Milli Mücadele'nin tanığı müzeler geçmişten geleceğe ışık tutuyor

SAMSUN/ERZURUM (AA)- Mustafa Kemal Atatürk’ün silah arkadaşlarıyla İstanbul’dan yola çıkıp 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak bastığı, Milli Mücadele’nin “en büyük tanığı” olan Bandırma Vapuru’nun aslına uygun yaptırılan Bandırma Gemi Müzesi, 2005 yılında ziyarete açıldı. 35 bin metrekarelik Milli Mücadele Açık Hava Müzesi’nin içinde yer alan Bandırma Gemi Müzesi’nde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kişisel eşyalarının da arasında bulunduğu 189 eser sergileniyor.

Müzede Atatürk’e ait 60 fotoğraf, 1870’li yıllarda yapılmış duvar saati ile telefon, cetvel, pergel, masa ve sandalyeler teşhir ediliyor. Atatürk’ün beylik tabancası, kendi el yazısının yer aldığı metinler ve kıyafetleri de müzedeki eserler arasında bulunuyor.

Müze geminin kamarasında, Atatürk’ün Dolmabahçe Sarayı’ndaki yatak odasının benzeri bulunuyor. Aynı bölümde, Atatürk ve silah arkadaşlarının balmumu heykelleri de büyük ilgi görüyor. Heykellerin bulunduğu kamarada yer alan tarihi saat, Atatürk’ün Samsun’a çıktığı an olan saat 08.00’i gösteriyor.

Milli Mücadele Açık Hava Müzesi alanında ise Milli Mücadele Anıtı’nın yanında Atatürk ve 18 silah arkadaşını temsil eden 19 bayrak ve 19 meşale bulunuyor. Kurtuluş Savaşı’nı anlatan 68 metrelik 300 parçadan oluşan seramik rölyefin olduğu alanda ayrıca Çanakkale Savaşı ile ilgili bir rölyef de yer alıyor. Müzede, Çanakkale ve Kurtuluş savaşlarında şehit olan 1200 Samsunlu askerin adlarının yazılı olduğu bir bölüm de var.

Türk Yıldızları’na ait 1972 yapımı F-5 uçağı, Samsun’daki bu alanda sergileniyor. Ayrıca alanda, Kurtuluş Savaşı’nda kullanılan iki top, Çanakkale Savaşı’nda kullanılan 4 mayın da teşhir ediliyor.

Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin atıldığı “Atatürk ve Erzurum Kongre Müzesi”

Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin atıldığı Erzurum Kongresi’ne ev sahipliği yapan binadaki “Atatürk ve Erzurum Kongre Müzesi”, tarihe tanıklık ediyor.

Yakutiye ilçesi Kongre Caddesi’ndeki bina, Cumhuriyet döneminde eğitim ve yönetim amaçlı kullanıldı. 1924 sonlarında yaşanan yangın sonrası onarılan binada bir salon, 1960 yılında “Atatürk ve Erzurum Kongre Müzesi” olarak ziyarete açıldı.

“Erzurum Resim Heykel ve Galerisi Müdürlüğü”nün de faaliyet gösterdiği bina, 2011-2013 yıllarında TBMM tarafından yapılan restorasyonun ardından Kültür ve Turizm Bakanlığına devredildi.

İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünce tarihi anların yeni nesle daha iyi anlatılması amacıyla başlatılan ve 2018’de tamamlanan restorasyon çalışmasıyla Atatürk ve Erzurum Kongre Müzesi, yerli ve yabancı turistlerin ziyaretine açılarak geçmişte yaşananların geleceğe aktarılmasını sağlıyor.

Türkiye’deki resim heykel galerisi statüsünde üç müze merkezinden biri olma özelliğini taşıyan müze, öğrencilere hem ders alacakları hem de tarihi atmosferi yaşayacakları imkan sunuyor.

Müzede, Erzurum Kongresi’ne katılan başta Mustafa Kemal Atatürk’ün oturduğu başkanlık makamı, kongreye katılan Trabzon, Erzurum, Sivas, Bitlis ve Van’dan 56 delegenin isimlerinin yer aldığı masalar ile duvarlarda delegelerin hayatlarını anlatan portreler yer alıyor.

