Lübnanlılara sorduk: Ekonomik ve siyasi krizlerden kurtulamayan Lübnan nereye gidiyor?

BEYRUT (AA) – Beyrut Limanı’nda 4 Ağustos 2020’de meydana gelen büyük patlamanın ardından Lübnan, hükümetin istifasıyla başlayan yeni bir siyasi krizin içine girdi.

Cumhurbaşkanı Mişel Avn, 21 Eylül 2020’de yeni hükümetin kısa sürede kurulamaması durumunda ülkeyi nelerin beklendiğine dair bir soru “Hükümet kurulmazsa cehenneme gideriz.” şeklinde yanıtlayarak, Lübnan’da ekonomik çöküşün önüne geçilemeyeceğine dikkati çekmişti.

Müslüman ve Hristiyan dinlerine mensup mezhep eksenli siyasi güçler 7 aydan beri yeni hükümeti kurma konusunda anlaşamazken, ülkede ekonomik krizin giderek derinleşmesi ve doların karaborsada rekor seviyelere yükselmesi nedeniyle hayat koşulları her geçen gün daha da kötüleşiyor.

Hristiyanların dini merci Maruni Patriği Mar Beşara Butrus er-Rai, ekonomik ve siyasi krizin çözümü için “Birleşmiş Milletler (BM) himayesinde uluslararası diyalog konferansı düzenlenmesi” çağrısında bulundu ancak Hizbullah’ın tepkisiyle karşılanan bu çağrıya siyasilerden gerekli destek gelmedi.

AA ekibi olarak Lübnanlılara “Ekonomik ve siyasi krizlerden kurtulamayan Lübnan nereye gidiyor?” sorusunu yönelttik.

Şöyle cevaplar aldık:

“Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı ve Başbakan dahi nereye gittiğimizi bilmiyor”

Adnan Hareke (Serbest meslek sahibi): Lübnan’daki durum umut verici değil. Herkes sadece kendi çıkarını düşünüyor. Kardeşin kardeşini düşünmeyeceği bir hale gelmiş durumdayız.

Lübnan’daki durum çok sefil ve daha da kötüye gidiyor. Hiç kimse nereye gittiğimizi bilmiyor. İnanın Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı ve Başbakan dahi nereye gittiğimizi bilmiyor.”

“Kesin bildiğimiz bir şey var o da bu sistemin tümüyle değişeceği”

Mengi Hamza (Üniversite öğrencisi): Hiç kimse Lübnan’ın nereye gittiğini bilmiyor. Dolar 10 bin Lübnan lirası olmuş. İnsanlar artık doların 1500 değil, 3 bin veya 4 bin Lübnan lirasına düşmesi temennisinde bulunuyor.

Kesin bildiğimiz bir şey var o da bu sistemin tümüyle değişeceği. Artık böyle yaşamamız mümkün değil. Bu durumun ne kadar süreceğini de bilemiyoruz. Benim görüşüme göre artık halk sokaklara dökülmeye başlamalı. Bu şekilde beklemekle ve halkın sessiz kalmasıyla bir şey değişmeyecek.

“Bu yıl çok zor geçecek”

Ahmed Harun (Mühendis): Lübnan’da şu an içinde bulunduğumuz tüm koşullar kötü. Özellikle doların yükselmesi ve hayat pahalılığı başta olmak üzere her şey daha da kötüye gideceğimizi gösteriyor. Hatta kaos da muhtemel. Çünkü onların (siyasilerin) nereye gitmemizi istemelerine bağlı.

Ben içinden geçtiğimiz durumun hem siyasi hem de ekonomik boyutları olduğunu düşünüyorum. Ayrıca bitme noktasına gelmemizi isteyen kesimler de var. Benim görüşüme göre, bu yıl çok zor geçecek. Özellikle de Kovid-19 ve ülkedeki durumdan ötürü. Ancak yeni hükümetin kurulması ve mutabakatın sağlanmasıyla yıl sonuna kadar bir çözüm oluşur diye düşünüyorum.

Lübnan o zaman daha iyiye gidebilir. Çünkü siyasi bir ittifakla ve çok küçük ekonomisi olan bir ülke olduğumuz için dışarıdan gelecek 10 milyar dolarla toparlayabiliriz. Dışarıdan gelecek yardım da iç siyasete bağlı. Yemen, İran ve nükleer anlaşmaya kadar bölgedeki gelişmeler de Lübnan’ı bağlayabiliyor. Lübnan bir joker gibi, her türlü gelişmeden ilk etkilenen biz oluyoruz. Suriye’den etkileniyoruz, İran’dan etkileniyoruz, Yemen’den etkileniyoruz. Çünkü İsrail’e yakın bir coğrafyada yer alıyoruz. Nükleer anlaşmanın sağlanması ve iç ittifakla durumumuzda iyileşme olur.

