Malatya turizminin UNESCO Dünya Kalıcı Mirası Listesi'ne giren Arslantepe Höyüğü'yle canlanması hedefleniyor

MALATYA (AA) – Türkiye’de UNESCO Dünya Kültür Mirası Kalıcı Listesi’ne giren 19. eser olan Arslantepe Höyüğü’nde, kararın ardından turizm hareketliliği hissedilmeye başlandı.

Höyüğün etrafına yapılacak müze, karşılama ile simülasyon merkezleri ve sosyal donatı alanlarıyla ziyaretçi sayısında önemli artış bekleniyor.

Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Selahattin Gürkan, AA muhabirine, 2014 yılında Battalgazi Belediyesi ile bölgeyle ilgili çalışmalar yaptıklarını, kazı heyetine fahri hemşehrilik beratı verdiklerini, Arslantepe Höyüğü’nün UNESCO Kültür Mirası aday listesine alınması için girişimlerde bulunduklarını ve bölgenin 2014’de aday listeye alındığını anımsattı.

İlerleyen süreçte yaptıkları çalışmalarla Kültür ve Turizm Bakanlığı nezdinde girişimlerde bulunduklarını ve bölgenin kalıcı listeye alınması için başvuruda bulunulduğunu hatırlatan Gürkan, 2020 yılında yapılması gereken genel kurulun salgın nedeniyle bu yıla ertelendiğini, geçtiğimiz günlerde de Arslantepe’nin Türkiye’de 19. kültürel miras olarak kalıcı listeye girdiğini kaydetti.

Malatya’nın insanlık medeniyetinin başladığı, Anadolu’yu ana yurt yapan kent olduğunu vurgulayan Gürkan, şöyle konuştu:

“Dünya milletler camiası, arkeologların ve kültür bilimcilerinin ortak tesciliyle Arslantepe insanlık medeniyetinin başladığı yer olarak tescillendi. Arslantepe’nin UNESCO listesine girmesinin ardından bölgeye yoğun bir talep var. Bizim şu anda eksikliklerimiz var. Karşılama merkezinin oluşturulması, simülasyonla 7 bin yıl önce yaşanan şeylerin anlatılması, karşılama merkezi noktasında. Sosyal ihtiyaçların karşılanması, kafeterya benzeri şeylerin yapılması planlamamız bitti, çalışma süreci başladı. Kültür ve Turizm Bakanımızın yakın zamanda Malatya’yı ziyaret etmesiyle bu süreçte de mesafe kat edeceğiz. Malatya Etnografik Müzesi’nin buraya yapılması noktasında taleplerimizi ilettik. Şu anda arkadaşlarımız 40 dönümlük alan içerisinde müzenin kurulması düşünülen yerin kamulaştırılması işlemlerini başlattılar. Gelen insanlara buranın insanlık medeniyetinin başladığı yer olduğu duygusunu yaşatmamız lazım.”

Malatya’nın Hitit, Urartu, Bizans, Büyük Selçuklu, Anadolu Selçuklu ve Osmanlı medeniyetlerine ev sahipliği yaptığını, kentin kültürel değerlerinin ayağa kaldırılması adına ciddi çalışmalara imza attıklarına dikkati çeken Gürkan, “Malatya’yı bir dünya şehri yapmak durumundayız. Geçmişimizin mirasçıları olarak bizler de burada hizmet destanı yazmakla mükellefiz.” dedi.

3-4 günlük turlara Malatya da dahil edilecek

Arslantepe Höyüğü’nün UNESCO Dünya Kültür Mirası Kalıcı Listesi’ne girmesiyle bölgedeki turizmi canlandırmak için çalıştıklarını, bölgenin turizm destinasyonuna alınmasına ilişkin çalışma yürüttükleri bilgisini veren Gürkan, şöyle devam etti:

“Üniversitemizle, tur operatörleriyle yaptığımız toplantılarda 3-4 günlük Malatya turizm destinasyonu için kültür rotaları oluşturduk. Bölgesel anlamda Harput, Gaziantep, Şanlıurfa, Malatya’yla birlikte bölgeyi içine alan 3 günlük bir destinasyon. Tur operatörleriyle yol, kültür haritalarını belirledik. Bu çalışmaları yürütüyoruz. Bu çalışmalar kentin turizm potansiyelinin gelişmesi adına önemli sonuçlar verecek. Aynı zamanda gastronomi noktasında da çalışma içindeyiz. Malatya mutfağı çok zengin, bu zenginliğin dünyaya tanıtılması ve tescil edilmesi noktasında da niyet mektubunu UNESCO’ya sunduk.”

