Merkel: Afganistan’da son 20 yılın kazanımlarını korumak için Taliban ile diyalog devam etmeli

Almanya Başbakanı Angela Merkel, Almanya’nın Afganistan’daki tahliye operasyonlarına ilişkin Parlamentoda konuştu.

Merkel, “Afganistan’da son 20 yılın kazanımlarını korumak için Taliban ile diyalog devam etmeli. Bu, uluslararası toplumun Taliban ile konuşması gereken bir konu.” değerlendirmesinde bulundu.

Afganistan’ın yeniden terörü besleyen bir yer haline gelme riski bulunduğunu savunan Merkel, Afganistan’daki Taliban gerçeğinin kabul edilmesinin zor olduğunu ancak bu gerçekle çalışmak zorunda olduklarını ifade etti.

“Afganistan’da ihtiyacı olan insanları ve komşu ülkelerdeki mültecileri desteklememiz gerekli.” ifadelerini kullanan Alman Şansölye, bu konuyu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüştüğünü belirtti.

Afganistan’dan tahliye operasyonlarına, imkan olduğu sürece devam edeceklerini vurgulayan Merkel, mülteciler için 600 milyon avro ayırdıklarını aktardı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

KABİL (AA) – Taliban geçici hükümetinin “Adalet Bakanı vekili” Abdul Hakim Şeri, yaptığı açıklamada, eski Kral Muhammed Zahir Şah dönemindeki anayasanın “şeriat ve Taliban ilkelerine aykırı olmayan” maddelerinin tamamen uygulanacağını belirtti.

“Şeriat ve Taliban ilkelerini ihlal etmeyen” uluslararası yasalara saygı duyduklarını ifade eden Şeri, ayrıca Taliban’ın dünya ülkeleriyle iyi ilişkiler kurmak istediğini kaydetti.

Şeri, Afganistan topraklarının hiçbir ülke aleyhine kullanılmasına izin verilmeyeceğini vurguladı.

Zahir Şah anayasası

Afganistan’da 8 Kasım 1933’ten 17 Temmuz 1973’te tahttan indirilmesine kadar hüküm süren son Kral Muhammed Zahir Şah, Durrani İmparatorluğu’nun 18. yüzyıldaki kuruluşundan bu yana ülkenin en uzun süre tahtta kalan hükümdarıydı.

Kral Zahir Şah dönemindeki anayasa 11 bölüm ve 128 maddeden oluşuyordu.

Söz konusu anayasa, 2001’de Taliban’ın yönetimi devralmasının ardından oluşturulan geçici hükümette de uygulanmıştı.

1964-1973 arasında geçerli olan Afganistan Anayasası ülkenin monarşi yasası olarak biliniyor.

Tüm yetkileri büyük ölçüde Kral’da toplayan anayasanın, Taliban lideri Hibetullah Ahundzade’nin durumuna nasıl uygulanacağı ise şimdilik bilinmiyor.

Muhabir: Sayed Khodaiberdi Sadat

BERLİN (AA) – Ülkede 20. Federal Meclis’i (Bundestag) belirlemek için yapılan genel seçimlerde, Sosyal Demokrat Parti (SPD) oyların yüzde 25,7’sini alarak birinci çıktı.

SPD’yi, yüzde 24,1 ile Hristiyan Birlik (CDU/CSU) partileri, yüzde 14,8 ile Yeşiller, yüzde 11,5 ile Hür Demokrat Parti (FDP), yüzde 10,3 ile göçmen ve İslam karşıtı Almanya için Alternatif (AfD) Partisi ve yüzde 4,9 ile Sol Parti takip etti.

Bu sonuçlara göre mecliste milletvekili dağılımı da şöyle oldu: SPD 206, CDU/CSU 196, Yeşiller 118, FDP 92, AfD 83, Sol Parti 39, SSW 1.

Meclis aritmetiğine göre ise hiçbir parti tek başına hükümeti kurmak için yeterli milletvekili sayısını bulamadı.

Bu sonuçlar, Angela Merkel sonrası dönemi belirlemek amacıyla partiler arasında çetin koalisyon pazarlığının yaşanacağını gösterirken, seçimden önce hiçbir parti AfD ile koalisyon görüşmeleri yapmayacağını, CDU ise Sol Parti ile herhangi bir hükümete girmeyeceğini açıklamıştı.

Hem SPD’nin başbakan adayı Olaf Scholz hem de CDU/CSU’nun başbakan adayı Armin Laschet, kendi liderliklerinde gelecek 4 yıl görev yapacak yeni hükümeti kurmak istediklerini açıkladı.

Seçimlerin ardından oluşan tabloda, 3 seçenekli koalisyon ihtimali bulunuyor.

Trafik lambası koalisyonunu

Mecliste en fazla milletvekili sayısına sahip SPD’nin öncelikle “trafik lambası koalisyonunu” için Yeşiller ve FDP ile üç partili hükümet kurmak amacıyla görüşmeler yapması bekleniyor.

