Meltem-3 Projesi'nde ilk P-72 Deniz Karakol Uçağı hizmete başladı

KOCAELİ (AA) – Kartepe ilçesinde bulunan Deniz Hava Komutanlığında düzenlenen törende konuşan Donanma Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, 106. yılında bulundukları köklü deniz havacılık tarihinin 1914’te Deniz Teyyare Okulunun kurulmasıyla başladığını belirterek, deniz hava personelinin Balkan ve 1. Dünya savaşlarında önemli görevlerde bulunduğunu söyledi.

Tatlıoğlu, deniz hava personelinin özellikle 1915 Çanakkale savaşlarında boğaz yaklaşma sularında icra ettikleri keşif ve karakol görevleriyle harekata büyük katkı sağladığına işaret ederek, “Yakın dönemde 1971’de S-2A uçağı, 1972’de ise AB-204 helikopterlerinin alınmasıyla başlayan deniz havacılığı 2002’de Seahawk helikopterlerinin ve P-235 CASA uçaklarının donanmaya katılmasıyla etkinliğini artırmaya devam etmiştir. Halihazırda 24 Seahawk helikopteri, 9 AB-212 helikopteri, 6 P-235 CASA deniz karakol uçağı, 2 ATR-72 genel maksat uçağı, 4 TB-20 eğitim uçağı ve 14 insansız hava aracı olmak üzere 59 deniz hava aracımız donanmada görev icra etmektedir. İlk P-72 deniz karakol uçağının bugün teslim alınmasıyla 60’ıncı hava aracımız hizmete girmiş bulunmaktadır. P-72 deniz karakol uçaklarımızın hizmete girmesiyle özellikle denizaltı savunma harbinde etkinliğimiz daha da artacaktır.” diye konuştu.

Deniz Hava Komutanı Tuğamiral Alper Yeniel de Meltem-3 Projesi kapsamında ilk P-72 Deniz Karakol Uçağı’nın bugün itibarıyla hizmete girdiği belirterek, “P-72 Deniz Karakol Uçağı mevcut P-235 uçağıyla kıyaslandığında P-72 uçağı görev sahasında 2-3 saat daha fazla kalabilecek, yüksek süratle harekat bölgesine intikal edebilecek, link 16 kabiliyetine haiz, MK-46 torpidosuna ilave olarak daha modern özelliklere sahip MK-54 torpidosunu atabilecek ve daha fazla sonoboy taşıma kapasitesiyle denizaltı savunma harbinde etkin kullanım imkanı sağlayacaktır. P-72 deniz karakol uçaklarının tamamının kısa bir süre içerisinde hizmete girmesiyle Deniz Kuvvetleri Komutanlığı daha etkin, caydırıcı ve saygın bir deniz hava kuvvetine sahip olacaktır.” ifadelerini kullandı.

Çarkçı yüzbaşı Mehmet Fethi beyin torunları olarak 60. hava aracını hizmete almanın haklı gururunu yaşadıklarını dile getiren Yeniel, P-72 Deniz Karakol Uçağını Deniz Kuvvetlerine kazandırılmasında Savunma Sanayii Başkanlığı, Türk Havacılık Uzay Sanayii Genel Müdürlüğü gibi kurum ve kuruluşlara teşekkür etti.

Konuşmaların ardından Oramiral Tatlıoğlu, Tuğamiral Yeniel, 351. Deniz Helikopter Filo Komutanı Albay Zerrin Tosun, 301. Deniz Hava Filo Komutanı Albay Ahmet Özekin ve beraberindeki komutanlar, P-72 Deniz Karakol Uçağı’nı gezdi, personelle fotoğraf çektirdi.

Üç Seahawk helikopteri, tören geçişi gerçekleştirdi.

