Malatya turizminde Arslantepe bereketi bekleniyor

MALATYA (AA) – Anadolu topraklarının zengin tarihi kültürünü yansıtan, ilk şehir devletinin kurulmasına sahne olan Malatya’daki Arslantepe Höyüğü’nün UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alınması kentte sevinç yarattı.

Başta Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzere birçok uluslararası kurum ve kuruluş tarafından aristokrasinin doğduğu, ilk devlet şeklinin ortaya çıktığı yer olarak kabul edilen ve yaklaşık 7 yıl önce UNESCO “Dünya Miras Geçici Listesi”ne alınan Arslantepe Höyüğü, Çin’in Fucou kentinin ev sahipliğinde çevrimiçi düzenlenen UNESCO Dünya Miras Komitesi Genişletilmiş 44. Oturumunda Dünya Miras Listesi’ne alındı.

Arslantepe’nin UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alınması kentte büyük heyecan yarattı.

Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Selahattin Gürkan, AA muhabirine, 2014’te UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi’ne giren Arslantepe Höyüğü’nde mutlu sona ulaştıklarını söyledi.

Arslantepe Höyüğü’nün Türkiye’nin 19’uncu kültür varlığı olarak UNESCO Dünya Miras Listesi’ne kaydedildiğini hatırlatan Gürkan, şöyle devam etti:

“Arslantepe Höyüğü’nün asıl listeye alınması kentte büyük sevinç yarattı. Bu süreçte emeği geçen tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum. Başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere bakanlarımıza, milletvekillerimize, belediye başkanlarımıza, sivil toplum kuruluşlarına, hepsine teşekkür ediyoruz. Bundan sonra sorumluluk daha da arttı. Bunun farkındayız. Bundan sonra Malatya’yı mazisine layık istikbale hazırlama noktasında çalışacağız. Buradaki sosyal donatı alanlarının, karşılama ve simülasyon merkezleriyle ilgili çalışmaları başlatmıştık. Onları tamamlayacağız. Önümüzdeki günlerde Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da kentimize gelecek. Malatya’mıza, insanlığa hayırlı olsun.”

Gürkan, Arslantepe Höyüğü’nün UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alınmasının kente olumlu katkılarının olacağını dile getirerek, “Nemrut da listede, burası da listeye girdi. Yabancı turizm seyahat acentalarının özellikle UNESCO tarafından tescil edilmiş bu tür yerlere ilgi gösterdiğini ve bunları tur operatörleriyle paylaştığını biliyoruz. Biz de onun alt yapısını hazırlayacağız. Malatya tarım, sanayi ve sağlık kenti olduğu gibi turizm kenti de olacak.” dedi.

“Turizmin, tanıtımın odağında olacak”

İl Kültür ve Turizm Müdürü Çetin Şişman ise Malatya için tarihi bir gün yaşandığını söyledi.

Şişman, Arslantepe’nin önemli bir tarihe sahip olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:

“Arslantepe Höyüğü, dünyanın en eski kerpiç sarayını bağrında bulunduran, bürokrasi ve devlet kavramının temellerinin atıldığı, dünyanın en eski kılıçlarının ortaya çıkarıldığı bir yer. UNESCO toplantısında katılımcı ülkelerden de Arslantepe Höyüğü büyük övgü aldı bu da bizim için gurur kaynağı oldu. 2014’ten bu yana 7 yıllık çabanın sonunda kalıcı listeye girdik. Özellikle buraya 40 yılını, ömrünü feda eden İtalyan arkeolog Prof. Dr. Marcelle Frangipane’ye teşekkür ediyoruz. Marcelle burada iğneyle kazıyarak güzel sonuçlar aldı. Ayrıca Bakanlığımız, yerel yöneticilerimiz büyük destek verdi. Hepsine teşekkür ediyoruz. Kalıcı listeye girmiş olmak her şeyin bittiği anlamına gelmiyor. Asıl bundan sonra yapmamız gerekenleri yapacağız.”

Kararla Arslantepe Höyüğü’nde turizm hareketliliği yaşanacağını aktaran Şişman, “Kültürel mirasların bulunduğu şehirler turizm anlamında öncelikli hale geliyor. Bu konuda Arslantepe Höyüğü şehrin anahtarı konumuna geldi. Artık Arslantepe Höyüğü turizmin, tanıtımın odağında olacak. İlerleyen günlerde turizm konusunda güzel gelişmeler yaşanacak.” diye konuştu.

Arslantepe Höyüğü

Malatya’ya 7 kilometre uzaklıkta, Fırat Nehri’nin batı kıyısında bulunan Arslantepe, yüksek tarım potansiyeli, sulak alanları ve nehrin taşkınlarından korunan yapısı sayesinde, binlerce yıl insanoğluna kucak açmış tarihi mekanlar arasında yer alıyor. Geç Kalkolitik Dönem’den Demir Çağı’na kadar geçen tarihsel sürecin buluntularına rastlanan Arslantepe, Hititler’den Roma ve Bizans’a kadar birçok medeniyetin izlerini taşıyor.

