Nüfus artış hızı yavaşlayan Çin çocuk sayısı kısıtlamalarını esnetiyor

ANKARA(AA) – İktidardaki Çin Komünist Partisinin Merkez Komitesi Politbürosu, dün yaptığı toplantıda, Çinli ailelere en fazla iki çocuk hakkı tanıyan resmi politikayı terk ederek “üçüncü çocuğa sahip olmak isteyen çiftleri destekleme” kararı aldı.

Devlet Başkanı Şi Cinping başkanlığındaki toplantının ardından yapılan açıklamada, yeni politikanın “Çin’in nüfus yapısını geliştirmeyi, yaşlanan nüfus sorununa etkin yanıt vermeyi ve ülkenin insan kaynağı avantajını sürdürmeyi amaçladığı” kaydedildi.

Karar, Çin yönetiminin 1980 yılında “tek çocuk” politikası ile başlatılan nüfus kontrolü politikasından kritik bir dönüşe işaret ediyor.

Tek çocuk politikası

Çinli ailelerin birden fazla çocuk sahibi olmasını yasaklayan “tek çocuk politikası” ilk kez 1980’de dönemin lideri Dıng Şiaoping tarafından başlatıldı.

Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurulduğu 1949’da 540 milyon olan ülke nüfusu, 1979 yılına kadar geçen 30 yıllık sürede 969 milyona kadar çıktı.

Çinli çiftlerin yalnızca tek çocuk sahibi olmasına izin veren politika, Dıng liderliğindeki reform ve dışa açılma döneminde nüfus artış hızını azaltmayı, nüfusu istikrarlı bir yapıya kavuşturmayı hedefliyordu.

Politikanın uygulanmasını izlemek üzere Ulusal Sağlık ve Aile Planlaması Komisyonu kuruldu. Komisyon, kısıtlamayı ihlal edenlere büyük para cezaları veriyordu. Cezanın ödenmemesi halinde ikinci çocuk ulusal hane halkı kayıt sistemine dahil edilmiyor, eğitim ve sağlık bakımı gibi temel sosyal hizmetlerden mahrum kalabiliyordu.

Gebelik durumunda ise çoğu zaman kadınlar kürtaja zorlanıyordu.

Kamu görevlileri, devlet şirketlerinde çalışanlar birden fazla çocuk sahibi olduklarının anlaşılması halinde işlerini kaybedebiliyorlardı.

Tek çocuk politikası, ülkenin ekonomik gelişmesi ve kentleşmesiyle birlikte nüfus artışını azalttı. 1982’de yüzde 2,09 olan yıllık nüfus artış oranı, 2010’da binde 5,7’ye kadar geriledi.

Kısıtlamanın esnetilmesi ve “iki çocuk” politikası

Ancak zaman içinde bu azalış, yaşlanan nüfus problemini ortaya çıkardı, çalışma çağındakilerin toplam nüfus içindeki payının azalmasına yol açtı.

Aslında tek çocuk politikası yalnızca kentlerde uygulanıyordu. Kırsal bölgelerde yaşayanların iki çocuk sahibi olmalarına izin veriliyor, etnik azınlık mensuplarının ise ikiden fazla çocuk sahibi olmasına karşı çıkılmıyordu.

Çin yönetimi, ilk kez 2013’te, kentlerde yaşayan ve tek çocuklu ailelerden gelen ebeveynlerin ikinci çocuk sahibi olmalarına izin vererek politikada esnekliğe gitti, 2016’da ise yapılan yasal değişiklikle herkes için çocuk sahibi olma sınırı ikiye çıkarıldı.

Mart 2018’de kurulan Ulusal Sağlık Komisyonu, nüfus idaresi görevini Ulusal Sağlık ve Aile Planlaması Komisyonundan devraldı. Bu tarihten itibaren “aile planlaması” ifadesi resmi söylemden çıkarılmaya başladı.

Nihayet dün “iki çocuk” kısıtlamasının daha fazla esnetileceği, ailelerin üçüncü çocuğa sahip olmalarına izin verileceği duyuruldu.

“Üç çocuk” politikası

Tek çocuk politikasının ardından iki çocuk politikasının da terk edilmesi, Çin’in nüfus kontrolü politikasındaki değişime işaret ediyor.

Çin yöneticilerinin doğumların azalmasıyla birlikte nüfusun yaşlanmasından, çalışma çağındaki nüfusun payının azalarak bakıma muhtaç durumdaki yaşlı nüfusun payının artmasından endişe duyduğu tahmin ediliyor.

Politika değişikliği 2020 sonunda yapılan 10 yıllık nüfus sayımı sonuçlarının açıklanmasının ardından geldi. Sayımın sonuçlarına göre Çin nüfusu 2010-2020 yıllarında toplam yüzde 5,3 artışla 1 milyar 411 milyonu aştı.