Müze girişinde Atatürk’ün nüfus cüzdanı örneği de sergileniyor.

Sivas’taki “Milli Mücadele Karargahı” tarihe tanıklık ediyor

Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarınca 108 gün “Milli Mücadele Karargahı” olarak kullanılan, Sivas Kongresi’ne ev sahipliği yapan ve daha sonra Atatürk ve Kongre Müzesi’ne dönüştürülen tarihi bina, geçmişin izlerini günümüze taşıyor.

İnönü Bulvarı’nda yer alan müze, kongrenin yapıldığı günlerdeki haliyle muhafaza ediliyor.

Dönemin Sivas Valisi Memduh Paşa tarafından 5 Ekim 1892’de okul olarak yaptırılan bina, 19. yüzyıl Osmanlı dönemi sivil mimarisinin güzel örneklerinden biri olarak gösteriliyor.

Mustafa Kemal Atatürk ve Heyet-i Temsiliye tarafından 2 Eylül-18 Aralık 1919 tarihlerinde 108 gün “Milli Mücadele Karargahı” olarak kullanılan binanın Cumhuriyet tarihinde çok önemli bir yeri bulunuyor.

Milli Mücadele döneminde Atatürk’ün, “Cumhuriyet’in temelini burada attık.” dediği tarihi yapıda, Atatürk’e ait çalışma ve dinlenme odası ile tarihi kongre salonu, kongrenin yapıldığı günlerdeki haliyle korunuyor.

İdadi, Sultani, Sivas Lisesi, Kongre Lisesi adlarıyla anılan ve 1981’e kadar okul olarak kullanılan bina, onarımı, teşhir ve tanzimi gerçekleştirildikten sonra 1990’da müze olarak ziyarete açıldı.

Sivas Kongresi’nin izlerini taşıyan bina, 10 Ocak 2011’de TBMM Milli Saraylar Daire Başkanlığı ve Sivas Valiliği arasında yapılan protokolle Milli Saraylar Daire Başkanlığına devredildi.

Müzeyi ziyaret eden Faruk Serin, AA muhabirine, Atatürk ve silah arkadaşlarına ev sahipliği yapan bu tarihi binayı herkesin gezip görmesini istedi.

Serin, eskiden lise olarak hizmet veren binada lise eğitimini tamamladığını belirterek, “Bu binanın hem Sivaslılara verdiği bir gurur var hem de burada okuyan bir öğrenci olmanın gururunu yaşıyorum.” dedi.

Sağlık Meslek Lisesi öğrencisi Hüseyin Eren Yıldız (18) ise “Bu bina Atatürk ve silah arkadaşlarına 108 gün ev sahipliği yaptı. Böyle bir tarihi kenti herkesin görmesini isterim.” diye konuştu.

Muhabir: Mustafa Çavuş,Serhat Zafer,Muhammet Mutaf

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ERZURUM (AA) – Milli güçlere, milletin topyekun mücadelesine ve Milli Meclis’e dair önemli kararların alındığı Erzurum Kongresi, istiklal mücadelesinin hedeflerinin ve ilkelerinin tespitinde belirleyici rol oynayan, milletin özgürlük yolundaki azim ve kararlılığını tüm dünyaya duyurarak Cumhuriyete uzanan yolun temel taşlarından biri oldu.

Ulu Önder Atatürk ve arkadaşları, 23 Temmuz 1919’da emperyalist güçlerin Osmanlı topraklarını paylaşmaya çalıştığı dönemde, Erzurum Kongresi ile Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin atılmasını temin etti.

Düşman işgalindeki vatan toprağını kurtarmak için bağımsızlığa giden zorlu mücadelesini Erzurum’dan sürdüren Atatürk ve silah arkadaşları, bu kongre sayesinde ülkenin bağımsızlığa giden yolunu açtı.

