LG'den toplumda yapay zeka algısı

İSTANBUL (AA) – LG tarafından hazırlanan, yapay zeka (AI) deneyimini konu alan 6 bölümlük yazının ilkinde, yapay zekanın geleceğini şekillendirecek algıya yakından bakılıyor.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, AB'nin, kendi sınırları içerisinde, yapay zeka kullanımını katı bir şekilde düzenlemeye yönelik son önerileri, büyük olasılıkla yapay zeka gelişimi üzerinde önemli sonuçlar doğuracak.

Yönergeler, yapay zekanın potansiyeli nedeniyle risk altında olabilecek insan ve toplumsal haklarını ele almak için tasarlandı. Ulusların ve insanların doğru kararları vermesi için yapay zekanın ne olduğu ve ne olması gerektiği konusunda halka açık bir söylem olması önem taşıyor.

Geçen yıl LG ve Element AI arasında ortaklaşa geliştirilen "AIX Exchange: The Future of AI and Human Experience (Yapay Zeka Deneyimi: Yapay Zekanın Geleceği ve İnsan Deneyimi)" raporu, kamu algısı, etik, şeffaflık, kullanıcı deneyimi gibi 6 temel tema üzerinden yapay zeka deneyiminin (AIX) zorluklarını ele alıyor.

İnsanların bir konu hakkında düşünme ve hissetme şekli olan toplum algısı, tüketicilerin benimsemeyi seçtikleri yapay zeka ürün ve hizmetlerinin türünde önemli bir rol oynuyor. Bu da yapay zekanın gelişimini ve ilerlemesini etkiliyor.

Açıklamada, halkın yapay zeka konusundaki fikrini ve farkındalığını büyük ölçüde etkileyen 5 alana (haberler ve pop kültür, dil, pazarlama, tasarım ve eğitim) ilişkin şu değerlendirmelere yer verildi:

"Haber odaklı medyada yapay zekanın hayatları nasıl iyileştirdiğine dair birçok hikaye olmasına rağmen teknolojiyi 'işleri ve geleceği çalan kötü adam' olarak betimleyenler de var. Teknolojiyi geliştirmeye dahil olanlar, bunun tüketici güveni üzerindeki etkisinin yanı sıra yapay zeka ile iletişim kurarken gerçeği kurgudan ayırmanın ne kadar önemli olduğunun son derece farkındadır.

'Öğrenme' kelimesi, bir kişiyi 'öğrenen' bir makinenin yapmaya programlandığından çok daha fazlasını yapabileceğine inandırarak korku ve güvensizlik yaratabilir. Yapay zeka, birçok kişi için bu kadar belirsiz ve şekilsiz bir kavram olduğundan yapay zeka sektöründeki şirketlerin, yanlış anlaşılmalara yer bırakmadan ürünlerini ve hizmetlerini tanımlarken çok dikkatli olmaları gerekiyor. Kelimeleri akıllıca seçmek, yapay zeka vaatlerini daha iyi yerine getirmeye yardımcı olacaktır.

Aşırı umut verici pazarlama balonu hayal kırıklığına yol açabiliyor ve kamuoyunun algısını olumsuz etkileyerek yapay zeka kışı olarak bilinen bir olguyu körükleyebiliyor. Teknoloji insanların umduğu kadar hızlı ilerlemediğinden ve henüz Hollywood filmlerinin yapay zekasına benzemediğinden, şirketler bu alanda neler yapabileceklerini abartmaktan kaçınmalı.

Kullanıcıların yapay zeka ile etkileşimde bulunurken sahip oldukları deneyim, halkın algısını belirlemede bir başka kritik unsur olarak karşımıza çıkıyor. İyi ve kötü kişisel yapay zeka deneyim hikayeleri her gün sosyal medyada paylaşılıyor, insanların olumlu veya olumsuz algılarını pekiştiriyor ve henüz herhangi bir yapay zeka tabanlı çözümü kullanmamış olanların fikirlerini etkiliyor. Yapay zeka ile daha iyi deneyimler sağlamak için yapay zeka tasarımına insan merkezli bir yaklaşımın benimsenmesi kritik önem taşıyor. Tüketicilerin neye ihtiyaç duyduklarının ve isteklerinin kapsamlı bir incelemesinin yanı sıra bir ürünün değerini azaltan zayıf noktalarının keşfi, günlük yaşamda daha fazla pratik değer sağlayan yeteneklerin geliştirilmesi için çok önem taşıyor.