Nüfus, 10 yılda yaklaşık 72 milyon artarken yıllık ortalama artış binde 5,3 oldu. Nüfus artış hızı, önceki 10 yıla göre binde 0,4 azaldı.

Çin Ulusal İstatistik Bürosu, 2019’da nüfusun 1 milyar 400 milyon sınırını geçtiği tahmininde bulunmuştu. Bu tahmine göre, 2020’de nüfus, önceki yıla göre yalnızca binde 8 arttı.

Doğumlar azalıyor

Ülkede ortalama yaşam beklentisinin 1980’den itibaren yaklaşık 10 yıl artmasına karşın nüfus artış hızının azalmasında doğumların azalması etkili oldu.

Ulusal Sağlık ve Aile Planlaması Komisyonu Sözcüsü Mao Çunan’a göre, tek çocuk politikasıyla başlayan doğum kontrolü ve çocuk sayısı kısıtlamalarının 1980’den bu yana yaklaşık 400 milyon doğumu engellediği tahmin ediliyor.

Ülkede 1982’da 22 milyon 650 bin olan doğum sayısı, 2000’de 17 milyon 710 bine, 2010’da 15 milyon 880 bine, 2020’de ise 12 milyona kadar geriledi.

Çin’de 2020’de doğumlar önceki yıla göre yüzde 18 azaldı. Ülkede 2019’da 14 milyon 650 bin bebek doğmuştu.

Kadın başına doğum oranı, kısıtlamalar nedeniyle 1990’ların başından bu yana nüfusun yenilenmesi için gerekli olan 2,1’in altında kalıyor. 1980’de 2,6 olan doğurganlık oranı, 2010’da 1,6’ya, 2020’de ise 1,3’e geriledi. Söz konusu gösterge, Çin nüfusunun azalma ve yaşlanma yönelimine girdiğine işaret ediyor.

Çalışma çağındaki nüfusun payı azalıyor

2020 sayımı sonuçlarına göre Çin nüfusunun yüzde 17,95’ini 0-14 yaş, yüzde 63,35’ini 15-59 yaş ve yüzde 18,70’ini 60 ve üzeri yaştakiler oluşturuyor.

Toplam nüfus içinde 0-14 yaş grubunun payı önceki 10 yıla göre yüzde 1,35 artarken, çalışma çağındaki 15-59 yaş nüfusun payı yüzde 6,79 azaldı. 60 yaş üzeri yaşlı nüfusun payı ise yüzde 5,44 arttı.

Çalışma çağındaki nüfusun toplam nüfus içinde azalması, buna karşılık bakıma muhtaç yaşlı nüfusun artması, ekonomik büyümenin sürdürülebilirliği açısından kuşkulara yol açıyor.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Çin’in en büyük emlak şirketlerinden Evergrande’nin finansal açıdan zor durumda olduğunun anlaşılması sonrası artan risk algısı küresel piyasaları olumsuz etkilerken, Nordea Market Baş Analisti Tuuli Koivu, şirketin Çin’in politikalarındaki değişim nedeniyle kurtarılmayabileceğini kaydetti.

Bilinen 300 milyar dolar borcu bulunan Çinli emlak geliştirme şirketi Evergrande’nin, Çin’de finansal istikrara zarar verebileceği endişesi dünya genelinde piyasalardaki risk iştahını azalttı.

1996 yılında kurulan Evergrande’nin web sitesindeki bilgilere göre, 280’den fazla şehirde 1.300’den fazla projesi bulunan şirket, Fortune 500 listesinde 2020’de 122. sırada yer aldı.

Şirketin batması halinde risklerin sınırlı kalması bekleniyor

Toplam varlıkları yaklaşık 350 milyar dolar (2,3 trilyon yuan), yıllık satış gelirleri de 110 milyar doları (700 milyar yuan) aşan şirkette 200 bin kişi çalışıyor.

Öte yandan, şirket inşaat alanının dışında teknoloji ve sağlık gibi alanlara da yatırım yaparken, finansallardaki bozulmada bu adımların da etkili olmuş olabileceği tahmin ediliyor.

Analistler, şirketin finansal yapısının bozulmasında çoğunlukla şirket yönetiminin borçlanma alışkanlıkları, ana faaliyet alanıyla birlikte yatırım yapılan yeni alanlarda nakit akış döngülerinin gecikmeli olması ve Çin’in borçlanma kriterlerini sıkılaştırması gibi adımların önemli rol oynadığını belirtti.

