Mehmet Baransu'nun 'devletin gizli belgelerini ifşa etme' davasında karar açıklandı

Kapatılan Taraf gazetesinin yazarı Mehmet Baransu ile eski sorumlu yazı işleri müdürü Murat Şevki Çoban’ın, “Gülen’i bitirme kararı 2004’te MGK’da alındı” başlıklı haber nedeniyle “devletin gizli belgelerini ifşa ettikleri” gerekçesiyle yargılandıkları davada karar açıklandı.

Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, sanık Murat Şevki Çoban katılmazken, başka suçtan tutuklu sanık Mehmet Baransu Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlandı. Duruşmada, Milli Güvenlik Kurulu (MGK) ve Milli İstihbarat Teşkilatını (MİT) temsilen Hazine avukatı da hazır bulundu.

Duruşmada, müşteki kurumlar adına söz verilen Hazine avukatı, sanıkların cezalandırılmasını istedi.

Sanık Murat Şevki Çoban’ın avukatı Figen Albuga Çalıkuşu ise müvekkilinin beraatine karar verilmesini talep etti.

Son sözü sorulan Baransu da beraatine karar verilmesini istedi.

Sanık Baransu’ya 4 ayrı suçtan toplam 17 yıl 1 ay hapis cezası

Davaya ilişkin kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanık Mehmet Baransu’nun “devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri temin etme” suçundan 3 yıl 4 ay, “devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri açıklamak” suçundan 6 yıl 3 ay, “MİT’in görev ve faaliyetine ilişkin bilgileri ve belgeleri temin etmek suretiyle MİT Kanunu’na muhalefet” suçundan 4 yıl 2 ay ve “MİT görev ve faaliyetine ilişkin bilgi ve belgelerin yayımlanması, yayılması ve açıklanması” suçundan da 3 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırdı.

Heyet, sanık Murat Şevki Çoban’ın ise üzerine atılı suçları işlediğine dair her türlü şüpheden uzak kesin, inandırıcı delil elde edilemediğinden beraatine karar verdi.

İddianameden

Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, niteliği itibarıyla gizli kalması gereken 25 Ağustos 2004 tarihli MGK toplantısı kararının, Taraf gazetesinin 28 Kasım 2013 tarihli nüshasında Baransu’ya ait “Gülen’i bitirme kararı 2004’te MGK’da alındı” başlıklı haberle manşetten yayımlandığı belirtilmişti.

İddianamede, gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü Çoban ve Baransu’nun, MİT’in görev ve faaliyetlerine ilişkin belge ile bilgileri istihsal ve ifşa ettikleri belirtilerek, sanıkların “devletin güvenliğine veya iç veya dış siyasal yararlarına ilişkin belge veya vesikaları temin etme”, “devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken bilgileri basın ve yayın yoluyla ifşa etme” ve “MİT’in görev ve faaliyetlerine ilişkin belge ve bilgileri basın yoluyla ifşa etme” suçlarından 30 yıl ikişer aydan 50 yıl altışar aya kadar hapisle cezalandırılması talep edilmişti.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Türkiye’nin talebi üzerine sınır dışı edildiği Brezilya’dan geldiği İstanbul Havalimanında 3 Temmuz’da gözaltına alındıktan sonra İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne götürülen “Çiftlik Bank” davası sanığı Mehmet Aydın’ın burada verdiği ifadenin ayrıntıları ortaya çıkmaya başladı.

İfadesinde, “Çiftlik Bank” projesini öncelikle bir internet oyunu olarak tasarladığını, oyuna yüksek katılım olunca şirket kurmaya karar verdiğini savunan Aydın, sistemi Kıbrıs’ta kurduğu şirket üzerinden yönetmeye başladığını ve zamanla şarküteri ve çiftlikler açtığını söyledi.