Toplum, yapay zeka hakkında ne kadar eğitilirse teknolojinin getirebileceği faydalara o kadar hızlı adapte olacak ve bu faydaları takdir edecek. Tersine, daha fazla eğitim, halkın yapay zekanın ne olmadığını anlamasına, makinelerin insanların yerini almayacağını anlamasına yardımcı olacak."

Açıklamada görüşlerine yer verilen Georgia Teknoloji Enstitüsü Bilgisayar Bilimleri Fakültesi Dekanı Charles Lee Isbell, "Teknoloji okuryazarlığı, sadece inşa ettikleri şeyin etkisi hakkında düşünmelerine yardımcı olacak sistemleri oluşturan kişiler için önemli değil. Bu sistemleri inşa etmeyecek ancak bu sistemlerden etkilenecek insanlara öğretmemiz en az onun kadar önemli, belki de daha önemli…" ifadelerini kullandı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Aksigorta'nın, Yapay Zeka ile Risk Fiyatlandırma Projesi, IDC European Data Strategy & Innovation Awards tarafından ödüle layık görüldü.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, Sabancı Holding iştiraki Aksigorta'nın, müşteri deneyimini üst sıralara taşıyan Yapay Zeka ile Risk Fiyatlandırma projesi, IDC Data Strategy & Innovation Awards 2021'de Avrupa'dan katılan 58 şirket arasından Yapay Zeka ile İnovasyon kategorisinde genel kategori birincisi seçildi.

Açıklamada değerlendirmelerine yer verilen Aksigorta Genel Müdür Yardımcısı Metin Demirel, konuya ilişkin olarak şunları kaydetti:

"2020'de bütün bireysel trafik portföyümüzü yapay zeka ile fiyatlamaya başlamamız Aksigorta'yı Türkiye'de bunu yapan ilk şirket, dünyada da sayılı şirketlerden biri haline getirdi. Bu ödüllü proje ile artık yapay zekayı trafik ve kasko ürünlerinin fiyatlamasında kullanıyoruz. Özellikle markette çok önemli yeri olan kasko ve zorunlu trafik sigortalarında yapay zekayla fiyatlama yapıyoruz bunun etkilerini de pazar payımızdaki artışta hemen görmeye başladık. Bu bizi rekabette öne geçirirken müşterilerimize de en uygun ve adil fiyatı vermemizi sağlıyor."

ANKARA (AA) – ODTÜ URAP Koordinatörü Prof. Dr. Ural Akbulut, yapay zeka alanında Türkiye kaynaklı bilimsel makalelerin sayısını dünyadaki 136 ülke ile kıyaslayan araştırmanın sonuçlarını AA muhabirine açıkladı.

Çalışmalarında, Türkiye’de yüksek öğretimde yapay zeka araştırmalarının dünyada olduğu gibi genel bilgisayar bilimleri alt alanları arasında öne çıkan bir alan olduğunun görüldüğünü dile getiren Akbulut, şöyle devam etti:

“Türkiye’de yapay zeka araştırmaları gelişmiş ülkelere benzerlikler göstermekle birlikte farklılıklar da sergilemektedir. Örneğin, birçok ülkede araştırmacılar yayınlarını dergilerde olduğu gibi çalıştay, konferans, sempozyum gibi etkinliklerde bildiri olarak da yayınlamaktadır. Günümüzde üniversite sıralamaları çoğunlukla dergi yayınlarına ağırlık vermekle birlikte bilgisayar bilimleri gibi bazı alanlarda konferans bildirileri de dergi yayınları kadar önemlidir. Yapay zeka alanındaki araştırma çıktılarına bakıldığında, dünya genelinde, indislenen yayınların yüzde 36,9’u dergi yayını, yüzde 58,6’sı ise konferans bildirisi olarak yayınlandığı görülmektedir. Türkiye’de ise bu oran yüzde 58 dergi yayını, yüzde 39 konferans bildirisi olarak gerçekleşmiştir. Dergi makalesi oranının yüksek olduğu ülkelere bakıldığında bu durum sadece İran ve Türkiye’de yüksek farklılık olarak göze çarpmaktadır. “

