Lewandowski, Almanya'da yılın futbolcusu seçildi

Alman gazeteci ve futbol yazarlarının katıldığı oylamada, 563 oyun 356’sını alan 32 yaşındaki Lewandowski, yılın futbolcusu ödülüne layık görüldü.

Oylamada Lewandowski’nin takım arkadaşı Thomas Müller 41 oyla ikinci, Borussia Dortmund’da forma giyen Erling Haaland 38 oyla üçüncü oldu.

Bayern Münih ile geçen sezon tüm kulvarlarda 40 maça çıkan Lewandowski, 48 gol attı. Ligi 41 golle tamamlayan Polonyalı yıldız, Gerd Müller’i bu alanda geride bırakarak rekorun yeni sahibi olmuştu.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

BERLİN (AA) – Ülkede 60,4 milyon seçmenin, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını gölgesinde oy kullanacağı seçimler için 16 eyalette 85 bin sandık kuruldu.

2,8 milyon gencin ilk kez oy kullanacağı ülkede yaklaşık 650 bin seçim görevlisi çalışacak.

47 partinin yarıştığı seçime katılan 6 bin 211 aday arasında, çeşitli partilerden 100’den fazla Türk kökenli bulunuyor.

299 seçim bölgesinin bulunduğu Almanya’da seçmenler, yeni meclisin 598 üyesini belirlemek için iki oy kullanacak. Seçmenler ilk oylarını kendi bölgelerindeki milletvekili adayına, ikinci oylarını ise seçtikleri partiye veriyor. Alman seçim sisteminde partinin aldığı oylara göre fazladan milletvekili çıkarmak mümkün olacak.

Seçimlerde yaklaşık 900 bini Türk olmak üzere 7,5 milyon göçmen kökenli, siyasi tercihlerini sandığa yansıtacak.

Ülkeyi 16 yıldır yöneten Başbakan Angela Merkel’in yeniden aday olmayacağı seçimlerde; Hristiyan Birlik (CDU/CSU) partileri 60 yaşındaki CDU Genel Başkanı Armin Laschet’i, Sosyal Demokrat Parti (SPD) 63 yaşındaki Maliye Bakanı Olaf Scholz’u ve Yeşiller 40 yaşındaki partinin Eş Başkanı Annalena Baerbock’u başbakan adayı gösterdi.

Mektupla oy kullananların sayısı arttı

Seçmenlerin mektupla oy kullanma imkanı da bulunuyor. Bu yıl özellikle Kovid-19 salgınından dolayı çok sayıda seçmenin mektupla oy kullanmayı tercih edeceği belirtiliyor.

Almanya’da mektupla oy kullanma uygulaması 1957 yılında başladı. O dönem seçmenlerin yüzde 5’i mektupla oy kullanırken bu oran 2017 seçimlerinde yüzde 29’a çıktı. 26 Eylül’de yapılacak mektupla oy kullanımının yüzde 40 civarında olması bekleniyor.

Almanya’da seçim kurulu yetkilileri bu yıl mektupla oy kullananların sayısının salgın nedeniyle yüzde 40 oranında olmasını beklediklerini belirtiyor.

Ülkede son haftalarda yapılan anketlerde SPD önde görünmesine rağmen seçimin SPD ile CDU/CSU partileri arasında başa baş geçeceği öngörülüyor.

2017’de yapılan seçimlerde CDU/CSU yüzde 32,9, SPD yüzde 20,5, AfD yüzde 12,6, FDP yüzde 10,7, Sol Parti yüzde 9,2, Yeşiller yüzde 8,9 alarak mecliste temsil edilmişti.

Anketlere göre bu seçimde Maliye Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Olaf Scholz’un adayı olduğu SPD yüzde 25 oy oranıyla birinci sırada görülürken CDU Genel Başkanı Armin Laschet’in aday olduğu CDU/CSU’nun oy oranı yüzde 23 bandında yer alıyor.

