Medicana'dan sık görülen konjenital anomaliler hakkında açıklama

İSTANBUL (AA) – Medicana International istanbul Hastanesi Çocuk Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Alptekin, konjenital anomalilerin doğumdan önceki süreçte oluştuğunu, bu yüzden gebelik öncesinde ve sırasında hekim kontrolünün son derece önemli olduğunu belirtti.

Alptekin, konuya ilişkin olarak yaptığı yazılı açıklamada, "Halk arasında doğumsal kusur ya da doğum defekti olarak bilinen konjenital anomaliler, tıp dilinde konjenital malformasyon olarak da tanımlanır. Konjenital anomaliler çoğunlukla düşük, doğumdan hemen önce fetüsün ölmesi (perinatal ölüm) ve prematüre doğuma yol açar. Farklı çalışmalar ışığında gebeliğin, bebek ölümüyle sonlanmasında konjenital anomalilerin yüzde 12 ile yüzde 32 oranında rol oynadığı söylenebilir. Yenidoğanlarda görülen anomalilerde ise yüzde 3 oranında tekil, yüzde 0,7 oranında ise birden fazla doğum kusuruna neden olur. Doğum kusurlarının yüzde 60 ila yüzde 80'inin nedeni bilinmemektedir." ifadelerini kullandı.

Alptekin, konjenital anomalilerin doğumdan önceki süreçte oluştuğunu, bu yüzden gebelik öncesinde ve sırasında hekim kontrolünün son derece önemli olduğunu aktardı.

Büyük oranda genetik ve çevresel faktörlerden kaynaklanan doğumsal defektlerin bu iki faktörün etkileşimiyle oluşan çoklu etkenlerden ve bilinmeyen diğer nedenler olarak 3 farklı sınıfta incelendiğini dile getiren Alptekin, farklı bir deyişle konjenital anomalilerin yüzde 10 ile yüzde 20 oranında genetik ve aynı oranda çevresel etkenlerden kaynaklanırken yüzde 60 ile yüzde 80'inin bilinmeyen nedenlere bağlı olarak geliştiğini vurguladı. Alptekin, bebeğin anne karnındaki gelişimi sırasında rahimde oluşan şekil bozukluklarına, radyasyona maruziyetine, ailede ya da ebeveynlerde doğumsal bozukluk öyküsü olmasına, gebelik süresine ilaç kullanımına devam edilmesine veya gebeliğin 35 yaş üstünde başlamasına bağlı olarak yenidoğanlarda şekil ya da işlev bozuklukları oluşabileceğini belirtti.

– Sık karşılaşılan konjenital anomali türleri

Alptekin, şu ifadeleri kullandı:

"Konjenital anomalilerden biri olan anomali, Hipospadias, halk arasında iyi bilinen tabiri ile Peygamber Sünneti veya Yarım sünnetli doğan erkek bebeklerdir. Bu anomalide idrar deliği penisin önünde değilde alt kısmındadır, yani bebek ve çocuklar aşağı doğru işemektedirler. Peygamber Sünneti veya Yarım sünnetli (Hipospadias) doğan erkek bebekler ilk olarak doğumda fark edilirler ve 9 aylık oldukları zaman ameliyatları Çocuk Cerrahları tarafından yapılmaktadır."

Konjenital diyafram hernisinin (KDH) en sık görülen doğum kusurları arasında yer aldığını belirten Alptekin, şunları kaydetti:

"Bebeğin gelişimi sırasında diyaframda oluşan kusur nedeniyle karın boşluğundaki barsaklar, mide ve dalak gibi organlar göğüs boşluğuna girerek fıtıklaşır ve akciğerin genişlemesi gereken boşluğu doldurarak solunum sıkıntısına neden olur. Ameliyat edilmez ise ölümcüldür.

