Narman Peribacaları'nın turizme kazandırılması için çalışmalar sürüyor

ERZURUM (AA) – Narman Peribacaları'nın turizme kazandırılması için Erzurum'da, Valilik, Büyükşehir ile Narman belediyelerinin yürüttüğü proje ve ihale çalışmaları tamamlandı.

Halk arasında "kırmızı periler diyarı" olarak da adlandırılan peribacaları, oluşumu ve yapısı bakımından Amerika'nın Kolorado Vadisi'ndeki Grand Kanyon ile benzerlik taşıyor. Oluşum süreci 300 milyon yıl öncesine dayanan, jeolojik özellikleri ve görüntüsüyle ziyaretçilerini etkileyen Narman Peribacaları'nın, kentin turizmine katkı sağlaması amacıyla başlatılan çalışmalar sürüyor.

Vali Okay Memiş, Narman ilçesindeki Burhanettin Eser Kültür ve Spor Merkezi'nde muhtarlarla yaptığı toplantıda, ilçede bu yıl önemli bir iş gerçekleştireceklerini söyledi.

Narman Peribacaları'nda tesis olmadığı takdirde turizmin de olmayacağına işaret eden Memiş, "Buranın turizmi için hemen proje hazırlandı ve ihale yapıldı. Temel atarak 3 ila 4 ayda bitireceğiz. Tesislerimizde günde 300 ila 500 turisti ağırlayacağız ve ihtiyaçları karşılanacak." dedi.

Memiş, Narman Peribacaları'na tur şirketlerinin gelmesiyle turizmin yapılabileceğini belirterek, çalışmaların ardından bunu başaracaklarına inandıklarını dile getirdi.

Peribacaları bölgesinde turistler için birçok etkinliğin düzenleneceğini aktaran Memiş, şunları kaydetti:

"Tesisleri bitireceğiz. Burada atlı, bisikletli ve ATV'li safari ile trekking parkurları yaparak balon getireceğiz. Nevşehir Valisi İlhami Aktaş'a söyleyeceğim, benim arkadaşım ve sizin de hemşehriniz. Vali Aktaş'tan balon isteyeceğiz ve bunların birçoğunu yapacağız. En az 100 kişiyi istihdam etmeyi hedefliyoruz. Birkaç oda yapacağız ama konaklama olmayacaktır. Narman Peribacaları'na binlerce turistin gelmesini hedefliyoruz. Narman Peribacaları muazzam bir yer ve bu bölgenin muhteşem bir coğrafyası var. Peribacaları müthiş, yürüyüş alanları var ve buraları tamamen turizme açacağız."

Konuşmanın ardından muhtarların sorunlarını dinleyen Memiş'e, down sendromlu Kadir Yavuz da yardım ederek mahalle sakinlerinin sorunlarını not etti.

Daha sonra Oltu ilçesine geçen Memiş, Hükümet Konağı'nda muhtarlarla bir araya gelerek sorunlarını dinledi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

Rum Ortodoks kilisesinin özgün haline dönüştürülerek gelecek kuşaklara aktarılması için kamulaştırma çalışmaları tamamlandı.

Kilise kalıntılarını inceleyen Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün, yapının geçmişte kardeşçe yaşadıkları hemşehrilerinden kendilerine hatıra olduğunu söyledi.

Azize Meryem Kilisesi’nin 18. yüzyıl sonunda Muğla’da yapıldığını tahmin ettiklerini belirten Gürün, “Kilisenin zaman içerisinde çok çeşitli yapı taşları nakledilmiş, alınmış. Şu an kazılardan sonra ortaya çıkan pek tahmin etmediğimiz yapı özeliklerine sahip bir kilise. Bu da bizi yeniden araştırmaya, incelemeye itiyor.” dedi.

Ellerindeki verilere göre Yatağan ilçesindeki kilise kalıntısının önemli ipuçları verdiğine işaret eden Gürün, şunları kaydetti:

“Orayla karşılaştırarak bu yapının durumunu tespit etmeye çalışıyoruz. Rum Ortodoks kilisesi ile temaslarımız var. Maalesef yeterince bilgi aktarımında bulunamasak da onların elinde Anadolu’daki kiliselerle ilgili arşiv olduğunu düşünüyoruz. Buraya da gelip kazıları yerinde inceleyebilir, yardımcı olabilirler. Biz dikkatli ve hassas bir şekilde kazılarımıza devam ediyoruz. Bu kazı hem öğrenme hem keşfetme hem de restorasyonu kapsıyor. Bir süre daha bu çalışmalar devam edecek. Orijinaline yakın bir kiliseyi ziyarete açık hale getirerek bir değerimizi daha şehrimize kazandırmak istiyoruz.”

