Milli güreşçiler yeni başarılar için Topuk Yaylası'nda güç depoluyor

DÜZCE (AA) – Fenerbahçe’nin Kaynaşlı ilçesindeki Topuk Yaylası tesislerinde kamp çalışmalarını sürdüren milli sporcular, günde tek antrenman yaparak güç depoluyor.

Teknik direktör İshak İrbayhanov gözetiminde gerçekleşen antrenmanlarda sporcuların bir kısmı yıl sonunda gerçekleşmesi planlanan Dünya şampiyonasında, bir kısmı ise 2021 yılına ertelenen Tokyo Olimpiyatları’nda başarı elde etmek için büyük bir gayretle çalışıyor.

“Türkiye’yi en iyi şekilde temsil etmek istiyoruz”

Milli Takım antrenörü Fırat Binici, AA muhabirine, pandemi nedeniyle Dünya Şampiyonası programının henüz net olmadığını söyledi.

Şampiyona düzenlenecekmiş gibi hazırlanmaya gayret ettiklerini belirten Binici, “Topuk Yaylası’nda olma amacımız da zaten sporcularımızı psikolojik olarak da fiziksel olarak da hazır tutmak. Aynı zamanda salgına da çok dikkat etmek lazım. Antrenmanlarımızı ona göre programlıyoruz. Ona göre çalışıyoruz.” diye konuştu.

Pandemi sürecinde bazı kısıtlamalar olduğunu hatırlatan Binici, “Bu süreçte birçok sporcumuz antrenman dahi yapamadı. Evde çalışmak zorunda kaldı. Bu yönden olumsuzdu.” dedi.

Binici, hedeflerinin olimpiyatlara tam kadro gitmek olduğunu vurgulayarak, “Tabii bu süreçte zorlanıyoruz fakat takımı en iyi şekilde hazırlayıp Türkiye’yi en iyi şekilde temsil etmek istiyoruz. Ana hedefimiz, olimpiyatlara gidip Türk bayrağını en yukarıya çekmek.” ifadesini kullandı.

Süleyman Atlı: Tek hedefim olimpiyat şampiyonluğu

Milli güreşçi Süleyman Atlı pandemi nedeniyle ülke olarak zor bir dönemden geçildiğini ifade etti.

Sürecin antrenmanlara etkisi olduğunu dile getiren Atlı, şunları kaydetti:

“Dünya şampiyonası olacakmış gibi hazırlanıyoruz. Çalışmalarımız iyi başladı. Herkesin moral ve motivasyonu iyi. Vücut, antrenmanları da istiyor. Koronavirüs yüzünden neredeyse hiç antrenman yapamadık. Şu an her şey yolunda. Dünya şampiyonasına hazırlanıyoruz.”

Pandemi sürecini Fethiye’de geçirdiğini aktaran Atlı, “Oradaki salonun anahtarını aldım. Orada antrenman yapmaya devam ettim. Gençlik ve Spor Bakanlığınca olimpiyat kotası alan sporculara böyle bir yardımda bulunuldu. Tabii ki bu bizim için şanstı. Bu konuyu lehimize çevirip güzel sonuçlar elde etmeyi planlıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Atlı, 2016 Rio Olimpiyatları’na katıldığını anımsatarak, “O zaman 22 yaşındaydım. Tabii ki biraz tecrübesizlik vardı. Heyecanlanmıştım. Final maçında şanssız bir pozisyonda rakibime kaybettim. Spora başladığımdan beri tek hedefim olimpiyat şampiyonluğu. İnşallah ona ulaşmadan da bu işi bırakmayı düşünmüyorum.” şeklinde konuştu.

Milli güreşçi Süleyman Karadeniz de pandemi sürecinde antrenmanlarını evlerinde sürdürdüklerini belirtti.

Kamplarda daha verimli antrenmanlar yaptıklarını anlatan Karadeniz, “Sporumuzda ikili mücadeleler olduğu için kamplarda performanslarımızı daha çok artırmaya çalışıyoruz. Hedefim, olimpiyatlar için vize almak. Ülkemi olimpiyatlarda temsil etmek istiyorum. Burada milli takım hocamız, kondisyonerimiz hepsinin yardımıyla güzel bir şekilde çalışmalar devam ediyor.” diye konuştu.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

VAN (AA) – Küçükbaş hayvan varlığında ilk sırada yer alan Van’da, hayvan sayısının artırılması için Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığının desteği, Ziraat Bankası’nın iş birliğiyle başlatılan “Köyümde Yaşamak İçin Bir ‘Sürü’ Nedenim Var Projesi” kapsamında hem başvurular hem de destekler devam ediyor.