Konjenital Kistik Adenomatoid Malformasyon (CCAM) akciğerlerde kistik yapıların varlığı ile karakterizedir. Ve kistlerden oluşan o akciğer dokusu havalanma görevi göremez ve solunum sıkıntısına neden olur hatta literatürde kanserleşme riskinden dahi bahsedilmektedir. Özofagus Atrezisi, yemek borusu yokluğu veya yemek borusunun kısmi eksiklği, kör kapalı olarak doğması olarak tanımlanabilir. Bu patolojide bebek yemek borusu kapalı olduğu için tükrüğünü yutamaz ve tükrük ciğerlere kaçarak nefessiz kalmaya hatta ölüme neden olabilmektedir. Karın ön duvarı anomalilerinde ise bebek dünyaya geldiğinde bağırsakları vücut dışındadır. Bağırsak Atrezileri, damar yapısındaki bozukluğa bağlı olarak doğum sonrası bağırsak tıkanıklığı ile karakterizedir. Megakolon da sık görülen konjenital anomaliler arasındadır. Bu rahatsızlık, kalın bağırsağın son kısmı olan rektumda sinir hücresi yokluğuna bağlı olarak kısmı ya da tam bağırsak tıkanıklığına yol açar. "

Alptekin, pek çok farklı türü bulunan konjenital anomalilerin ciddi komplikasyonlara ve ölüme neden olabileceğini, bununla birlikte, bebeğin yaşamsal fonksiyonlarını etkileyen pek çok anomali türünün, defektin bulunduğu bölgeye göre farklı cerrahi yöntemlerle tecrübeli ellerde tedavi edilebileceğini ve sonuçlarının son derece yüz güldürücü olduğunu belirtti.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Medicana Avcılar Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Doktor Taner Has, yaz gribinin ciddi belirtileri olan önemli bir hastalık olduğu konusunda vatandaşları uyardı.

Taner Has, konuya ilişkin olarak yaptığı yazılı açıklamada, kış mevsiminde hava soğukluğundan kaynaklanan grip hastalığının yaz aylarında da üşüme, ateş, öksürük olarak kendini gösterebileceğini belirtti.

Halk arasında yaz gribi olarak adlandırılan bu hastalığın lejyoner hastalığı olarak da adlandırıldığını aktaran Has, özellikle klimalı ortamda çok fazla vakit geçiren kişilerin yaz gribine yakalanma riskinin daha fazla olduğunu vurguladı.

Uzm. Dr. Has, yaz gribinin kas ve eklemlerde ağrılara neden olan, daha ağır seyreden vakalarda ateş, halsizlik, balgam hatta nefes darlığına yol açan bir hastalık olduğunu kaydetti.

Tıpkı gripte olduğu gibi bu hastalığa neden olan mikropların da ağız ve burun gibi üst solunum yoluyla bulaştığını belirten Has, yaz gribine sebep olan mikroorganizmaların yapısının, kış aylarında görülen grip hastalığından daha farklı olduğunu aktardı.

Has, grip hastalığının genellikle kış mevsimi ile ilişkilendirildiğini, bu sebeple yazın da grip olunabileceğini pek kimsenin düşünmediğini ancak yaz gribinin de ciddi belirtileri olan önemli bir hastalık olduğu konusunda vatandaşları uyardı.

-"Ani hava değişimleri yaz gribine yakalanma riskini yükseltir"

Yaz gribinin, özellikle son yıllarda daha sık karşılaşılan bir problem olduğunun altını çizen Taner Has, bu artışın artan klima kullanımından kaynaklandığını, havalandırma sistemlerinin filtre temizliği konusunda uyarılarda bulundu.

Has, "Ani hava değişimleri yaz gribine yakalanma riskini yükseltir. Bunun anlamı şudur: klimalı ortamda uzun süre geçirdikten sonra bir anda sıcak havaya çıkmak ya da tam tersi sıcak havadan klimalı ortama girince aniden soğuk havaya maruz kalmak vücudun ısı dengesini bozar. Bunu önlemek için ani hava değişimlerinden kaçınılmalı ve yaz aylarında klima çok düşük ısılarda çalıştırılmamalıdır." ifadelerini kullandı.

Ani ısı değişimlerine ek olarak havalandırma sistemlerinde bulunan filtrelerin de düzenli olarak temizlenmesi gerektiğine dikkati çeken Has, temizlenmemiş ya da bakımı gerçekleştirilmemiş filtrelerin zararlı mikroorganizmalar barındırabileceğini vurguladı.

Klimanın yanı sıra havuza girerken de dikkatli olunması gerektiğini belirten Has, "Tıpkı klimalarda olduğu gibi havuzlarda da havalandırma filtreleri vardır ve bunların temiz olması çok önemlidir. Az önce de bahsettiğim gibi yaz gribi mikroorganizmalar yoluyla bulaşır ve eğer girdiğiniz havuzda yaz gribi olan ya da yakın zamanda geçiren biri varsa, hastalığının size bulaşma riski oldukça yüksektir.” değerlendirmesinde bulundu.

