Cum. Ara 6th, 2019

Milli iradeyi sandığa yansıtan ilk başbakan: Adnan Menderes

Merhum Başbakan Adnan Menderes, Türkiye’de 1946’da çok partili siyasi hayata geçişin ardından milli iradeyi sandığa yansıtan ilk başbakan sıfatıyla da Türkiye’nin önemli siyasi isimleri arasında yer aldı.

ANKARA (AA) – “Yeter söz milletindir.” diyerek çıktığı siyaset yolunda güçlü Türkiye hayalini, politikaları ve kalkınma atılımlarıyla gerçekleştirmeye çalışan merhum Başbakan Adnan Menderes, Türkiye’de 1946’da çok partili siyasi hayata geçişin ardından milli iradeyi sandığa yansıtan ilk başbakan sıfatıyla da Türkiye’nin önemli siyasi isimleri arasında yer aldı.

Türk siyasi tarihinin nazik başbakanlarından ve simge isimlerinden Ali Adnan Menderes, 1899’da Aydın’da dünyaya geldi. Annesi Tevhide Hanım, babası Ethem Bey ve ablası Melike’yi verem hastalığından kaybeden Ali Adnan, okulunu bitirmesinin ardından dedesi Hacı Ali Paşazade’nin kendisine miras bıraktığı Çakırbeyli Çiftliği’nin başına geçti. Çiftliğin büyük bir bölümünün köylüler tarafından kullanıldığını fark eden Menderes, 1932’de çiftliğin bu bölümünü tapu terki yoluyla köylülere bıraktı.

İzmir’in tanınmış ailelerinden Evliyazadelerin kızı Fatma Berrin Hanım ile 2 Eylül 1928’de hayatını birleştiren Menderes’in bu evliliğinden Yüksel, Mutlu ve Aydın adında üç çocuğu oldu.

Siyasi kariyerine Serbest Cumhuriyet Fırkası’nda (SCF) başlayan Menderes, bu parti kurulmadan önce CHP’den bir teklif almış ancak kabul etmemişti. Menderes, Celal Bayar, İttihat ve Terakki Mektebi’nden hocası Vasıf Çınar ve çok iyi tanıdığı Halit Onaran ile görüşmesi sonrasında CHP’ye katıldı.

Atatürk’ün keşfiyle milletvekilliğine giden yol

CHP il yönetiminde göreve başlayan Menderes, parti teşkilatını Aydın’da yeniden kurdu.

Atatürk, Aydın’ı ziyareti kapsamında kendisine iletilen “Eski SCF’liler il yönetimini ele geçirdi” iddiası üzerine CHP il yönetimini ziyaret etmek istememiş ancak heyetin ısrarı üzerine ziyaret gerçekleşmişti. Bu ziyaret kapsamında bir araya gelen Gazi Mustafa Kemal ve Menderes arasında soğuk başlayan görüşme 4 saat sürdü. Menderes’in görüşleri Atatürk’ün dikkatini çekti ve bir rapor hazırlamasını istedi. Menderes, hazırladığı raporu Atatürk’e iletti.

1931 yılındaki erken seçimde aday olmadığı halde milletvekili seçilen Menderes, kendisini aday listesine Atatürk’ün koyduğunu öğrendi. Menderes, 1935, 1939 ve 1943 seçimlerinde CHP Aydın Milletvekili olarak aralıksız 14 yıl parlamentoda CHP grubunda görev aldı. Menderes, hükümetin Toprak Reformu Tasarısı’nın 1945’te Meclis’teki görüşmeleri sırasında sergilediği karşı duruş sonrasında siyaset sahnesinde tanınan bir isim haline geldi.

Dörtlü Takrir

İzmir Milletvekili Celal Bayar, Aydın Milletvekili Adnan Menderes, İçel Milletvekili Refik Koraltan ve Kars Milletvekili Fuad Köprülü, 7 Haziran 1945’te CHP Meclis Grubu’na, kanunlardaki ve parti tüzüğündeki antidemokratik hükümlerin kaldırılmasını içeren bir önerge verdi.

Türk siyasi hayatına “Dörtlü Takrir” olarak geçen önergenin verilmesinin ardından Celal Bayar’ın deyimiyle “partide fırtına koptu”.

