Macaristan Dışişleri Bakanı Szijjarto: AB'nin menfaati Türkiye ile sıkı bir iş birliği yapmasıdır

ANKARA (AA) – Macaristan Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile Dışişleri Bakanlığında ikili görüşmelerinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.

AB’nin geleceğini Türkiye-AB ilişkisinin belirleyeceğini belirten Szijjarto, AB’nin bu konuda ikiyüzlü değil açık ve samimi olması, Türkiye ile karşılıklı saygı temelinde diyalog kurulması gerektiğini söyledi.

  • Çavuşoğlu: NATO müttefiki Fransa Rusya’nın Libya’da mevcudiyetini artırmak için çaba sarf ediyor

Szijjarto, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının AB ekonomisi ve güvenliğinde yeni durum ortaya çıkardığına işaret ederek, “AB’nin her iki alanda da Türkiye ile olabildiğince iş birliği yararlı olacaktır.” diye konuştu.

Türkiye’nin 4 milyondan fazla mülteciye ev sahipliği yaptığına dikkati çeken Szijjarto, ayrıca Türkiye-Suriye sınırında yüz binlerce kişinin barındığını, yeni göç dalgalarının olabileceğini ifade ederek, şöyle devam etti:

“Türkiye ile AB arasındaki mülteci anlaşması AB için çok önemli. AB daha önce Türkiye’ye mültecileri dalgasını tutması karşılığında 6 milyar avro sözü vermişti. Bu konuda tartışma var, Brüksel Türkiye’ye 4,7 milyar ödediğini söylüyor ancak Türkiye tarafı bunu kabul etmiyor. Bir an önce bu durum çözülmeli ve söz verilen para Türkiye’ye ödenmeli, gerekirse yeni anlaşma yapılmalı. Eğer Türkiye bu dalgayı tutamazsa Macaristan’ın güney sınırında 2015’ten daha kötü olabilecek bir durum oluşabilir. Ayrıca şu anda durumun ekonomik olmasının yanı sıra sağlık boyutu da var.”

“Libya’da istikrar gerekli”

Szijjarto, Libya’nın istikrara kavuşturulması konusunda Türkiye ile mutabık kaldıklarını belirterek, “AB, Libya’da istikrar için Türkiye ile iş birliği yapmalı.” dedi.

Macaristan’ın ekonomik rekabetten korkmadığını, olabildiğince az gümrüğün ülkesinin menfaatine olduğunu kaydeden Szijjarto, bunun için serbest ticaret anlaşması ve gümrük düzenlenmesi yapılmasından yana olduklarını ifade etti.

Szijjarto, enerji alanında da Türkiye’yle iş birliği içinde olduklarını vurgulayarak, “TürkAkım doğal gaz boru hattı inşa edildi. Biz de bu hattın Macaristan-Sırbistan kısmını inşa edeceğiz ve bu hattan gelecek yıl ekimde 6 milyar metreküp gaz ulaşacak. Ayrıca Hazar Denizi’nden Azerbaycan gazının da en geç 2023’e kadar ulaşmasının istiyoruz.” ifadelerini kullandı.

Türkiye ile nükleer enerji alanında da iş birliği yapmak istediklerini dile getiren Szijjarto, 627 Türk öğrencinin Macaristan hükümetinin burslarına başvurduğunu ve bunun iki ülke arasındaki iş birliğinin sağlamlığını gösterdiğini söyledi.

Bunun yanında Szijjarto, AB’ye entegrasyon sürecine ilişkin Türkiye’ye karşı net ve açık tutum sergilenmediği eleştirisinde bulunarak, şunları kaydetti:

“Türkiye gibi önemli bir ülkeye, önemli bir partnere ve Türk halkına saygısızlık yapmamak lazım. Ben samimi bir görüşme olsun istiyorum. AB’nin menfaati, hem güvenlik hem ekonomi konularında Türkiye ile sıkı bir iş birliği yapmasıdır. Vize serbestisi meselesinde ise biz bu değişken kriterler konusunu reddediyoruz. Mesela 5 kriter karşılandı. ‘Bir tane daha kriter vardı, biz bunu söylememiş miydik?’ şeklinde yaparsak ciddiyetsizlik ve saygısızlık oluyor. Açık ve net olarak şartları ifade etmek lazım. Bir anlaşma yapılacaksa yapalım. Yapılmayan, yerine getirilmeyen bir şey varsa açık açık söyleyelim. Eğer bu stratejik partnerlik olmazsa AB açısından yeri doldurulamaz bir eksilik olacaktır.”

