'Lav yolu' salgın sürecinde bisiklet ve doğa tutkunları için izole rota oldu

DİYARBAKIR (AA) – Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında artan izole tatil arayışı, kent merkezlerinden uzak, doğa ile iç içe olan rotaların önemini arttırdı.

Diyarbakır ve Şanlıurfa sınırında yer alan, tarihsel süreçte faaliyetini çeşitli aralıklarla sürdüren, son faaliyetini 100 bin yıl önce gerçekleştiren 1957 metre yüksekliğindeki Karacadağ’dan çıkan lavların oluşturduğu 120 kilometrelik bazalt plato, bu süreçte doğa yürüyüşü ve bisiklet tutkunlarının vazgeçilmez adreslerinden biri haline geldi.

Doğal yüzey yapısı ile farklı bir yürüyüş keyfi yaşatan, yüzlerce volkanik mağara ile iple tırmanma ve fotoğraf çekimi gibi birçok imkan sunan lav yolu, doğal kaynak sularıyla da serinletiyor.

Son zamanlarda bisiklet gezginlerini de cezbeden bu zorlu arazi, özellikle hafta sonları doğa tutkunlarına ev sahipliği yapıyor.

“Doğal bir oluşum”

Diyarbakır’da doğa gezileri düzenleyen Pedaldaşlar Bisiklet Kulübü’nün programına katılan kamu görevlisi Ahmet Bilecik, AA muhabirine yaptığı açıklamada, zorlu parkurda bisiklet sürmenin keyfini çıkardıklarını söyledi.

Salgın sürecinde gerekli önlemleri alarak doğa gezilerine katıldıklarını ifade eden Bilecik, Karacadağ’daki lav yolunu bisikletle gezdiklerini belirtti.

Bilecik, “Burası sanki dünyanın dışında bir yer gibi. Doğal oluşan mağaralarda serin ve temiz bir hava soluma şansı var. Sanki dışarıyla hiçbir bağlantısı yok. Fotoğraf merakı olan arkadaşlarımız da çok güzel kareler yakaladı.” dedi.

“Herkese tavsiye ediyorum”

Yüzme antrenörü ve bisiklet tutkunu Çimen Yalınkılınç da kulüp olarak şehirler arası turlar ve kısa performans turlarının yanı sıra doğa gezileri de düzenlediklerini anlattı.

“Lav yolu bölgesini ilk olarak keşfe geldik. Şimdi de arkadaşlarımızla buraları geziyoruz.” diyen Yalınkılınç, “Buranın çok farklı bir atmosferi var. Uzaydaymışsın gibi bir his yaratıyor. Diyarbakır’ın gelip görülecek çok güzel yerleri var. Ülkemizdeki herkese tavsiye ediyorum.” diye konuştu.

Doğa fotoğrafçısı Sedat Hatısarı ise lav yoluna ilk kez geldiğini ve hayran kaldığını aktardı.

Doğal bir güzelliğe sahip olan ve bilinirliği az olan bölgeye tüm fotoğraf tutkunlarını davet eden Hatısarı, çok güzel fotoğraflar çektiklerini, bölgeye tekrar geleceklerini dile getirdi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANKARA(AA) – Spor eğitmeni Enes Erdoğan, Hacettepe Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi’nden mezun olduktan sonra pek çok kişinin bisiklet sürmeyi bilmediğini ve planlı bir eğitime ihtiyaç duyduğunu fark etti.

Bunun üzerine Bisiklet Akademisi’ni kuran Erdoğan, meslektaşlarıyla başkentin ormanlarında verdiği eğitimlerle çocuklara hem bisiklet sürmeyi öğretiyor hem de doğayı keşfetmelerini sağlıyor.

Akademide, çocukların yanı sıra bisiklet kullanmayı öğrenemeyen veya sürüş tekniklerini ilerletmek isteyen yetişkinler de eğitim görüyor.

Akademinin kurucusu Enes Erdoğan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bisiklet sporuyla insanları doğada rahat hareket edebilir hale getirdiklerini söyledi.

Üniversitede eğitim görürken bir hocasıyla bisiklet sürmeyi bilmeyenlerin nasıl öğrenmeleri gerektiğine kafa yorduklarını anlatan Erdoğan, bunun için müfredat belirlediklerini anlattı.

Çocuklara ve yetişkinlere rahatlıkla eğitim verdiklerini belirten Enes Erdoğan, şunları kaydetti:

“Biz bisiklet kullanmayı daha güvenli hale getiriyoruz, daha hızlandırıyoruz. Sokakta bir yılda öğreniyorsanız biz burada onu 1 aya, 2 aya düşürüyoruz. Çocuklar veya yetişkinler, üzerine koyarak gittiğimiz için dünyanın her yerinde sürebilir hale geliyor. Bu da bir süre sonra tatilinizi de bisikletli yapmaya döndürebiliyor ve hızlı hareket edebilir oluyorsunuz. En önemli kısmı da çevreci bir ulaşım aracı kullanmaya başlıyorsunuz. Yine dışarıda öğrenebilirsiniz ama bir yere kadar öğrenebiliyorsunuz. Yeterli gelişimi tek başınıza sağlamanız çok mümkün olmuyor.”