Meltem-3 Projesi

Uzun Ufuk Bütünleşik Deniz Gözetleme Sisteminin bir parçası olarak Deniz Kuvvetleri Komutanlığına havadan deniz gözetleme kabiliyeti sağlamak amacıyla başlatılan Meltem projelerinin geçmişi 1990’lı yıllara uzanıyor. Meltem-1 ve Meltem-2 projeleriyle Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, 6 adet CN-235 tipi (P-235) deniz karakol uçağına kavuştu. Projenin son aşaması olan Meltem-3 ile 6 adet ATR-72 tipi (P-72) deniz karakol uçağının envantere girmesi planlandı.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığına hizmet veren P-235 deniz karakol uçaklarındaki görev sistem ve sensörlerinden farklı olarak, P-72 deniz karakol uçaklarında Link 16 taktik veri bağı ve Mark-54 torpidosu atma kabiliyeti de bulunuyor. Ayrıca, P-72 Deniz Karakol Uçak, P-235 uçaklarına kıyasla daha uzun süre havada kalıyor.

TUSAŞ, HAVELSAN, ASELSAN ve MİLSOFT gibi birçok savunma sanayii kuruluşunun alt yüklenici olarak görev aldığı Meltem-3 Projesiyle ülkeye bu alanda önemli bilgi birikimi ve katkı sağlandı.

Kalkış ağırlığına bağlı olarak azami 9 saate kadar havada kalabilecek P-72 deniz karakol uçaklarıyla öncelikle keşif gözetleme ve denizaltı savunma harbi görevleri icra edilecek.

Uçak üzerinde bulunan denizaltıları belirlemekte kullanılan akustik ve manyetik algılayıcılar sayesinde tespit edilen denizaltılar uçakta bulunan Mark-46 ve Mark-54 torpidolarıyla imha edilebilecek.

Ayrıca P-72 uçaklarının çok tehditli ortamda görev yapabilmesini sağlamak maksadıyla elektronik karıştırmayı önleyici ve güdümlü mermi tehdidine yönelik kendini koruma sistemleri mevcut.

Keşif gözetleme maksatlı kullanmak üzere radar ve elektro optik kamera sistemleri de bulunan P-72 uçağı, “Mavi Vatan”ın taktik deniz resminin oluşturulmasına katkı verecek ve bu bilgileri anlık olarak Deniz ve Hava Kuvvetlerinin ilgili birlikleriyle Link 11 ve Link 16 veri bağı sistemleri üzerinden paylaşacak.

Ayrıca Arama ve Kurtarma görevlerinde kullanılmak üzere uçak üzerinde can salı taşınabilecek ve kazazedeleri kurtarma maksadıyla denize atılabilecek.

Uçak üzerinde bulunan görev sistemlerinin montajlarının da gerçekleştirildiği TUSAŞ/Ankara tesislerinde, 11 Aralık’ta ana yüklenici Leonardo firması tarafından teslim edilen TCB 751 kuyruk numaralı ilk P-72 Deniz Karakol Uçağı, aynı gün icra ettiği uçuşla Deniz Hava Komutanlığı Kartepe’ye intikal ederek Deniz Kuvvetleri Komutanlığı envanterine katıldı.

Projenin diğer 5 adet P-72 Deniz Karakol Uçağı, 2021 yılı sonuna kadar Deniz Kuvvetleri Komutanlığına teslim edilecek. Bu amaçla, projenin ikinci uçağı TCB 752’nin yer testlerine gelecek hafta başlanması öngörülüyor.

Milli Gemi MİLGEM projesiyle başlatılan Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ile Savunma Sanayi arasındaki iş birliği bu projeyle daha ileri seviyelere taşınmaya devam edecek.

Bu kapsamda, Havadan Deniz Gözetleme sistemlerinin de millileştirilmesi amacıyla insanlı-insansız deniz karakol uçağı ve görev sistemlerinin geliştirilmesi çalışmaları devam ediyor.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Karsan Üst Yöneticisi (CEO) Okan Baş, Karsan’ın elektrikli araçlarının İstanbul ve büyük şehirlerde metrobüs hatlarında kullanılma ihtimaline ilişkin, "İstanbul, Ankara, Eskişehir, İzmir, Mersin ve Kocaeli gibi belediyelerden ilgi var. Hatta yakında bir zamanda Road Show’da yapacağız. Dolayısıyla çok uzamayacaktır diye düşünüyorum açıkçası. Önümüzdeki yıllar, aylar içerisinde belki görebileceğiz diye düşünüyorum." dedi.