Parti içindeki çatışma üzerine Başbakan Şükrü Saraçoğlu basın toplantısı düzenleyerek, Türkiye’de demokrasi olmadığına inananların Hükümete gazete kapatma yetkisi veren Basın Kanunu’nun 50. maddesini gerekçe gösterdiklerini ancak bunun savaş yıllarının getirdiği bir tedbir olduğunu savundu.

Menderes’in Başbakan Saraçoğlu’nun demecini gazete köşesinden değerlendirmesi parti içindeki rahatsızlığı daha da artırdı.

Ülkede demokrasi olmadığını savunan Fuad Köprülü ve Adnan Menderes için Başbakan Saraçoğlu’nun başkanlığında 21 Eylül 1945’te toplanan Parti Divanı ihraç kararı aldı. Refik Koraltan, ihraç kararını eleştirdiği için partiden uzaklaştırıldı.

Celal Bayar ise Basın Kanunu’nun haberleşme hürriyetini sınırlayan 17. ve 50. maddelerinin değiştirilmesine dair tasarısı CHP Grup Toplantısı’nda reddedildiği için istifa etti.

CHP hükümeti Basın Kanunu’nda değişikliğe gitti ancak bu değişikliğin sadece 50’nci madde ile sınırlı tutulması eleştirilere neden oldu. Adnan Menderes, Basın Kanunu’ndaki bu sınırlı değişikliğe itiraz ederek, söz ve fikir hürriyetini baskı altına alan maddelerin değiştirilmemesini eleştirdi.

Demokrat Parti’nin kuruluşu

Demokrat Parti (DP) 7 Ocak 1946’da “Dörtlü Takrir”i CHP Meclis Grubu’na veren Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuad Köprülü ve Refik Koraltan tarafından kuruldu. DP’nin bütün eleştirilerine rağmen, partinin kuruluşu üzerinden 4 ay geçmeden erken seçim kararı alınarak, önce yerel ardından genel seçim sürecine girildi.

26 Mayıs 1946’da yapılan yerel seçimlere girmeme kararı alan DP, partilileri sandığa gidip gitmemekte serbest bıraktı. CHP’nin kazandığı 1946 genel seçimlerinde Menderes, memleketi Aydın’dan değil Kütahya’dan milletvekili seçildi.

DP Meclis Grubu’nda görev dağılımı yapılarak Meclis Grup Başkanlığına Celal Bayar, Grup Başkan Vekilliğine Fuad Köprülü, Yönetim Kurulu üyeliklerine Adnan Menderes, Emin Sazak, Yusuf Kemal Tengirşenk, Fuat Hulusi Demirelli, Ahmet Tahtakılıç ve Saim Ergenekon seçildi. Demokrat Partili vekiller, “seçimlere hile karıştırıldığını” savunarak seçimlerin iptal edilmesini talep etti ancak bu kabul edilmedi.

Demokrat Parti’nin 1950 seçimlerindeki zaferi

CHP Hükümeti, 1 Mart 1950 tarihinde genel seçimlerin 14 Mayıs 1950’de yapılmasına karar verdi. Halkın Demokrat Parti’ye ilgisi, aday listelerinde de kendisini gösterdi. Büyük bir seçim kampanyası başlatan DP’de milletvekili adaylığına yoğun talep oldu.

Seçimlerde, DP kurucularından Celal Bayar Bursa ve İstanbul’dan, Adnan Menderes İstanbul’dan, Fuat Köprülü Aydın ve İstanbul’dan, Refik Koraltan Balıkesir ve İçel’den yeterli oy alarak milletvekili seçildi.

Seçimlerde, Demokrat Parti yüzde 53 oy oranıyla, Meclis’teki sandalyelerin yüzde 84’ünü aldı.

Türk demokrasisinin zafer günü 14 Mayıs

Seçim sonuçlarının ardından DP Grubu’nda yapılan oylama sonucunda Bayar’ın Cumhurbaşkanı olmasına karar verildi.

Adnan Menderes, Bayar’ı evinde ziyaret ederek, Fuad Köprülü’nün başbakan olmasını önerdi. Bunun üzerine Bayar, “Başvekil sizsiniz Adnan Bey” diyerek Menderes’in parti liderliğini de almasını istedi.

22 Mayıs’ta kabinesini oluşturan Menderes, parti programını 28 Mayıs’taki Demokrat Parti’nin grup toplantısında açıkladı.

