Lübnan'da yakıt sıkıntısı nedeniyle fırınlarda ekmek üretimi durma tehlikesiyle karşı karşıya

BEYRUT (AA) – Lübnan Fırıncılar Sendikası Birliği, yaptığı yazılı açıklamada, ekonomik krizin ekmek üretimine etkilerine dikkati çekti.

Açıklamada, “Fırın ve pastaneler tüm yakıt stokunu tüketti. Mevcut yakıt yeterli değil. Bu durum özellikle Lübnan’ın tüm bölgelerine dağıtım yapan büyük tesislerde üretimi etkileyebilir.” ifadelerine yer verildi.

Un değirmenlerinin de aynı durumda olduğu kaydedilen açıklamada, yaşanan sıkıntının bir ekmek krizine yol açabileceği uyarısı yapıldı.

Fırıncılar Sendikası Birliği, yetkilileri soruna acilen çözüm bulmaya çağırdı.

Lübnan’daki ekonomik ve siyasi kriz

Farklı din ve mezheplere dayalı siyasi bölünmeler açısından oldukça kırılgan bir yapıya sahip bulunan Lübnan ekonomisi, 1975-1990 yıllarındaki iç savaştan bu yana en büyük krizi yaşıyor.

Beyrut Limanı’nda Ağustos 2020’de meydana gelen büyük patlama Lübnan’daki ekonomik sıkıntıları artırdı ve yeni bir hükümet krizi doğurdu.

Başbakan Hassan Diyab hükümeti, patlama sonrası gelen tepkiler üzerine 10 Ağustos 2020’de istifa etti ancak siyasi gruplar arasında yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle ülkede aylardır yeni hükümet kurulamadı.

Siyasi güçleri ve yöneticileri ülkedeki ekonomik krizin nedeni olarak gören halk, uzun yıllardır iktidarı paylaşan mezhepsel siyasi partilerin yer almadığı, teknokratlardan oluşan küçültülmüş bir hükümetin kurulmasını talep ediyor.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

BEYRUT (AA) – Son yıllarda sık sık siyasi ve ekonomik krizlerle gündeme gelen Orta Doğu’nun küçük ülkesi Lübnan, Beyrut Limanı’nda 4 Ağustos 2020’de 2 bin 750 ton amonyum nitratın infilak ettiği felaketle büyük bir yıkıma maruz kaldı.

Doğrudan veya dolaylı olarak bir milyon insanın etkilendiği patlama, yaklaşık 200 kişinin hayatını kaybetmesine, 6 binden fazla kişinin yaralanmasına, ayrıca binlerce konut ve ticari işletmede hasara yol açtı.

Ülkede faaliyet gösteren Uluslararası Veri Merkezine göre, 8 kilometreye kadar etkisini gösteren patlama yaklaşık 60 bin konut ve 20 bin işyerini etkiledi.

Özellikle tarihi Beyrut evlerinin süslediği ve barındırdığı eğlence mekanlarıyla sabahlara kadar hareketliliğin sürdüğü Cımmeyze ve Mar Mihail bölgelerinin sakinleri, ekonomik kriz döneminde yaşanan felaketin getirdiği yıkıma karşı devletin kendilerine hiçbir yardım yapmadığından şikayet ediyor.

“Bölgedeki çoğu dükkanlar hala olduğu gibi duruyor”

Cımmeyze bölgesinde dükkan işleten Meryem Faris Dekkaş, Beyrut Limanı’ndaki patlamanın birinci yılı münasebetiyle AA muhabirine yaptığı açıklamada, patlamanın bölgedeki binlerce ev ve işletmeye verdiği zarardan kendilerinin de payını aldığı ve bu zararın hiç kimse tarafından karşılanmadığını söyledi.

Hayır kuruluşlarının küçük esnafa destekleri kapsamında cam, kapı ve elektrik tesisatı ihtiyaçlarının karşıladığını aktaran Dekkaş, “Birden çok hayır kuruluşundan aldığımız yardımlara rağmen eksiklerimizi tamamlayamadık. Ama yine de bizim için iyi oldu. Çünkü bölgedeki çoğu dükkan hala olduğu gibi duruyor.” ifadelerini kullandı.

Ekonomik kriz nedeniyle doların karaborsada aşırı yükseldiğine ve bunun bölgedeki kiralara da yansıdığına dikkati çeken Dekkaş, “Bu bölgede kirası yüksek olanlardan hiç kimse geri dönmedi. Eski kiracı olduğumuz için bizim kiramız düşük, sadece kirası düşük esnaflar geri gelebildi.” dedi.

