Muş'un köylerinde yaşayan besicilerin zorlu mesaisi

MUŞ (AA) – Bölgede etkisini sürdüren kar ve tipi, en çok geçimini hayvancılıkla sağlayan çiftçileri zorluyor.

Türkiye’nin önemli hayvancılık merkezlerinden Muş’ta besiciler, her gün hayvanlarını kar üzerinde ot ve saman vererek besliyor.

Merkeze 60 kilometre uzaklıktaki Yukarıyongalı köyünde yaşayan besicilerden Yusuf Omur, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kışın hayvanları beslemek için yoğun çaba gösterdiklerini söyledi.

Mart ayı bitinceye kadar zor şartlarda hayvanların bakımını yaptıklarını belirten Omur, şöyle konuştu:

“Mart ayı bitene kadar karın üzerinde hayvanlara ot ve saman veriyoruz. Kar ve tipiden dolayı çok zorluk çekiyoruz. Hayvanları sabah ve öğlenden sonra yemliyoruz. Otları ahırın önünde kadar sırtımızda taşıyoruz. Kış burada uzun sürüyor. Hayvanlar tek geçim kaynağımız onlara bakmaya mecburuz.”

Eyüp Omur ise köye 3 gün önce yarım metre kar yağdığını söyledi.

Omur, kar üzerinde hayvanlara ot, yemliklerde ise saman verdiklerini belirterek, şunları kaydetti:

“Kar yağışı besiciliği zorlaştırıyor ama bu mesleğe alıştık. Artık bize zor gelmiyor. Köyümüz yoğun kar yağmasıyla biliniyor. Önceki yıllarda 1,5 metre kar olurdu. Bu sene geç yağdı. Hayvanlarla uğraşmak bize iyi geliyor.”

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

Ticaret Bakanı Mehmet Muş, Angola Cumhurbaşkanı Joao Manuel Gonçalves Lourenço’nun katılımıyla Congresium Ankara’da düzenlenen Türkiye-Angola İş Forumu’nda yaptığı konuşmada, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sürecinin başlangıcından bu yana böyle bir etkinliği ilk defa yüz yüze gerçekleştirdiklerine işaret etti.

Afrika’nın en büyük ekonomileri arasında yer alan Angola ile ticari ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesine büyük önem verdiklerini dile getiren Muş, etkinliğin Angola ile gelecekte kurulacak güçlü iş birliği tohumlarının atılmasına vesile olacağına inandığını söyledi.

Muş, 2003 yılından beri uygulanan “Afrika Ülkeleri ile Ticari ve Ekonomik İlişkilerin Geliştirilmesi Stratejisi”nin, kıta ile ilişkilerin çok boyutlu bir yaklaşımla geliştirilmesini sağladığına dikkati çekerek şöyle devam etti:

“2003 yılında Türkiye-Afrika ticaret hacmi 5,4 milyar dolar seviyelerinden 2020 yılına gelindiğinde 25,3 milyar dolara ulaşmıştır. Kıtaya ihracatımız 2,1 milyar dolardan 15,2 milyar dolara, yaptığımız ithalat ise 3,3 milyar dolardan 10,1 milyar dolara yükselmiş durumdadır. 18 yılın sonunda Afrika’daki yatırımlarımızın piyasa değeri 6 milyar doları aşmış, Türk müteahhitlerinin kıta genelinde üstlendikleri projelerin büyüklüğü ise kümülatif olarak 70 milyar doları geçmiştir. Halihazırda, Afrika’nın 43 ülkesinde büyükelçiliğimiz, 26 ülkesinde ise ticaret müşavirliğimiz bulunmaktadır. Türk Hava Yolları, kıta genelinde 58 noktaya uçmaktadır. Önümüzdeki dönemde de ‘kazan-kazan’ ilkesi ve eşit ortaklık temelinde iş birliğimizi her alanda geliştirmek istiyoruz.”