Son yıllarda Çin’de hanehalkı borçluluk seviyesinin Gayri Safi Yurt içi Hasıla’ya (GSYH) oranının yüzde 60’ı geride bıraktığına dikkati çeken analistler, bu durumun son yıllarda sürekli artan konut fiyatlarındaki trendi sekteye uğratarak şirketin gelirlerinde azalmaya sebep olduğunu aktardı.

Analistler, şirketin borçlarının ise çoğunlukla yerel para birimi cinsinden olduğunu kaydederek, şirketin temerrüde düşmesi halinde etkinin çoğunlukla Çin’in içinde kalmasının beklendiğini, ancak yine de bu durumun küresel piyasalarda oynaklığı artırabileceğini ifade etti.

“Çin’in inşaat şirketlerine ilişkin tutumu yıllar içinde değişti”

Nordea Market Baş Analisti Tuuli Koivu, konuya ilişkin açıklamasında, şirketin likidite problemlerinin aylar öncesinden bilindiğini ancak, şimdiye kadar kimsenin duruma gerekli özeni göstermediğini vurguladı.

İnşaat sektörünün yıllarca Çin ekonomisinin yapı taşlarından biri olduğunu ve bu sebeple Çin hükümetinin yıllarca inşaat firmalarının batmasını göz ardı edemediğini aktaran Koivu, bu durumun son yıllarda değiştiğini belirtti.

Koivu, Çinli liderlerin reel sektör konusunda ABD’deki 2008 küresel finans krizindeki gibi sorunları tekrar yaşamaktan çekindiklerini bildirerek, aşırı borçlu inşaat sektörünün regüle edilmesi yönünde adımlar attığını ifade etti.

Çin’in konuya ilişkin duruşundaki değişimin göze çarptığını vurgulayan Koivu, “Çin’de inşaat firmaları için finansal koşullar yıllar içinde sıkılaştırıldı. Ayrıca, bir arsanın alınıp fiyatının artması için beklenilmesi gibi speküleatif adımlar yasalarca kısıtlandı.” değerlendirmesinde bulundu.

Koivu, değerlendirmesine şöyle devam etti:

“Evergrande ile ilgili sıkıntılar söz konusu düzenlemeler sonucu ortaya çıktı. Bu durumun Çinli liderler tarafından da sürpriz olarak karşılandığını zannetmiyorum. Kredilerdeki sıkılaştırmanın bazı sıkıntıları ortaya çıkaracağı aşikardı fakat, Çin’in uzun dönemli hedeflerini gerçekleştirmesi için büyüme modelini değiştirmesi ve daha büyük problemlerden kaçınması için bu yapısal değişiklik gerekliydi.”

“Otoritelerin Evergrande’yi aşırı borçlu şirketler için kötü bir örnek yapacağını düşünüyoruz”

Evergrande için özel sektör bazlı bir çözüm bulunamadığı takdirde şirketin Çin hükümeti tarafından kurtarılmasının şaşırtıcı olacağını ifade eden Koivu, “Biz, otoritelerin Evergrande’yi aşırı borçlu şirketler için kötü bir örnek yapacağını ve yatırımcıların Çin’de kredi riskine ilişkin hafif bir ders alacağını düşünüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Koivu, Çinli otoritelerin olayın negatif etkilerini özellikle hanehalkı için azaltacaklarını düşündüğünü belirterek, şunları kaydetti:

“Domino efekti gibi bir durumdan kaçınabileceğine inanmamız için üç neden var. Birincisi, Evergrande’nin yükümlülükleri Çin’in GSYH’nin yüzde 2’sine denk gelirken, bu durum ABD’deki tahvil kriziyle karşılaştırıldığında neredeyse risksiz. İkincisi, risklerin yerli ve yabancı tahvil sahipleri arasında dengeli dağıtılmış olması. Üçüncüsü ise bankaların borçları için kullanılan teminatların sağlam olması.”

Çin hükümetinin Evergrande’nin maddi hasarlarından bağımsız olarak Çin hanehalkı için olası negatif etkileri önlemek isteyeceğini bildiren Koivu, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sebebiyle halihazırda azalan hanehalkı güveninin daha da kötüleşmesine izin verilmeyeceğini düşündüğünü aktardı.

Koivu, öte yandan, inşaat firmaları için sıkı finansal koşulların bundan sonrası için devrede olacağını hatırlatarak, “Çin şu anda kısa dönemli büyüme rakamlarına değil, uzun dönemli görünüme odaklanmış durumda. Bu yüzden, Çinli liderlerle birlikte yatırımcılar bazı şirketler için Çin’deki iş ortamı temellerinin sarsılmasından çekinmiyor.” ifadelerini kullandı.

