Mercan Dağları'nın 'mavi boncukları' doğa ve fotoğraf tutkunlarını hayran bırakıyor

TUNCELİ(AA) – Munzur ve Mercan dağları arasında kurulu, 1500 rakımlı Ovacık, eşsiz doğası ve bakir güzellikleriyle yılın her döneminde yerli ve yabancı çok sayıda turistin uğrak yeri oluyor.

El değmemiş Munzur Vadisi Milli Parkı, Mercan Buzul Gölleri, Kırkmerdiven Şelaleleri, Munzur Gözeleri ve Kepır Yaylası’nın bulunduğu ilçe, kışın beyaz, yazın ise yemyeşil görüntüsüyle dikkati çekiyor.

Dört mevsim zengin florası, endemik türleri, tarihi mekanları ve yaban hayatıyla ziyaretçilerini cezbeden ilçedeki, yaklaşık 3 bin rakımlı Mercan Dağları’nda yer alan Katır Gölleri de karların erimesiyle ayrı güzelliğe büründü.

Yaz aylarında çevresinde yetişen yemyeşil çayırlar, rengarenk çiçekler ve masmavi manzarasıyla göz kamaştıran irili ufaklı 9 göl, bugünlerde kamp, fotoğraf ve trekking tutkunlarının gözde mekanları arasında bulunuyor.

Hafta içi günübirlik gezilerle rotalarını göllere çeviren ziyaretçiler, ilçe merkezinden araçlarıyla yola çıkarak Mercan Dağları eteğindeki Şahverdi köyüne ulaşıyor.

Köyden göllere doğru yürüyüşe başlayanlar, sarp dağların arasındaki patikada yaklaşık 3 saatlik zorlu yolculuk gerçekleştirdikten sonra 9 farklı noktadaki Katır Gölleri’ne varıyor.

İlkbahar ve kış mevsiminin bir arada yaşandığı göllerin çevresindeki çayırlarda bir süre gezinen ziyaretçiler, gün boyu şehrin stresi ve kargaşasından uzakta doğayla iç içe zaman geçiriyor.

Eşsiz manzara karşısında piknik yapanlar, daha sonra tüm gölleri kuş bakışı görmek için seyir terasını andıran bir dağa tırmanış gerçekleştiriyor.

Dağın zirvesinden adeta mavi boncuğa benzeyen 9 gölü aynı kadrajda fotoğraflama ve görme imkanı yakalayan ziyaretçiler, dönüş yolunda ise yaban keçisi, bozayı, ur kekliği, çengel boynuzlu dağ keçisi gibi canlılarla doğal ortamlarında karşılaşıyor.

Doğa tutkunu Hüseyin Narin, AA muhabirine, Ovacık’ın eşsiz doğasına hayran kaldığını söyledi.

Katır Gölleri’ni görmek için 3 bin rakımlı dağlara tırmandıklarını anlatan Narin, “Ben burayı gezmek için 900 rakımlı Mazgirt ilçesinden geldim. Orada hayvancılık ile uğraşıyorum ve hayvanlar güneşten çok etkileniyor. Ama Ovacık’a geldiğim zaman bambaşka bir iklim, bitki örtüsü, doğal yaşam hüküm sürüyor ve burada farklı canlı türleri yaşıyor. Tunceli’miz bu konuda çok muazzam bir il.” dedi.

“Dağlar doğal güzelliklerle dantel gibi işlenmiş”

Narin, kentin dört mevsim farkı güzelliklere büründüğünü belirterek, “Bu şehrin güneyi, kuzeyi, batışı ve doğusu bambaşka. Muazzam ve el değmemiş bir doğaya sahibiz. Ovacık’ta dağlar doğal güzelliklerle dantel gibi işlenmiş. Keşke Katır Gölleri’ne daha önce gelmiş olsaydım. Tunceli’nin birçok yerine gittim ama her yeri birbirinden ayrı güzel.” ifadelerini kullandı.

Zorlu bir yolculuğun ardından Katır Gölleri’ne ulaştıklarını aktaran Narin, “Göller adeta mavi boncuk misali gibiydi. Masmaviler ve etrafında yemyeşil çayırlar var. Kar suları göllere karışıyor ve 9 gölün bambaşka bir şekli var. Dereler menderesler çizerek göle karışıyor.” diye konuştu.

