Leyleklere ilkbaharda “kar” sürprizi

KONYA (AA) – Konya'nın Beyşehir ilçesinde, kaldıkları yerleşim merkezlerine ilkbahar mevsimini müjdeleyerek gelen leylekler, mart ayının ortasında "kar" sürprizi ile karşılaştı.

Beyşehir'de iki gündür etkili olan kar yağışı nedeniyle leyleklerin yerleştiği yuvalar kar örtüsü altında kaldı. Yeşildağ Mahallesi'ndeki Leylekler Vadisi ile Adaköy Mahallesi'ndeki Leylekler Tepesi'ne şubat ayının sonlarında gelmeye başlayan leylekler, yuvalarının beyaz örtü altında kalmasından dolayı sığınacak mekan aradı.

Yuvaların büyük bölümünü leyleklerin terk ettiği gözlenirken, bazı yuvalarda kalanlar ise kar yağışı ve soğuk hava dolayısıyla zor günler geçirmeye başladı. Yuvalarda kalan az sayıdaki leylek kardan dolayı dinlenemezken, bölgede kar yüksekliğinin 30 santimetreye yaklaşması nedeniyle ilçenin göçebe konukları yiyecek bulmakta da sıkıntı yaşadı. Karla kaplı yuvalarda leylekler tek ayağı üzerinde durarak ve ayak değiştirerek yağışın etkisini yitirmesini beklerken, vücut sıcaklıklarını korumak için de zaman zaman gökyüzünde uçuşlar gerçekleştirdi.

Beyşehir'deki leylek mekanlarındaki ardıç ağaçlarının üzerindeki yuvaların karla kaplanması fotoğraf severlerin de bölgeye akın etmesine neden oldu. Leyleklerin kar örtüsüyle birlikte fotoğrafını çekebilmek isteyen fotoğrafçılar uzun süre mesai yaptı.

Beyşehir Fotoğraf Topluluğu (BEYFOT) Başkanı Seyit Konyalı, leylekler ilçedeki mekanlarına geldiğinde havaların daha sıcak ve güneşli olduğunu anımsatarak, bölgede iki gündür etkili olan kar yağışı nedeniyle fotoğrafseverler olarak bu mekanlarda çekim yapmaya başladıklarını söyledi.

Kar yağışının, gittikleri yerlerde baharın müjdecisi olan leylekler için sürpriz olduğunu belirten Konyalı, "Bölgede en son 2017 yılında böyle bir manzara yaşanmıştı. Leyleklerin üzerine yine kar yağmıştı. Bu çok sık olan bir durum değil." dedi.

İki gündür gözlem yaptıklarını ve leyleklerin kar örtüsü altında yiyecek bulmakta çok zorlandıklarını anlatan Konyalı, "Leylekler Vadisi'nde 30 yuva varken, şu an sadece 5-6 yuvada leylek görebiliyoruz. Diğer gelenlerin köy içerisinde sığınacak mekanlar aradığını ve bulabildikleri uygun alanlarda kaldıklarını düşünüyoruz." ifadesini kullandı.

Konyalı, leylekler için şartlar zor olsa da kar örtüsüyle birlikte leyleklerin kartpostallık fotoğraflarını çekmeyi de başardıklarını kaydetti.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

KONYA(AA) – Uzmanlar, kuraklık ve yer altı sularının kontrolsüz kullanımı nedeniyle zor bir süreçten geçilen Konya Kapalı Havzası içerisindeki Konya Ovası’nda tarımsal sürdürülebilirlik ve verim için bölgenin yapısına uygun arpa buğday gibi daha az su tüketen bitkilere yönelime dikkat çekiyor.

Konya, Isparta, Niğde, Ankara, Aksaray, Nevşehir ve Karaman’ı içine alan Türkiye’nin tahıl ambarı Konya Kapalı Havzası’nda yer altı suları seviyesinde bu yıl normalin üzerinde bir düşüş yaşanıyor.

“Su düşüşü bazı bölgelerde 15 metreye varıyor”

Selçuk Üniversitesi (SÜ) Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Zengin, AA muhabirine, ovadaki kıraç alanlarda kuru tarım yapan çiftçilerin bir yıl buğday ya da arpa, ikinci yıl nadas sistemi ile ekim yaptığını, sulu alanlarda ise münavebe ile tarım yapıldığını söyledi.

