Muş'ta kaynak sularından elde edilen tuz yurdun dört bir yanına gönderiliyor

MUŞ(AA) – Muş’un Malazgirt ilçesinde dağlardan çıkan kaynak sularından geleneksel yöntemler kullanılarak elde edilen tuz, başta Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri olmak üzere yurdun dört bir yanında peynir, turşu ve salamura ürünlere lezzet katıyor.

Malazgirt ilçesine bağlı Aktuzla köyünde 2004’te kurulan tesiste, dağlardan çıkan tuz oranı yüksek kaynak suları farklı büyüklüklerdeki havuzlarda dinlendiriliyor.

Daha sonra işletme sahasındaki 560 kristalize havuza aktarılan su, sıcak havada 4 gün bekletilerek buharlaştırılıyor. Havuzun dibine çöken kaynak tuzu ise tesiste işçiler tarafından fırçalarla toplanarak traktörler yardımıyla saklama depolarına taşınıyor.

Zengin mineral yapısıyla öne çıkan ve koruyucu özelliklerinden dolayı salamura, peynir ve turşu sanayisinde kullanılan tuz, başta Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri olmak üzere yurdun dört bir yanına gönderiliyor.

“Türkiye’nin en büyük kaynak tuzlası”

Aktuzla İşletme Müdürü Mehmet Şahin Yeler, AA muhabirine, 17 yıl önce kurulan tesisle hem ekonomiye hem de istihdama katkı sunduklarını söyledi.

Su kaynaklarının bulunduğu bölgelerde toplama havuzları oluşturduklarını anlatan Yeler, şu bilgileri verdi:

“Her gün dönüşümlü olarak 150 havuz boşaltıyoruz. Günlük üretimimiz yaklaşık 120 ton. Kaynak tuzunu sipariş üzerine her yere gönderiyoruz. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin tuz ihtiyacını biz karşılıyoruz. Türkiye’de yaklaşık 20 tuzla var. Burası Türkiye’nin en büyük kaynak tuzlası. Geçen yıl analiz yaptırdık. Tuzumuz yüzde 97 sodyum klorür, yüzde 2 magnezyum ve yüzde 1 oranında farklı elementler içeriyor. Buranın yılda 12 bin ton civarında bir üretim kapasitesi var. Ekonomiye yılda 2 milyon lira katkı sunuyoruz. İhracata başlamayı hedefliyoruz. Burası doğal olduğu için tek ihtiyacımız su ve güneş. Sıcaklar arttıkça buharlaşma erken oluyor, biz de tuza daha erken kavuşuyoruz.”

“İlin ekonomisine büyük katkı sunuyor”

Muş Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Koç da Türkiye’nin en büyük tuz üretim tesisinin, kentin ekonomisine büyük katkı sağladığını belirtti.

Tesiste 85 kişinin istihdam edildiğini, kapasitenin artmasıyla bu sayının yükselebileceğini ifade eden Koç, şöyle konuştu:

“Mevsimsel olarak üretim miktarı değişiyor. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde sanayi üzerine kurulmuş önemli bir tuz tesisi. Yapılan analizlerde sodyum klorür oranının yüksek çıkması ve koruyucu özelliğe sahip olmasından dolayı elde edilen tuz, turşu, salamura ve peynir gibi ürünlerde kullanılıyor. Oda olarak bu tesisi önemsiyoruz. Bu tesise sahip çıkacağız ve elimizden gelen desteği vereceğiz.”

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANKARA (AA) – Ticaret Bakanlığı, son dönemde uluslararası uyuşturucu ticaretinde artış görülmesi üzerine harekete geçerken, deniz taşıtları ve konteynerler ile bunlarda yüklü eşyaya yönelik risk analizi, hedefleme ve kontrol faaliyetleri artırılacak. Bu kapsamda yapılacak denetimlerde, eşya cinsi yanı sıra rota-güzergah eksenli analizlere ağırlık verilecek.

Ticaret Bakanı Mehmet Muş imzasıyla gümrüklerde yapılacak narkotik amaçlı kontrollere ilişkin bir genelge yayımlandı.

Genelgede öne çıkan ifadelere göre, yasa dışı uyuşturucu trafiğine ilişkin yürütülen küresel ve bölgesel analiz çalışmaları sonucunda, mevcut yasa dışı uyuşturucu güzergahlarına ilişkin süregelen risklerin yanı sıra, son dönemde özellikle bazı güzergahlardaki risklerde artış gözlemlendi.