Doğu vilayetlerinden Erzurum, Sivas, Van, Bitlis, Diyarbakır ve Elazığ’a yönelik Ermeni tehlikesi ve kurulmak istenen Ermenistan’a tepki ile Trabzon vilayetinde de Trabzon, Rize, Gümüşhane, Ordu, Giresun’da Rum Pontus iddialarına karşı tedbir için toplanan Erzurum Kongresi, bölgesel bir kongre olmasına rağmen bütün yurdu ilgilendiren nitelikler taşıyor.

“Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür, parçalanamaz”

Erzurum Kongresi, hiçbir baskı ve yönlendirme olmadan Türk milletinin kendi hür iradesiyle almış olduğu milli bir kararın hayata geçirilmesiyle Türk milletinin var olduğu ve var olmaya devam edeceğinin en önemli göstergesi oldu.

Türk milletinin var olma mücadelesindeki ilk refleksini ve kararlılığını gösterdiği tarihi kongrede alınan “Milli sınırlar içinde vatan bölünmez bir bütündür, parçalanamaz” kararı ile Milli Mücadele yolunda büyük bir aşama kaydedildi.

Erzurum Kongresi’nin kapanışındaki konuşmasında “Tarih, bu kongremizi şüphesiz ender ve büyük bir eser olarak kaydedecektir.” diyen Gazi Mustafa Kemal, bundan 100 yıl önce Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin atıldığı kongrenin önemine dikkati çekti.

Mustafa Kemal Paşa, “Milletimizin kurtuluş umuduyla çırpındığı en heyecanlı bir zamanda, fedakar sayın heyetimiz her türlü zahmete katlanarak Erzurum’da toplandı. Duygulu, asil bir ruh ve çok güçlü bir inançla vatan ve milletimizin kurtuluşuyla ilgili köklü kararlar aldı. Özellikle bütün dünyaya karşı milletimizin varlık ve birliğini gösterdi.” sözleriyle kongrenin önemine vurgu yaptı.

Tarihi kongrede alınan kararlar

Yoğun çalışma sonrası 14 gün süren ve bugünlere de ışık tutan 23 Temmuz Erzurum Kongresi’nde alınan kararlar şöyle:

– Milli sınırlar içinde vatan bölünmez bir bütündür, parçalanamaz.

– Her türlü yabancı işgal ve müdahalesine karşı millet topyekun kendisini savunacak ve direnecektir.

– Vatanı korumayı ve istiklali elde etmeyi İstanbul Hükümeti sağlayamadığı takdirde, bu gayeyi gerçekleştirmek için geçici bir hükümet kurulacaktır. Bu hükümet üyeleri milli kongrece seçilecektir.

– Kongre toplanmamışsa bu seçimi Temsil Heyeti yapacaktır.

– Kuvayımilliye’yi tek kuvvet tanımak ve milli iradeyi hakim kılmak temel esastır.

– Hıristiyan azınlıklara siyasi hakimiyet ve sosyal dengemizi bozacak ayrıcalıklar verilemez.

– Manda ve himaye kabul edilemez.

– Milli Meclisin derhal toplanmasını ve hükümet işlerinin Meclis tarafından kontrol edilmesini sağlamak için çalışılacaktır.

Yerlilik ve millilik konusunda devletin ve milletin yolunu aydınlatmaya devam eden kongre, milletin bağımsızlığına tutkusunun bir göstergesi oldu.

Alınan kararların mahiyeti ve kapsamı itibarıyla büyük bir milletin geleceğinin planlandığı ve devletin temellerinin atıldığı kongreyle, Türk milleti için milli iradeyi hakim kılmanın esas olduğu tüm dünyaya ilan edildi.

Erzurum Teknik Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Küçükuğurlu, AA muhabirine, Erzurum’un çeşitli dönemlerde tarihe yön veren ve önemli roller oynayan bir şehir olduğunu söyledi.

Milli Mücadele dönemindeki kongrelerin en önemlilerinden birinin Erzurum Kongresi olduğunu hatırlatan Küçükuğurlu, “Bu şehir bütün zorluklara ve yokluklara rağmen yine tarihe yol göstermiş, daha doğrusu o dönemde yaşamış, insanlara geleceğin nasıl şekilleneceği konusunda ciddi bir rehberlik yapmıştır.” dedi.