Terör ve çeşitli nedenlerle yıllar önce boşalan mahallelerin yeniden canlandırılması, yerli ırk koyun yetiştiriciliğinin yaygınlaştırılması ve kırsaldaki vatandaşların hayat standartlarının yükseltilmesi için hayata geçirilen projeden yararlanmak isteyen çiftçilere, Ziraat Bankasınca 100 bin liraya kadar sıfır faizli, 50 bin liraya kadar da düşük faizli kredi imkanı sunuluyor.

İl ve ilçe Tarım ve Orman Müdürlüklerine müracaat ederek desteklemeden yararlanan çiftçiler, aldıkları küçükbaş hayvanlarla yıllar sonra göç ettikleri topraklara dönerek hayvancılık yapıyor.

Van’ın Erciş ilçesinde projeye başvuran yaklaşık 45 kişiye verilen 4 bin 500 koyun desteğiyle 20 ailenin kırsal bölgelerdeki mahallelerine dönmeleri sağlandı.

“Bahçelerde, tarlalarda artık koyun seslerini duymaya başladık”

İlçe Tarım ve Orman Müdürü Cihat Çağrı, AA muhabirine, projenin üreticilerden ve vatandaşlardan ilgi gördüğünü, desteklerden yararlanmak isteyenlerin sayısının her geçen gün arttığını söyledi.

Kaymakamlığın koordinasyonunda başvuru sahiplerine gereken desteğin verildiğini anlatan Çağrı, şöyle konuştu:

“Vatandaşlarımıza hayvan seçiminde yardımcı oluyoruz, hayvan kabulünde görev alıyoruz. Şu ana kadar 4 bin 500 küçükbaş hayvan dağıtımı gerçekleştirdik. Bu başvurular artarak devam ediyor. İlçemizin küçükbaş hayvan varlığının artırılmasına proje önemli bir katkı sunacak. 7 yıl faizsiz, ilk 2 yıl ödemesiz olan proje ilgi gördü. Daha önce köylerinden kente göç eden vatandaşlar bu proje kapsamında geri dönüş yaparak hayvancılığa başladı. Bahçelerde, tarlalarda artık koyun seslerini duymaya başladık. Hayvancılık yapmaktan vazgeçmiş birçok vatandaşımız tekrar hayvan beslemeye karar verdi. Yaklaşık 20 ailemiz köylerine döndü. Bu gelişmeler bizi sevindiriyor.”

“Doğduğumuz, büyüdüğümüz topraklara kavuştuk”

İlçeye bağlı Karlıyaka Mahallesi’nde yaşayan Nesim Alkan ise destekten yararlandığını belirtti.

Bu sayede yıllar sonra tekrar koyun sahibi olduğunu aktaran Alkan, “4 yıl önce ekonomik nedenlerle köyden göç etmek zorunda kaldım. İmkanlarımız köye dönmeye elverişli değildi. Yeni başlatılan projeyi araştırdım, şartlarından birinin köyde ikamet edilmesi gerektiğiydi. Bu nedenle köyüme dönerek başvurumu yaptım. Hayvanları teslim aldım ve çalışmaya başladım. Şehirden dönüşün sağlanması açısından güzel bir proje. Biz de desteklerden yararlandık ve bu sayede köyümüze döndük. Doğduğumuz, büyüdüğümüz topraklara kavuştuk. Allah devletimizden razı olsun.” ifadelerini kullandı.

“Projeden de faydalanarak 100 koyun sahibi oldum”

Kocapınar Mahallesi sakinlerinden Kemal Tüncer de yeniden hayvancılığa başlamanın mutluluğunu yaşadığını ifade etti.

Proje sayesinde ahırların, tarlaların, yaylaların şenlendiğini, koyun ve kuzuların sesini duymaya başladıklarını anlatan Tüncer, “3 yıl önce maddi nedenlerle köyümü terk etmiştim. Projenin varlığını duydum ve 8 ay önce köyüme geri döndüm. Projeden de faydalanarak 100 koyun sahibi oldum. İlk yıl ödemesiz, 6 yıl taksit ödeme imkanı sunan proje bizim gibi yerini yurdunu terk etmiş insanlar için büyük bir avantaj oldu. Hayvancılıkla birlikte tarıma da başladık. Bize destek verenlere teşekkür ederiz.” şeklinde konuştu.