Karsan’ın Bursa’daki fabrikasında, şirketin yüzde 100 elektrikli model ailesi e-ATA’nın tanıtımına ilişkin bir basın toplantısı düzenlendi. Okan Baş ve Karsan İç Pazar Satış ve Dış İlişkiler Genel Müdür Yardımcısı Muzaffer toplantıda basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Baş, e-ATA’da yerlilik oranının şu anda yüzde 35 ile 40 arasında olduğunu ifade ederek,, bu noktada bataryanın çok önemli bir etkisi olduğunu ve gelecek dönemde bataryaların da yerlileşmesiyle birlikte bu oran daha da artacağını söyledi.

Karsan’ın elektrikli araçlarının İstanbul ve büyük şehirlerde metrobüs hatlarında ne zaman kullanılacağı yönündeki bir soruyu yanıtlayan Baş, "İstanbul, Ankara, Eskişehir, İzmir, Mersin ve Kocaeli gibi belediyelerden ilgi var. Hatta yakında bir zamanda Road Show’da yapacağız. Dolayısıyla çok uzamayacaktır diye düşünüyorum açıkçası. Önümüzdeki yıllar, aylar içerisinde belki görebileceğiz diye düşünüyorum." ifadelerini kullandı.

Okan Baş ürettikleri ürünlerin önce Türkiye’de görünmesini istediklerini ancak hızlı dönüşüm için bir zaman olduğunu kaydetti

Yerlilik oranı hedefi konusunda ise en önemli kaynağın batarya olduğuna dikkati çeken Baş "Bataryayı ülkemizde üretebilir duruma geldiğimiz anda, iş başka bir noktaya gidecek. Bununla ilgili çalışmalar da var, TOGG’un yaptığı girişimler var. Bence o iş de önümüzdeki iki-üç yıl içinde olacak. Birinci konu o… Yan sanayinin dönüşümü ile ilgili çalışmalar var, elektrikli araçlarla ilgili, 'elektrikli araç komponentlerini devreye almak' için çalışmalar var, o da fena gitmiyor, onlar da devreye girecek. Biz biraz önden gittiğimiz için dış kaynak kullanımı fazla, bu başlangıç aşamasında. Ama ülkenin de bu treni yakalamasıyla bu hızla devam edecektir, büyüyecektir." değerlendirmesinde bulundu.

– "Renault ile henüz yeni bir anlaşma imzaladıklarını ve bir senelik bir hazırlık süreci var"

Okan Baş, Renault ile Megan üretimine ilişkin imzalanan anlaşmaya da değindi.

Renault ile henüz yeni bir anlaşma imzaladıklarını ve bir senelik bir hazırlık süreci olduğunu aktaran Baş, şöyle devam etti:

"Ondan sonra da inşallah üretime başlıyor olacağız. Bizim kimliğimiz zaten bu esnekliği barındıran bir kimlikti. Bugüne kadar da biliyorsunuz biz çok büyük OEM’lere bir taraftan üretim yapabilen bir yapıya sahibiz. Öbür taraftan da kendi markamızla toplu taşıma araçları çözümleri üreten bir kimliğimiz var. İkisini bir arada barındırıyoruz. Özellikle 2. tarafın gelişimi için çok büyük bir yatırım yaptık son 5 yılda ve bu noktaya geldik. Bugün de paylaştığımız bu zaten. Bunu neden önemsiyoruz? Çünkü bu noktada Karsan’ın marka değerini bu kartların yeniden dağıldığı dönemde, elektrikli dönüşümde biz daha iyi bir yer almak istiyoruz Avrupa’da. Zaten markamız daha çok tanınmaya başladı, bundan sonra daha çok tanınacak çünkü pazarın yüzde 80’nine hitap edebilecek ürünler var. Bunlarla beraber Karsan’ın da elektrikli araç pazarında, yeni oluşan pazarda önce girmiş, kendisinin yerini büyütmüş, önce Avrupa’da sonrasında Kuzey Amerika’da iki odak yerimiz var, birincisi önce Avrupa, ikincisi sonra Kuzey Amerika. Kendi ayak izimizi büyütmeye çalışıyoruz Karsan markası olarak."