Menderes, DP’nin seçim zaferini, “14 Mayıs, bir devre son veren ve yeni bir devir açan müstesna ehemmiyette tarihi bir gün olarak daima anılacaktır. Bu tarihi günün hatırasını yalnız partimizin değil Türk demokrasisinin bir zafer günü olarak yad ediyoruz.” ifadeleriyle yorumlamıştı.

Ezan aslına döndürüldü

Menderes, DP iktidarında, Anadolu halkı tarafından kabul görmeyen çok sayıda politikaya son verdi. Dini özgürlüklerle ilgili attığı adımlar kapsamında Menderes, 1932 yılından itibaren Diyanet İşleri Başkanlığının talimatıyla uygulanan “Arapça ezan okuma yasağını” 18 yıl aradan sonra kaldırdı. Hükümet tarafından ezanın okunma şekli müezzinlere bırakıldı.

Eğitim ve öğretim kurumlarından laiklik adına kaldırılan din eğitimi, Menderes döneminde, dördüncü sınıftan itibaren velinin isteğine bağlı olarak yeniden verilmeye başlandı.

Menderes’in İzmir İl Kongresi’nde yaptığı konuşmadaki şu ifadeleri büyük dikkat çekmişti:

“Şimdiye kadar baskı altında bulunan dinimizi baskıdan kurtardık. İnkılap softalarının yaygaralarına ehemmiyet vermeyerek ezanı Arapçalaştırdık. Mekteplerde din derslerini kabul ettik. Radyoda Kur’an okuttuk. Türkiye bir Müslüman devletidir ve Müslüman kalacaktır. Müslümanlığın bütün icapları yerine getirilecektir.”

Kore’deki başarının NATO üyeliğindeki etkisi

Menderes Hükümeti tarafından, 25 Temmuz 1950’deki Bakanlar Kurulu toplantısında Kore’ye askeri bir kuvvet gönderilmesine karar verildi.

CHP’liler asker gönderme kararı alınırken kendilerine ve TBMM’ye danışılmamış olmasını eleştirdi. Bütün eleştirilere rağmen, Türk askerinin Kore’deki başarısı Türkiye’nin NATO’ya üye olmasında etkili oldu.

Türkiye tarafından NATO’ya girmek için ilk başvuru 11 Mayıs 1950’de yapılmıştı. Adnan Menderes Hükümeti döneminde ise Türkiye, 1952’de NATO’ya tam üye olarak kabul edildi.

Halkevlerinin kapatılması

Halkevleri CHP’nin bir yan kuruluşu gibi çalışıyordu. CHP yönetimi, hukuki düzenleme konusunda ağırdan aldığı için kendi iktidarlarında halkevlerinin parti ile bağı kesilemedi.

DP Meclis Grubu’nda, milletvekilleri söz alarak CHP’nin sağladığı “haksız kazancın” boyutlarını mali istatistikler vererek açıkladı.

CHP milletvekiliyken, halkevleri parti müfettişi olarak görev yapan Menderes, halkevlerinin mahiyetini çok iyi biliyordu. Menderes, halkevlerinin kurulduğu günden beri amacına uygun bir çalışma içine girmediğini ve arzulanan hedefe uygun çalışmadığını ifade etti.

Halkevleri, CHP’nin itirazlarına rağmen 1951 yılında kapatıldı, köy enstitüleri ise öğretmen okullarına dönüştürüldü.

Menderes’in ekonomik kalkınma atılımları

Devletin ekonomik hayata müdahalesini yoğun bir şekilde eleştiren Menderes, iktidara geldiği ilk günden itibaren ekonomide liberal bir politika izledi. Menderes’in gerçekleştirdiği politikalarla ekonomide kalkınma dönemine giren Türkiye’de, serbest piyasa ekonomisine geçişe hız verildi.

İthalata getirilen kısıtlamaları kaldıran Menderes hükümeti tarafından kredi faizleri düşürülerek özel sektörün daha fazla kredi kullanımı teşvik edildi. Gelen kredilerin özellikle tarım alanında kullanılması önerilirken tarımda makineleşme çalışmaları başladı.

Yabancı sermaye girişini teşvik etmek amacıyla yasal mevzuat hazırlanarak KİT’lerin özel sektöre devri öngörüldü.

