Multinet Up'tan “Gıdanı Koru Sofrana Sahip Çık” kampanyasına destek

İSTANBUL (AA) – Multinet Up, "Gıdanı Koru Sofrana Sahip Çık" kampanyasına 200 bin kurum ve 2 milyona yakın kart kullanıcısını kapsayan güçlü ekosistemi ile destek verecek.

Multinet Up'tan yapılan açıklamaya göre, Tarım ve Orman Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü iş birliğinde Türkiye'de gıda kayıplarını ve gıda israfını azaltma amacıyla "Gıdanı Koru Sofrana Sahip Çık" kampanyası başlattı.

Multinet Up, hizmet verdiği kurumsal müşterileri, üye iş yerleri, iş ortakları ve ekosistemindeki on binlerce paydaşı ile kampanyaya destek vereceğine ve gıda israfına karşı sorumlu davranacağına dair taahhütte bulundu.

Şirket ayrıca, grup bünyesinde yer alan 2 milyona yakın kart sahibini israfı önlemeye davet edecek ve gıda israfını önleme konusunda neler yapılabileceği hakkında bilgilendirecek.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Multinet Up Üst Yöneticisi (CEO) Demirhan Şener, birçok ülkenin gıda kayıpları ve israf, açlık ve yetersiz beslenme gibi küresel çapta sorunlarla mücadele ettiğini belirterek, şunları kaydetti:

"Ülkemizde her yıl 18,8 milyon ton gıda çöpe gidiyor. Temiz gıdaya ulaşım giderek zorlaşıyor. Bu boyutlardaki bir israf herkesi harekete geçirmeli. İhtiyacımız ve tüketeceğimiz kadar ürün satın alarak, planlı alışveriş yaparak gıda israfının önüne geçebiliriz.

Multinet Up olarak gıda israfı ile mücadelenin çözüm ortağı olacağımız için çok mutluyuz. Ekosistemimizdeki 200 bin kurumla ve 2 milyona yakın kart kullanıcımızla birlikte yer alacağımız bu mücadelenin sürdürülebilir bir başarıya ulaşması için var gücümüzle çalışacağız. Hem tüketicileri hem de işletmeleri daha iyi bir gelecek için Gıdanı Koru Sofrana Sahip Çık kampanyasına katılmaya davet ediyoruz."

Verilen bilgiye göre, hayata geçirilen kampanya kapsamında ayrıca, "Türkiye'nin Gıda Kayıpları ve İsrafının Önlenmesi, Azaltılması ve Yönetimine İlişkin Ulusal Strateji Belgesi ve Eylem Planı" hazırlandı. Plan ile hem gıda işletmelerinde gıda kaybı ve israfın azaltılması hem de ekonomik kazanç sağlanması hedefleniyor. Hazırlanan eylem planına uyan işletmelerin kapılarına "Bu İşletme Gıdanı Koru Kampanyasını Destekliyor" etiketi yapıştırılarak kampanyaya dikkat çekiliyor.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANKARA (AA) – Gıda Takviyesi ve Beslenme Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Samet Serttaş, AA muhabirine, takviye edici gıdaların ilaç olmadığını ve dünya mevzuatında “gıda” olarak tanımlandığını söyledi.

Tarım ve Orman Bakanlığının onay koduna sahip ürünlerin, gerekirse telefonla hemen sorgulatılabileceğini, böylece gıda satışı gerçekleşen her ortamdan söz konusu ürünlerin güvenle satın alınabileceğini belirten Serttaş, onay kodu sorgulamasında şüpheli bir durumla karşılaşılırsa Bakanlığın ALO 174 hattının aranarak, ihbarda bulunulabileceğinin altını çizdi.

Serttaş, gıda takviyelerinin ilaçlar gibi özel saklama koşulları gerektirmediğini belirterek, “Eczanelerin de bu ürünlerin satışına devam etmesini destekliyoruz.” diye konuştu.

Tarım ve Orman Bakanlığının da gıda takviyesi ürünleri üzerinde çok sıkı denetimleri olduğuna dikkati çeken Serttaş, Türkiye’de bu anlamda başka ülkelerde olmayan bir onay mekanizması bulunduğunu anlattı.

Ürünlerin hem piyasaya arz edilmeden önce hem gümrük kapılarında hem de satış noktalarında Bakanlık yetkililerince denetlendiğini, ürünün içerisinde hangi bileşenden ne kadar bulunması gerektiğini belirleyen bir bilim komitesi olduğunu aktaran Serttaş, “Bu bilim komitesi, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı yetkilileri ve alanında uzman akademisyenlerden oluşuyor. Türkiye Akdeniz diyetiyle beslenen bir ülke olduğu için Avrupa ve Amerika ile kıyasladığımızda gıda takviyelerine konulan bileşenlerin maksimum olabilecek limitleri hususunda oldukça muhafazakar. Bu nedenle ülkemizdeki makul tüketicinin bir doz aşımı problemi bulunmuyor.” ifadelerini kullandı.