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

MALATYA(AA) – Malatya’da yaklaşık 7 bin yıllık geçmişe sahip olan ve UNESCO Dünya Kültür Mirası Kalıcı Listesi’ne giren Arslantepe Höyüğü’nde milattan önce 3 bin 600 yılına ait iki çocuk iskeleti gün yüzüne çıkarıldı.

Arslantepe Höyüğü Kazı Başkanı Doç. Dr. Francesca Balossi Restelli, AA muhabirine, 2 aydır devam eden kazıları 7 Ekim’de tamamlayacaklarını söyledi.

Bu seneki kazılarda geç kalkolitik tabakalara indiklerini ve orada elit evler bulduklarını dile getiren Restelli, “Şu an tam evlerin tabanına geldik. Tabanlar üstünde çok seramik bulduk. Küçük, büyük, çok farklı seramikler. Seramik (topraktan yapılmış) tencere ve küçük bardaklar var, tohum, çamur ile yapılmış dolaplar bulduk. Üç oda dolusu seramik var. Şu anda onları kaldırıyoruz, tabandan kimyasal analiz yapmak için örnek alacağız. Bu analizden daha fazla bilgi alabiliriz, organik madde varsa veya ne yaptılar oda içinde öğrenebiliriz.” dedi.

Malatya’da yaklaşık 7 bin yıllık geçmişe sahip olan ve UNESCO Dünya Kültür Mirası Kalıcı Listesi’ne giren Arslantepe Höyüğü’nde milattan önce 3 bin 600 yılına ait iki çocuk iskeleti gün yüzüne çıkarıldı.

Evlerde hayvan kemiklerinden yapılmış iğne de bulduklarına işaret eden Restelli, iğnelerin o dönemde elbise yapımında kullanıldığını anlattı.

Kazılarda vazo ve büyük küpler de ortaya çıktığını, bu küp ve vazoların tarımsal ürünlerin muhafazası için kullanıldığını aktaran Restelli, küplerden ikisinde iki çocuk iskeleti bulunduğunu kaydetti.

Restelli, bulunan küplerdeki iskeletlerin geç kalkolitik döneme ait olduğuna ve milattan önce 3 bin 600 yılına tarihlendiğine değinerek, inceleme sonunda iskeletlerin tam kesin tarihi ile çocukların herhangi bir hastalığı olup olmadığının da ortaya çıkacağını dile getirdi.

Kalkolitik döneme ait bir peynir kabı da bulduklarını ifade eden Restelli, “Tam böyle bir süzgeç veya peynir yapmak için seramik diyebilirim. Nasıl kullandılar daha belli değil ama anlamak için biraz araştırma yapacağız. O da geç kalkolitik döneme tarihlenen evlerden çıktı. O dönemde bugünkü hayvanlar vardı. İnek, keçi ve koyun Arslantepe’de onları çok kullandılar. Biz bu yönde hayvan kemikleri çok buluyoruz.” ifadesini kullandı.

Höyüğün kuzeyinde geç Hitit dönemine tarihlenen kazılar da yaptıklarını belirten Restelli, “Orada şu an yeni tabakaya iniyoruz, üstünde çok büyük anıtsal bir bina vardı, kaldırdık. Şu anki kazılarımızda yine duvarlar başlıyor. Burada duvar içinde milattan önce 900 yılına ait bir altın küpe bulduk.” diye konuştu.

Restelli, Arslantepe’nin çok önemli bir höyük olduğuna dikkati çekerek, “Malatya ovasının tam kenarında, yaşamak için çok güzel bir yer. Ondan dolayı burada yerleşim binlerce yıl devam etti. Demek ki biz de burada yüzlerce yıl çalışabiliriz. Bizden sonra gelecek arkeologlar da burada kesinlikle çok güzel şeyler bulacaklar ve tarihi çok daha iyi anlayabileceğiz.” dedi.

MALATYA (AA) – Yeşilyurt ve Akçadağ ilçelerinde üretilen ve kendine has tadıyla bilinen Banazı karası üzümünde hasat, mevsimsel şartlara bağlı olarak eylül ayının ikinci haftasında başlıyor. Üreticiler tarafından bağdan toplanan üzümler, kurutma işlemlerinin ardından tüketicilere sunuluyor.