Bölgede nasıl ekim yapıldığı kadar neyin ekildiğinin de önemli olduğuna dikkati çeken Zengin, “Sulu tarım yapan çiftçilerimiz yer altı sularını kullanıyor. Her yıl genellikle yer altı sularında 2 metre düşüş olurken, bu yıl Konya Ovası’ndaki su düşüşü bazı bölgelerde 15 metreye varıyor.” ifadesini kullandı.

Koşullara rağmen ovanın üçte birinde sulu tarım yapıldığını dile getiren Zengin, şunları kaydetti:

“Bölge, 2017 yılından bu yana kış aylarında çok fazla kar yağışı da almıyor. 2017 yılı Ocak ayında 70 santimetre kalınlığında 2,5 ay süreyle doğamızı bir beyaz yorgan gibi örten karın bereketiyle 4-5 yıldır gittik. Dua edelim ki önümüzdeki kış bolca kar yağsın, hem yer altı hem yer üstü suları beslensin. Dolayısıyla sulu tarımla geçinen çiftçilerimizin yüzü gülsün. Sofrada bu nimetler olmazsa yaşama şansımız yok. Peki bu nimetler nasıl oluyor; işgücüyle, tohumla, toprakla, suyla oluyor.”

Zengin, toprağın ve suyun daha çok korunması gereken bir dönemin yaşandığını belirterek, tarımsal sulamada ise basınçlı sulama sistemlerine geçilmesinin de bu anlamda faydalı olabileceğini vurguladı.

“Çiftçinin daha az su tüketen bitkilere yönelmesi gerekiyor”

Çiftçinin de uzun vadede kazanması için daha az su tüketen bitkilere yönelmesi gerektiğine değinen Zengin, şöyle devam etti:

“Örneğin arpa ve buğday daha az su tüketen bitkilerdir. Daha çok su tüketen şeker pancarı, mısır, patates, yonca gibi ürünleri yarı yarıya azaltır, onun yerine de kış yağışlarından daha çok yararlanan ve diğerlerine göre daha az su tüketen arpa-buğdayın ekilişini artırırsak, devlet de burada arpa ve buğdaya doyurucu bir taban fiyat verirse çiftçi ona yönelecek, suyumuz aynı kalacak, çiftçi yine kazanacak. Çiftçiyi koruyacaksak eğer, her havzada yağış ve su rejimine göre ekim planlaması yapmak lazım.”

SÜ Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Soylu ise Türkiye’nin tarım arazilerinin yüzde 75’inde yağışa bağlı bir üretimin söz konusu olduğunu ancak yüzde 25’lik bir kısmının sulu tarımda değerlendirilebildiğini vurguladı.

Yıllık yağışların miktarı ve dağılımının ülkenin tarımsal üretim ve potansiyelini doğrudan ilgilendirdiğini belirten Soylu, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Özellikle 2021 yılı gibi aşırı kurak yıllarda bu da çok olumsuz etkiliyor. Bu yıl yaşadığımız gibi Beyşehir ilçemizde olduğu gibi hem göl hem tarım arazileri kuraklıktan çok olumsuz etkileniyor. Dolayısıyla inşallah bu küresel iklim değişikliğinden daha az etkilenerek ülkemizin, ülke tarımının en kısa sürede normal seyrine girmesini sağlarız.”

KONYA(AA) – Türkiye’nin en büyük tatlı su gölü olan ve 34 adanın yer aldığı Beyşehir Gölü’nde bu yıl, kuraklık, yaz döneminde artan tarımsal sulama ve buharlaşma nedeniyle su seviyesinde normalin üzerinde kayıp yaşanıyor.

Gölün kıyılarında yer yer 200 metreye yakın çekilmeler meydana gelince, bu alanlar küçük ve büyükbaş hayvanlar için otlağa dönüştü.

Gölde su miktarının giderek azalması ve derinliğin sürekli düşmesi sebebiyle yerleşim merkezlerine yakın alanlarda dört tarafı suyla çevrili küçük adacıklar oluşmaya başladı.

Yeni adacıklar Beyşehir Gölü’nde yaşam süren kuşların da toplu olarak görülmeye başladığı alanlar haline geldi.