Beyrut patlamasının mağdurlarından Dekkaş, limanın yanı başındaki bölgenin durumuna ilişkin ise şunları söyledi:

“Bir yıl önceki patlamadan sonra bu bölge metruk hale geldi. Akşam saat 20.00’den sonra burada durmaya korkuyoruz. Özellikle metruk hale gelen bu bölgede insanlar geri gelmedi. Benim komşum dükkanı saat 18.00’de kapatınca korkudan duramıyorum. Patlama öncesinde ise burası Paris’ti.”

“Hayır kuruluşlarının desteğiyle geri gelebildik”

Cımmeyze bölgesinde nalbur dükkanı işleten Gassan Zeytun, 4 Ağustos 2020’de meydana gelen patlamadan dakikalar önce ayrıldığı dükkanının tümüyle harabeye döndüğünü söyledi.

Dükkanın içinde bulunduğu binadaki tadilat çalışmalarının hala devam ettiğini dile getiren Zeytun, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İsimlerini sayamayacağım çok sayıdaki hayır kuruluşunun desteğiyle geri gelebildik, onlar olmasaydı geri gelemezdik. Çünkü kimsenin zararlarını giderecek parası yok, bizler hala devam eden bir ekonomik kriz savaşındaydık. Bildiğiniz üzere vatandaşın bankalardaki paraları da dondurulmuş durumda. Yani bizim dükkanlarımıza geri gelmemiz için birilerin destek çıkması güzel bir şey.”

Patlamanın üzerinden bir yıl geçmesine rağmen Cımmeyze bölgesini hala “hareketsiz ve ölü” olarak tanımlayan Zeytun, “Tadilatı yapılan birçok ev var ama sakinleri geri gelmedi, çünkü psikolojileri henüz düzelmedi. İnsanlar hala korkuyor, bir teneke sesinden bile irkildiklerini görüyoruz. Özellikle patlamayı yaşayan çocukların korkuları sürdüğü için Beyrut’un dışına götürüldüler.” dedi.

Beyrut Limanı’na en yakın olan Cımmeyze ve Mar Mihail bölgelerindeki işletmelerin geçimlerini sağlamak için yavaş yavaş açılacaklarını dile getiren Zeytun, ekonomik krizin getirdiği hayat pahalılığı ve ona bağlı olarak artan kiralar nedeniyle insanların çok zor durumda olduğuna işaret etti.

Zeytun, son olarak Lübnanlılar olarak Beyrut Limanı’ndaki patlamaya ilişkin gerçekleri öğrenmek istediklerini söyledi.

“43 yıldır toparladığım dükkan birkaç saniyede yok oldu”

Cımmeyze bölgesinde 43 yıldır müzik aletleri dükkanı işleten Ruay Hayik de patlamadan sonra hayırseverlerden gelen kısıtlı yardımlarla dükkanlarını açtıkları, ancak bir yıl geçmesine rağmen hala eksiklerini tamamlayamadıklarını belirtti.

Ülkedeki ekonomik krizin yanı sıra yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını ve doların aşırı yükselişi nedeniyle bölge esnafının kendi imkanlarıyla hiçbir çalışma yapamadığını anlatan Hayik, kendilerine ulaşan yardımlara ilişkin ise şunları söyledi:

“Patlamada hasar gören bazı evlerin tadilatı için ordu üzerinden biraz yardım ulaştığı söyleniyor. Ben ise dükkan sahibi olarak bir yardım görmedim. Dükkandaki işçiliklerde Kızılhaç’ın biraz yardımı oldu. Dükkanın eksikleri daha çok var. 43 yıldır toparladığım dükkan birkaç saniyede yok oldu, bunu eski haline geri getirmek zor. Hatta bazı müzik aletleri vardı yok oldu gitti, onları geri getirmek mümkün değil.”

Patlama sırasında dükkanda olmadığını ancak dakikalar içinde koş koşa yılların emeği dükkanına geldiğini aktaran Hayik, arkasında onca ölü ve yaralı bırakan patlamanın akşamında başlayan hırsızlık olaylarına karşı harabeye dönen dükkanından geriye kalan ürünleri korumaya çalıştığını hüzünlü bir yüz ifadesiyle anlattı.

Lübnanlı yaşlı kadın devletin yapamadığı yardımı gurbetçilerin yaptığını anlattı

Cımmeyze’de küçük bir bakkal ile geçimini sağlayan Siham Tekyan da Beyrut Limanı’ndaki patlama faciasında zarar gören evinde yaralandı.