İlk arkeolojik kazı çalışması 1931’de Louis Delaporte başkanlığındaki Fransız ekip tarafından gerçekleştirilen, 1961’den bu yana ise Roma La Sapienza Üniversitesinden ekiplerce sürdürülen kazı çalışmalarıyla Arslantepe Höyüğü’nde yağmur drenaj hattı gibi altyapısı bulunan kerpiçten saray ve 2 bini aşkın mühürle, Anadolu’nun en eski şehir devletlerinden birinin yapıları ortaya çıktı.

Duvarlarındaki siyasi gücün tasvir edildiği renkli figürler ve rölyef levhalarla erken devlet sisteminin izlerini barındıran Arslantepe’de, Mezopotamya’dakilerle benzerlik gösteren çok sayıda çanak ve çömlek de kazılardan çıkan eserler arasında yer alıyor.

Kazı çalışması yapılan alanda, merkezi devlet sistemine geçişe tanıklık eden bulgular da ortaya çıkarıldı. Kerpiç saray kompleksi, gıda dağıtımında kullanılan mühürleme sistemi, dünyada bugüne kadar bulunabilmiş en eski kılıçlar, devlet sisteminin burada ortaya çıktığını gösteriyor.

Aristokrasinin doğduğu, ilk devlet şeklinin ortaya çıktığı merkez olan Arslantepe Höyüğü, 2014’te UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi’ne alınmıştı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

MALATYA (AA) – Yeşilyurt ve Akçadağ ilçelerinde üretilen ve kendine has tadıyla bilinen Banazı karası üzümünde hasat, mevsimsel şartlara bağlı olarak eylül ayının ikinci haftasında başlıyor. Üreticiler tarafından bağdan toplanan üzümler, kurutma işlemlerinin ardından tüketicilere sunuluyor.

Yeşilyurt Belediye Başkanı Mehmet Çınar, AA muhabirine, ilçenin tarım, sanayi ve turizmle ön plana çıktığını söyledi.

İlçe tarımının gelişimine katkı sağlamak amacıyla 2019’da Yeşilyurt Tarımsal Hizmetler Müdürlüğünü kurduklarını belirten Çınar, yörede yetişen ancak bilinirliği az olan tarım ürünlerinin tanıtılması ve katma değerinin arttırılması hedefiyle çalışmalar yürüttüklerini ifade etti.

Çınar, üreticilerin nitelikli ürünlere yönelmesi noktasında onlara teknik destek verdiklerini dile getirerek, “Bu kapsamda ilçenin farklı noktalarında sera ile kapama kiraz ve vişne bahçeleri oluşturduk. Tarımsal üretim merkezimizde nohut, fasulye, buğday ve arpa ektik. Her yıl bahar ayında üreticilerimize daha kaliteli ürün elde edebilmeleri için fide desteği veriyoruz. Bu yıl 200 bin fide çiftçilere verdik.” dedi.

Kentin, dünya kayısı başkenti olarak bilindiğini ancak meyve çeşitliliği açısından Malatya’nın her bölgesinde farklı ürünlerin yetiştiğine işaret eden Çınar, Yeşilyurt’un kendine özgü kirazı ve üzüm çeşitlerinin bulunduğunu kaydetti.

Çınar, ilçeye has tarım ürünlerinin tescillenmesi için çalışma yaptıklarını belirterek, şöyle devam etti:

“İlçede kurutmalık amacıyla yetiştirilen Malatya Banazı karası üzümünün tescili için yaptığımız başvuru Türk Patent ve Marka Kurumunca olumlu sonuçlandı. Gündüzbey Mahallesi’nin üst kesimleri, Banazı, Cafana ve Gözene bölgelerinde yöreye ait çok güzel üzümler yetişiyor. Banazı karası siyah üzümümüz hasadın ardından güneşte kurutuluyor. Banazı karası, kuru yemişçilerde çerez olarak tüketiciye sunuluyor. Bu üzüm, gün kurusu kayısı çekirdeğiyle gerçekten kış gecelerinin en güzel muhabbet yiyeceği diyebiliriz.”

Banazı karası üzümünün bölgede uzun yıllardır yetiştirildiğini ancak yeterince tanıtılmadığını dile getiren Çınar, “Fırat Kalkınma Ajansının desteğiyle tescil için süreci takip ettik. Ürünümüzü Türk Patent ve Marka Kurumu tescilledi. Malatya Banazı karası üzümü, tescille Türk Patent ve Marka Kurumunun listesinde ilçemizin ürünü olarak yerini aldı. Böylece ticari olarak talep artacak.” ifadelerini kullandı.

“Geçen yıl kurusunun kilogramı 30-35 liradan alıcı buldu”

Yeşilyurt Ziraat Odası Başkanı Doğan Solmaz da üzümün tescillenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.

Solmaz, geçmişte yörede yetişen üzümü bilenlerin tanıdıkları vasıtasıyla temin etmeye çalıştıklarını belirterek, “Daha önce İstanbul, Ankara ve diğer büyük şehirlerden Malatya Banazı karası üzümü, tanıdıklar vasıtasıyla temin edilirdi. Geçen yıl üzümün kurusunun kilogramı 30-35 liradan alıcı buldu, fiyatların bu yıl yükselmesi yönünde çiftçinin beklentisi var.” dedi.