“Bu durum bölgesel ve uluslararası komplonun bir sonucu”

Ebu Kifah (Aktivist): Lübnan nereye gidiyor? sorusuna karşı öncelikle ülkeyi bu aşamaya getirenleri bilmemiz gerek. Benim düşünceme göre bu durum, bölgesel ve uluslararası komplonun bir sonucu.

Bölgesel ve uluslararası politika, Lübnan’ı boyun eğecek seviyeye getirmek istiyor ki Siyonist devletle (İsrail’le) normalleşme sürecine girmiş olsun. Bunun sorumluluğu ise söz konusu projenin destekçisi olan ABD ve onunla birlikte hareket eden rejimlerdir. Bu ülke, ekonomisiyle, güvenliğiyle, siyasetiyle ve diğer yönleriyle hedef alınıyor.

Tüm bunlar, normalleşme projesini yürütenler ile Lübnan’ı bu aşamaya getiren yolsuzluğa batmış yöneticiler arasındaki ilişkiler ağı üzerinden gerçekleşiyor. Tüm bunlar, Lübnan’ı kaosa ve boyun eğmeye zorlamak için yapılıyor.

“Siyasiler çözüm istemiyor. Çözüm dışarıdan gelecek”

Hiyam eş-Şami: Lübnan’ın ayakları üzerinde durabilmesi için ülkeye olan güvenin geri gelmesi gerekir. Aksi halde Cumhurbaşkanı’nın bize müjdelediği gibi çöküşe ve cehenneme doğru ilerlemiş oluruz. İnşallah cehennem, ülkeyi bu aşamaya getirenleri yakar. Çünkü cehennemi hak eden bizler değiliz, iyi bir hayat için çalışıp topladığımız paraları onlar aldı.

Bizler hala mücadele ediyor ve bu ülkeye inanıyoruz, belki dışarıdan bir şeyler gelir. Çünkü içerden çözüm yok, bunlar (siyasiler) çözüm istemiyor. Çözüm dışarıdan gelecek ve onların istememesine rağmen gelecektir.

“Dış güçlerin Bizi nereye götüreceğini hiç kimse bilmiyor”

Ebu Seyf (Taksici): Bir buçuk yıldır hiç iş yok, durumumuz tam anlamıyla sıfır. Maalesef bizi dış güçler yönetiyor ve Lübnan’daki yönetim için birbirleriyle çekişiyorlar. Bunlar ya yönetimi alırlar ya da ekonomik ve askeri olarak ülkeyi ateşe verirler. (Dış güçler) Hala çekişmeye devam ediyorlar, bizleri nereye götüreceklerini hiç kimse bilmiyor. Her geçen gün daha da kötüye gidiyor. Dış güçler Lübnan’da yönetim için çekişiyor.

“Cehennemde yaşıyoruz ve Allah daha beterinden korusun”

Lina (Ev hanımı): Bana Lübnan nereye gidiyor diye soruyorsun. Cumhurbaşkanımızın kendisi ‘Cehenneme gidiyoruz’ diyor, cehennemden daha fazlası ne olabilir? Cehennemde yaşıyoruz ve Allah daha beterinden korusun. Cehennemden daha ötesi ne olabilir ki? Ona ulaşmışız. Allah çözüm kapısı açsın, Allah’tan başka çözüm yok.”

“Lübnan’ın kaderi cehennem, ülke ölmüş, ufukta çözüm yok”

Ömer (Tüccar): Doğrusu Lübnan öldü ve şu anda makineye bağlı. Sağ olsunlar ki cihaza bağlı halde yaşamasına izin verdiler, belki de yurt dışına kaçmamıza izin vermiş oluyorlar. Ancak Lübnan’ın kaderi cehennem, ülke ölmüş, ufukta çözüm yok ve tüm bunlar, bizi yönetenlerin başarısızlığından, emanete sahip çıkmamalarından oldu.

