Mersin'de 7. TÜBA Uygulamalı Bilim Eğitimi Kursu açıldı

MERSİN (AA) – Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Mustafa Safran, "Tek beklentimiz Türkiye'de eğitim sisteminin yerleşik ve devlet politikası olacak şekilde yerleşmesi. Bunu başarırsak inanın birçok şeyin başarıldığını göreceğiz." dedi.

Safran, Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) ve Milli Eğitim Bakanlığının iş birliğiyle Mersin Üniversitesi (MEÜ) Uğur Oral Kültür Merkezi'nde düzenlenen "7. TÜBA Uygulamalı Bilim Eğitimi Kursu"nun açılışında yaptığı konuşmada, eğitimcilerle birlikte ülkeyi belli bir noktaya getirme mücadelesi içinde olduklarını söyledi.

Öğretmenleri daha iyi ve becerili yetiştirmek için çalışma yaptıklarını vurgulayan Safran, şöyle devam etti:

"Bugün 2030'lu 2040'lı yıllarda sisteme girecek olacak çocukları yetiştireceğiz. Bazen bizi hayalcilikle suçluyorlar ama bugünün mesleklerinin yüzde 65'i 2030'lu yıllarda olmayacak. Bunun yanında, yapılan bir araştırmaya göre yüzde 80 bilişim alanında meslekler kuruluyor. Dolayısıyla 'Bizi nasıl yetiştirdiniz?' sorusuyla karşılaşmamak için bu çocukları bugünden oraya hazırlamak gerekiyor. Biz bir öğretmene dokunursak o öğretmen dokunacağı kitlenin yüzlerce binlerce olacağına inanıyoruz. Bu projenin asıl amacı tamamen uygulamaya yönelik. Teorik bilginin dışında bunun öğrenciye ulaşmasındaki metot ve yöntem."

Safran, programın gönüllülük esasına göre olduğunu dile getirerek "Gerçek anlamda eğitimde hamle istiyorsak, öğretmenden başlayan yukarıyla bütünleşen ve hep birlikte oluşturulan sinerjiyle başarılı olacağını düşünüyoruz. Bizim hedefimiz bir sistem otursun. Bütün amacımız bu. Onun için farklı beklentimiz ve ajandamız yok. Tek beklentimiz Türkiye'de eğitim sisteminin yerleşik ve devlet politikası olacak şekilde yerleşmesi. Bunu başarırsak inanın birçok şeyin başarıldığını göreceğiz." ifadesini kullandı.

Mersin Valisi Ali İhsan Su, kentte farklı alanlarda ciddi çalışmaların gerçekleştiğini belirterek, düzenlenen eğitim programının önemli olduğuna dikkati çekti.

TÜBA Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker de eğitim kalitesini artırmayı ve çağın gerektirdiği yöntemleri benimsemeyi amaçladıklarını dile getirdi.

Bu kapsamda nitelikli eğitim faaliyeti yürütmeyi hedeflediklerini anlatan Şeker, temel bilim eğitiminin çok sağlıklı bir şekilde yürütülmesi gerektiğine değindi.

Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürü Doç. Dr. Adnan Boyacı ise Türkiye'nin son 20 yıl içerisinde katettiği mesafeyle eğitim ve bilim arasındaki ilişkiyi yeniden tesis eden önemli ülkelerden olduğunu aktardı.

Konuşmaların ardından öğretmen ve öğretim üyelerinin katılımıyla eğitimler başladı.

Eğitimler 31 Ocak'ta sona erecek.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANKARA (AA) – Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker, yazılı açıklamasında, dünyanın bilimsel çalışmalar konusunda her geçen gün hızını artırdığını belirterek, Türkiye’nin de tüm bu gelişim ve değişimi yaşadığını ifade etti.

