NATO Genel Sekreteri Stoltenberg: Tahliyeler için Kabil'deki havaalanı açık kalmalı

BRUKSEL (AA) – Stoltenberg’in ofisinden, Afganistan gündemiyle İngiltere başkanlığında video konferans yöntemiyle yapılan G7 Zirvesi sonrasında yazılı açıklama yapıldı.

Açıklamaya göre Stoltenberg, zirvede, tahliyelere devam etmek için Kabil’deki havaalanını açık tutmanın öneminin altını çizdi ve yüzlerce NATO personelinin; hava trafik kontrolü, yakıt ikmali ve havaalanında iletişim gibi kritik hizmetleri sağladığına dikkati çekti.

NATO’nun insanların mümkün olduğunca etkili bir şekilde tahliye edilmesini sağlamak için koordinasyon rolü üstlendiğine işaret eden Stoltenberg, Afgan halkının son 20 yılda tüm uluslararası toplumun hatırı sayılır desteğiyle elde ettiği kazanımların korunmasının önemli olduğunu belirtti.

Öncelik, Afganistan’ın tekrar terör yuvası olmasını engellemek

Stoltenberg, NATO’nun ana önceliğinin, Afganistan’ın yeniden uluslararası teröristlerin saldırıları için bir platform olarak hizmet etmesini engellemek olduğunu hatırlatarak, “El Kaide’nin gerilediğini”, 11 Eylül’den bu yana Afganistan’dan NATO müttefiklerine yönelik herhangi bir terör saldırısı olmadığını kaydetti.

Terör tehdidinin yeniden ortaya çıkabileceğini kabul ettiğini aktaran Stoltenberg, NATO müttefiklerinin uluslararası terörle mücadeleye devam edeceklerini ve Afganistan’ın tekrar terörist gruplar için güvenli bir sığınak haline gelmemesini sağlayacaklarını ifade etti.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

BELGRAD (AA) – Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, bir Sırp televizyonuna yaptığı açıklamada, Sırbistan sınırında konuşlanan Sırbistan ordusunun Kosova’ya girmediğine, sadece hazırlıklı olmak için bölgede bulunduklarına işaret ederek “Birliklerimizle girmeyeceğiz. Herhangi bir şekilde barışa zarar vermek istemiyoruz. Barış en fazla ihtiyaç duyduğumuz şey.” ifadesini kullandı.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ile görüşme gerçekleştirdiğini anımsatan Vucic, “NATO’nun tepki göstermesi için 24 saat bekleyeceğiz. Eğer bu sürenin ardından halkımıza yönelik şiddet devam ederse Sırbistan tepki gösterecek.1995 ve 2004 arasında olanların tekrarlanmasına asla izin vermeyeceğiz.” diye konuştu.

Kosova ve Sırbistan arasındaki gerginlik

Kosova’nın 20 Eylül itibarıyla Sırbistan plakalı araçların sınırdan geçişlerine izin vermemesi ve ülkeye giren taşıtlara geçici Kosova plakası vermesi, iki ülke arasında gerginliğe neden olmuştu.

Kosova İçişleri Bakanlığı, iki ülke arasında 2016’da imzalanan serbest trafik dolaşımı anlaşmasının 15 Eylül’de süresinin dolduğunu, ülkede sadece Kosova Cumhuriyeti plakalı araçların dolaşımının mümkün olacağını bildirmişti. Bakanlık açıklamasında, geçici plakaların araçların ön ve arka camına yerleştirildiği, gerçek plakaların ise söküldüğü ifade edilmişti.

Benzer uygulamanın Kosova plakalı araçlara da yaklaşık 10 yıldır uygulandığı Sırbistan’ın girişinde, Kosova plakalı araçların gerçek plakaları sökülerek ön ve arka camına geçici plakalar yerleştiriliyor.

