Minik elleriyle hayata tutunan epilepsi hastası Asel bebeğe evde muayene

İZMİR (AA) – İzmir İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri, doğumunun ardından kalbi 3 kez durduktan sonra hayata döndürülen epilepsi hastası 9 aylık Asel bebeği evinde muayene etti.

Hüseyin ve Gülsemin Karakuş çiftinin Karabağlar'da bulunan evine gelen 112 Acil Servis ve Evde Sağlık Hizmetleri ekipleri, Asel Ada Karakuş'u muayene etti, daha sonra tahlillerini yaptı.

Ekipler ayrıca Karakuş ailesinin taleplerini de dinledi.

Baba Hüseyin Karakuş, AA muhabirine, İl Sağlık Müdürlüğü görevlilerinin ziyaretinin kendilerine moral olduğunu söyledi.

Sağlık Bakanlığına teşekkür eden baba Karakuş, "Benim bebeğim makineye bağlı olarak yaşıyor. Hayatta kalması için bazı tıbbi cihazlara ihtiyacı var. Ekonomik olarak bu cihazları almakta zorlanıyorum. Bu konuda gelen ekip hem cihazlar hem de evladımın sağlığının takibi konusunda yardımcı olacaklarını söylediler. Allah devletimize ve milletimize zeval vermesin. Emeği geçen herkese teşekkür ederim." dedi.

İzmir'de 9 ay önce Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde dünyaya gelen Asel bebek, doğumun ardından yaşadığı solunum sıkıntısı nedeniyle hastanenin yenidoğan yoğun bakım servisinde tedavi altına alınmış, bu süreçte 3 kez kalbi duran ve doktorların hızlı müdahalesiyle hayatta kalabilen bebeğe epilepsi teşhisi konmuştu.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANKARA (AA) – Türk Nöroloji Derneğinden 26 Mart Dünya Epilepsi Farkındalık Günü dolayısıyla yapılan açıklamada, Dernek Başkanı Prof. Dr. Şerefnur Öztürk ve Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Nerses Bebek’in görüşlerine yer verildi.

Öztürk, epilepsinin kendini çeşitli nöbetlerle belli eden bir hastalık olduğunu, dünyada yaklaşık 65 milyon, Türkiye’de 750 bin epilepsi hastası bulunduğunu belirtti.

Dünyada her yıl 2,4 milyon yeni epilepsi hastasının tespit edildiğini ifade eden Öztürk, ayakta tedavi başvuruları içinde baş ağrısından sonra epilepsinin en sık ikinci nörolojik hastalık olduğuna dikkati çekti.

Öztürk, “Epilepsi hastaları ne yazık ki toplumda saklanmakta, bu durum da etkin tedaviye ulaşamamalarına neden olmaktadır. Toplumun ön yargıları nedeniyle bu hastaların yaşam kaliteleri daha da düşmektedir.” değerlendirmesinde bulundu.

Düşük ekonomik gelir düzeyine sahip ülkelerde hastaların yüzde 80’inin tedaviye ulaşamadığını anlatan Öztürk, şunları kaydetti:

“Ülkemizde ise epileptik nöbetlerin tam olarak tanınamaması, epileptik çocuğu olan anne babaların çocuklarını gizleme, sosyal hayattan uzak tutma çabaları hem bu çocukların tedavilerini engellemekte hem de eğitim alma, iş sahibi olma, aile kurmalarına engel olmaktadır. Oysa biliyoruz ki epilepsi hastalığı büyük oranda tedavi edilebilir. Bu hastalar günlük hayatlarını iyi bir şekilde sürdürmekle kalmaz hatta sanat, bilim, yöneticilik gibi önemli alanlarda büyük başarılar elde edebilirler.”

Öztürk, epilepsinin hiçbir neden olmadan ortaya çıkabildiği gibi beyin ve beyin zarını etkileyen enfeksiyonlar, kaza ve travmalar, kanamalar, damar hastalıkları, beslenme bozuklukları, metabolik ve genetik bazı hastalıklarla da meydana gelebildiğini aktardı.

