Mersin Üniversitesi Onkoloji Hastanesinin Açılış Töreni

MERSİN (AA) – TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Lütfi Elvan, "Özellikle sağlık turizmi açısından çok önemli çalışmalar yapıyoruz. Sağlık Bakanlığımızla bire bir çalışıyoruz. Önümüzdeki yıllarda çok sayıda insanın sağlık turizmi çerçevesinde yurt dışından Mersin'e geldiğini göreceksiniz." dedi.

Elvan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay'ın katılımıyla düzenlenen Mersin Üniversitesi (MEÜ) Onkoloji Hastanesinin Açılış Töreni'nde, hastanenin temelini 2018 yılında attıklarını anımsattı. Kısa sürede hastanenin açılışını gerçekleştirdiklerini ifade eden Elvan, Mersin Üniversitesinin birçok yatırımını hayata geçirdiklerini belirtti. Sağlık alanında önemli atılımlar yaptıklarını dile getiren Elvan, şöyle devam etti:

"Yatırım programımızda olan bu hastanemizi 2 yıl gibi kısa sürede 70 milyon liranın üzerinde ödenekle tamamladık. Mersin'de son yıllarda sağlık alanında çok önemli gelişmeler olduğunu görüyoruz. Türkiye'nin ilk şehir hastanesi Mersin'de açıldı. Hasta memnuniyet oranı yüzde 98-99 mertebesinde olan bir hastanemiz. Günlük 11 bine yakın poliklinik hizmeti veriyor. Üniversitedeki hastanemizde yaklaşık 4 bin kişiye poliklinik hizmeti veriyor. Mersin'imiz son derece modern ekipmanlarıyla vasıflı öğretim üyeleriyle gerçekten bölgenin en önemli sağlık merkezlerinden biri konumuna gelmiştir."

Elvan, Mersin'in sağlık alanında çok daha iyi noktalara geleceğini vurgulayarak "Özellikle sağlık turizmi açısından çok önemli çalışmalar yapıyoruz. Sağlık Bakanlığımızla bire bir çalışıyoruz. Önümüzdeki yıllarda çok sayıda insanın sağlık turizmi çerçevesinde yurt dışından Mersin'e geldiğini göreceksiniz. Bu konuda yoğun çaba içerisindeyiz." diye konuştu.

Mersin Valisi Ali İhsan Su ise Mersin'de hükümetin desteğiyle önemli kamu yatırımlarının gerçekleştiğini belirterek hastanenin açılışında emeği geçenlere teşekkür etti.

MEÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Çamsarı ise hastanenin açılışıyla sadece Mersin'in değil bölgenin önemli ihtiyacının giderildiğini dile getirdi. Çamsarı, hastanenin 150 yatak kapasiteli olduğuna işaret ederek "Vatandaşlarımız kendilerine en yakın konumda en iyi ve son dönem cihazlara sağlık hizmeti alma fırsatı yakalayacak. Hastanemizde 14 yataklı yoğun bakım ünitesi ve 40 kişilik kemoterapi ile gündüz bakım ünitesi mevcut." dedi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

Afganistan’da Taliban’ın başkent Kabil’i kontrol altına almasının ardından ülkeden tahliyeler devam ederken kent merkezinde mahsur kalanların güvenli bölgeye getirilmesi için de çalışmalar yürütülüyor.

Saç ekim kliniğinde çalışmak üzere 23 gün önce Afganistan’a gelen 2’si kadın 5 Türk sağlık çalışanı, Kabil’de çalıştıkları sağlık tesisinde mahsur kaldı. Sosyal medya üzerinden yardım çağrısı yapan sağlık çalışanları Türk güvenlik güçleri tarafından mahsur kaldıkları kent merkezinden kurtarılarak tahliye edilmeleri için Kabil Hamid Karzai Uluslararası Havalimanı’na getirildi.

“Devletimiz bizi burada bırakmadı”

Sosyal medyada videolu paylaşım yaparak yardım çağrısında bulunmanın ortak fikirleri olduğunu söyleyen sağlıkçılardan Aleyna Tıkı, AA muhabirine yaşadıkları tahliye sürecini anlattı.

Çok korktuklarını dile getiren Tıkı, “Burada Türk askeri ve özel harekat polisleri bize destek oldu. Devletimiz bizi burada bırakmadı. Yayınladığımız videodan sonra hemen bizimle iletişime geçerek yardım elini uzattı. Bizi özel harekat polisleri kurtardı, onlara minnettarız. Her şey için teşekkür ediyoruz. Sosyal medyadan video paylaşarak yardım istemek ortak fikrimizdi, böyle bir yola başvurduk.” diye konuştu.