“Erzurum yine tarihi vazifesini yerine getirmiştir”

Küçükuğurlu, kentin geçmişte Rus işgallerine uğradığını ve Ermeni mezalimine maruz kaldığını hatırlatarak, şöyle konuştu:

“Erzurum, bütün maddi ve manevi servetini çoğunlukla kaybetmişken 1919’da yani milletin tam da bir rehberliğe ve önderliğe ihtiyaç duyduğu bir anda yine tarihi vazifesini yerine getirmiştir ve Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın da katılımıyla büyük bir kongre gerçekleştirmiştir. Bu kongre bir bakıma cumhuriyetin temellerinin atıldığı bir kongredir. Çünkü bu dönemde burada bulunan yabancı uzmanlar, bilhassa İngilizler bunu ifade etmektedirler. Erzurum’da cumhuriyetin temelleri atılıyor. Çünkü Erzurum’da milli irade kendini ortaya koymuş, kendi inisiyatifiyle kimseden emir ve talimat almadan Trabzon’la birlikte Erzurum’daki Vilayeti Şarkiye Müdafai Hukuk Cemiyeti bir kongre toplamaya karar vermiş.”

1. Dünya Savaşı sonrasında doğuda Ermenistan kurma düşüncesi hayaline Erzurum Kongresi’nin izin vermediğini bildiren Küçükuğurlu, kongrenin toplanış amacıyla bölgesel olmakla beraber sonuçları itibarıyla gerçek anlamda ulusal milli bir kongre olduğuna dikkati çekti.

Küçükuğurlu, kongrenin Mustafa Kemal Paşa’nın liderliğini tescillediğini belirterek, “Mustafa Kemal Paşa bütün görevlerinden ayrılarak kongreye sivil katıldı, son gün temsil heyeti başkanı oldu ve bu yetkisini meclis açılana kadar kullandı. Yani bir icra heyetinin başkanı olarak Erzurum’da bu konuma geldi.” dedi.

“Misakımilli’de belirtilen sınırlar Erzurum’da şekillenmiş”

Kongrede alınan kararlara değinen Küçükuğurlu, şöyle devam etti:

“Erzurum’da kongrede alınan kararlara baktığımızda Misakımilli’nin aslında burada şekillendiğini görmekteyiz. Çünkü Misakımilli’de belirtilen sınırlar, yabancı devletler ve azınlıklarla ilgili münasebetler hep Erzurum’da şekillenmiş. Erzurum Kongresi’nde bunların bütün maddelerini aynen olmasa bile mana itibarıyla görmekteyiz. İşte bu kararlar son Osmanlı Mebusan Meclisi’nde, Misakımilli kararları olarak karşımıza çıkacak. Ayrıca bu kongrede meclisin açılması gündeme gelmiş. Bu çok önemli bir şey. Biz milli bir irade ortaya koyduk fakat bu iradenin bir adım daha ileri taşınması için meclisin açılması gerekir denilmiş ve nihayet son Osmanlı Mebusan Meclisi açılabilmiştir. Yani Erzurum Kongresi’nin kararlarından biri bu şekilde hayata geçmiştir.”

Erzurum Kongresi’nin milli bilinç ve iradenin oluşması adına önemli bir adım olduğunu vurgulayan Küçükuğurlu, şunları kaydetti:

“Osmanlı Devleti’nin paylaşılması ve Ermenistan kurulması gündeme geldiği ortamda Erzurumlular birleştiler. Öncelikle gündem maddesi olarak vatanı kurtarmayı kendilerine hedef olarak belirlerdiler. Dolayısıyla burada önemli olan Erzurum’da bu işlerin bir milli bilinç çerçevesinde ve iradeyle yapılması. İnsanlar vatanı savunmalarının tek yolunun canı pahasına da olsa ‘gereken neyse yapmak’ olduğunu net şekilde yaşıyorlardı. Dolayısıyla işte milli irade, demokrasi, inisiyatif, halk harekatı, bugün ne derseniz Erzurum Kongresi’nde hepsi karşımıza çıktı. Bu daha sonra Misakımilli, meclisin açılması ve cumhuriyetin ilanı olarak karşımıza çıkıyor. Eğer biz bugün bu topraklarda hem bilinç anlamında hem de maddi anlamda rahat yaşayabiliyorsak bu atalarımızın ortaya koyduğu fedakarlık, bilinç ve ruh sonucundadır.”