Epilepsinin akraba evlilikleri ile yaygınlaşabildiğine dikkati çeken Öztürk, “Günümüzde elektronik ortama aşırı maruz kalmak özellikle çocuklarda epilepsi riskini artırabilir.” uyarısında bulundu.

Prof. Dr. Öztürk, epilepsi hastalığının nedenlerine yönelik ve tedavi amaçlı çalışmaların bulunduğuna değinerek, yeni geliştirilen ilaçlar, cerrahi ve girişimsel yöntemlerle, klasik ilaç tedavisine cevap vermeyen hastaların tedavisinin başarıyla yapılabildiğini vurguladı.

“Hastaların yüzde 60-70’i sorunsuz bir hayat yaşayabilirler”

Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Bebek de epilepsi nöbetlerinin gelişmesini önlemeye yönelik ilaç tedavi seçeneklerinin geliştirildiğini belirterek, “Hastaların yüzde 60-70’i düzenli ilaç kullanarak, doktor kontrolünde kalarak, ilaç tedavisine özen göstererek sorunsuz bir hayat yaşayabilirler. Burada esas nokta ilacın düzenli kullanılmasının yanı sıra sağlıklı yaşam kurallarına özen gösterilmesidir.” ifadelerini kullandı.

Epilepsi hastalarının beklenen uzunlukta bir hayatı yaşayabileceğini, evlenip çocuk sahibi olabileceğini, eğitim ve iş hayatına devam edebileceğini kaydeden Bebek, şöyle devam etti:

“Kişilerin, düzenli olarak takip edildikleri sağlık merkezi ve hekimleri tarafından bilgilendirilmesi, karşılaşabilecek sorunlar, sosyal destek, olası yan etkilerin takip edilmesi, evlilik ve çocuk sağlığı konusunda danışmanlık verilmesi son derece önem taşımaktadır. Bireyin hastalığını tanıması, olası sorunları, riskleri bilmesi, doktoruna değişiklikleri bildirebilmesi ve tedavi sürecinde aktif rol alması en az ilaçlar kadar etkilidir.”

Bebek, nöbet geçiren bireylerin kasılmalarının, zor kullanılarak durdurulmasının mümkün olmadığının altını çizerek, “Kişinin zarar görmesini, düşmesini, yaralanmasını önlemek, sivri cisimleri uzaklaştırmak, başını güvene almak, henüz dişlerini sıkmadan dişlerinin arasına boğazına kaçmayacak ve zarar vermeyecek sertlikte bir eşya koymak, sağlık görevlilerini haberdar etmek uygundur. Israrla dişlerini aralamak, su dökmek, çekiştirmek yaralanmalara yol açmaktadır.” uyarısında bulundu.

ŞIRNAK (AA) – Cizre’nin Kasrik beldesinde ikamet eden anne Leyla Turgun, oğlu Furkan’ın geçen sene şubat ayında yüksek ateş şikayetiyle Cizre Devlet Hastanesi kaldırıldığını, burada yapılan ilk müdahalenin ardından Batman’a sevk edildiğini söyledi.

Batman’da bir ay boyunca yoğun bakımda tedavi gören oğluna epilepsi tanısı konulduğunu ifade eden Turgun, oğlunun sağlık durumunun gün geçtikçe kötüye gittiğini, bir ayda yatağa bağımlı hale geldiğini, görme kaybı yaşadığını belirtti.

Turgun, bu süreçte oğlunu Diyarbakır ve İzmir’de de bazı hastanelere götürdüğünü ancak yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle tedavisinin ertelendiğini dile getirerek, oğlunun tedavi olması için yetkililerden destek beklediklerini kaydetti.

“Oğlum şimdi ne oturabiliyor ne ayağa kalkabiliyor ne de görebiliyor”

Furkan’ın daha önce sağlıklı bir çocuk olduğunu anlatan Turgun, “Oğlum şimdi ne oturabiliyor ne ayağa kalkabiliyor ne de görebiliyor. Kendi başına hiçbir şey yapamıyor. Eski halini çok özledim. Arkadaşları ile koşup, oyun oynamasını özledim.” dedi.