Ticaretin iki ülke arasındaki büyük potansiyeli yansıtacak seviyeye gelmesi için karşılıklı fayda ilkesi çerçevesinde çaba sarf edilmesi gerektiğine işaret eden Muş, 2020’de 250 milyon dolar olan ticaret hacmini daha ileriye taşımak için çalışmalara devam edeceklerini bildirdi.

“Ticaret hedefi çok kısa zamanda yakalanacaktır”

Muş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dün ifade ettiği ticaret hacmini en kısa zamanda 500 milyon dolar seviyesine ulaştırma hedefine dikkati çekerek şunları söyledi:

“Bu hedefe ulaşılacaktır. İki ülkenin potansiyeli dikkate alındığında bu hedef çok kısa zamanda yakalanacaktır. Bugün ayrıca huzurlarınızda Sayın Cumhurbaşkanı’mızın dün verdiği müjdeyi de tekrarlamak istiyorum. Bu en üst düzey ziyaret programının bir iade-i ziyareti olarak Sayın Cumhurbaşkanı’mız başkanlığında iş adamlarımızın da dahil olduğu geniş bir heyetle ekim ayında Angola’da olacağız. Yapacağımız bu ziyaretin ikili ilişkilerimizi daha ileriye taşıyacağından ve yakaladığımız ivmeyi sürdüreceğinden eminim.”

Angola’da tarımsal işleme, madencilik ve tekstil gibi sektörlerin potansiyel arz ettiğini belirten Muş, bunun yanında enerji santralleri ve elektrik iletim altyapılarının inşası ve modernizasyonu, elektrik dağıtım hizmetleri gibi alt sektörlerin muazzam potansiyelleriyle öne çıktığını dile getirdi.

“Tosyalı Holding yatırımı ‘bayrak taşıyıcı’ proje olacak”

Bakan Muş, Angola’da şu anda madencilik, un sanayisi, ilaç ve gübre sektörü başta olmak üzere bazı Türk yatırımlarının gündemde olduğunu dile getirerek şunları kaydetti:

“Ayrıca tekstil, savunma sanayi, şehir atıkları yönetimi, hazır giyim perakendeciliği ve akaryakıt depolama sektörlerinde iş birliklerinin gündemde olduğunu memnuniyetle kaydetmek isterim. Burada madencilik sektöründe gündemde olan bir projeye özellikle değinmek istiyorum. Tosyalı Holding, demir cevheri madeni projesini hayata geçirmek için çalışmaları hızlandırdı. Ekim ayında bu çalışmalar daha da ivme kazanacak. Zira bu proje tamamlandığında Türkiye-Angola ekonomik ilişkilerinin ‘bayrak taşıyıcı’ projesi haline gelecek, aynı zamanda Angola’nın sanayileşme ve kalkınma hamlesine önemli bir katkı sağlayacak. Tosyalı, ciddi birikim ve ‘know how’u da ülkeye götürmüş olacak. Önümüzdeki dönemde, bu ve bunun gibi büyük ve önemli projeler yoluyla iş birliğimizin güçlendirilmesi hususunda Angolalı mevkidaşımla mutabık kaldık.”

Müteahhitlik sektörünün ikili ilişkilerin geliştirilmesi açısından önemine işaret eden Muş, Türk firmalarının şimdiye kadar Angola’da 809 milyon dolar değerinde 5 proje üstlendiğini söyledi.

Muş, “Önümüzdeki dönemde de Türk müteahhitlerinin, Angola’daki demir yolu, havalimanı, liman, köprü veya su dağıtım-iletim hatları gibi birçok altyapı projelerinde rol alabileceğine ve bu rakamların çok daha yüksek seviyelere çıkacağına inanıyorum.” dedi.