Sınırda Sırbistan plakalı araçlara yönelik uygulamanın ardından ülkenin kuzeyinde protestolar düzenlenmişti. Kosova’nın kuzeyinde Sırbistan sınırında bulunan Jarinje ve Bernjak sınır kapılarına giden yol, Kosovalı Sırp protestocular tarafından kurulan barikatlarla kapatılmıştı.

Avrupa Birliği (AB) ve NATO da Kosova ile Sırbistan arasındaki sınır geçişleri nedeniyle ortaya çıkan gerginliğin düşürülmesi için çağrıda bulunmuştu.

Belgrad-Priştine Diyalog Süreci

AB’nin ara buluculuğunda 2011’de başlatılan Belgrad-Priştine Diyalog Süreci, ilişkilerin normalleşmesini ve nihayetinde iki ülkenin birbirini tanımasını amaçlıyor.

Sırbistan, 2008’de tek taraflı bağımsızlığını ilan eden Kosova’yı hala kendi toprağı olarak görmeye devam etse de Kosova bugüne kadar 100’ün üzerinde ülke tarafından bağımsız bir devlet olarak tanındı.

Kosova ile Sırbistan arasındaki diyalog süreci, farklı sebeplerden yaşanan gerginlikler nedeniyle sık sık kesintiye uğradı.

PARİS (AA) – Fransız siyaset bilimci ve Paris Jeopolitik Araştırmalar Gözlemevi Genel Direktörü Charles Saint-Prot, Avustralya’nın denizaltı projesinde Fransa’yı devre dışı bırakarak ABD ve İngiltere ile anlaşmasına karşın Fransa’nın özellikle ABD’ye karşı önlem açısından bir şey yapamayacağını düşündüğünü belirtti.

Saint-Prot, Avustralya’nın Fransa ile imzaladığı denizaltı anlaşmasını iptal ederek ABD ve İngiltere ile kurduğu ortaklığı ve Fransa’nın atacağı olası adımları AA muhabirine değerlendirdi.

Avustralya’nın Fransa ile denizaltı anlaşmasını 2016’da imzaladığını anımsatan Saint-Prot, bu ülkenin anlaşmanın uygun olup olmadığına karar vermek için zamanı olmasına rağmen son anda iptal ettiğine işaret ederek, “Avustralya, ABD ve muhtemelen İngiltere’nin baskısı altında kaldı.” dedi.

Saint-Prot, bu olaydan ders çıkarılması gerektiğini, Avustralya’nın düşünüldüğünün aksine Fransa’nın dostu olmadığını belirterek şunları söyledi:

“ABD Başkanı Joe Biden’ın ABD’nin politikasını değiştirmediğini düşünüyorum. (Eski ABD Başkanı Donald) Trump’a karşı ‘iğrencin iğrenci olduğu’ yönünde propaganda vardı. Biden’ın politikasının Trump’ın aynısı hatta daha kötüsü olduğunu fark ediyoruz. Çünkü Biden askeri ve endüstriyel lobilere teslim oldu. Brexit ile en kötüsünün öngörüldüğü İngiltere büyük güç olduğunu gösterdi. (İngiltere) ABD ile aynı çizgide ve yalnız değil. (İngiltere’nin önderliğinde) Commonwealth (İngiliz Milletler Topluluğu) var. İngiltere Kraliçesi’nin 20-30 kadar ülkenin devlet başkanı olduğunu unutmamak gerekiyor.

(Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel) Macron’un Fransası çok yalnız. Çok açık olmak gerekir. Kimse bizi desteklemedi. 5-6 gün sonra yapılan ilkesel sözlerin dışında hiçbir destek gelmedi. O sözlerin pek değeri yok. Fransa Macron’un politikası nedeniyle yalnız. Macron, dünyaya ders vermek istiyor, Sayın (Rusya Devlet Başkanı Vladimir) Putin, Sayın (Cumhurbaşkanı Recep Tayyip) Erdoğan ile Sayın (İngiltere Başbakanı Boris) Johnson’un ‘kahraman’ olduğunu söylüyor ancak kendisinin etkisiz olduğunu anlıyoruz.”