URAP’ın her yıl dünya alan sıralaması yaptığını, bu yılki sıralamayı da yakında açıklayacaklarını belirten Akbulut, “Bu yılki dünya alan sıralamalarında, Türkiye’nin yapay zeka alanındaki bilimsel makale sayısında dikkat çekici sonuçlara ulaştık. Dünyada yapay zeka alanında bilimsel makale üreten ülkeler ile Türkiye’yi kıyaslayan bir sıralama yaptık. Buna göre, Türkiye yapay zeka alanındaki bilimsel makalelerin sayısı açısından 137 ülke arasında 13’üncü sırada yer aldı. Türkiye’nin sıralamadaki yeri itibarıyla gelişmekte olan ülkeler arasında en başarılı ülkelerden birisi olduğunu gösteriyor.” diye konuştu.

YÖK’ün çalışmaları önemli

Akbulut, yapay zeka alanında konferans bildirilerinin önemine işaret ederek, “Türkiye’deki araştırmacıların bu alanda önde gelen bilimsel toplantılara katılması, uluslararası çalışmalarda daha aktif rol almasını sağlayarak yapay zeka alanındaki yayınlarımızın güçlenmesini sağlayacak, bu da etki değeri olan yayın sayısının artmasına yol açacaktır.” dedi.

Ural Akbulut, yapay zeka araştırmacılarının bir kısmının akademik araştırmacı değil bilişim firması çalışanı olmasının, yapay zeka araştırmalarına özgü bir diğer boyut olduğuna dikkati çekti.

Yapay zekanın bilgi ve iletişim teknolojileri ile entegre olarak gelişmesi sonucunda bilişim firmalarının bu alanda yapılan yayınlarda, halen ağırlığı elinde tutan akademik kurumların yanında varlık göstermeye başladığını anlatan Akbulut, son 10 yıldaki yayınlara bakıldığında ABD’de bilişim firmaları tarafından yapılan yayınların yapay zeka alanındaki tüm yayınların yüzde 7,4’ünü oluşturduğunu aktardı.

Bu oranın Japonya’da yüzde 8.3, Almanya’da yüzde 8,4, Güney Kore’de yüzde 4,9, Türkiye’de ise yüzde 2.2 olarak gerçekleştiğini dile getiren Akbulut, şunları kaydetti:

“Akademik yayın ağırlığına bakıldığında Türkiye’de akademik kökenli yayınların payı yüzde 94,1’i bulmaktadır. Türkiye’de yapay zeka araştırmalarının üniversiteler yanında bilişim firmaları, kamu kurumları ve sivil toplum örgütleri tarafından yürütülmesi ülkenin yapay zeka alanında global ölçekte söz sahipliğini artıracaktır. Bu doğrultuda YÖK’ün Türkiye genelindeki üniversitelerde yapay zeka bölümleri kurmasına yönelik atılımların sürdürülmesi ve veri bilimi araştırmaları ile zenginleştirilmesi Türkiye için bu alanda çalışabilecek insan kaynağının yaratılması için önemli bir fırsattır.

Yapay zeka alanındaki bilimsel araştırmalar için en kısa sürede bu konuda başarılı olan üniversitelere ek araştırma bütçeleri verilmesi çok yararlı olacaktır. Üniversitelerde yapay zeka alanında çalışan akademisyenlerin uluslararası sempozyumlara katılarak uluslararası iş birlikleri geliştirmeleri için ek bütçe ayrılması önem taşımaktadır. Benzer şekilde bu alanda başarılı olan bilişim şirketlerine de teşvikler verilmesi ve mali kolaylıklar sağlanmasında büyük yarar vardır.”