Fotoğrafçı Malik Kaya da Tunceli’nin doğasını ülke ve dünya çapında tanıtmak için çeşitli çalışmalar gerçekleştirdiğini dile getirdi.

“Katır Gölleri’ne hayran kaldık”

Katır Göllerine hayran kaldığını ifade eden Kaya, şunları kaydetti:

“20 yıldır buralara gelememişsem demek ki gezilecek görülecek çok yerimiz var. Gerçekten mutlaka görülmesi gereken bir coğrafya ve mekan. Buralara gelmek öyle kolay olmuyor. Birkaç gün önceden arkadaşlarla buraya gelmeyi planladık. Burada tabii yaban hayvanları da var ve boz ayılar, vaşaklar, çengel boynuzlu dağ keçileri buradaki dağlarda yaşıyor. Bu canlıları da gördüğümüz yerde zaten fotoğraflıyoruz.”

Kaya, Tunceli’nin muhteşem güzelliklerle ev sahipliği yaptığına işaret ederek, “Güzelliklerin tamamı yüksek rakımlarda bulunuyor. Alçak kesimlerden dağlara çıktıkça çiçek çeşitleri, krater ve buzul gölleri ile yaban hayatıyla karşılaşıyoruz. Katır Gölleri diğer bölgelerden biraz daha farklı. Burada bir tane değil 9 tane göl var. Biz de bu göllerin tamamını aynı kadrajda görüntülemek için yükseklere çıktık. Alçak kesimlerde hava çok sıcakken, biz burada çok üşüdük.” ifadelerini kullandı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANKARA (AA) – Fırat Elektrik Dağıtım AŞ'nin (Fırat EDAŞ), Tunceli'de köy ve kırsal alanlar için 6 milyon 246 bin liralık yatırım planladığı bildirildi.

Şirketten yapılan yazılı açıklamada, Fırat EDAŞ'ın çalışmalarının Bingöl, Elazığ, Malatya ve Tunceli'de aralıksız sürdüğü kaydedildi.

Köye dönüş kapsamında artabilecek enerji ihtiyacını karşılamak ve merkezden kırsala elektrik dağıtım hizmet kalitesinde bütünlük sağlamak için çalışmaların sürdüğüne işaret edilen açıklamada, "Fırat EDAŞ, 6 milyon 246 bin liralık yatırım ile Tunceli'de enerji nakil hattı ve alçak gerilim olmak üzere toplam 563 direk üzerinde 30 kilometre uzunluğundaki hattın tesis çalışmalarına başlıyor." ifadelerine yer verildi.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Fırat EDAŞ Dağıtım Operasyonları Genel Müdürü Ömer Kandemir, "Yatırım dahilinde alçak gerilim için 2 milyon 990 bin liralık bir harcama yapılırken, enerji nakil hattı için 3 milyon 255 bin lira büyüklüğünde önemli bir harcama yapılacak. Yatırım çalışmasının tamamlanması sadece bölgenin enerji arzı kalitesini artırmakla kalmayacak, dolaylı olarak köy yaşamını ve kırsal yaşamı da kolaylaştıracak." değerlendirmesinde bulundu.

TUNCELİ (AA) – Kentin Pertek ilçesine bağlı Çakırbahçe köyünde doğan 83 yaşındaki Abay, Elazığ’daki amcasının yanında uzun yıllar ticaretle uğraştıktan sonra eşi ve 4 çocuğu ile Eskişehir’e göç etti.

Bu kentte açtığı antika dükkanıyla geçimini sağlayıp çocuklarını okutan Abay, 1995 yılında eşini trafik kazasında kaybetmesi üzerine aynı yıl memleketi Tunceli’ye döndü.

Keban Baraj Gölü’nde teknesiyle gezinti yaptığı sırada gördüğü adaya yerleşen Abay, hayatını kaybeden eşinin anısına, bu adaya meyve fidanları dikmeye başladı ve yıllar sonra ağaçların sayısı 4 bine ulaştı.

