kaydederek, atılan adımlar sonrası bankacılık sisteminden 400 milyar dolara yakın likiditenin çekilebileceğini ifade etti.

ABD konut piyasasında son 30 yılın en hızlı fiyat artışları görüldü

ABD’de 2008 krizinin kaynağını oluşturan konut kredileri (Mortgage) piyasalarda oynaklığı artırabilecek bir başka etken olarak görülüyor.

Nobel ödüllü iktisatçı Robert Schiller’in konut fiyat endeksine göre mayısta ABD’de konut fiyatları yıllık bazda yüzde 14,6 artarak son 30 yılın en hızlı yükselişini gerçekleştirdi.

FOMC tutanaklarında MBS alımlarının azaltılmaya başlanmasının konuşulması ise konut piyasasında yavaşlayan satışlar ve yüksek fiyatlar sebebiyle finansal piyasalarda risk oluşturuyor.

Analistler, Fed’in konut piyasasındaki yüksek fiyatlar sebebiyle bu alandaki adımlarının finansal oynaklığı artırabileceğini kaydederek, konut fiyatlarındaki olası sert düşüşlerin finansal sistemi zor durumda bırakabileceğini bildirdi.

Fed’in MBS alımlarının, piyasalardaki faiz riskini yüklendiğini aktaran analistler, böylece uzun dönemli varlık fiyatlarında istikrarı sağlamaya çalıştığını dile getirdi.

Analistler, ABD’de 30 yıllık konut kredi faizinin yüzde 3,1’e yükseldiğini hatırlatarak, ABD’de ocak ayından bu yana konut satışlarının yavaşladığına dikkati çekti.

Fed’in varlık alımlarını azaltmaya başlamasıyla birlikte artması beklenen faiz oranlarının, konut kredilerinin yenilenmesini zorlaştırabileceğini ifade eden analistler, tarihi yüksek seviyelerdeki konut piyasasındaki oynaklıkların finansal sistemi etkileyebileceğini kaydetti.