“3 yılda 2 bin kişiye bisiklet sürmeyi öğrettik”

Bisiklet kültürünü geliştirmeyi ve ilerletmeyi amaçladıklarını, 3 yılda 2 bin kişiye bisiklet sürmeyi öğrettiklerini kaydeden Enes Erdoğan, akademide çocuk kulübü, yetişkin kulübü oluşturduklarını, bisikletlerle özel aktiviteler, şehir dışı kampları gibi etkinlikler düzenlediklerini de aktardı.

Akademideki çocuk kulübüne çocukların, 1-2 yıl devam ettiğini ve bu süreçte detaylı bisiklet sürmeyi öğrendiklerini ifade eden Erdoğan, “Akademide, çok dik yamaçlardan aşağı inmeyi, çıkmayı, bisiklet çok iyi kontrol etmeyi, çok hızlı dönüşleri, atlamaları, zıplamaları öğrendikleri çocuk kulübü var. Bu kulüpte çok daha uzun süreli bir eğitim süreci var.” dedi.

Akademide eğitim gören ilkokul 3. sınıf öğrencisi Mehmet Emre Kasap da bisiklet sürmeyi öğrenmek için akademiye geldiğini ifade ederek, “Bisiklet sürmeyi eskiden öğrenmiştim ama koronavirüs olduğu için dışarı çıkamadım ve unuttum. Birkaç aya kadar öğrenmeyi düşünüyorum. Mahallemde öğretmenim yok ve orada bisikletimi kullanacak yerim olmadığı için bu okula geldim. Ormanda sürmek daha güvenli çünkü arabalar giremiyor.” diye konuştu.

13 yaşındaki Batu Semih Bozkurt ise bisiklet sürmeyi dayısından öğrendiğini belirterek, “Bisiklet Akademisine girmeden önce düşüyordum, kontrol edemiyordum bisikleti. Burada bana düşmemeyi öğrettiler, yeni şeyler öğrettiler.” dedi.

İSTANBUL (AA) – Türkiye'de Doğan Holding'e bağlı Doğan Trend Otomotiv tarafından temsil edilen Suzuki, ilk kez düzenlenen 24 saatlik bisiklet dayanıklılık yarışı "Türk Telekom İstanbul 24h Boostrace" etkinliğine katılan kadın bisiklet takımı ile birinci oldu.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, Suzuki'nin toplumsal cinsiyet eşitliğine verdiği öneme işaret eden takımın kaptanlığını Suzuki'nin sponsorluğunu üstlendiği triatlet Merve Güney yaptı. #Kadınlarİsterse – Suzuki takımının diğer üyeleri ise atlet Sera Sayar ve bisiklet sporcuları Arzu Sağnak ile Nihal Özdemir'den oluştu.

– 4 kişilik takımlarda kadınlar kategorisinin birincisi oldu

Türk Telekom İstanbul 24h Boostrace yarışlarında, 2, 4 veya 6 kişilik takımlar değişmeli olarak 24 saat boyunca pedal çevirdi. Her takımdan sadece 1 kişi pistte bisiklet sürerken, pistte kalma süresini takımlar kendi belirledi. Derecelendirme ise kat edilen mesafeye göre yapıldı. Her takıma yarış boyunca takım arkadaşlarını beklemeleri ve dinlenmeleri için pit alanına açılan garajlarda belirli alanlar tahsis edildi. Zorlu mücadelelere ev sahipliği yapan etkinliğin 4 kişilik kadınlar kategorisindeki birincisi; yarışı 21 saat, 23 dakikada tamamlayan #Kadınlarİsterse – Suzuki takımı oldu.

Açıklamada değerlendirmelerine yer verilen Suzuki Türkiye Marka Direktörü Şirin Mumcu Yurtseven, kadınların elde ettiği başarının kendileri için son derece önemli olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Kadınlarının başarılarına atıfta bulunan #Kadınlarİsterse – Suzuki takımımız isminden de aldığı güçle birincilik ödülünün sahibi oldu. Takımımızı gönülden tebrik ediyoruz. Türk Telekom İstanbul 24h Boostrace etkinliği gibi 24 saat süren bu zorlu mücadelede elde ettiğimiz birincilik ödülü bizim için çok kıymetli. Kazanılan bu birincilik; kadınların istedikleri, desteklendikleri ve fırsat buldukları her alanda önemli başarılara imza atacağının da önemli bir göstergesi."

Yurtseven Suzuki'nin kadınlar tarafından da sıklıkla tercih edilen bir marka olduğunu kaydederek, "Üstelik araçlarımız, problemsiz ve verimli olmasıyla, kadın sürücüler tarafından da çokça tercih ediliyor. Biz de Suzuki kadın takımıyla 24 saat yarışında yer alarak kadınların yanında olduğumuzu göstermek istedik. Suzuki Türkiye olarak, kadınları hayatın her alanında desteklemeye devam edeceğiz. Kadınların yanında olmaya devam edeceğiz." ifadesini kullandı.