Yaşanan kargaşadan kendilerini Türk güvenlik güçlerinin çıkarttığını söyleyen Hatice İncekara da “Türk polisine, askerine minnettarım. İşleri gerçekten çok zor. Sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum. Bizlerle çok iyi ilgilendiler. Buradaki kargaşadan bizleri çıkarttılar.” dedi.

Sağlık çalışanlarının, ilk tahliye uçağı ile önce Pakistan’a daha sonrasında da Türkiye’ye dönmeyi bekliyor.

Türk Sağlık Turizm Derneği (TÜSATDER) Başkanı Dr. Servet Terziler, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2019’da 3 milyar dolar ekonomik büyüklüğe ulaşan sağlık sektörünün, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını döneminde doğal kayıplar yaşadığını ifade etti.

Terziler, “2020 yılına aşıların bulunması ve hızlı bir şekilde uygulanması sayesinde pozitif girdik ancak maalesef beklentilerimizi karşılamadı. Hem aşının dünya ekonomisinde alt liglerde olanlara adil bir şekilde ulaşmaması hem de aşının üretildiği Almanya’da bile aşılama programlarının hızlı yürütülememesi, bazı ülkelerin de işi ağırdan alması kafa karışıklığına yol açtı.” dedi.

Türkiye’nin, aşılama programına en hızlı başlayan ülkelerin başında geldiği ancak uygulamanın dünyada ağır işlemesinin Türkiye’yi de olumsuz etkilediğini ifade eden Terziler, “İnsanların evlerinde kalması, yurt dışı seyahatlerinin kısıtlı olması, döndükleri zaman gerçekleşen 14 gün karantinalar ve sigorta şirketlerinin kırmızı işaretli ülkelere seyahat halinde sigorta ödemelerini yapmaması gibi durumlar yılın ilk 6 ayında dünyadaki dolaşımı minimize etti.” diye konuştu.

“Niceliğe değil, niteliğe oynamalıyız”

Servet Terziler, Türkiye’nin sağlık turizminde liderliğe oynayan ilk 3 ülkeden biri olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“Bu zamana kadar hep niceliğe oynadık. Ne kadar çok satarsak, ne kadar çok hasta bakarsak o kadar iyi olacağını düşündük ancak artık ne kadar çok hasta değil, ne kadar kaliteli tedavi yarışının başlamasıyla daha da ileriye gideceğimizi düşünüyorum. Güneş ve deniz turizminde de, sağlık turizminde ve diğer turizmlerde de bu hususun önemi salgın ile tekrar gün yüzüne çıkıyor. Çok yapmak yerine farklı ve en kalitelisini yapmak çok önemli. Bu konuda dünya markası olarak yükselecek ve bayrağı elimizde tutacaksak en farklısını ve en kalitelisini biz yapacağız. Bu bizim için değişmez bir mantık ve iş anlayışıdır. Sağlık turizmi, salgının etkileriyle düşüşte olduğu gibi ülkemizde de sancılı bir ikinci yıl geçiriyor. Özellikle İtalya, İspanya ve İngiltere gibi yakın coğrafyamız olan ülkelerden hasta alma noktasında hüsrana uğradık. İngiltere, varyantlar nedeniyle kapılarını açmak konusunda tedirgin durumda. Bu karışıklık, deniz ve güneş turizmini ülkemizde etkilediği gibi sağlık turizmini de çok ciddi bir şekilde etkiledi.”

Terziler, 2019 yılında 1 milyon 400 bin sağlık turistinin ülkeye geldiğini, geçen yıl ise sektörde yüzde 60’lara varan düşüş yaşandığını ifade etti.

Yılın ilk yarısında gelen rakamlara göre 2019’un üzerine çıkılamadığını belirten Terziler, “Yılın ikinci yarısı oldukça kritik. Kayıpları 2019 rakamlarına göre yüzde 30’lara düşürebilirsek bu büyük bir başarı olur. Yüzde 55 kaybımız varsa bu geriye kalan yüzde 45’in her şeye rağmen Türkiye’ye gelmek istediğini gösteriyor. Yakın kıta Avrupa’sına odaklanmalıyız. İngiltere’ye 4,5 saatlik bir mesafemiz var. Çoğu Avrupa ülkesine 1,5 saatlik, 2,5 saatlik şehir içi uçuşu gibi kısa mesafelerdeyiz. Bu nedenle Avrupa bölgesi sağlık turizminde bana göre can damarımız. Avrupa’da her kıtadan insan yaşıyor. Bu nedenle burada marka olursanız dünyada marka oluyorsunuz.” değerlendirmesinde bulundu.