Lübnan kendini yönetmeye kâdir değil. Daha önce bizleri dışarıdan yönetip kısmen bize bıraktıkları yönetimle istikrar sağlanıyordu. Lübnan’da halihazırda yönetimde bulunanlar başarısız oldu ve yönetimi bırakmaları gerekir.

Lübnan’daki ekonomik ve siyasi durum

Farklı din ve mezheplere dayalı siyasi bölünmeler açısından oldukça kırılgan bir yapıya sahip Lübnan ekonomisi, 1975-1990 yıllarındaki iç savaştan bu yana en büyük krizi yaşıyor.

Sermayenin çıkışına karşı sert uygulamalara başvuran bankalar, 17 Ekim 2019’dan beri yurt dışı havalelerini askıya almış ve müşterilerin hesaplarındaki dövizleri çekmelerine kısıtlamalar getirmiş durumda.

Lübnan lirası Merkez Bankası kuru sabit tutsa da bankalarda ve karaborsada değer kaybıyla farklı fiyatlardan işlem görüyor.

Beyrut Limanı’nda Ağustos 2020’de meydana gelen büyük patlama, Lübnan’daki ekonomik sıkıntıları büyütürken yeni bir hükümet krizi de doğurdu.

Başbakan Hassan Diyab hükümeti, patlama sonrası gelen tepkiler üzerine 10 Ağustos 2020’de istifa etti, ancak siyasi gruplar arasında yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle ülkede aylardır yeni hükümet kurulamadı.

Ülkedeki ekonomik krizin nedeni olarak siyasi güçler ile yöneticileri gören halk, uzun yıllardır iktidarı paylaşan mezhepsel siyasi partilerin yer almadığı, teknokratlardan oluşan küçültülmüş bir hükümetin kurulmasını talep ediyor.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

BEYRUT (AA) – Cumhurbaşkanı Avn, Beyrut Limanı’nda meydana gelen şiddetli patlamaya tepki eylemlerinin ardından 10 Ağustos 2020’de istifa eden Hassan Diyab hükümetinin yerine yeni kabineyi oluşturacak ismin belirlenmesi için Meclisteki siyasi gruplarla yürüttüğü istişare görüşmelerini tamamladı.

İstişare görüşmelerinin ardından Cumhurbaşkanlığından yapılan yazılı açıklamada, Mikati’nin yeni hükümeti kurmakla görevlendirilmek üzere Baabda Sarayı’na çağrıldığı aktarıldı.

Lübnan’da 2005-2011 yıllarında başbakanlık yapan iş adamı ve Milletvekili Mikati, Baabda Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ndaki görüşmelere katılan 115 üyeden 72’nin oyunu aldı. Geriye kalan milletvekillerinin 42’si çekimser kalırken, bir vekil de Nevaf Selam için oy kullandı.

Mikati, Baabda Sarayı’nda Cumhurbaşkanı Avn ile görüştükten sonra düzenlediği basın toplantısında, yeni hükümeti kurma görevinin kendisine verildiğini duyurdu.

Kendi başına zorlukların üstesinden gelmeyi başaramayacağını ve halktan güven talep ettiğini söyleyen Mikati, “Yangın ancak herkesin iş birliği ile söndürülür. Dışarıdan gerekli garantilere sahip olmasaydım bu yönde bir adım atmazdım.” dedi.​​​​​​​

Mikati, Cumhurbaşkanı ile iş birliği halinde Fransa’nın girişimi doğrultusunda yeni hükümeti kuracaklarını ifade etti.

Mikati kimdir?

Lübnan’ın kuzeyindeki Trablusşam kentinde 1955 yılında Sünni Müslüman bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Mikati, Beyrut Amerikan Üniversitesi mezunu ve ülkedeki önemli siyasi isimler arasında yer alıyor.

Saygın bir iş adamı olarak tanınan Mikati’nin medya, telekomünikasyon başta olmak üzere birçok alanda yatırımları bulunuyor. Lübnan’da 1990’lı yıllardan itibaren farklı hükümetlerde bakan olarak görev alan ve 2005-2011 yıllarında da başbakanlık görevini yürüten Mikati, 2009’dan bu yana Trablusşam’dan milletvekili olarak parlamentoda yer alıyor.

Edib ve Hariri’nin çabaları sonuç vermemişti

Başbakan Diyab’ın istifasından birkaç hafta sonra geçen yıl yeni hükümeti kurmakla görevlendirilen Lübnan’ın Berlin Büyükelçisi Mustafa Edib, 26 Eylül 2020’de, “Hükümeti kurma görevini aldığım sıradaki mutabakat artık yok.” diyerek görevi iade etmişti.