Kanlar içinde vatandaşlar tarafından hastane hastane dolaştırılmasına rağmen tedavi altına alınacak hastane bulamadığını anlatan Tekyan, hem evi hem de dükkanında hasar oluştuğunu ve eşiyle birlikte gidecek yerleri olmadığını belirtti.

Oturulamaz hale gelen evi ve dükkanı için Lübnan ordusunun hasar tespit çalışması yaptığını ancak devletten hiçbir yardım ulaşmadığını söyleyen Tekyan, hayır kuruluşları ve özellikle yurt dışındaki gurbetçilerden gelen kısıtlı yardımlarla toparlanmaya çalıştığını dile getirdi.

Gurbetteki Lübnanlıların kendilerini düşünmelerinden oldukça etkilenen Tekyan, göz yaşları içinde sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yurt dışında gazeteci ve yapımcı olarak çalışan iki öğrencim var. Bu ikisi bir üniversitede benim için para topladılar. Bundan etkilenir misin, etkilenmez misin? Burada ise kimse sana merhaba dahi demiyor, yetkililer yani. Vatandaşlar olarak hepimizin durumu aynı, birinin durumu diğerinden iyi değildir.”

Ekonomik krizin getirdiği zorluklara karşı eşiyle hayat mücadelesi verdiklerine değinen Tekyan, kocasının bankadaki paralarını çekmeye gittiğinde kendisine “Senin paran yok, bankadaki paraların rakamlardan ibaret.” dediklerini anlattı.

Hasar gören araçlar da sahipleri tarafından tamir edildi

Lübnanlı gurbetçi Ahmed ise patlamanın yaşandığı 4 Ağustos 2020’de Beyrut’ta olduğunu ve aracında büyük hasar oluştuğunu anlattı.

Yetkili makamlara birçok kez müracaat etmesine rağmen hiçbir cevap alamadığını aktaran Ahmed, dolayısıyla Lübnanlı binlerce kişi gibi aracını kendi imkanlarıyla tamir ettiğini kaydetti.

ANKARA (AA) – Beyrut Limanı’nda 4 Ağustos 2020’de, patlayıcı maddelerin bulunduğu depoda önce yangın çıktı, ardından tüm kenti sarsan çok güçlü bir patlama oldu.

Patlamada yaklaşık 200 kişi hayatını kaybetti, 6 binden fazla kişi yaralandı ve 300 bin kişi yerinden oldu. Şiddetli patlamanın ardından ülkede olağanüstü hal ilan edildi.

Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn, patlamaya 6 yıldır limandaki depoda tutulan 2 bin 750 ton amonyum nitratın yol açtığını söyledi. Patlama, ülkede 15 milyar doların üzerinde hasara yol açtı.

Patlamayla Beyrut Limanı ve çevresi yerle bir olurken, Lübnanlılar ekonomik kriz ve çeşitli sorunlarla mücadele ettiği dönemde kendilerini yeni bir mücadelenin içinde buldu.

Patlamanın hemen sonrasında Lübnan’la dayanışma

Patlamanın hemen ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Lübnan Cumhurbaşkanı Avn ile telefonda görüşerek Lübnan halkına geçmiş olsun temennisinde bulundu.

Türkiye’nin Lübnan’ın yanında olduğunu dile getiren Erdoğan, bu ülke için sağlık başta olmak üzere ihtiyaç duyulan her alanda insani desteğe hazır olduklarını ifade etti.

Erdoğan’ın yanı sıra Türkiye’den çok sayıda üst düzey yetkili, Lübnan hükümeti ve halkıyla dayanışma açıklamasında bulundu.

Türkiye, Lübnan’a yardım için harekete geçen ülkelerin en başında

Milyarlarca dolar hasara yol açan şiddetli patlamanın üzerinden henüz bir gün geçmeden 13 ülke, bölgeye arama kurtarma ekiplerini gönderdi.

Manevi desteğinin yanı sıra her türlü yardımın yapılması için ilgili tüm kurumlarını seferber eden Türkiye de Lübnan’a yardım için harekete geçenlerin başında yer aldı.

Patlamanın ertesi günü Afet ve Acil Durum Yönetimi (AFAD) Başkanı Mehmet Güllüoğlu başkanlığında, Sağlık Bakanlığı ve Türk Kızılaydan sağlık ekibi ve uzmanlardan oluşan 37 kişilik heyet Beyrut’a gitti.