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

LONDRA (AA) – Boris Johnson, İngiltere’nin ev sahipliğinde düzenlenen G7 Zirvesi kapsamında Avrupalı liderlerle yaptığı görüşmenin ardından Sky News’e konuştu.

AB ile bir ticaret anlaşmazlığında İngiltere’nin toprak bütünlüğünü korumak için ne gerekiyorsa yapacağının altını çizen Johnson, çözüm bulunamaması halinde acil durum önlemleri almakla tehdit etti.

Johnson, “AB içindeki bazı kişiler, İngiltere’nin tek bir ülke ve tek bir bölge olmasını yanlış anlıyor. Bence bunu kafalarına sokmaları gerekiyor.” dedi.

AB’yi anlaşma şartlarında tek taraflı değişiklik yapmayı ve anlaşmadan çekilmeyi mümkün kılan 16. maddeyi uygulamakla tehdit eden Johnson, “Protokol, bu şekilde uygulanmaya devam ederse o zaman açıkça 16. maddeye başvurmaktan çekinmeyeceğiz.” ifadesini kullandı.

Anlaşmazlığa neden olan protokol

Brexit Anlaşması’nın bir parçası olan Kuzey İrlanda Protokolü, Birleşik Krallık’ın parçası olan Kuzey İrlanda ile AB üyesi İrlanda Cumhuriyeti arasındaki ticareti düzenliyor.

Protokole göre, Brexit’e rağmen Kuzey İrlanda, AB’nin gümrük birliği kurallarına tabi olmaya devam ediyor. Birleşik Krallık’ın geri kalanıyla ticareti ise Kuzey İrlanda limanlarında gümrüğe tabi tutuluyor.

Katolik ayrılıkçılar ile İngiltere’yle Birlik yanlısı Protestanlar arasındaki savaşı sona erdiren Belfast Anlaşması (Hayırlı Cuma) gereği, kontrollerin yapılabildiği fiziki bir kara sınırı oluşturulamıyor. Bu yüzden kontrollerin ancak denizde yapılması kararlaştırılsa da uygulanmasında sorunlar yaşanıyor.

Protokolün ticarete zarar verdiğini ve Kuzey İrlanda’nın Birleşik Krallık’taki konumunu tehdit ettiğini savunan Protestanların protokole karşı mart ve nisandaki gösterilerinde otobüs ve araçlar ateşe verilmişti. Protestoların Katoliklerle çatışmaları yeniden başlatmasından endişe edilmişti.

İrlanda sorunu

İngiliz imparatorluğunun ilk sömürgesi İrlanda Adası’ndan İngiltere’nin elinde kalan kısmı teşkil eden Kuzey İrlanda, 1960’lı yıllardan 1998’e kadar Katolik ayrılıkçılar ile İngiltere’yle birlik yanlısı Protestanlar arasındaki çatışmalara ve terör olaylarına sahne olmuştu. 40 yıla yayılan ve “Sorunlar” diye anılan yıllarda terör olaylarında 3 bin 500 kişi hayatını kaybetmişti.

Ada ancak 1998’de imzalanan Hayırlı Cuma Anlaşması ile sükunete kavuşurken Kuzey İrlanda’da çatışan tarafların ortaklığına dayalı bir bölgesel yönetim kurulması üzerinde anlaşılmıştı.

Belfast Anlaşması olarak da bilinen metinler, Kuzey İrlanda’da bugün yürürlükte olan bölgesel yönetimin temelini oluşturuyor.

Barış anlaşmasının üzerinden geçen 20 yılı aşkın süreye karşın bölge halkı arasında güven tam olarak tesis edilebilmiş değil.

Muhabir: Zuhal Demirci

İSTANBUL (AA) – İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, "Türkiye ilk 3 ayda Avrupa Birliği'ne (AB) ihracatını yüzde 6,5 artırarak, AB'nin dünyadan en çok mal aldığı 6'ncı ülke oldu. Hedefimiz AB'nin dünyadan yaptığı ithalatta Çin ve ABD ile birlikte ilk 3 ülke arasına girmek." ifadesini kullandı.