Alanında uluslararası bir marka değere sahip olan TEKNOFEST’in tüm sınırları zorlayarak başarılarına devam ettiğini vurgulayan Şeker, “Deneyimin ve gençlerin birlikteliğinden doğan sinerjinin nasıl bir etkiye dönüştüğünü TEKNOFEST ile birlikte yaşıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Şeker, TÜBA olarak gençlerin uygulama ve pratikte ortaya koydukları eserlerin yanı sıra akademik düzeyde tematik yeni stratejik başlıklarda da yarışmalarını arzu ettiklerine işaret ederek, şunları kaydetti:

“Türkiye’nin bilimsel ve topyekun kalkınması için bilimin öneminin takdir ve kabulünü geliştirme amacı doğrultusunda, üstün başarılı bilim insanlarını onurlandırmak ve ödüllendirmek, bilimsel çalışmaları ve bilim insanlığını teşvik etmek, Türkiye’nin ulusal önceliklerini dikkate alarak bilim politikalarının oluşturulmasına yardımcı olmak misyonuyla hareket ediyoruz. 2019’dan bu yana paydaşı olduğumuz TEKNOFEST’in öncelikleri arasında teknoloji ve tasarım, bilgi ve iletişim teknolojileri, Milli Teknoloji Hamlesi’nin uluslararası ilişkiler, kalkınma politikaları, eğitim yaklaşımları, güvenlik politikaları konularını içeren sosyal bilimler alanlarının yer aldığını biliyoruz. TÜBA olarak programladığımız Doktora Bilim Ödülleri’ni de bahsi geçen alanlarda Türkiye kaynaklı yazılan doktora tezlerini ödüllendirmek üzere kurguladık. Yapay zeka, makine öğrenmesi, otonom sistemler, robotik ve mekatronik sistemler, modelleme ve simülasyon teknolojileri, enerji, hibrit ve elektrikli araç teknolojileri, hava, uzay ve insansız sualtı sistemlerine yönelik teknolojiler, siber güvenlik ve kriptoloji, eğitim, sağlık, tarım ve ekoloji teknolojileri ve biyoteknoloji gibi konularda 2018-2019-2020 yıllarında yazılmış tezleriyle bilim insanları başvurularını 28 Mayıs’a kadar bireysel yapabilir ya da TÜBA üyeleri ile YÖK, TÜBİTAK, TÜSEB ve üniversite rektörlükleri tarafından önerilebilirler.”

Başvuruların dijital olarak yapılacağını ifade eden Şeker, adayların bu konuda detaylı bilgiye TÜBA internet sayfasından ulaşabileceğini bildirdi.

Birinciye 30 bin lira ödül

Ödül kapsamında TEKNOFEST’in öncelikli alanları arasında sayılan konularda yapılan doktora tezleri bilimsel değerlendirme süreçlerine tabi tutulacak. Süreçlerin sonunda birinci olan tezin yazarına 30 bin, ikinciye 25 bin ve üçüncüye ise 20 bin lira para ödülü verilecek.

Başvuruların istenen bilgilerle birlikte “teknofest.odulu@tuba.gov.tr” adresine e-posta yoluyla, aynı zamanda dijital olarak harici bellekle posta yoluyla TÜBA’nın “Bayraktar Mahallesi Vedat Dalokay Caddesi No:112 Çankaya/Ankara” adresine gönderilmesi gerekiyor.

ANKARA (AA) – Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker, AA muhabirine yaptığı açıklamada, TÜBA’nın bilimsel konularda ve bilimsel önceliklerin saptanması amacıyla inceleme ve danışmanlık yapmak, toplumda bilimsel yaklaşım ve düşüncenin yayılmasını sağlamak, bilimin öneminin ülke kamuoyunca takdir ve kabulünü sağlamak gibi başlıca görevlerini, program, projeler ve oluşturduğu çalışma gruplarıyla yürüttüğünü söyledi.

Bu çalışma gruplarından birisinin de TÜBA Enerji Çalışma Grubu olduğunu aktaran Şeker, “Enerji Çalışma Grubu, enerji konusunda ülkemizin enerji bağımsızlığına, bilimsel ve teknolojik gelişimine ve stratejik enerji önceliklerinin belirlenmesine katkı sağlayacak etkin ve yetkin bir kurumsal yapıyı oluşturmak üzere çalışmalarını sürdürüyor. Tüm bu çalışmaları ise Türkiye’nin önceliklerini belirleyerek yürütüyor.” ifadelerini kullandı.