Bazı kişilerin para istemesi üzerine eşiyle yurt dışına çıktığını ve geri gelmediğini anlatan Aydın, yurt dışında bulunduğu süreçte de çeşitli ülkelerde firmalar açtığını, Türkiye’deki “Çiftlik Bank” işlerinin ise çalışanlarınca yürütüldüğünü ifade etti.

“Kimseye kesin kazanç vaadinde bulunmadım”

Aydın, “Çiftlik Bank” sisteminde kimseye kesin kazanç vaadinde bulunulmadığını, onlara sadece sistem herhangi bir şekilde kapanırsa sadece ana para iadesi garantisi verildiğini öne sürerek, oyuna üye olanların reel çiftliklerde payının olmadığını, binlerce üyenin de oyunda kazandığı paraları nakit olarak teslim aldığını iddia etti.

“Çiftlik Bank”ın mucidi ve kurucusu olduğunu söyleyen Aydın, bu sistemi asla dolandırıcılık amacıyla kurmadığını, her zaman iyi niyetli davrandığını, şirketin kapandığı son ana kadar ana para iadesi yapmasının da iyi niyetli olduğunu gösterdiğini savundu.

“Mağduriyetleri karşılayabilirim”

Sistemde görev alan şahısların kötü niyetli davranıp kendilerine haksız menfaat temin ederek kendisini de zarara uğrattığını iddia eden Aydın, tüm malvarlığının bu sistemden zarar görenlerin mağduriyetinin giderilmesi için kullanılmasını istedi.

Basından soruşturmayı takip ederken Çiftlik Bank mağdurlarının 64 milyon lira zarara uğradığı yönünde haberler gördüğünü ifade eden Aydın, Türkiye’de kurulu “Çiftlik Bank” organizasyonundaki şirketlerin malvarlıklarının ise 200 milyon lira civarında olduğunu öne sürdü.

Mehmet Aydın, bu mağduriyeti karşılayacağından dolayı teslim olmaya karar verdiğini, bu kapsamda Brezilya’da teslim olduğunu anlattı.

Olay

Kamuoyunda “Çiftlik Bank” olarak bilinen ve gelir getirme vaadiyle çok sayıda vatandaşın mağdur olmasına yol açan sistemin kurucusu olan ve 2 yıldan fazla süredir firari bulunan Mehmet Aydın, Türkiye’nin talebi üzerine Brezilya tarafından sınır dışı edilmişti.

Aydın, 3 Temmuz’da 22.10’da getirildiği İstanbul Havalimanı’nda, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla uçakta gözaltına alınmıştı.

Savcılığın hakkında 4 gün gözaltı süresi verdiği “Tosuncuk” lakaplı Aydın, havalimanındaki işlemlerinin ardından Vatan Caddesi’ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü yerleşkesine getirilmişti.

Hakkında, 102 mağdurun şikayetçi olması üzerine “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, “suç örgütüne üye olma”, “bilişim sistemlerini araç olarak kullanmak suretiyle dolandırıcılık” ve “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” suçlarından yeni bir soruşturma dosyası açılan Aydın’la ilgili devam eden davada ise “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak” ve “dolandırıcılık”, “Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” gibi çeşitli suçlardan 75 bin 260 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Muhabir: Filiz Kınık Öz,Ali Cevahir Aktürk

ANKARA (AA) – Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Antalya’nın Elmalı ilçesinde iki kardeşin istismarına ilişkin davada mağdur iki çocuğun devlet korumasına alınması talebinin mahkemece kabul edildiğini, çocuklara bakanlığa bağlı bir kuruluşta sağlıklı ve güvenli bir yaşam alanı sağlanacağını bildirdi.

Bakanlıktan Elmalı’da iki kardeşin istismarına ilişkin davayla ilgili yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Antalya Elmalı’da yargılama süreci devam eden istismar vakasında, mağdur iki çocuğumuz hakkında mahkemeye yaptığımız devlet korumasına alınma talebi kabul edilmiştir. Çocuklarımıza, bakanlığımıza bağlı bir kuruluşta sağlıklı ve güvenli bir yaşam alanı sağlayacağız.”