Marshall Planı’nın da katkısıyla ülkede yeni sanayi tesisleri kuruldu. 1954 yılında Türkiye Vakıflar Bankası kuruldu. Bu dönemde Türkiye’nin gayrisafi milli hasılası yılda ortalama yüzde 9 büyüdü.

1954 genel seçimlerinde ikinci büyük zafer

2 Mayıs 1954’te yapılan genel seçimlere katılım, hiçbir kanuni zorlama olmamasına rağmen yüzde 88,63 gibi oldukça yüksek bir oranda gerçekleşti.

Demokrat Parti, yüzde 56 oy oranıyla cumhuriyet tarihinin en yüksek oyunu aldı ve Meclis’teki milletvekili sandalyelerinin yüzde 93’ünü kazandı.

Darbenin ayak sesleri “6-7 Eylül Olayları”

Demokrat Parti’nin 1954’te kazandığı bu zaferin ardından Kıbrıs’ta yaşanan sorunlar tüm ağırlığıyla hissedilmeye başlandı.

Kıbrıs konusunun müzakere edilmesi için 29 Ağustos 1955’te gerçekleştirilen Londra Konferansı’ndan, Türkiye’de yaşanan “6-7 Eylül Olayları” nedeniyle bir sonuç alınamadı.

Demokrat Parti, 27 Ekim 1957’de yapılan genel seçimlerde yüzde 9,3’lük kayıpla yüzde 47,30 oy aldı.

Menderes, seçimlerin ardından parti içinde bir özeleştiriye giderek, seçim sonuçlarını teşkilatın yeterince çalışmamasına, basında yer alan yalan haberlere bağladı.

İnönü’nün “şartlar tamam olduğunda ihtilal meşru haktır” sözü

18 Nisan 1960’ta TBMM’de “muhalefet ve basının faaliyetlerini incelemek” amacıyla DP’li 15 milletvekilinden oluşan Tahkikat Komisyonu kuruldu. Bu komisyon nedeniyle CHP yöneticileri DP’yi diktatörlüğe gitme amacında olmakla suçladı.

CHP Genel Başkanı merhum İsmet İnönü “Şimdi arkadaşlar, şartlar tamam olduğu zaman milletler için ihtilal meşru bir haktır.” şeklindeki meşhur sözünü, bu komisyonun kurulmasının hemen ardından ifade etmişti.

Ankara ve İstanbul’daki öğrenci olayları

Basında yer alan iddialar ve oluşturulan hava, büyük öğrenci olaylarının yaşanmasına neden oldu.

İlk büyük öğrenci gösterisi 19 Nisan 1960’da Kızılay’da düzenlendi.

Öğrenciler, bu olayların ardından “555K” koduyla, 5 Mayıs’ta saat 5’te Kızılay Meydanı’nda toplandı. Adnan Menderes, kendisine karşı eylem yapılan yere giderek, eylemcilerin arasına girdi. O sırada bir genç Menderes’in boğazını sıktı. “Ne istiyorsun?” diye sorduğu gençten “Hürriyet istiyorum.” cevabını alan Menderes, “Bir başbakanın boğazını sıkıyorsun bundan ala hürriyet mi var?” ifadelerini kullandı.

27 Mayıs 1960 askeri darbesi

Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki bazı general ve subayların oluşturduğu 38 kişilik Milli Birlik Komitesi, 27 Mayıs 1960’ta sabaha karşı yönetime el koydu.

Adnan Menderes, aynı gün yurt gezisi kapsamında bulunduğu Kütahya’da Albay Muhsin Batur tarafından gözaltına alınarak Ankara’ya götürüldü ve daha sonra diğer tutuklu DP üyeleriyle Yassıada’da hapsedildi.

Yassıada’daki yargılamalar, 14 Ekim 1960’ta başladı ve 15 Eylül 1961’de karara bağlandı. Yargılamalar sonucunda Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu idam edildi.

TBMM tarafından 11 Nisan 1990’da kabul edilen bir kanunla Adnan Menderes ve onunla birlikte idam edilen arkadaşlarının itibarları iade edildi.

Aynı kanun uyarınca Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu’nun naaşı, 17 Eylül 1990’da İmralı’dan alınarak devlet töreniyle İstanbul Vatan Caddesi’nde yaptırılan anıt mezara taşındı.