SİVAS (AA) – Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İlhan Çetin, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığını bulaştıran kenelerin popülasyonunda endişe verici artış yaşandığını belirtti.

Halk sağlığı uzmanı Çetin, AA muhabirine, kenelerden bulaşan KKKA hastalığının Sivas, Yozgat, Çorum, Tokat, Giresun, Gümüşhane, Bayburt ve Erzincan bölgesinde yoğunlukla görüldüğünü, son zamanlarda ise vakalarda ciddi artış yaşandığını bildirdi.

KKKA vakalarında, 2020 yılında 2019’a göre yaklaşık yüzde 30-40 artış olduğuna işaret eden Çetin, “Bu yıl ise geçen yıla oranla bizim verilerimize göre, en az yüzde 40-50 artış var. Şu ana kadar (bu yıl) Sivas’ta 200’e yakın vakamız oldu. İki servisimizin tamamı da dolu durumda. Maalesef 9 vatandaşımız da hayatını kaybetti.” dedi.

Çetin, komşu illeri de takip ettiklerini anlatarak, “Buna yakın vaka sayıları Yozgat, Tokat ve Çorum’da var. Ülkenin genelinde özelikle KKKA hastalığının yoğun olarak görüldüğü Çorum, Yozgat, Sivas, Kayseri, Tokat, Erzincan’ın kuzeyi, Gümüşhane ve Giresun’un güney bölgelerinde maalesef kene popülasyonunda çok ciddi artış var.” ifadelerini kullandı.

Kenenin domuz, tilki, tavşan gibi yabani hayvanlarda bulunduğunu, bunların kanını emerek KKKA hastalığını yaydığını anlatan Çetin, son zamanlarda yerleşim yerleri yakınlarında yabani hayvanların görülür olmasının riski artırdığını vurguladı.

“Yeterli mücadele yapılamadı”

Çetin, Sivas’ta bugüne kadar vakaların yüzde 70-80’inin tarım ve hayvancılıkla uğraşanlarda görüldüğüne dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Maalesef son iki yıldır KKKA ve kene popülasyonun azaltılması yönünde yeterli mücadele yapılamadı. Biz bu dönemde elimizi maalesef biraz çektik. İnsanlar koronavirüs konusuna odaklandı. Sağlık teşkilatı, sağlık yönetimi bu alana yöneldi. Bir boşluk olur olmaz da KKKA vaka sayılarında yüzde 30-40 oranında artış oldu. Bu nedenle de ölümlerde bir artış var. Çok dikkat etmek lazım, son iki yıldır tabiattaki kene sayısında çok ciddi bir artış var. Özelikle vahşi hayat ile komşuluğu olan illerimizde, köylerimizde ve yerleşim alanlarında kene popülasyonu geçen yıllara göre 4-5 kat daha arttı. Geniş arazide kene sayısını azaltmak için herhangi bir yöntem yok. Mutlaka ahırlarda hayvanların üzerinde gelen kenelerin o gün ilaçlanarak bertaraf edilmesi gerekiyor. Kenelerin düşmanlarının tabiatta çoğaltılması gerekiyor. Kovid-19 da KKKA da zoonotik bir hastalık. İkisi de hayvanlardan insanlara bulaşıyor. Buna yönelik bilgi birikiminin ve ülkeler arasındaki iş birliğinin mutlaka artırılması gerekiyor.”

Normalleşmeyle insanların doğaya yöneldiğini dile getiren Çetin, herkese açık renkli kıyafetler giymelerini önerdi.