Risk göstergeleri dikkate alınacak

Olası uyuşturucu kaçakçılığı teşebbüslerinin önlenmesi ve tespitine yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında, deniz taşıtları ve konteynerler ile bunlarda yüklü eşyaya yönelik risk analizi, hedefleme ve kontrol faaliyetlerinin artırılmasının önem taşıdığı belirtilen genelgede, bu kapsamda risk analizi ve kontrol süreçlerine ilişkin alınması gereken önlemlere yer verildi. Genelgede önlemler şöyle sıralandı:

“Genel risk unsurlarının yanı sıra, ‘Risk Göstergeleri’ de risk analizi ve kontrollerde göz önünde bulundurulacak. Risk analizi ve kontrol süreçlerinde eşya cinsi yanı sıra rota/güzergah eksenli analizlere ağırlık verilecek. Tarama sistemleri, dedektör köpekler ve ilgili diğer tüm yardımcı ekipmanın etkin kullanımına dikkat edilecek. Niteliği ve yoğunluğu sebebiyle x-ray taramasında şüpheli yoğunluk tespit edilemeyen eşya içerisinde uyuşturucu madde gizlenme olasılığına karşı, kontrollerde narkotik dedektör köpeği ve diğer ekipmanlar da kullanılacak. Kontrol edilmesi gereken konteyner sayısının fazlalığı ve bu sayıya bağlı kontrol süresinin uzunluğu da göz önüne alınarak, kontrollerde yeterli personel görevlendirilecek. Narkotik suçlarla mücadeleye yönelik yürütülen analiz ve kontrollere NARKOKİM personeli, gemi arama ekipleri ve konteyner kontrol ekiplerinin etkin katılımının sağlanmasına yönelik tedbirler alınacak. Gümrük işlemleri çerçevesinde yürütülen muayene faaliyetlerinde narkotik risklerin de göz önünde bulundurulması ve bu konuda muayene memurlarının bilgilendirilmesi sağlanacak. Kaçakçılıkla mücadelede görevli personelin ‘rip-off’ yöntemi (kap kaç) ve mühür manipülasyonu konularında farkındalığı artırılacak. ‘Rip-off’ yöntemine karşı rastgele kontrol oranı artırılacak ve kontrollerin daha fazla konteyneri kapsayacak şekilde gerçekleştirilmesi sağlanacak. Transit veya dahili ayrımı olmaksızın, belirlenen konteynerlerin gemiden tahliyelerini müteakip gecikmeden ‘rip-off’ kontrolleri gerçekleştirilecek, kontrollerde dedektör köpekler de dahil gerekli tüm yardımcı ekipman kullanılacak, konteyner içerisinde yük harici çanta, valiz gibi unsurların bulunup bulunmadığı kontrol edilecek.”

Genelge uyarınca, konteynere ilk müdahalenin ve ilk kontrolün, üçüncü şahısların müdahalesine fırsat vermeyecek şekilde yapılması, üçüncü şahısların konteyner istif alanlarından uzak tutulması gerekiyor.

Göndericisi, alıcısı, hareket ülkesi gibi kriterler kapsamında riskli görülen ve uyuşturucu madde emdirilmiş olabileceği değerlendirilen eşyadan da numune alınarak uyuşturucu madde tespiti konusunda laboratuvar tahliline gönderilecek.

MUŞ (AA) – Göç güzergahı üzerinde bulunan ve sulak alanlarıyla yüzlerce kuş türünü bünyesinde barındıran Muş Ovası, bugünlerde baharın müjdecisi olan leyleklere ev sahipliği yapıyor.

Yıllardır elektrik ve telefon direkleri, cami kubbeleri ile evlerin çatısına yaptıkları yuvalarda yaz boyunca konaklayan leylekleri sahiplenen yöre halkı da yuvaların bakımından kuşların ihtiyaçlarına kadar her şeyleriyle yakından ilgileniyor.

Telli Turna Doğa Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Kasım Avci, gazetecilere, Muş Ovası’nın zengin sulak alanlarından dolayı her yıl farklı kuş türlerine ev sahipliği yaptığını söyledi.

Murat ve Karasu nehirleri havzasında çok sayıda leyleğin konakladığını ifade eden Avci, şöyle konuştu:

“Muş Ovası’ndaki birçok köyde leylek yuvası var. Bazı köylerde 10 leylek yuvası görebiliriz. Bu da köy halkının leyleklere olan sevgi ve şefkatinden kaynaklanıyor. Leylekler köylülerle uyum içinde yaşıyor, bulundukları yere sevgi, mutluluk, bereket götürüyor. Yüzlerce leyleğin Muş Ovası’nda kuluçka dönemini geçirdiğini söyleyebiliriz. Leyleklerin Muş Ovası’ndaki doğal yaşamları güzel görüntüler oluşturuyor.”

“Leyleklerin gelişi bizi sevindiriyor”

Alazlı köyünde yaşayan Mehmet Ekinci ise köylerinde 15-20 leylek yuvasının bulunduğunu belirtti.

Leyleklerin köyün sembolü haline geldiğini anlatan Ekinci, “Gelişleri bizi sevindiriyor. Yavruları büyüdükten sonra burada toplanıp sıcak bölgelere gidiyorlar.” dedi.

Mehmet Güven de uzun zamandır köyde leylek yuvalarının bulunduğunu aktararak, “Onlara hiç dokunmuyoruz. Leyleklerin gelişiyle baharın geldiğini biliyoruz. Onları seviyor, koruyoruz. Yiyecek bulamadıkları zaman kendimiz besliyoruz.” ifadelerini kullandı.