– "Avrupa’da da önemli oyunculardan bir tanesi olmayı istiyoruz"

Karsan’ın servis araçlarının BMW Ar-Ge mühendislerini taşıdığı görüntülerin sosyal medyada ilgiyle karşılanmasına da değinen Baş, sözlerini şöyle tamamladı:

“Avrupa pazarının yüzde 10-15’indeyken şimdi tamamında varız. Yüzde 10-15’indeyken bile iyi şeyler yaptık. Jest kendi segmentinde lider oldu Avrupa’da. Dediğiniz gibi BMW’nin personelini taşıyan da aracımız var. Bu anlamda arkadaşlar iyi de çalışıyorlar. İletişim anlamında Karsan’ın değerini, bilinirliğini artırma yönünde sosyal medyada çok iyi çalışıyor bizim takım. Orada da iyi noktadayız. Bundan sonra daha da artacak çünkü daha fazla insana dokunuyor olacağız. Pazarın daha fazla büyük tarafına girince sesimiz daha çok çıkacak. Deneyimimizi olumlu yönde artırmak istiyoruz her zamanki gibi. Müşterimizin bize iyi şeyler söylemesini, bizimle ilgili olumlu düşünceler yaşamasını hedefliyoruz. İnşallah bütün hedefimiz o. Avrupa’da da önemli oyunculardan bir tanesi olmayı istiyoruz."

– "İleride bu araçlar şehirlerarasında kullanılacak hale de gelecek"

Karsan İç Pazar Satış ve Dış İlişkiler Genel Müdür Yardımcısı Muzaffer Arpacıoğlu ise konaklama noktalarında şarj istasyonlarının bulunması durumunda bu araçların şehirler arası ulaşımda da kullanılabileceğine işaret ederek, "Geçenlerde Madrid-Barcelona arasında biz Atak Electric’i kullandık. Sorunsuz bir şekilde Madrid’den Barcelona’ya kadar gitti. 450 kilometrelik menzil şehirlerarası için de çok ciddi bir menzil. Dolayısıyla ileride bu araçlar şehirlerarasında kullanılacak hale de gelecek. Şu haliyle bile şu anda verdiğimiz menzil buna yeterli gözüküyor." dedi.

Türkiye’de şehirler arası toplu ulaşımda elektrikli minibüs ve midibüslerin gelecekte daha fazla kullanılmasına ilişkin beklentileri de değerlendiren Arpacıoğlu, şunları kaydetti:

"Biz de aynı heyecanı paylaşıyoruz, biz de belediyelerin Karsan’ı tercih etmesini canı gönülden istiyoruz. Ama Okan Bey değindi, yurt dışında çok ciddi teşvikler var. Yurt dışında açılan ihalelerin bir kısmı da Avrupa fonundan karşılanıyor. Dolayısıyla orada biraz daha hızlı hareket ediliyor ama Türkiye’de de kullanan, elektrikli deneyiminin tatmış bir-iki tane belediye var. Şu anda 5-6 belediye de bu konudaki iyi niyetini, heyecanını ortaya koymuş durumda. Onların hepsi ile temasımız var, fabrikamızı ziyaret ettiler. Biraz kaynakla alakalı gecikme olabilir. Kaynak buldukları anda Türkiye’deki belediyeler de yurtdışında olduğu gibi bu dönüşüme ayak uyduracaklar. Şimdilik biraz daha maliyet dolayısıyla çevreyi koruma bilincini CNG’li araçlarla gideriyorlar. Bu sene içinde takip etmişsinizdir iki üç tane CNG ihalesi sonuçlandı. Ama bir sonraki adım elektrikli. Okan Bey iki üç sene dedi ama ben biraz daha erken olacağını umuyorum."