“Uçak seferleri ilişkilerimize ivme kazandıracak”

Muş, ticari ve ekonomik ilişkilerin gelişmesinde önemi bulunan karşılıklı uçak seferlerine de değinerek şunları ifade etti:

“Bu noktada, İstanbul ve Luanda arasında doğrudan yolcu ve kargo seferlerinin başlaması, ilişkilerimize ivme kazandıracaktır. Sayın Cumhurbaşkanı’nın ziyareti bu alanda uzun zamandır beklenen somut adımın atılmasına vesile olmuştur. İnanıyorum ki İstanbul-Luanda-İstanbul uçuşları iş insanlarımız arasındaki temasları artıracak, ülkelerimiz arasındaki yatırım ve ticaret ilişkilerini geliştirecektir. Bugün Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu ile Angola Özel Yatırım ve İhracatın Teşviki Ajansı arasında imzalanan mutabakat zaptının da iş insanlarımız arasındaki temas ve ilişkilerin kurumsallaştırılması ve geliştirilmesi açısından son derece işlevsel olacağına yürekten inanıyorum.”

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank da foruma katıldı.

MUŞ(AA) – Muş’un Malazgirt ilçesinde dağlardan çıkan kaynak sularından geleneksel yöntemler kullanılarak elde edilen tuz, başta Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri olmak üzere yurdun dört bir yanında peynir, turşu ve salamura ürünlere lezzet katıyor.

Malazgirt ilçesine bağlı Aktuzla köyünde 2004’te kurulan tesiste, dağlardan çıkan tuz oranı yüksek kaynak suları farklı büyüklüklerdeki havuzlarda dinlendiriliyor.

Daha sonra işletme sahasındaki 560 kristalize havuza aktarılan su, sıcak havada 4 gün bekletilerek buharlaştırılıyor. Havuzun dibine çöken kaynak tuzu ise tesiste işçiler tarafından fırçalarla toplanarak traktörler yardımıyla saklama depolarına taşınıyor.

Zengin mineral yapısıyla öne çıkan ve koruyucu özelliklerinden dolayı salamura, peynir ve turşu sanayisinde kullanılan tuz, başta Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri olmak üzere yurdun dört bir yanına gönderiliyor.

“Türkiye’nin en büyük kaynak tuzlası”

Aktuzla İşletme Müdürü Mehmet Şahin Yeler, AA muhabirine, 17 yıl önce kurulan tesisle hem ekonomiye hem de istihdama katkı sunduklarını söyledi.

Su kaynaklarının bulunduğu bölgelerde toplama havuzları oluşturduklarını anlatan Yeler, şu bilgileri verdi:

“Her gün dönüşümlü olarak 150 havuz boşaltıyoruz. Günlük üretimimiz yaklaşık 120 ton. Kaynak tuzunu sipariş üzerine her yere gönderiyoruz. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin tuz ihtiyacını biz karşılıyoruz. Türkiye’de yaklaşık 20 tuzla var. Burası Türkiye’nin en büyük kaynak tuzlası. Geçen yıl analiz yaptırdık. Tuzumuz yüzde 97 sodyum klorür, yüzde 2 magnezyum ve yüzde 1 oranında farklı elementler içeriyor. Buranın yılda 12 bin ton civarında bir üretim kapasitesi var. Ekonomiye yılda 2 milyon lira katkı sunuyoruz. İhracata başlamayı hedefliyoruz. Burası doğal olduğu için tek ihtiyacımız su ve güneş. Sıcaklar arttıkça buharlaşma erken oluyor, biz de tuza daha erken kavuşuyoruz.”

“İlin ekonomisine büyük katkı sunuyor”

Muş Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Koç da Türkiye’nin en büyük tuz üretim tesisinin, kentin ekonomisine büyük katkı sağladığını belirtti.

Tesiste 85 kişinin istihdam edildiğini, kapasitenin artmasıyla bu sayının yükselebileceğini ifade eden Koç, şöyle konuştu:

“Mevsimsel olarak üretim miktarı değişiyor. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde sanayi üzerine kurulmuş önemli bir tuz tesisi. Yapılan analizlerde sodyum klorür oranının yüksek çıkması ve koruyucu özelliğe sahip olmasından dolayı elde edilen tuz, turşu, salamura ve peynir gibi ürünlerde kullanılıyor. Oda olarak bu tesisi önemsiyoruz. Bu tesise sahip çıkacağız ve elimizden gelen desteği vereceğiz.”