Şeker, çalışma grubunun ülkenin ekonomik ilişkilerini ve geleceğini ilgilendiren enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi konusunda bağımsız adımlar atması için tüm enerji alternatifleri üzerine yaptığı özel çalışmaları raporladığını hatırlattı. Bu kapsamda, Enerji Depolama Teknolojileri Raporu, Nükleer Enerji Raporu, Rüzgar Enerjisi Raporu, Temiz Kömür Teknolojileri Raporu ve Güneş Enerjisi Teknolojileri Raporu’nu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere yetkili ve ilgililerin tamamına ulaştırdıklarını anlatan Şeker, yayına hazırlık çalışmaları devam eden Jeotermal Enerji Teknolojileri Raporu ve TÜBA Enerji Ansiklopedisi de tamamlandığında yine ilgili makamların, kamuoyunun faydasına sunulacağını belirtti.

Türkiye’nin sanayi ve teknoloji üretimindeki millileşme ve yerli üretim hamlesiyle ilgili her konuda olduğu gibi enerji konusun da birçok yayın, bilimsel toplantı ve çalıştaylarla gündemlerinde olduğunun altını çizen Şeker, “Türkiye yerli ve milli sürdürülebilir enerji ekonomisine geçiş yapıyor. Bu doğrultuda doğal gaz ile ilgili de bilimsel tematik bir çalışma sonucu raporlama yapılacağını özellikle belirtmek isterim. Diğer yandan yoğun emekleri dolayısıyla Enerji Çalışma Grubumuzun her bir üyesine ülkemize kattıkları değer için teşekkürlerimi iletiyorum.” dedi.

“Türkiye tüm imkan ve fırsatları değerlendiriyor”

Ekonomik büyüme ve kalkınma için önemli faktörlerden birisi olan enerjiye duyulan ihtiyacın ülkenin en büyük ithalat kalemlerinden birisi olduğunu ifade eden Şeker, alternatif enerji kaynaklarının enerji maliyetlerinin düşürülmesinin, üretim sektöründe Türkiye’yi dünya piyasalarında daha rekabetçi konuma getireceğini ve istihdama da katkı sağlayacağını söyledi.

Şeker, “Güneş ve rüzgar enerjisi santralleri, nükleer enerji yatırımları, Oruç Reis, Fatih, Yavuz, Kanuni gemilerinin çalışmaları da gösteriyor ki ülkemiz alternatif enerji kaynakları arayışında adımlarını oldukça kararlı atıyor, tüm imkan ve fırsatları değerlendiriyor.” diye konuştu.

“Bütün safhaların bugünden planlanması gerekiyor”

Karadeniz’de bulunan 320 milyar metreküplük gazın, Türkiye’nin her alanda açılımına, gelişimine ve büyümesine katkı sağlayabilecek bir potansiyel olduğunu vurgulayan Şeker, şöyle devam etti:

“Doğal gazın bir enerji kaynağı olarak sosyal yaşamımıza etkilerine, Ar-Ge çalışmalarına yansımasına, inovasyondan teknoloji geliştirmeye kadar doğal gazın bütün safhalarının bugünden planlanması, yol haritalarının titizlikle çıkarılması gerekiyor. Stratejik planların hazırlanması ve bu yol haritalarının kısa, orta ve uzun dönemli olarak çizilmesi ihtiyacının üzerinde durulması gereken bir nokta. Bilimsel ve teknolojik olarak farklı boyutlara geçişe imkan sağlayacak yerli ve milli bir doğal gaz sektörü oluşturulmasının üzerinde ayrıca çalışılmalı. Eğitim ve insan kaynağıyla, bilimsel ve teknolojik kabiliyetleriyle önümüzdeki on yıllara ülkemizin hazırlanması büyük bir önem arz ediyor. Enerji bağımsızlığımıza katkı sağlayacak doğal gaz kaynağıyla Türkiye sürdürülebilir bir enerji ekonomisinin de sayfasını açacak. Enerji Çalışma Grubu, önümüzdeki süreçte, nasıl geçmişte Türkiye için stratejik raporlar hazırlamışsa, aynı şekilde doğal gaz konusunu da masaya yatırarak beyin fırtınası toplantıları yapıp, bilim insanlarıyla ileriye yönelik reçeteleri, stratejik planları ve yol haritaları hazırlamayı hedefliyor.”