Doğa sevgisiyle kurak bir adayı kısa sürede diktiği ağaçlarla yeşillendiren Abay, şimdilerde ise ilerleyen yaşına rağmen masmavi suların ortasındaki adaya diktiği şeftali, nar, kayısı, armut, ceviz ve kiraz ağaçlarının bakım ve sulama işlemlerini özenle yapıyor.

Yaşamını genellikle adadaki kulübesinde geçirdiği için yöre sakinlerince, yaşamının bir kısmını ıssız bir adada geçiren roman kahramanı Robinson Crusoe’ya benzetilerek “Robinson Ziya” lakabıyla tanınan Abay, her sabah ilçe merkezindeki evinden ayrılarak söylediği türküler eşliğinde adanın yolunu tutuyor.

Mavi suların ortasında adaya keyifli bir yolculuk yapıyor

Yaklaşık 3 kilometrelik bir yürüyüşün ardından evinden baraj gölü kıyısına ulaşan Abay, burada teknesiyle mavi suların ortasında ve martıların cıvıltısı eşliğinde adasına doğru dümen kırıyor.

Baraj gölünde 10-15 dakikalık yolculuğun sonunda adasına kavuşan Abay, kulübesinde birkaç dakika dinlenip doğanın sesine kulak veriyor ya da eşine ait fotoğrafa bakarak geçmiş günleri yad ediyor.

İlerleyen yaşına rağmen çalışmaktan vazgeçmeyen Abay, 82 dönümlük ada üzerinde yetiştirdiği meyve ağaçlarını da su motoru yardımıyla ya da baraj gölünden kovayla taşıdığı suyla suluyor ve bu sayede yaz mevsiminde ağaçların kurumasını engellemeye çalışıyor.

Gün boyu adadaki doğal güzelliklerin arasında huzurlu vakit geçiren ve doğa tutkusuyla çevresindekilerin dikkatini çeken Abay’ı, yurt içi ve yurt dışından çok sayıda kişi de ziyaret ediyor.

“Adaya geldiğimde mutlu oluyor ve güçleniyorum”

Ziya Abay, AA muhabirine, Tunceli’nin Pertek ilçesine bağlı Çakırbahçe köyünde dünyaya geldiğini ve 8 yaşında Elazığ’da yaşayan amcalarının yanına taşındığını söyledi.

Keban Baraj Gölü’ndeki adaya 1995 yılında eşini trafik kazasında kaybettikten sonra yerleştiğini belirten Abay, “Adada her çeşit ağaç var ve burada incir, kiraz, vişne, elma, armut, nar ve kivi yetişiyor. Adada ev olsa Pertek ilçe merkezindeki evime hiç gitmeyeceğim, adadan ayrıldığımda huzursuz oluyorum. Adaya geldiğimde mutlu oluyor ve güçleniyorum.” dedi.

Abay, 83 yaşında olmasına rağmen adayı gezip tüm ağaçları suladığını dile getirerek, adada 4 bine yakın ağaç yetiştirdiğini, su motoru ve kovayla bu ağaçları suladığını anlattı.

“Adada günüm çok iyi geçiyor ve çalıştığım için bakıyorum ki akşam olmuş”

Yurt içi ve yurt dışından çok sayıda kişinin kendisini ziyarete geldiğini ifade eden Abay, şöyle konuştu:

“Adada yaşamaktan zevk alıyorum. Yoksa evde yıkılıyorum, yürürken düşüyorum. Buraya geldiğimde mutluyum, kafam rahat, dedikodulardan uzağım. İnsanlara da değer veren bir insanım. Adada günüm çok iyi geçiyor ve çalıştığım için bakıyorum ki akşam olmuş. Domates ve biber ekmişim onları suluyorum, böğürtlenleri suluyorum. Adada kendime iş buluyorum, zaten iş çok.”

Abay, yaşlandığı için de artık olgunlaşan meyveleri toplamakta zorlandığını belirterek, “Eskisi gibi Pertek’te ve Tunceli’de meyveleri satamıyorum. Çünkü gücüm yok ve bir kovayı kaldıramıyorum. Yüz kova kiraz oluyor. Ada da birkaç ay öncesine kadar karaydı zaten. Yürüyerek geliyordum. Baraj suyu biraz çoğaldı tekneyle gidip geliyorum.” ifadelerini kullandı.

Muhabir: Sidar Can Eren