Yeşilyurt Belediye Başkanı Mehmet Çınar, AA muhabirine, ilçenin tarım, sanayi ve turizmle ön plana çıktığını söyledi.

İlçe tarımının gelişimine katkı sağlamak amacıyla 2019’da Yeşilyurt Tarımsal Hizmetler Müdürlüğünü kurduklarını belirten Çınar, yörede yetişen ancak bilinirliği az olan tarım ürünlerinin tanıtılması ve katma değerinin arttırılması hedefiyle çalışmalar yürüttüklerini ifade etti.

Çınar, üreticilerin nitelikli ürünlere yönelmesi noktasında onlara teknik destek verdiklerini dile getirerek, “Bu kapsamda ilçenin farklı noktalarında sera ile kapama kiraz ve vişne bahçeleri oluşturduk. Tarımsal üretim merkezimizde nohut, fasulye, buğday ve arpa ektik. Her yıl bahar ayında üreticilerimize daha kaliteli ürün elde edebilmeleri için fide desteği veriyoruz. Bu yıl 200 bin fide çiftçilere verdik.” dedi.

Kentin, dünya kayısı başkenti olarak bilindiğini ancak meyve çeşitliliği açısından Malatya’nın her bölgesinde farklı ürünlerin yetiştiğine işaret eden Çınar, Yeşilyurt’un kendine özgü kirazı ve üzüm çeşitlerinin bulunduğunu kaydetti.

Çınar, ilçeye has tarım ürünlerinin tescillenmesi için çalışma yaptıklarını belirterek, şöyle devam etti:

“İlçede kurutmalık amacıyla yetiştirilen Malatya Banazı karası üzümünün tescili için yaptığımız başvuru Türk Patent ve Marka Kurumunca olumlu sonuçlandı. Gündüzbey Mahallesi’nin üst kesimleri, Banazı, Cafana ve Gözene bölgelerinde yöreye ait çok güzel üzümler yetişiyor. Banazı karası siyah üzümümüz hasadın ardından güneşte kurutuluyor. Banazı karası, kuru yemişçilerde çerez olarak tüketiciye sunuluyor. Bu üzüm, gün kurusu kayısı çekirdeğiyle gerçekten kış gecelerinin en güzel muhabbet yiyeceği diyebiliriz.”

Banazı karası üzümünün bölgede uzun yıllardır yetiştirildiğini ancak yeterince tanıtılmadığını dile getiren Çınar, “Fırat Kalkınma Ajansının desteğiyle tescil için süreci takip ettik. Ürünümüzü Türk Patent ve Marka Kurumu tescilledi. Malatya Banazı karası üzümü, tescille Türk Patent ve Marka Kurumunun listesinde ilçemizin ürünü olarak yerini aldı. Böylece ticari olarak talep artacak.” ifadelerini kullandı.

“Geçen yıl kurusunun kilogramı 30-35 liradan alıcı buldu”

Yeşilyurt Ziraat Odası Başkanı Doğan Solmaz da üzümün tescillenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.

Solmaz, geçmişte yörede yetişen üzümü bilenlerin tanıdıkları vasıtasıyla temin etmeye çalıştıklarını belirterek, “Daha önce İstanbul, Ankara ve diğer büyük şehirlerden Malatya Banazı karası üzümü, tanıdıklar vasıtasıyla temin edilirdi. Geçen yıl üzümün kurusunun kilogramı 30-35 liradan alıcı buldu, fiyatların bu yıl yükselmesi yönünde çiftçinin beklentisi var.” dedi.

“Mutluyuz, pazarımız artacak”

Özkan Koca da yıllardır ilçede ürettikleri üzümün tescillenmesinin kendileri için memnuniyet verici bir gelişme olduğunu söyledi.

Malatya Banazı karası üzümünün pazarda hak ettiği yeri şimdiye kadar alamadığını ancak tescilin ardından hak ettiği noktaya geleceğine inandıklarını anlatan Koca, “Üzümümüzün tanınırlığı daha da artacak, bazı yerlerde ismimizi kullanarak farklı üzümler satıyorlardı. Tescillendiği için artık bizim üzümün ismini kullanarak farklı satamayacaklar. Mutluyuz, pazarımız artacak.” diye konuştu.