Kafkaslar’dan Anadolu’ya ilk giriş kapısı olma özelliği taşıyan, 11. ile 12. yüzyıla ait İslam mimarisi eserlerini bünyesinde barındıran ve 2016’da UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilen Kars’taki Ani Ören Yeri’nde yapılan kazı çalışmalarıyla bölgenin turizm potansiyelinin artırılması hedefleniyor.

Tarihte Saka Türkleri, Sasaniler, Bagratlı Krallığı, Bizanslılar, Şeddat Oğulları Beyliği, Anı Gürcü Atabeyleri, Harzemşah Devleti, İlhanlılar, Selçuklular, Karakoyunlular, Akkoyunlular, Osmanlı Devleti ile kısa bir süre Rusların hüküm sürdüğü Ani Ören Yeri’nde başlatılan kazı çalışması devam ediyor.

Tarihte “Binbir kiliseli kent”, “40 kapılı kent”, “100.000 nüfuslu kent”, “Medeniyetler Beşiği” olarak anılan ve 2016’da UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alınan Ani, 16 Ağustos 1064’te Sultan Alparslan tarafından fethedildi.

Kurulduğu günden bu yana 23 medeniyete ev sahipliği yapan, aralarında her biri farklı bir güzellik ve tarihi değerdeki cami, kilise, katedral gibi dini yapıların yanı sıra paha biçilmez diğer tarihi yapıları ve kültürel hazineleri bünyesinde barındıran Ani, Kafkaslar’dan Anadolu’ya ilk giriş kapısı olma özelliğiyle ayrı bir önem arz ediyor.

35 kişilik kazı ekibi çalışma yapıyor

Surlar, cami, katedral, saray, kiliseler, manastırlar, ateşgede, hamam, köprü ve bir bölümü yıkılmış kapalı pasajdan oluşan yaklaşık 25 kadar önemli yapının ayakta kaldığı Ani’de bu eserlerin etraflarında 35 kişilik kazı ekibi çalışma yapıyor.

Kafkas Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölüm Başkanı ve Ani Ören Yeri Kazı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Muhammet Arslan, AA muhabirine, Ani Ören Yerindeki kazıların Cumhurbaşkanlığı kararlı kazı statüsüne eriştiğini söyledi.

Arslan, Ani Ören Yeri’ndeki kazı çalışmalarını 12 üniversiteden oluşan bir ekiple yaptıklarını ifade ederek, “Kazı çalışmaları farklı alanlarda devam etmekte, bu çalışmalar Selçuklu çarşısı, Selçuklu konakları, Selçuklu büyük hamamı ve bunun dışında da mezarlık alanında devam ediyor.” dedi.

Kazı çalışmalarının yanı sıra bulunan eserlerin korunması için de çalışma yaptıklarını anlatan Arslan, “Özellikle Selçuklu çarşında konservasyon çalışmasına başlanmış bulunmaktayız. Bunun yanı sıra gün yüzüne çıkardığımız eserlerin konservasyonlarına yönelik birtakım çalışmalar gerçekleştirmekteyiz.” diye konuştu.

Arslan, Ani Ören Yeri’nin UNESCO’ya alınmasıyla birlikte turizmde önemli bir artış hızı yakaladığını dile getirerek, “Ani Ortaçağ’ın en önemli kentlerinden birisi ve burası aynı zamanda UNESCO Dünya Mirası kesin listesinde bulunan bir alan. Buranın turizm potansiyeli oldukça yüksek. Biz bu potansiyeli açığa çıkarmak, daha da ileriye götürmek ve bu potansiyele ivme kazandırabilmek için kazı çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Hem kazılarımız hem de restorasyon çalışmalarıyla birlikte aslında bir turizm altlığı oluşacak ve kentteki turizm potansiyelinin gelişmesine katkıda bulunacak.” ifadelerini kullandı.