“Mutluyuz, pazarımız artacak”

Özkan Koca da yıllardır ilçede ürettikleri üzümün tescillenmesinin kendileri için memnuniyet verici bir gelişme olduğunu söyledi.

Malatya Banazı karası üzümünün pazarda hak ettiği yeri şimdiye kadar alamadığını ancak tescilin ardından hak ettiği noktaya geleceğine inandıklarını anlatan Koca, “Üzümümüzün tanınırlığı daha da artacak, bazı yerlerde ismimizi kullanarak farklı üzümler satıyorlardı. Tescillendiği için artık bizim üzümün ismini kullanarak farklı satamayacaklar. Mutluyuz, pazarımız artacak.” diye konuştu.

MALATYA (AA) – İlçedeki ağaçlardan toplanan dutlar, büyük kazanlarda kaynatılarak şıraya dönüştürülüyor. Bu şıraya un, süt ve nişasta eklenerek kaynatma işlemine devam ediliyor.

Bir süre kaynatıldıktan sonra kıvama getirilen şıra, kap kacak yardımıyla damlara taşınıp bezlere serildikten sonra üzerine haşhaş serpilerek güneşte kurutulmaya bırakılıyor.

Bezlerde kuruyan ve çıkarılan pestiller, daha sonra kadınlar tarafından çeşitli ölçülerde kesilerek yurt içi ve yurt dışına gönderiliyor.

Malatya’nın “damak çatlatan” lezzetleri arasında yer alan ürün, yıllardır geleneksel yöntemlerle imece usulü hazırlanıyor.

Her hanede kadınlar tarafından yaklaşık 500 kilogram üretilen ve kilogramı 45-50 liraya alıcı bulan pestil, yörede kış aylarının vazgeçilmez yiyecekleri arasında yer alıyor.

“Komşu ve akrabalarla bir araya gelip imece usulüyle yapıyoruz”

Hekimhan ilçesine bağlı Kocaözü Mahallesi’nde 67 yaşındaki Feride Doğan, AA muhabirine, her yıl akraba ve komşularla toplanarak pestil sezonunu açtıklarını söyledi.

Sezonun yaklaşık bir ay sürdüğünü dile getiren Doğan, şöyle devam etti:

“Pestili dut pekmezinden yapıyoruz. Dutlarımız çekirdekli olduğu için şeker oranı da fazla. Pestilimiz doğaldır. Önceleri kendi ailemiz için yapıyorduk, daha sonra komşular ve akrabalardan gelen misafirlere verdikçe siparişler başladı. Siparişler çok olunca işimiz daha da çoğaldı. Önce kendi ailemize ayırıyoruz, fazla olanları gönderiyoruz.

Pestil, haziran ayında dutların olmasıyla başlıyor. Pekmezlerimizi yapıyoruz. Tabi bu süreçte kayısı araya giriyor. Kayısı işini bitirdikten sonra pestil sezonuna yeniden başlıyoruz. Komşular ve akrabalarla bir araya gelip sıra oluşturuyoruz, imece usulüyle yapıyoruz.”

“Pestili yapmadan siparişler geliyor”

Pestilin asırlardır kentte ve ilçelerde yapıldığını aktaran Doğan, 20 yıldır pestil yapım işiyle uğraştığını ifade etti.

Pestil yapımının zahmetli bir iş olduğunu anlatan Doğan, “Yapımı için bir gün önceden hazırlık yapıyoruz. Sabah ezanı okunmadan önce kalkıyoruz. Kazanın altını yakıp suyu kaynatıyoruz. Komşularla bir araya gelip malzemeleri hazırlayıp pestili yapmaya başlıyoruz. Müşterilerimiz var. Pestili yapmadan siparişler geliyor. İstanbul, Ankara ve Almanya’dan isteyenlere gidiyor. Daha önce yiyenler birbirlerine haber verdiği için sipariş ağı daha da gelişiyor.” dedi.

Yaklaşık 30 yıldır pestil yapan Bediha Doğan da komşular ve akrabalarla böyle bir ürün çıkardıkları için ev ekonomisine de katkı sağladıklarını belirtti.

Pestilin yapım aşamalarının zahmetli olduğuna değinen Doğan, şunları kaydetti:

“Önce suyundan başlıyoruz pekmezi koyuyoruz. Daha sonra hamurunu yapıyoruz. 1 kilogram un 3 kilo nişasta 5 kilo süt ile hamurunu yoğurduktan sonra haşlıyoruz. Tekrar kazana koyup karıştırıyoruz. Kaynadıktan sonra da bezlerin üzerine seriyoruz. Bezden çıkardıktan sonra kurumuş oluyor zaten kesme aşamasıyla beraber bitiyor. Kayısı sezonu erken bitti. Komşularla bir araya geldik ve erken yapmaya karar verdik. Bu yıl 50 liradan satacağız. İstanbul, Ankara ve Almanya’dan sipariş edenler var. Malatya içerisinden var. Malatya haşhaşlı dut pestilinin coğrafi işaret almasından dolayı siparişlerimizde yoğunluk var.”