“Birçok aile doğdukları yerlerde yaşamaya başladı”

Aşağı Kozluca Mahallesi sakinlerinden İzzet Kaya, köyde yaşadığı ekonomik sıkıntılar nedeniyle 5 yıl önce doğup büyüdüğü toprakları terk etmek zorunda kaldığını anlattı.

Proje sayesinde yıllar sonra yeniden hayvancılık yapma imkanı bulduğunu belirten Kaya, şunları kaydetti:

“Başvurum kabul edilince köyüme dönerek hayvanları teslim aldım. Köyü terk edip gitmek zorunda kalan akraba ve arkadaşlarım da dönüş yaparak projeye başvurdu. Birçok aile doğdukları yerlerde yaşamaya başladı. Bazıları da göç etmekten kurtuldu. İnsanların kendi yerlerini terk etmesi, topraklarını bırakıp gitmesi iyi bir şey değil. Gurbet yaşadığımız için köyümüze geri döndük. Daha çok insanın proje sayesinde köyüne gidip çiftçilik ve hayvancılık yaparak daha güzel yaşayacağına inanıyorum. Bu proje küçükbaş hayvancılık için fakat biz köyümüze dönünce hayvancılıkla birlikte tarlalarımızı da ekmeye başladık. Her alanda bize büyük katkısı oldu.”

Anzer balı üretebilmek amacıyla her yıl haziran ayı içerisinde yüz aile, yaklaşık 2 bin 500 kovanı güneşlenme oranına göre yaylaya yerleştiriyor.

Hava şartları yıllık bal üretiminde belirleyici olurken, üretim kalitesi ve hava şartlarına uygunluğu dolayısıyla Kafkas ırkı arı tercih ediliyor.

Ayıların zarar vermemesi için kovanlarını kafeslere yerleştirerek kilitleyen arıcılar, hava şartları ve çiçek açma çokluğuna göre ağustos ve eylül ayı içerisinde bal sağımı gerçekleştiriyor.

Anzer Ballıköy Tarımsal Kalkınma Kooperatifi çatısı altında birleşen arıcılardan toplanan ballar, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümünde polen analizi yapıldıktan sonra tescil edilip mühürlenerek piyasaya sunuluyor.

Kooperatif Başkanı Osman Civelek, AA muhabirine, 2020 yılında 2 ton balın üretilip, satışa sunulduğunu söyledi.

Bu yıl hava şartlarının yaylada iyi olması nedeniyle rekoltenin arttığını vurgulayan Civelek, “Kooperatif olarak bu yıl 2 ton 400 kilogram balı Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümünde tahlile gönderdik. Tahlil sonuçlarının gelmesinin ardından etiketleyip satışa sunacağız.” dedi.

Civelek, ekonomik dengeleri gözeterek fiyat politikası oluşturduklarını kaydederek, “Son iki yılda bala zam yapmamıştık. Ekonomik girdilerin yükselmesi nedeniyle belli bir miktar zam yaptık. Kooperatif kararıyla Anzer balının kilogram fiyatını 1200 lira yaptık. Yarım kilogram fiyatını 600 lira olarak belirledik. Polen fiyatlarında bir miktar artış ile 400 gram poleni 600, 200 gram poleni 300, 10 gram poleni 150 lira olarak belirledik. ” diye konuştu.

Talebin tamamının karşılanmasının zor göründüğünü dile getiren Civelek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Salgın nedeniyle son yıllarda halkın talepleri yoğun oldu. Balın şifa kaynağı olduğu biliniyor, özellikle polen, hastalar tarafından yoğun olarak tüketildi. Bir önceki dönemden 500 kilogram sipariş var. Yeni siparişlerle bin kilograma çıktı. Tahlilden gelen ballardan bin kilogram hemen teslim edeceğiz. Aciliyet sırasına göre kalan balları vereceğiz. Balın, 2 bin 400 kilogramın tamamı tahlilden uygun gelmeyebilir. Kriterlere uygun iki ton bal elimizde olursa rahat ederiz. İki tonun altına düşerse müşterilerimizin taleplerini karşılamakta zorlanabiliriz.”

Civelek, Anzer balının taklitlerinin piyasada yer aldığına, bundan dolayı ambalajları her yıl değiştirdiklerine dikkati çekerek, tüketicilerden kooperatifin etiketi, ıslak mührü ve barkodunun olmadığı ürünleri tercih etmemelerini istedi.