Muhabir: Murat Aslan

İSTANBUL (AA) – Bilinen borcu 300 milyar doları aşan Çinli dev emlak geliştirme şirketi Evergrande’nin perşembe günü ödemesi gereken 100 milyon dolardan fazla tahvil kuponu ödemesine ilişkin endişeler, risk algısını artırarak küresel bazda satış baskısını beraberinde getirdi.

Kredi derecelendirme Kuruluşu Standard & Poor’s (S&P) konuya ilişkin açıklamasında Çin’in, finansal istikrarı hayati şekilde tehdit etmedikçe şirketi kurtarmayacağının tahmin edildiğini belirtti.

Öte yandan ABD Merkez Bankası’nın (Fed) toplantısı ve bütçe ile ilgili gelişmeler yatırımcıların odağındaki yerini korumaya devam ediyor. Fed’in yarın açıklanacak para politikası kararları için iki gün sürecek Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısı bugün başlayacak.

New York borsasında dünkü sert düşüşün ardından gelen tepki alımlarının bugün vadeli endeks kontratlarında da etkili olduğu görülüyor. Analistler, JP Morgan stratejistlerinin ekonomik toparlanmanın hızlanabileceği beklentileriyle alım tavsiyesi vermesinin, dün seans sonlarına doğru alımları tetiklediğini ve pay piyasalarının kayıplarını kısmen telafi etmesinde belirleyici olduğunu bildirdi.

Dün S&P 500 endeksi yüzde 1,70, Dow Jones endeksi yüzde 1,78 ve Nasdaq endeksi yüzde 2,19 değer kaybetti. Endeks kontratları, vadeli işlemelerde yeni güne alış ağırlıklı başladı ve şu dakikalarda ortalama yüzde 0,5 yükseliş kaydetti.

Dün, Avrupa Merkez Bankası (ECB) yetkililerinin para politikasının destekleyici konumunun devam edeceğine yönelik açıklamalarına karşın Avrupa borsalarında da azalan küresel risk iştahıyla birlikte satıcılı bir seyir izlendi.

ECB yetkilileri enflasyonun 2023’e kadar bir zaman aralığında yüzde 2 seviyesine gerileyeceğine inandıklarını, şu anda varlık fiyatlarının özellikle emtia başta olmak üzere oldukça oynak seyrettiğini bildirdi.

Bölgede, emtia fiyatlarındaki oynaklık ve bu durumun elektrik fiyatlarına etkisi gündemdeki yerini koruyor.

Dün, Almanya’da DAX endeksi yüzde 2,31, İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,86, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 1,74 ve İtalya’da MIB 30 endeksi yüzde 2,57 değer kaybederken, vadeli işlemlerde endeks kontratları yeni günde yüzde 0,1 ile yüzde 0,5 arasında yükselişlerle başladı.

Avro/dolar paritesi ise önceki kapanışa göre yüzde 0,1 artışla 1,1736’dan işlem görüyor.

Asya’da Çin ve Güney Kore piyasalarında bugün de resmi tatil nedeniyle işlem gerçekleştirilmiyor. Dün kapalı olan Japonya pay piyasalarında bugün düşüşler yüzde 2’ye yaklaşırken, Hong Kong’da Hang Seng endeksi dünkü güçlü satışların etkisinin azalması ile düşüşünü yavaşlattı. Hang Seng endeksi, şu dakikalarda yüzde 0,3 değer kaybıyla 24.040 seviyesinde bulunuyor.

Evergrande’ye ilişkin haber akışı Asya’da gündemin odağındaki yerini korumaya devam ederken, Çin devletinin şirkete yönelik ne tür adımlar atacağı belirsizliğini koruyor.

Yurt içinde, perşembe günü gerçekleştirilecek Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın toplantısı öncesinde bugün de sakin bir veri gündemi bulunurken, dün Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, küresel pay piyasalarına paralel değer kaybederek, günü önceki kapanışın yüzde 1,94 altında 1.391,91 puandan tamamladı.

Dolar/TL ise dün yüzde 0,3 değer kazancıyla 8,6725’e yükselmesinin ardından, bugün bankalararası piyasanın açılışında 8,6380 seviyesinde işlem görüyor.

Analistler, bugün ABD’de cari denge, inşaat izinleri ve konut başlangıçları istatistiklerinin takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 1.390 seviyesinin destek, 1.405 ve 1.413 seviyelerinin ise direnç olarak öne çıktığını kaydetti.

Piyasalarda bugün takip edilecek veriler şöyle:

15.30 ABD, 2. çeyrek cari denge

15.30 ABD, ağustos ayı inşaat izinleri

15.30 ABD, ağustos ayı konut başlangıçları

Muhabir: Murat Aslan