“Macron şaşırtıcı şekilde susuyor”

Saint-Prot, Fransa’nın bu olayın ardından olası adımlarına ilişkin, “Fransa’nın bir şey yapamayacağını düşünüyorum. Çok küçük önlemler alındı. (Washington’da) Bir gala iptal edildi. Bu galanın iptal edilmesi Amerikalıların umurunda değil. Büyükelçiler istişare için ülkeye geri çekildi. Bunun hiçbir etkisi yok. Dolayısıyla sadece küçük önlemler alındı. Söylemdeyiz. Macron ise şaşırtıcı şekilde susuyor. Halbuki devlet başkanı ve o tepki göstermesi gerekiyor.” dedi.

Macron’un açıklama yapma görevini Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian’a bıraktığını ifade eden Saint-Prot, “ABD bize saldırdığı için güçlü önlem almak gerekiyor. Alınması gereken tek güçlü önlem NATO’nun bünyesindeki askeri kurumlardan çıkmak olacak. NATO’dan çıkması gerekiyor demiyorum. Macron bu önlemi alamaz. Macron konuşuyor ve dünyaya ders vermeyi biliyor ama ülkesinin çıkarlarını savunmayı bilmiyor.” görüşünü paylaştı.

Saint-Prot, Macron’un sessiz kalması ve “Le Drian’ın arkasına gizlenmesini” “korkaklık” olarak nitelendirerek, bu olayda Le Drian’ın değil Macron’un Cumhurbaşkanı olarak tepki göstermesi gerektiğini ancak bunu yapmadığını söyledi.

“Fransa saygı duyulan bir ülke değil”

Saint-Prot, “Macron (ABD’ye karşı önlem olarak) fazla bir şey yapamaz. Sayın Putin, Sayın Erdoğan ve Sayın Johnson söz konusu olduğunda konuşabiliyor, (Almanya Başbakanı Angela) Merkel’e sarılabiliyor, Merkel’in eteğinin arkasına gizlenebiliyor ancak (bu olayda) somut ve güçlü önlemler alamıyor. Açık olmak gerekiyor. Hala çok küçük önlemlerdeyiz.” diye konuştu.

Le Drian’ın ABD ve Avustralya’daki büyükelçilerinin neler yaşandığı anlatması için ülkeye çağırdığını ancak buna anlam veremediğini kaydeden Saint-Prot, nelerin yaşandığını anlatacak kişinin büyükelçilerin olmadığını aktardı.

Saint-Prot, “Yaşanan çok açık. Fransa saygı duyulan bir ülke değil. Fransa, ABD ve müttefikleri Avustralya ve İngiltere tarafından darbe aldı. Gerçek bu.” dedi.

Bu olayın ardından Paris’in uluslararası arenada zayıfladığını aktaran Saint-Prot, “Paris çok uzun zamandır uluslararası arenada zayıf. Çünkü Paris’in ulusal bir politikası yok.” değerlendirmesinde bulundu.

Saint-Prot, Fransa’nın denizaltı projesini gerçekleştirecek kapasiteye sahip olduğunu ancak sorunun bu olmadığını vurguladı.

“Macron dünyaya ders vermek istiyor ama dünya ona gülüyor”

“Sorun uluslararası arenada saygı gören bir hükümetimiz yok. Asıl meselenin bunun olduğunu düşünüyorum.” diyen Saint-Prot, Fransa’nın savunduğu “Avrupa ordusunun” kurulmasının Avrupa ülkeleri arasında dayanışma bulunmadığı için mümkün olmadığına işaret etti.

Saint-Prot, “Fransa’nın saygın bir ülke olmadığı açık. Macron dünyaya ders vermek istiyor ama dünya ona gülüyor. Asıl sorun bu.” şeklinde konuştu.

Muhabir: Yusuf Özcan