SPD ve Yeşillerin liderleri, seçim programındaki ortak noktalardan dolayı bu ortaklığa sıcak bakıyor.

Ancak FDP kurmayları, vergi, finans ve iklim politikalarında SPD ve Yeşiller ile aralarında büyük farklılıkların bulunduğuna dikkati çekiyor.

Büyük koalisyon

2002’deki seçimlerden sonra ilk kez CDU/CSU’dan fazla oy alan SPD’nin liderliğinde kurulabilecek bir diğer koalisyon seçeneği ise “büyük koalisyon” olarak adlandırılan SPD-CDU/CSU koalisyonu.

8 yıldan beri koalisyon ortağı olarak hükümette bulunan bu iki partinin yeniden hükümet kurmasını iki partinin yöneticileri de istemiyor. Bu seçeneğin ancak diğer ihtimaller mümkün olmadığında gündeme gelmesi bekleniyor.

– Jamaika koalisyonu

Diğer bir seçenek ise partilerin renklerinin (siyah-yeşil-sarı) Jamaika bayrağını çağrıştırmasından dolayı CDU/CSU, Yeşiller ve FDP’nin oluşturacağı “Jamaika koalisyonunun” kurulması.

Bu partilerin kuracağı üçlü koalisyon ihtimali ise çok uzak görünmüyor, zira FDP Lideri Christian Lindner, katıldığı televizyon programında Jamaika koalisyonunu tercih ettiğini belirtmişti.

2017’deki seçimlerin ardından CDU/CSU, Yeşiller ve FDP arasında koalisyon görüşmeleri yapılmış, ancak FDP lideri son anda “Yanlış yönetmektense, yönetmemek daha iyi” ifadesini kullanarak, söz konusu koalisyon görüşmelerinden çekilmişti.

4 yıl önce iktidara gelme şansını bu şekilde yitiren Lindner, bu fırsatı bir kez daha kaçırmak istemiyor.

Başbakanlığı SPD’ye kaptırmak istemeyen CDU/CSU yöneticileri de bu seçeneğe sıcak bakıyor.

Hristiyan Sosyal Birlik Partisi (CSU) Genel Başkanı Markus Söder ise Laschet yönetiminde “mantık ittifakı” kurmak istediklerini belirterek, “Jamaika koalisyon fikrine kesinlikle inanıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

FDP en kilit parti

Almanya’daki seçimlerin ardından oluşan tabloda kilit parti konumuna gelen FDP, koalisyon görüşmelerinden mümkün olan en iyi sonucu çıkarmak ve pazarlık payını artırmak için tüm demokratik partilerle görüşeceğini açıkladı.

FDP Meclis Grubu Başkan Yardımcısı ve partinin yönetim kurulu üyesi Michael Theurer, Alman Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, koalisyon müzakerelerinde “tamamen özgür” olduklarını ve SPD ile görüşmeler yapmayı önceden dışlamadıklarını belirtti.

Theurer, CDU/CSU ile finans ve ekonomik konulardaki yakınlığından dolayı Jamaika koalisyonunu tercih ettiklerini ifade ederek, ancak bunun hiçbir şey yapmadan oluşacak bir şey olmadığını kaydetti.

Almanya’da üç ayrı partinin hükümet oluşturması yakın tarihte olağan bir durum değil. En son 1950’li yıllarda CDU’lu başbakan Konrad Adenauer döneminde ikiden fazla partiyle hükümet kurulmuştu. 1960’lı yıllardan sonra iki partinin bulunduğu hükümetler Almanya’yı yönetti.

Geçmişte Almanya’da mecliste en fazla milletvekiline sahip partinin, başbakanı belirlemediği dönemler de oldu.

1969 yılında SPD, mecliste CDU/CSU’dan daha az milletvekiline sahip olmasına rağmen FDP ile hükümeti kurmuş ve Willy Brandt başbakan olmuştu. Aynı şekilde Helmut Schmidt başkanlığında 1976 ve 1980’de SPD-FDP koalisyonları kurulmuştu.

Koalisyon şekli cumhurbaşkanı seçimini de etkileyebilir

Öte yandan Almanya’da gelecek yıl görev süresi sona erecek Cumhurbaşkanı Frank Walter Steinmeier’in bir kez daha seçilmesinde, kurulacak hükümetin etkili olması bekleniyor.

Buna göre SPD’nin liderliğinde bir hükümet kurulması durumunda, Steinmeier’in bir kez daha seçilme ihtimali yüksek olacak.

Ancak CDU/CSU’nun liderliğinde Yeşiller ve FDP ile hükümet kurulması halinde bu makamın, Yeşiller Partisinden bir kadın siyasetçiye verilmesi, Berlin’de konuşulanlar arasında yer alıyor.

Almanya’da uzmanlar yeni hükümetin kurulmasının aylar süreceğini ifade ediyor. 2017’de yeni hükümetin kurulması yaklaşık 6 ay sürmüştü. Yeni hükümet kurulana kadar mevcut hükümet, Başbakan Angela Merkel liderliğinde görevde kalacak.