Bu seçimlerde Annelena Baerbock ile ilk kez başbakan adayı gösteren Yeşillerin oy oranı da yüzde 15-17 olarak anketlere yansıyor.

Seçimlerde ne kadar oy alacağı kamuoyunda merak edilen aşırı sağcı ve ırkçı görüşleriyle bilinen AfD ise yüzde 11-12 oy oranıyla dördüncü parti konumunda görünüyor.

Yüzde 5’lik seçim barajını geçmesi beklenen Hür Demokrat Partinin (FDP) oy oranı yüzde 11-12 olarak verilirken Sol Partinin de yüzde 6-7 oy alacağı tahmin ediliyor.

Koalisyon seçenekleri

Seçimlerden sonra oluşması beklenen tabloya göre, koalisyon görüşmeleri çetin geçecek ve iki Afrika ülkesi Jamaika ve Kenya’nın isimleri kamuoyunda sıkça duyulacak.

CDU/CSU kesinlikle AfD ve Sol Parti ile koalisyona girmeyeceğini duyururken SPD’nin, içinde aşırı sol grupları barındıran ve NATO’ya karşı çıkan Sol Parti ile kesin olarak bir koalisyon oluşturmayacağını söylememesi dikkatİ çekiyor.

CDU/CSU’nun dışında mecliste temsil edilmesi beklenen partilerin tümü AfD ile hükümet kurmayacağını açıkladı.

Anket sonuçlarındaki partilerin alacağı oy oranına göre, koalisyon ihtimallerine bakıldığında 6 seçenekten 5’i üç partinin kurabileceği bir koalisyon hükümetine işaret ediyor.

Muhtemel hükümet seçeneklerinden olan CDU/CSU, Yeşiller ve FDP koalisyonu, partilerin renklerinin (siyah-yeşil-sarı) Jamaika bayrağını çağrıştırmasından dolayı “Jamaika koalisyonu” olarak adlandırılıyor.

Bir diğer seçenek ise SPD, CDU/CSU ve Yeşillerden oluşan koalisyon. Bu da partilerin renkleri (kırmızı-siyah-yeşil) Kenya bayrağını andırdığı için “Kenya koalisyonu” olarak nitelendiriliyor.

Seçimlerden sonra partilerin hükümeti oluşturabileceği bir diğer ihtimal ise SPD, FDP ve Yeşillerin kurabileceği “trafik lambası koalisyonu” olacak.

“Almanya koalisyonu” ise CDU/CSU, SPD ve FDP’den oluşacak bir hükümete işaret ederken ülkede büyük tartışmalara sebep olan SPD, Sol Parti ve Yeşiller arasında (kırmızı-kırmızı-yeşil koalisyonu) bir ittifak oluşmasının ihtimali düşük olmasına rağmen mümkün görülüyor.

İki partili bir koalisyon oluşması için tek seçenek CDU/CSU ve SPD’den oluşan “büyük koalisyon” olabilir.

Bu seçeneklerden hangisi sonuçta iktidara geleceği yapılacak koalisyon görüşmelerden sonra belli olacak. 2017’de yapılan genel seçimden sonra koalisyon görüşmeleri yaklaşık 6 ay sürmüştü.

Öte yandan 2017’de yüzde 12,4 oranında oy alan aşırı sağcı AfD partisinin bu seçimde ne kadar oy alacağı merakla bekleniyor.

Anketlerde yüzde 11-12 oy oranında gösterilen AfD’nin özellikle ülkenin doğu eyaletlerinde güçlü çıkacağı öngörülüyor.

26 Eylül’de genel seçimlerin yanı sıra Berlin ve Mecklenburg-Vorpommern’de eyalet meclisi seçimleri de düzenlenecek.​​​​​​​

BERLİN (AA) – Başbakan adayı, Hristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) Genel Başkanı Armin Laschet, Sosyal Demokrat Partili (SPD) Maliye Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Olaf Scholz ile Yeşiller Eş Başkanı Annalena Baerbock, ülkenin geleceğini şekillendirecek planlarını ortaya koydu.