Bu kapsamda Beyrut’a Sağlık Bakanlığınca 21 UMKE personeli, iki acil müdahale ünitesi, 3 personel barınma çadırı, ilaç ve tıbbi malzeme, AFAD tarafından 10 personel, ekipman, bir kurtarma aracı ve Türk Kızılay’a ait 3 personel, arama kurtarma ekibi, sağlık ve insani yardım malzemesi gönderildi.

Türk ekipler, patlamanın merkezi olan limandaki arama kurtarma ve diğer insani yardım faaliyetlerine hemen başladı ve bu çalışmaları titizlikle yürüttü.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ile Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, 8 Ağustos 2020’de Beyrut’a dayanışma ve destek ziyareti gerçekleştirdi.

Ziyaret sırasında ve sonrasında patlamadan en çok etkilenen ailelere gıda yardımı yapılırken, 5 solunum cihazı ve 43 kalemden oluşan muhtelif ilaç, tıbbi yardım malzemesi desteği verildi.

Öte yandan, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun talimatıyla gönderilen 60 bin maske, 3 bin 200 önlük ve 3 bin tulumun dağıtımı da gerçekleştirildi.

Türkiye, patlama nedeniyle buğday silolarının da zarar görmesiyle acil tedarike ihtiyaç duyan Lübnan’a, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) aracılığıyla yaklaşık 400 ton buğday yardımında bulundu.

Sayda Türk Yanık ve Travmatoloji Hastanesi

Oktay ve Çavuşoğlu’nun yanı sıra Cumhurbaşkanlığı Sağlık ve Gıda Politikaları Kurulu Başkanvekili Prof. Dr. Serkan Topaloğlu da 12-14 Ağustos 2020’de Lübnan’a gitti.

Topaloğlu ve beraberindeki heyetin Lübnan Sağlık Bakanı Hamad Hasan ile görüşmesinde, Türkiye’nin inşaatını 2010’da tamamladığı ancak bürokratik engellere takılması nedeniyle açılamayan Sayda Türk Yanık ve Travmatoloji Hastanesinin açılış sürecini hızlandırmak ve sağlık alanında iş birliğini geliştirmek amacıyla eylem planı imzalandı.

Bu kapsamda Türkiye, söz konusu hastanenin zaman içindeki yıpranmadan kaynaklı onarımını gerçekleştirerek, teknik altyapısını yeniledi ve en yüksek standartlarda yeni tıbbi ekipman kurdu. Hastane, 5 Mart 2021’den bu yana yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşı merkezi olarak faaliyet gösteriyor.

Öte yandan Sağlık Bakanlığı, Lübnan tarafınca belirlenen 20 hemşireye iki grup halinde Ankara’da ikişer hafta süreyle yanık tedavisi eğitimi verildi.

STK’ler aracılığıyla 600 bin dolar tutarında insani yardım

Türkiye, tarihinin en büyük felaketlerinden birine maruz kalan Lübnan’a sivil toplum kuruluşlarıyla (STK) da arama-kurtarma, enkaz kaldırma ve insani yardım faaliyetlerinde destek verdi.

Zor bir dönemden geçen Lübnan halkıyla dayanışma sergileyen Türkiye, TİKA ve AFAD’ın yanı sıra çeşitli STK’ler vasıtasıyla toplam 600 bin dolar tutarında insani yardım gönderdi, Filistinli ve Suriyeli sığınmacıları da kapsayacak şekilde Lübnan’da yaklaşık 150 bin kişiye yardım ulaştırdı.

Beyrut’ta Türkiye Diyanet Vakfı (TDV), İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı, Deniz Feneri ve Sadaka Taşı Derneği aracılığıyla bilhassa Türk vatandaşları ve soydaşlarının yoğun olduğu bölgeler ile patlamadan etkilenen semtlerde gıda ve hijyen malzemesi dağıtımı yapıldı.

Sadaka Taşı Derneği, bölgede Lübnanlılara sıcak yemek, gıda ve hijyen paketi dağıtımı ile patlamadan zarar gören evlerin onarımı gibi faaliyetler yürüttü.

Türk Kızılay ekibi, patlamadan en çok etkilenen bölge sakinlerine ve ailelere Lübnan Kızılhaçı ile iş birliği yaparak 1000’in üzerinde gıda paketi dağıttı.

Kızılay ayrıca afet yardımı amacıyla dağıtılmak üzere Lübnan Kızılhaçına 100 bin dolar bağışta bulundu.

TDV de patlama hasar gören yaklaşık 150 yıllık Osman Bin Affan Camisi ile ihtiyaç sahibi 5 ailenin evlerinin onarımını tamamladı.