İTO Meclisi Haziran ayı toplantısında yaptığı konuşmada, aşılamanın güçlü olduğu ülkelerde tüketici talebinin de yüksek olduğunu belirterek, bu gelişmenin Türkiye’nin ihracatı için önemli bir imkan olduğunu söyledi.

Avdagiç, "Avrupa Birliği İstatistik Kurumu (Eurostat) verilerine göre Türkiye ilk 3 ayda AB'ye ihracatını yüzde 6,5 artırarak, AB'nin dünyadan en çok mal aldığı 6'ncı ülke oldu. Hedefimiz AB'nin dünyadan yaptığı ithalatta Çin ve ABD ile birlikte ilk 3 ülke arasına girmek. Bunu başarmamamız için hiçbir neden yok." dedi.

Türkiye'nin, AB ülkelerine yaptığı ihracatı yüzde 6,5 arttığını belirten Avdagiç, bu dönemde İngiltere'nin ihracatının yüzde 35,4, ABD'nin yüzde 12,1, İsviçre'nin yüzde 4,3, Rusya'nın yüzde 2,5, Japonya'nın yüzde 4,5, Hindistan'ın ihracatının ise yüzde 2 gerilediğini kaydetti.

Avdagiç, söz konusu dönemde ihracatta Türkiye'nin önünde yer alan ülkeler de olduğunu ifade ederek, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

"Çin'in AB'ye ihracatı yüzde 25, Norveç'in yüzde 10,4, Güney Kore'nin ise yüzde 10,3 arttı. Bu rakamlar, 2021'in ilk çeyreğinde AB'nin en çok ithalat yaptığı 6'ncı ülke olduğumuza işaret ediyor. Ama aynı zamanda Çin'in bütün gücüyle AB dış ticaretinde varlığını devam ettirdiğini de gösteriyor. Dolayısıyla bizim bu gerçeği kabul ederek, kendimize yeni bir ilke koymamız lazım. O da Kovid-19 sonrası dönemde 'kurulacak yeni düzende' AB'ye ihracatımızı artırmaktır."

– "Aşılamanın güçlü olduğu ülkelerde tüketici talebi daha yüksek"

Aşılamanın güçlü olduğu ülkelerde tüketici talebinin daha yüksek olduğunu kaydeden Avdagiç, "Mal satmak için kanallar açılıyor. Türkiye olarak, hükümetiyle iş dünyasıyla Kovid-19 sonrası dönemde başarmamızın bir tek yolu var. Kovid-19'un açacağı yeni küresel ticaret yolunda tekerlek izlerini takip eden değil, 'tekerlek izleri bırakan' ülke olmalıyız." ifadelerini kullandı.

Avdagiç, 2021 yılının turizm için, bir toparlanma ve harekete geçme yılı haline getirilmesi gerektiğini ifade ederek, "Özellikle önümüzdeki dönemde, Almanya’dan Türkiye'ye gelecek turist sayısının 2-3 kat artmasını, Rusya'nın da açılmasıyla birlikte bu artışın daha da yükselmesini bekliyoruz." dedi.

"Kur, faiz ve enflasyon" baskısının, yakın dönem risklerinin temel bileşenlerini oluşturduğunu belirten Avdagiç, şunları kaydetti:

"KOBİ'ler başta olmak üzere, işletmelerin ayağa kaldırılması ve kısa sürede sağlıklı üretim yapısına kavuşabilmeleri için gerekli politika önlemlerinin devreye sokulması büyük önem taşıyor. Dolayısıyla dışarıdaki faiz artırımları gündeme gelmeden likidite sıkıntılarının hafifletilmesine yönelik araçların devreye alınması anlamlı olacaktır. Bu durum, muhtemel şoklara karşı Türkiye ekonomisinin dayanıklılığını artırabilecektir. Bir diğer ifadeyle, uygulanacak program ve stratejiyle 'Post-Kovid' dönemin oluşturacağı finansal risklere karşı Türkiye ekonomisinin bağışıklık sistemi hızla geliştirilebilir ve sürecin maliyeti minimuma çekilebilir."