Merkel’in 2018’in sonunda CDU genel başkanlığı devrettiği Annegret Kramp-Karrenabauer’in partiyi toparlayamamasının ardından 2019’un ocak ayında parti liderliğine seçilen Armin Laschet’in şansölye seçilmesi durumunda Başbakan Merkel’in politikasını devam ettirmesi bekleniyor.

Laschet ve vaatleri

Parti içinde ve dışında farklı grupları bir araya getirebilen ve uzlaşmacı bir profil çizen Laschet, CDU’nun Hristiyan Sosyal Birlik Partisi (CSU) ile hazırladığı seçim beyannamesinin yanı sıra iktidara geldiğinde 100 gün içinde gerçekleştirmeyi planladığı 6 maddelik bir programı kamuoyuyla paylaştı.

Çocuk parasını yükselteceğini ve 6 bin avroya kadar çocuk bakım masraflarını gelir vergisinden düşüreceğini vadeden Laschet, güvenlik konusunda da kamuya açık meydanlarda yılda bin kamera yerleştirilmesini, polis ve diğer güvenlik güçlerine karşı yapılan saldırılara en az 6 ay hapis cezası verilmesini ve stratejiler geliştirecek ulusal güvenlik konseyini oluşturmak istediğini açıkladı.

2017’den beri Kuzey-Ren Vestfalya Eyaleti Başbakanı olarak görev yapan 60 yaşındaki Laschet, bürokrasiyi azaltma ve karbondioksit salınımı düşürecek yatırımlara vergi kolaylığı getirileceği vaadinde bulundu.

Laschet başbakan olduğunda vergilerin artırılmayacağı sözünü de verdi.

Hristiyan Birlik (CDU/CSU) partilerinin seçim beyannamesinde, seçim kampanyasındaki tartışmalarda çok fazla yer almayan dış politika konularında izlenecek politikaya da yer verildi.

Avrupa’nın ekonomik olarak en güçlü ülkesi olan Almanya’nın dış ve güvenlik konularında öncü rol oynamasını isteyen CDU/CSU, AB’nin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi üyesi olması talep ediliyor.

CDU/CSU küresel yarışta AB’yi daha güçlü hale getirmeyi hedefliyor.

Laschet’in liderliğindeki CDU/CSU hükümetinde AB’nin iltica ve göç politikasını değiştirmek ve Avrupa’nın dış sınırlarını daha fazla korunması gerektiğini savunuyor.

Alman ordusunun güçlenmesi istenen seçim beyannamesinde ordunun silahlı insansız araçlarıyla güçlendirilmesi isteniyor.

Olaf Scholz ve SPD’nin vaatleri

Birinci Merkel hükümetinde 2007-2009 yıllarında Çalışma ve Sosyal İşler Bakanı olan, 2011-2018 yıllarında Hamburg Eyalet Başbakanlık görevini üstlenen, 2018’den bu yana da 4. Merkel hükümetinde Maliye Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığı görevini yürüten SPD’nin başbakan adayı Olaf Scholz, seçim kampanyasında ve televizyonlardaki sakin tavırlarıyla dikkati çekti.

Partide 2019’da genel başkanlık yarışını Sakia Esken ve Norbert Walter-Borjans’a karşı kaybeden 63 yaşındaki Scholz, anketlerde en sevilen sosyal demokrat siyasetçi çıktığı için 2020’de başbakan adayı gösterildi.

Karizmatik olmamakla ve heyecan verici konuşmalar yapamamakla eleştirilen Scholz, vergi adaleti getirmeyi vadederek yılda 500 bin avrodan fazla kazanan çiftler için gelir vergisini yüzde 3 artırmayı, varlık vergisini getirmeyi ve Avrupa Birliği düzeyinde finansal işlem vergisini yürürlüğe koymayı planlıyor.

Scholz, saat başına asgari ücreti 12 avroya yükseltilmek yılda en az 24 gün mobil çalışmayı yasal hak olarak getirmek istiyor.

