Mehmet Akif Ersoy'un Şahsi Eşyaları Sergisi açıldı

ANKARA (AA) – Ankara İl Kültür Müdürlüğü ile Sebilürreşad dergisi iş birliğiyle hazırlanan Mehmet Akif Ersoy'un Şahsi Eşyaları Sergisi açıldı.

Ersoy'un torunu Selma Argon, Adnan Ötüken İl Halk Kütüphanesi'nde düzenlenen serginin açılışında yaptığı konuşmada, dedesinin doğruluğu, temizliği ve samimiyeti için sevildiğini söyledi.

"Benim en sevdiğim yönlerinden biri de samimi bir Müslüman oluşudur. İnsan sevgisinde samimidir, dostlarına karşı samimidir, güvenilir bir insandır, dosdoğru bir adamdır." ifadesini kullanan Argon, onun dokunduğu eşyaları ve ölümünden sonra yüzünden alınan maskı bir kere daha görmekten duyduğu heyecanı dile getirdi.

Akif'in İstiklal Marşı'nı henüz zafer kazanılmadan yazdığına işaret eden Argon, zafere ulaşılacağına nasıl bu kadar inanarak marşı yazdığını soranlara dedesinin, "Başımızdakini kim görse zafere inanırdı." cevabını verdiğini anlattı.

Argon, "Akif, Çankırı vaazlarında, Kastamonu vaazlarında 'Mustafa Kemal'in etrafında toplanmalıyız çünkü o bu işgale karşı çıkmıştır onun etrafında toplanmak en büyük vazifemizdir' der." ifadelerini kullandı.

Akif'in birlik ve beraberliğin önemine her zaman vurgu yaptığını belirten Argon, "Ta o günlerden sanki bugünleri anlatır. Gençler, birliğine sahip çıkmalı, marşına sahip çıkmalı. Herkesin bir ulusal marşı var ama bizimkinin ismi üzerindedir, İstiklal Marşı'dır, istiklalimizin ve istikbalimizin marşıdır." diye konuştu.

Argon, Mart 2011'de Etnografya Müzesi'nden, kalıcı sergilenmek üzere Mehmet Akif Ersoy Edebiyat Müze Kütüphanesi'ne devredilen 68 parçadan oluşan serginin açılışını gerçekleştirdi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ESKİŞEHİR(AA) – Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), Eskişehir Valiliği, Anadolu Üniversitesi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Eskişehir Teknik Üniversitesi, Mihalıççık Kaymakamlığı, Mihalıççık Belediyesi, Türk Dünyası Vakfı ve Türk Ocakları Eskişehir Şubesi iş birliğinde Osmangazi Üniversitesi Yunus Emre Araştırma Merkezi (YUMER) yürütücülüğünde çevrim içi “Uluslararası Yunus Emre ve Dünya Dili Türkçe Bilgi Şöleni” düzenlendi.

Etkinliğin son bölümünde söz alan Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Himmet Büke, bugüne kadar Yunus Emre ile ilgili pek çok çalışma yapıldığını belirterek, onun dil ve kültür dünyasının, Türkçe ile söylediği şiirleri defaten farklı yönleriyle ele alındığını söyledi.

“En eski nüshadan istinsah edilmiş bir yazma olma ihtimali çok güçlü”

Bu çalışmaların bugün elde bulunan mevcut nüshalara dayanılarak yapıldığını belirten Büke, şöyle devam etti:

“Yunus Emre’nin Risaletü’n-Nushiyye ve Divan-ı İlahiyat adlı iki eserini içeren divanının yurt içi ve yurt dışında farklı nüshaları bulunmaktadır. Bu nüshalar içerisinde Fatih, Karaman, Raif Yelkenci, Ritter, Nuruosmaniye gibi nüshalar en derli toplu ve muteber nüshalar olarak kabul edilmiştir. Çalışmaların önemli bir kısmı bu nüshalara göre yapılmıştır. Şimdi bu nüshalara yeni bir nüsha daha eklenmesinin sevincini ve büyük heyecanını yaşıyoruz. Akademik çalışmalarıma bağlı olarak yaptığım arşiv taramalarım esnasında Vatikan arşivinde yeni bir Yunus Emre Divanı nüshası tarafımızdan tespit edilmiştir. Bu nüsha daha önce gün yüzüne çıkmamış, tanıtımı yapılmamış ve incelenmemiş bir nüshadır. 196 varaktan oluşan Vatikan nüshasında Yunus Emre’nin her iki eseri önce Risaletü’n-Nushiyye daha sonra Divan-ı İlahiyat olarak kaydedilmiştir. Nüsha hicri 1038, miladi 1629 yılında, günümüzden yaklaşık 400 yıl önce istinsah edilmiş olup içinde Yunus Emre’ye ait 200’e yakın şiir bulunmaktadır. Şiirler Eski Anadolu Türkçesi döneminin Türkçesine uygunluk arz etmekle birlikte arkaik ögeler de barındırmaktadır.”