“Müşteri gibi internetten sipariş verip kontrol ediyoruz”

Serttaş, özellikle Kovid-19 salgını sebebiyle internet satışlarının yoğunlaşmasına dikkati çekerek, “Kim, bizim ürünümüzü nerede satıyor, bunu takip ediyoruz. Sipariş verip ürünün kontrolünü sağlıyoruz.” dedi.

​​​​​​​Türkiye’deki pazar büyüklüğüne ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Serttaş, 2020 rakamlarıyla gıda takviyesi pazarının 1,5 milyar lira seviyesinde gerçekleştiği bilgisini paylaştı. ABD’de bu pazarın 34,5 milyar dolar seviyesinde bulunduğuna dikkati çeken Serttaş, sözlerini şöyle tamamladı:

Almanya pazarı 2 milyar avro, Fransa ise 1,6 milyar avro seviyesinde bulunuyor. Türkiye’de öyle sanıldığı gibi vitamin çılgınlığı gibi bir durum yok. Pazar, henüz emekleme seviyesinde bulunuyor. Türkiye’de gıda takviyesi sektörünün, katma değeri yüksek ürün üretme potansiyeli mevcut. Bu yüzden gelecek için umut vadediyor.”

TUNCELİ(AA) – Kent merkezine 5 kilometre uzaklıktaki Pülümür Vadisi’nde yer alan Tunceli Orman Fidanlığı, 1948 yılında bu yana Türkiye’nin dört bir köşesinin yeşillendirilmesinde rol oynuyor.

Yaklaşık 40 hektar alandan oluşan fidanlıkta karaçam, sarıçam, ceviz, badem, ardıç, alıç ve mahlep başta olmak üzere 40’ın üzerinde tür yetiştirildi ve bu yıl 2 milyon fidan ve 1000 kilogram tohum üretildi.

Sel, çığ, heyelan, kaya yuvarlanması ve erozyon gibi afetlerin önüne geçmek amacıyla kullanılan buradaki fidanlar, şimdilerde orman yangınlarında zarar gören arazilerin yeniden yeşillendirilmesi için hazırlanıyor.

Elazığ Orman Fidanlık Müdürü Serkan Yılmaz, AA muhabirine, Tunceli Orman Fidanlığı’nın 1948 yılında geçici kavak üretimi istasyonu olarak kurulduğunu söyledi.

Bu yıl 2 milyon fidan üretildi

Burada ağaçlandırma, erozyon ve sel kontrol çalışmalarında kullanılacak fidanların üretildiğini ifade eden Yılmaz, şöyle konuştu:

“Elazığ Orman Fidanlık Müdürlüğümüzde 2021 yılında 13 milyon adet fidan üretmiş bulunmaktayız. Üretilen 13 milyon fidanın 2 milyon adedini Tunceli fidanlığımızda ürettik. Aynı zamanda yine 2021 yılında üretmiş olduğumuz 11 bin kilogram fidan tohumunun 1000 kilogramını Tunceli Orman Fidanlığımızda üretmiş bulunmaktayız.

Yılmaz, kentteki fidanlıkta sarıçam, karaçam, ardıç, meşe ve ceviz gibi türlerin yetiştirildiği belirterek, “Geçtiğimiz günlerde yaşadığımız ve afet boyutunda olan orman yangınları hepimizi derinden etkilemiştir. Ancak halkımız müsterih olsunlar. 1839 yılında kurulmuş olan ve 182 yıllık köklü tarihiyle Orman Genel Müdürlüğümüz bu tür beklenmedik olaylara ve afetlere her zaman hazırlıklıdır.” ifadelerini kullandı.

Tohum stok merkezlerinin ve soğuk hava depolarının fidan tohumlarıyla dolu olduğunu anlatan Yılmaz, şunları kaydetti:

“Orman fidanlıklarımız da yine afet görmüş yerlerde kullanmak üzere ve ayrıca diğer ağaçlandırma, erozyon kontrolü ve sel kontrolünün yapılacağı yerlere dikilmek üzere üretilmektedir. Her türlü stokumuz mevcuttur, hazırlığımız tamdır. Burada üretmiş olduğumuz fidanlar ihtiyaç duyulması halinde Akdeniz’de yangın görmüş alanlarda kullanılmak üzere nakledilerek toprakla buluşturulacaktır.”