Denize girdikten da uzun süre ıslak kalınmaması gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Has, şu ifadeleri kullandı:

"Siz hava nasıl olsa sıcak diye düşünebilirsiniz ancak uzun süre ıslak kıyafetlerle kalmak farklı hastalıklar dışında yaz gribine de yol açabilir. Özellikle rüzgarlı havalarda buna çok dikkat etmekte yarar var."

Yaz gribinden korunmak için diğer tüm hastalıklarda olduğu gibi güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmanın önemine değinen Uzm. Dr. Has, yeterli sıvı tüketiminin özellikle yaz aylarında çok önemli olduğunu kaydetti.

Genel olarak yapılan yanlışın aksine, su içmek için susamaya gerek olmadığını belirten Has, "Vücudunuz terleme yoluyla zaten sürekli su kaybeder. Yeterli ve dengeli beslenmek yine yaz gribine yakalanma riskini azaltır. Çünkü bağışıklık sistemini güçlendiren en önemli etken dengeli beslenmelidir." ifadelerini kullandı.

Has, yaz gribinden korunmak için yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:

"Yeterli sıvı alımına, dengeli beslenmeye ve düzenli uykuya mutlaka dikkat edilmelidir. Klimaların ve diğer havalandırma sistemlerinin periyodik temizlik kontrolü ve filtre bakımı ihmal edilmemelidir. Klima kullanımı sürekli olmamalı, klima aralıklı olarak çalıştırılmalı ve sıcaklığı ortalama 23 derece olmalıdır."

Yaz gribinde doktor onayı olmadan ilaç kullanılmaması gerektiğini özellikle belirten Uzm. Dr. Has, yaz gribi belirtileri ortaya çıktığında mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğinin altını çizdi.

İZMİR (AA) – TFF 2. Lig Beyaz Grup ekiplerinden Bucaspor 1928, sağlık sponsoru Medicana Sağlık Grubu ile sözleşmesini yeniledi.

Medicana International İzmir Hastanesi Genel Müdürü Dr. Ulvi Ünal, hastanede düzenlenen imza töreninde, geçen yıl 8 kulüple sağlık sponsorluğu anlaşması yaptıklarını söyledi.

Bu yıl da aynı şekilde devam etmek istediklerini belirten Ünal, şöyle konuştu:

"Ben bu vesile ile başkanımızdan bir söz almak istiyorum. Geçen yıl kendilerinin şampiyonluğu bizleri çok gururlandırdı. Aynı şekilde Altay’ın şampiyonluğu, Karşıyaka Spor Kulübü’nün basketbolda FIBA Şampiyonlar Ligi'nde finale kadar çıkması ve diğer takımlarımızın başarıları. Bu başarılar İzmirli olarak hepimizin göğsünü kabartıyor ancak madem öyle başkanımız bizi alıştırdı, Bucaspor’dan bu yıl da bir şampiyonluk bekliyoruz. Bu sezon, şampiyon olarak takımlarımızın bayraklarını hastanemizin dış cephesine asmak ve onlarla ne kadar övündüğümüzü göstermek istiyorum."

Bucaspor 1928 Kulübü Başkanı Cihan Aktaş ise Medicana'nın İzmir’de faaliyet gösterdiği ilk günden bu yana kendilerine ve diğer kulüplere çok önemli destekler verdiğini kaydetti.

Spor kulüpleri için oyuncu sağlığının ciddi bir maliyet oluğunu belirten Aktaş, "Bu nedenle sponsorlarımız önem arz ediyor. İzmir'de sponsor bulmak da kolay değil. Medicana, İzmir’de geldiği günden bu yana bizim için çok önemli bir maliyet ayağını üstlenmiş oldu. Geçen yıl bize uğurlu geldi, şampiyon olduk. Bu sene yine şampiyon olmak istiyoruz." dedi.

Sponsorluk sözleşmesi kapsamında, kulüp bünyesinde görev yapan tüm profesyonel sporcu ve teknik heyetin sağlık hizmetleri Medicana International İzmir Hastanesi tarafından sağlanacak.

​​​​​​​