KOCAELİ(AA) – Kocaeli’nin Kandıra ilçesinde hasadına başlanan şeker kamışından geleneksel yöntemlerle yapılan ve kilogramı 100 liradan satışa sunulan doğal pekmez büyük talep görüyor.

Kandıra’da son yıllarda ekim alanı genişleyen şeker kamışı, gerekli olgunluğa erişmesinin ardından eylülde toprak seviyesinin bir karış üzerinden orakla kesilerek hasat ediliyor.

Daha sonra merdanelerden geçirilerek çıkarılan ürünün öz suyu, ince delikli süzgeçte süzülerek kazanlarda odun ateşinde kaynatılıyor. Pekmezin dibinin tutmaması ve yanık kokusunun oluşmaması için de sürekli karıştırılıyor.

Kazana koyulan su miktarı ve ateşin şiddetine göre 8 ila 10 saat arası süren kaynatma işlemi, pekmezin ağdalı kıvama gelmesinin ardından sona eriyor.

Raf ömrü uzun ve pek çok hastalığın olumsuz etkilerini gidermede etkili olduğu söylenen şeker kamışı pekmezi, tüketicilerden yoğun talep görüyor.

“Tohum bulma hikayemiz çok enteresan”

Kandıra’da 10 yılı aşkın süredir şeker kamışı yetiştiren 58 yaşındaki Kadir Doğan, AA muhabirine, şeker kamışının çocukluğunda yaygın olarak yetiştirildiğini, o dönemlerde öküzlerin çevirdiği mengenelerde sıkıldığını söyledi.

İlçede öküz kalmayınca mengenelerin de bir kenara atıldığını, bunun sonucunda çiftçilerin şeker kamışı üretimini bıraktığını anlatan Doğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yıllar sonra tekrar üretmeye karar verdim. Tohum bulma hikayemiz de çok enteresan. Çok aradım, eski Kandıra Muhtarlar Derneği Başkanı Mustafa Güzel, bir bağ getirdi ama toprak olmuştu. 500 metrekare alana saçtım bunu ve 3 kök çıktı. Bu 3 kök sonraki sene tarla oldu. Bunu yaygınlaştırdık ve bugün Kandıra’nın pek çok yerinde yeniden ekiliyor.”

Doğan, şeker kamışı tohumunun ilkbaharda toprağa atıldığını, eylül ayında hasadın başladığını belirterek, “Çok bakım istemiyor. Eğer çok kurak giderse bir kez sulamak yetiyor.” dedi.

“Kilogramını 100 liradan satıyoruz”

Hasadın oldukça zorlu olduğunu vurgulayan Doğan, “Şeker kamışını orakla kesiyoruz, kabuğunu temizliyoruz. 2-3 gün bekletildikten sonra mengenede sıkılıyor. Yine sıkma makinesini sanayide yaptırdım. Bu makinede suyu alındıktan sonra kaynatma işlemi yapılıyor. Kaynatma süresi yaklaşık 8 ila 10 saat arası değişiyor.” diye konuştu.

Kadir Doğan, 100 kilogram şeker kamışı suyundan 11-12 kilogram pekmez çıktığını dile getirerek, “Pekmezin kilogramını 100 liradan satıyoruz ama talebe yetişemiyoruz. Türkiye’nin her yerinden müşterimiz var.” dedi.

Pekmezin genellikle kahvaltıda tüketildiğini aktaran Doğan, organik olduğundan birçok kişinin şifa için aldığını sözlerine ekledi.