Beyşehir Birliği, Göl, Doğa ve Çevre Koruma Derneği Başkanı Bekir Sami Tan, AA muhabirine, bu yıl yaşanan şiddetli kuraklık nedeniyle artan tarımsal sulama ihtiyacı ile yaz sıcaklarında yaşanan buharlaşmanın göldeki su miktarını önemli ölçüde azalttığını söyledi.

“Kurumasından endişe ediyoruz”

Kıyılarda yaşanan su çekilmeleri ve sulardaki derinliğin azalması üzerine birçok noktada küçük küçük adacıklar görülmeye başladığını belirten Tan şöyle devam etti:

“Bu yaşıma geldim, ilk defa göl sularının bu kadar çekildiğine, böyle çok sayıda küçük adacıklar ortaya çıktığına şahit oluyorum. Gölün durumu çok vahim. Bu kış döneminde çok yağış bekliyoruz. Yoksa gelecek yıllarda Beyşehir Gölü’nün akıbeti çok iyi gözükmüyor.

Akşehir ve Eber gölleri gibi kurumasından çok endişe ediyoruz. Göl kıyılarında suların çekilmesi nedeniyle balçık ve bataklık alanlar da oluştu. Bulunduğumuz yerin aşağısında kış döneminde, 2 metre derinliğinde su vardı, şimdi burası kara parçası oldu. Kuşlar bile buraları terk edip bu adalara sığınmaya başladı. Gölün bu durumdan kurtulması, tarımsal sulama politikalarının yeniden gözden geçirilmesinden, bir gram suyun heder edilmemesinden geçiyor.” diye konuştu.

Tan, bölgenin su sorununun bir nebze de olsa çözülebilmesi için tarımsal üretimde daha az su isteyen bitkilere yönelmek gerektiğini vurgulayarak, “Su hayattır, yaşamdır. Beyşehir Gölü, aynı zamanda bir içme suyu havzası ama gölün bu durumu, bataklık oluşması, balçıklanma gibi nedenler, içme suyu kalitemizi de olumsuz etkiliyor.” ifadesini kullandı.

“Derinlik 1 metre azaldı”

Balıkçı İbrahim Erdoğan da küçük adacıkları yakından görmek için sık sık gölde gezinti yaptıklarını anlattı.

Gölde ilk defa böyle bir şeyin yaşandığını dile getiren Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:

“Beyşehir Gölü’nde su seviyesi çekildiği için yaklaşık 1 metre derinlik azalması oldu. Gölde daha alçak olan zemine yakın yerler biz balıkçıların ‘dırımba’ adını verdiği küçük adacıklar haline dönüştü. Gölde yaklaşık 34 adamız var. Suların çekilmesi nedeniyle 30-35 de böyle küçük adalar meydana geldi. Bu küçük adalar, bölgemize gelen göçmen kuşlar ile diğer türlerin de sığınma, yuvalanma ve beslendiği alanlar haline geldi. Üzerinde eskiden hiç karga sürüsü görmezdik, göle inmezlerdi. Şimdi bu küçük adacıklarda binlerce karga sürüsü görmeye başladık. Buralarda besin ihtiyaçlarını karşılıyorlar. Ayrıca sakar mekeler, karabataklar, martılar ve diğer türler de buralarda yoğun olarak görülüyor. Teknelerle yanlarına yaklaştığımızda sazlıklar arasına uçuşarak gizleniyorlar.”

“Gölün her tarafında adacıklar meydana gelmeye başladı”

Beyşehir Avcılar ve Atıcılar Spor Kulübü Başkanı Mustafa Güler ise kıyıdaki alanlarda suların çekilmesi üzerine amatör olta avcıları olarak zor günler yaşadıklarını belirterek şunları kaydetti:

“Göl kıyıları bizim av sahamızdı. Buralara çok oturup olta ile balık çektik, gölün en derin, akıntılı yerlerinden birisiydi. Şimdi ise tam bir araziye dönüşmüş durumda. Göl ölüyor, suların çekildiği yerlerde hayvanlar otluyor. Gölün her tarafında adacıklar meydana gelmeye başladı. Gölümüze tamamen yok olmaması için hepimizin sahip çıkması gerekiyor.”