Büke, nüshanın dil özellikleri ve söz varlığı bakımından değerlendirildiğinde eldeki nüshalar içinde en eski nüshadan istinsah edilmiş bir yazma olma ihtimalinin çok güçlü durduğunu bildirdi.

Yaklaşık 5 aydır süren yoğun çabaları neticesinde nüshayla ilgili çalışmasının bittiğini aktaran Büke, gerekli dil ve içerik çalışmalarının yapıldığını, sözcük dizininin hazırlandığını dile getirdi.

Türk Dil Kurumu (TDK) yetkililerinin konuyla yakından ilgilendiği bilgisini veren Büke, “Çalışma iki ayrı kitap halinde TDK yayınları arasından bir iki ay içinde çıkacak ve okuyucusuyla buluşacaktır.” dedi.

Büke, Yunus Emre ve Türkçe Yılı’nda Yunus Emre ile ilgili bu güzel haberi, Yunus’un diliyle “muştu-müjde” vermek için Eskişehir’de düzenlenen bu etkinliği beklediklerini sözlerine ekledi.

Etkinliğin ardından gazetecilere açıklamada bulunan Türk Ocağı Eskişehir Şube Başkanı Nedim Ünal ise 3 gün süren Uluslararası Yunus Emre ve Dünya Dili Türkçe Bilgi Şöleni’ne 46 bilim insanının katıldığını ifade ederek, Vatikan Kütüphanesinde Yunus Emre Divanı’nın bir nüshasının tespit edilmesinden büyük mutluluk duyduklarını belirtti.

ANKARA (AA) – Çalışmalarıyla Türkiye’nin hafızası niteliğindeki kurumların başında gelen Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2021 yılını “İstiklal Marşı Yılı” ilan eden genelgeyi yayımlamasının ardından Milli Şair ve İstiklal Marşı ile ilgili çalışmalarına başladı. Bu çalışmalar sonucunda Mehmet Akif hakkında bugüne kadar yapılmış, belgelere dayanan en kapsamlı kitap olma özelliği taşıyan eser ortaya çıktı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sunuş yazısını kaleme aldığı kitapta, arşiv belgeleri ve Mehmet Akif Ersoy’un fotoğraflarına yer verildi.

İki bölümden oluşan kitapta, 138’i arşiv belgesi olan toplam 216 materyal kullanıldı. Bunlardan 124’ü Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı envanterine kayıtlı arşiv belgelerinden, diğerleri ise Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt (ATASE) arşivi, TBMM Arşivi ve özel koleksiyon ile anonim belgelerden oluşuyor.

Kitabın ilk bölümünde İstiklal Şairi Mehmet Akif Ersoy’un hayat hikayesini gösteren belgeler yer alıyor. Şair Mehmet Akif’in nüfus, resmi sicil kayıtları, diplomalarının suretleri, memuriyet, siyaset, üniversite hocalığı ve milletvekilliğine dair pek çok belge bulunuyor. İkinci bölüm ise İstiklal Marşı şiiri, milli marş olarak kabulü ve bestelerine ait belgeleri içeriyor.

Mücadelelerle dolu bir hayat

Mehmet Akif’in mücadele ile dolu hayatının belgelendiği kitapta, Milli Şair’in sürekli takip ve gözetim altında bulundurulduğuna ilişkin ilginç belgelere de yer veriliyor. Adım adım takip edilerek dönemin yetkililerine raporlanan Ersoy’a yardım edenlerin dahi soruşturmadan kurtulamadıkları belgeler arasında bulunuyor.

Kitapta, Milli Mücadele’yi güçlü bir şekilde destekleyen Mehmet Akif Ersoy’un, TBMM Başkanı Mustafa Kemal Paşa tarafından 29 Nisan 1920’de Burdur milletvekilli seçilmek istendiğine dair telgraf da yer alıyor. Hem Biga hem de Burdur’dan milletvekili seçilen Ersoy, Burdur’u tercih ederek TBMM’ye giriyor.

Mehmet Akif’in meslek hayatının ilk yıllarında Edirne’de çıkan salgında, hayvan hastalıkları ile mücadele ettiğinin de belgelendiği kitapta, Halkalı Ziraat Mektebi’nde öğretmenlik, Tarım Bakanlığında veterinerlik, Veterinerlik İşleri Müdür Yardımcılığı, Sebilürreşad Dergisi başyazarlığı ve İstanbul Üniversitesi’nde (Darulfünun) hocalık yaptığına ilişkin belgeler de dikkati çekiyor. Ersoy’un öğrenim hayatına dair diplomalarının suretleri de kitapla ilk kez gün ışığına çıkıyor.