İklimin korunmasına ilişkin 2040 yılına kadar elektriğin tamamen yenilebilir enerji kaynaklarından üretilmesi öngörülen SPD’nin seçim programında, Almanya’nın 2030 yılına kadar hidrojen teknolojilerinde pazar lideri olması için tedbirlerin alınması öngörülüyor.

AB’nin, uluslararası krizlerin önlenmesinde, barış ve demokrasinin teşvik edilmesinde ve insan haklarının korunmasında öncü rol üstlenmesini isteyen Scholz’un partisi, ABD ile iklimin korunmasında, küresel sağlık politikasında, ticarette ve güvenlik alanlarında ilişkileri yoğunlaştırmayı planlıyor.

SPD, iç güvenlik alanında önleyici tedbirleri uygulanmasını isterken silahlı insansız hava araçlarının ülke içinde yapılacak kapsamlı tartışmanın ardından alınabileceğini savunuyor.

Yeşiller Partisinin adayı Annalena Baerbock ve vaatleri

Yeşiller kamuoyu araştırmalarında, 2018’den beri yüksek oy oranı alması dolayısıyla parti yönetimi, ilk kez başbakan adayını belirlemeye karar verdi.

Böylelikle başbakan adayı gösterilen 40 yaşındaki Annalena Baerbock, partinin ilk başbakan adayı ve Merkel’den sonra ikinci kez bu görev için aday gösterilen ikinci kadın olarak tarihe geçti.

Başbakan adaylarının en genci olan Baerbock, 2018’de partisinin eş başkanı seçilmesinden önce kamuoyu tarafından pek tanınmayan bir isimdi.

Gençliğinde trambolin cimnastik sporunu icra ederek bu branşta 3 kez Almanya üçüncüsü olan ve 2013’ten beri Federal Mecliste yer alan Baerbock, aday gösterildikten sonra milletvekilliği maaşının yanında elde ettiği ek gelirini meclise bildirmemesinin, öz geçmişinde yanlış bilgilerin yer aldığının ve kitabında intihal yaptığının ortaya çıkmasının ardından kamuoyunda destek kaybetti.

Baerbock ve partisi seçim beyannamesinde en uzun bölümünü iklimin ve çevrenin korunmasına ayırdı.

Seçim beyannamesinde acil bir iklim koruma programını ortaya koymayı hedefleyen Yeşiller, bu programın temelini Paris İklim Anlaşması ve Dünya İklim Konseyi’nin raporunun oluşturmasını istiyor.

Kömür enerjisinin üretiminden 2030’a kadar çıkmak isteyen Yeşiller, dört yıl içinde 1,5 milyon çatının güneş panelleri ile kaplanmasını hedefliyor.

Yeşiller çevre kirliğini ve kaynak tüketimine daha yüksek vergiler getirmek için vergi sistemini yeniden düzenlemek istiyor.

Yüksek gelirlilere gelir vergisini artırmayı vadeden Yeşiller, 200 bin avro kazanan evli çiftlerden yüzde 45, 500 bin avronun üzerinde kazananlardan da yüzde 48 gelir vergisi alınmasını talep ediyor. Bunun yanı sıra 2 milyon avrodan fazla varlığı olanlardan yüzde 1 oranında varlık vergisi alınması planlanıyor.

Dış politikada AB kurumlarını güçlendirmek isteyen Yeşiller, AB’nin dış ve güvenlik politikasında Sosyal Demokrat Parti gibi oy çokluğuyla kararların verilmesini istiyor.

İklim ve çevreye zarar veren içeriklerin yer alması durumunda uluslararası ticaret anlaşmaların yapılmasına karşı çıkan Yeşiller, NATO ile Rusya arasındaki diyaloğun yeniden başlatılmasını talep ediyor.

NATO’nun gayrisafi milli hasılanın yüzde 2’si kadar savunma harcaması hedefini reddeden Yeşiller, NATO’yu stratejik olarak yeniden konumlandırmayı hedefliyor.