Edib’in sunduğu kabine üzerinde anlaşamayan Müslüman ve Hristiyan siyasi gruplar, 22 Ekim 2020’de hükümeti kurmakla görevlendirilen Müstakbel Hareketi Genel Başkanı Saad el-Hariri’nin yaklaşık 9 ay süren çabaları neticesinde teknokratlardan oluşacak yeni bir hükümetin kurulmasına da imkan tanımamıştı.

Son olarak 15 Temmuz’da Cumhurbaşkanı Avn ile bir araya gelen Hariri, görüşme sonrası düzenlediği basın toplantısında, “Cumhurbaşkanı ile anlaşamadığı için hükümeti kurma görevini iade ettiğini” duyurmuştu.

Görevi iade ettiği sırada yeni hükümeti kurmakla görevlendirilecek hiçbir isme destek vermeyeceğini açıklayan Hariri, bu sabah Cumhurbaşkanı Avn ile görüştükten sonra Mikati’ye desteğini açıklayan ilk isim oldu.

Lübnan’daki ekonomik ve siyasi durum

Farklı din ve mezheplere dayalı siyasi bölünmeler açısından oldukça kırılgan bir yapıya sahip Lübnan’da, 1975-1990 yıllarındaki iç savaştan bu yana en büyük ekonomik kriz yaşanıyor.

Beyrut Limanı’nda Ağustos 2020’de meydana gelen büyük patlama, Lübnan’daki ekonomik sıkıntıları artırdı ve yeni bir hükümet krizi doğurdu.

Başbakan Hassan Diyab hükümeti, patlama sonrası gelen tepkiler üzerine 10 Ağustos 2020’de istifa etti ancak siyasi gruplar arasında yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle ülkede yaklaşık bir yıldır yeni hükümet kurulamadı.

Siyasi güçler ve yöneticileri ülkedeki ekonomik krizin nedeni olarak gören halk, uzun yıllardır iktidarı paylaşan mezhepsel siyasi partilerin yer almadığı, teknokratlardan oluşan küçültülmüş bir hükümetin kurulmasını talep ediyor.

BEYRUT (AA) – Saad el-Hariri, başkent Beyrut’un doğusundaki Baabda Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda Avn ile yaptığı ikili görüşmenin ardından kısa bir basın toplantısı düzenledi.

Hem Fransa’nın geçen yıl başlattığı girişime hem de Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri’nin girişimine bağlı olarak hükümetinde yer alacak 24 teknokrattan oluşan listeyi Avn ile paylaştığını belirten Hariri, “Bana göre bu hükümet, ülkedeki çöküşü durdurmaya kadirdir.” dedi.

Hariri, Cumhurbaşkanı Avn’ın yarın kendisine yapıcı bir cevap vermesi temennisinde bulundu.

Lübnan’daki hükümet krizi ve Fransız girişimi

Lübnan hükümeti, 4 Ağustos 2020’de Beyrut Limanı’nda meydana gelen patlamanın ardından tepkiler üzerine istifa etmişti.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 6 Ağustos ve 1 Eylül 2020’de Lübnan’ı ziyaret etmiş ve teknokratlardan oluşacak hükümetin kurulması için girişimde bulunmuştu.

Ancak ülkedeki mezhep eksenli siyasi güçlerin bakanlık paylaşımında yaşadıkları anlaşmazlıklar nedeniyle hükümet kurma çalışmalarında aylardır ilerleme kaydedilmezken, Fransa’nın girişiminden de bir sonuç elde edilememişti.

Hariri, Aralık 2020’de, 18 bakanlık teknokratlar listesini Cumhurbaşkanı Avn’a sunmuştu. Avn ise Hariri’nin, özellikle Hıristiyan bakanların belirlenmesinde tek başına hareket ederek, Cumhurbaşkanlığı ile anlaşmaksızın hareket etmesine itiraz etmişti.

Meclis Başkanı Berri, daha sonra teknokratlardan oluşan kabine listesinin 18’den 24’e çıkarılması için bir girişimde bulunmuştu.

Siyasi güçler ve yöneticileri ülkedeki ekonomik krizin nedeni olarak gören halk, uzun yıllardır iktidarı paylaşan mezhepsel siyasi partilerin yer almadığı, teknokratlardan oluşan küçültülmüş bir hükümetin kurulmasını talep ediyor.