Belgelerde, milletvekilliğinden ayrılan şairin Mısır’a gittiği, bu süreçte takip ettirilerek raporlandığı ve buradaki faaliyetleri kuşkulu bulunarak, 1936’da şairin “Safahat” adlı kitabının toplatılarak imha edilmesine dair karar çıkarıldığına da yer veriliyor.

Nerede doğduğu ilk kez kendi el yazısıyla belgelendi

İstanbul’da doğduğu bilinen Mehmet Akif Ersoy’un, Devlet Arşivleri Başkanlığınca yayımlanan eserde ilk kez kendi el yazısı ile yazdığı özgeçmişi gün ışığına çıkarıldı. Kendisinin kaleme aldığı belgeye göre Ersoy, Çanakkale’nin Bayramiç ilçesinde dünyaya geldiğini belirtiyor.

“İmanım olmasaydı yazabilir miydim?”

Kitapta, şairin ömrünün son günlerinde, tedavi gördüğü Şişli Sıhhat Yurdu’nda Yedigün dergisine verdiği son röportaj da gün ışığına çıktı.

Ersoy’un bu röportajda İstiklal Marşı şiiri için sarf ettiği “İmanım olmasaydı yazabilir miydim?” ifadesi dikkat çekiyor.

Ayrıca kitapta şairin 1936’da ölümünün ardından dönemin yayın organlarında çıkan haberleri de derlenerek yayımlandı.

“Kitap, önemli bir boşluğu doldurdu”

Devlet Arşivleri Başkanı Prof. Dr. Uğur Ünal, kitaba ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, İstiklal Marşı’nın 100. yılı dolayısıyla yayımladıkları bu kapsamlı kitabın tarihin bazı bilinmeyen noktalarına ışık tuttuğunu söyledi.

Kitabın bu anlamda önemli bir boşluğu doldurduğunu da belirten Ünal, “Kurtuluş Savaşı’nın en sıkıntılı döneminin yaşandığı günlerde kaleme alınan İstiklal Marşı, milletimizin ve ordumuzun en fazla ihtiyaç hissettiği manevi desteği sağlayan bir sembol olarak ortaya çıkmıştır. Aradan geçen yüzyıl boyunca bu özelliğinden hiçbir şey kaybetmeyen, tam tersine taşıdığı anlam ve kıymet daha da artan bu sembol, milletimizin maneviyatını en üst dereceden ifade eden bir manzume olarak varlığını korumaktadır. Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy da aynı şekilde milletimizin gönlünde eşsiz bir yer edinmiştir.” diye konuştu.

Ünal, İstiklal Marşı şiirinin 1921’de Mecliste milli marş olarak kabul edilmesine rağmen 1925 yılında Milli Eğitim Bakanlığı Kültür Dairesi’nin yeni bir marş yazdırmak için zaman zaman yarışmalar açtığını, ancak bundan bir sonuç alamadığını anlatarak, marşın bestesinin de benzer bir süreç geçirdiğini, birçok beste yapıldığını söyledi.

Bu besteler arasında başlangıçta Ali Rıfat Çağatay’ın bestesinin seçildiğini ama Osman Zeki Üngör’e ait bestenin kabul gördüğünü belirten Ünal, kitapta İstiklal Marşı için açılan beste yarışmasına katılan çok sayıda bestenin notalarına da yer verildiği aktardı.

İstiklal Marşı şiirinin 1921’de TBMM Genel Kurulunda büyük bir coşkuyla milli marş olarak kabul edilmesine rağmen hiçbir Anayasa’ya girmediğine dikkati çeken Devlet Arşivleri Başkanı Ünal, marşın Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Milli Marşı olarak ancak 1982 Anayasası’nda değiştirilemez madde şeklinde yer alabildiğini anlattı.

Devlet Arşivleri Başkanlığının kurumsal belge yayıncılığında önemli bir hizmeti yerine getirdiğini belirten Ünal, şunları kaydetti:

“İstiklal Marşı’nın yazılışının 100. yılında kurum olarak, bu alanda var olan bütün belgeleri eksiksiz şekilde bir araya getirip araştırmacılarımız ve gelecek nesiller için önemli bir kaynak eser oluşturduk. Bundan sonraki süreçte de Türkiye tarihinin merak edilen birçok alanında tematik belgesel çalışmalar yapmaya, yayınlar çıkarmaya devam edeceğiz. Yayın kalitemizi her anlamda arttırmak ve çıtayı daha yükseğe taşımak için çalışıyoruz.” dedi.