Oda müziğinin genç sesi 'Bosphorus Trio' Türk bestecileri dünyaya taşıyor

ANKARA (AA) – İstanbul Devlet Senfoni Orkestrasının (İDSO) başkemancı yardımcısı Özgecan Günöz, Maltepe Üniversitesi Öğretim Görevlisi ve Borusan Viyolonsel Grubu Üyesi Çellist Çağlayan Çetin ve Uludağ Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Öğretim Üyesi Piyanist Özgür Ünaldı, bundan 4 yıl önce Bosphorus Trio isimli piyano üçlüsünü kurdu.

Keman, viyolonsel ve piyanodan oluşan grup, Türkiye’yi ve müzik kültürünü gerek yurt içi gerekse yurt dışında en iyi şekilde temsil etmek amacıyla, pek çok konserin yanı sıra tamamı Türk eserlerinden oluşan ilk albümün kaydını yaptı.

Grup üyeleri Günöz, Çetin ve Ünaldı, AA muhabirine çalışmalarıyla ilgili açıklamada bulundu.

Piyanist Özgür Ünaldı, her konservatuvar mezunu müzisyenin bir şekilde meslektaşları ile oda müziği yaptığını, fakat ismi belli olan kalıcı bir grup kurmanın ve onu devam ettirmenin herkesin başardığı bir şey olmadığını dile getirdi.

Viyolonsel sanatçısı Çağlayan Çetin’in bundan dört yıl önce trio kurma teklifiyle kendisine geldiğini ve piyanist olarak grupta yer aldığını belirten Ünaldı, “Bölünmemek grup kurarken çok önemli. Enerjimizi bölmemiş olduk. Böylece tarihi bir kayıt ortaya çıkarmış olduk. Türkiye’de kalıcı bir klasik müzik üçlü grubu yani trio yok. Dünyada ismi olan trioların sayısı da bellidir.” dedi.

Eserin ortaya çıkmasında Muzaffer Kurtcan ve Emek Yağ firmasına teşekkürlerini sunan Ünaldı, klasik müzikte kayıt yapabilmek için uzun süre prova yapılabilmesi gerektiğini, 1 yıldan uzun süre projeleri için çalıştıklarını ifade etti.

“Birinci önceliğimiz kendi kültürümüze sahip çıkmak”

Keman sanatçısı Özgecan Günöz de “Birinci önceliğimiz kendi kültürümüze sahip çıkmak. Türk bestecilerimize sahip çıkmak istiyoruz. Her konserimizde bir Türk bestecinin eserine yer veriyoruz. İlk albüm çalışmamızı Türk bestecilerine adadık.” diye konuştu.

Günöz, tüm Türk eserleri diye bir seri yapmak istediklerini, şu ana kadar kaydettikleri eserlerin bütün Türk bestecilerinin piyanolu triolarını kapsamadığını anımsatarak, şunları söyledi:

“Birinci kaydımıza en eskiden başlamayı düşündük. Yani Ferit Tüzün, Ferit Alnar ve İlhan Baran bizim konserlerimizde sıkça seslendirdiğimiz eserler. Bu yüzden önceliği bu bestecilere vermek istedik. Oğuzhan Balcı ise günümüzün yaşayan çok değerli bestecilerinden. Belki üslup olarak diğer üçüne yakın bulduğumuz için yakışacağını düşündük. Oğuzhan Balcı’nın yeni eser olduğu için ilk kaydı ama Ferit Tüzün’ün de ilk kaydı olmuş oldu. Bu eser yazıldıktan sonra Türkiye’de bir kere Ankara’da seslendirilmiş. Biz bu eserin notalarını bularak, yıllar sonra ortaya çıkaran ve seslendirilişini İstanbul’da yapan bir grubuz. Dolayısıyla ilk kaydı yapan biziz. İyi bir arşiv oldu.”

“Kronolojik bir sıra ile çalışma yapıyoruz”

Çağlayan Çetin ise grubun, kurulduğu günde uyumu yakaladığına işaret ederek, pek çok müzisyenin grup kurduğunu ama kısa sürede dağıldığını hatırlattı.

Çetin, “İdealimizi gerçekleştirmek için bu grubu kurduk. Çok sayıda konser verdik. Yılda ortalama 10 konser veriyoruz. Bu konserler, sezon içinde verilecek iyi bir sayı. Çünkü konser salonlarının sayısı da Türkiye’de oldukça az.” ifadelerini kullandı.

Yapmak istedikleri çok çalışma olduğunu ve bütün konserlerine muhakkak 20. yüzyılda yazılmış bir eser koymayı tercih ettiklerini anlatan Çetin, şunları kaydetti:

“Konserlerde de bir sonraki albümde de sadece yeni eserleri tercih etmeyeceğiz sadece. Bir klasik dönem ve romantik dönemden eserler tercih ediyoruz. Kronolojik bir sıra ile çalışma yapıyoruz. Sonraki albümlerde yaşayan bestecilere daha çok yer vereceğiz. Konser planlarımızı da albüm çalışmalarına göre yapıyoruz.”

Türk bestecilerinin trioları tek albümde

Kadıköy Belediyesinin bu yıl piyanolu trio için 12 Ekim’de düzenleyeceği beste yarışmasının finalinde Süreyya Operası’nda sahneye çıkacak olan Bosphorus Trio, kazanan bestelerin seslendirmesini yapacak ve sezonun ilk konserini verecek.

Piyanolu trio için yazılmış Türk eserlerinin bir kısmının tek albümde toplandığı çalışmada Ferit Alnar ve Ferit Tüzün’ün trioları ile İlhan Baran’ın Dönüşümler isimli triosu ve Oğuzhan Balcı’nın bu albüm için özel olarak bestelediği Trio no:1 isimli eseri yer alıyor.

Dünyanın önde gelen klasik müzik firmalarından Naxos tarafından sahiplenilen kayıt, tüm dünyada 14 Ağustos’ta piyasaya çıkacak. Eser firmanın internet sitesinden de çevrim içi olarak sunulacak.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Sabancı Vakfı'nın kurulmasına öncülük ettiği ve ana destekçisi olduğu Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası'nın (TUGFO) 2021 yılı konserleri için hazırlıklar devam ediyor.

Sabancı Vakfı'ndan yapılan açıklamaya göre, her yıl Türkiye'nin pek çok ilinden seçilen genç müzisyenleri dinleyicilerle buluşturan orkestra, 14'üncü yılında da konser maratonuna hazırlanıyor.

Orkestranın kamp süreci Sabancı Üniversitesi'nde devam ediyor. Kamp süresince eğitim ve provalar, Şef Cem Mansur ile birlikte Amerikalı flüt sanatçısı ve eğitmen James Lyman ile Türkiye'nin başarılı keman ve viyola virtüözlerinden Atilla Aldemir tarafından yürütülüyor.

Salgın nedeniyle bu yıl yurt dışı konserleri planlamayan orkestra, Şef Cem Mansur yönetiminde 5-10 Ağustos'ta İstanbul'da üç, Bursa ve Balıkesir'de (Ayvalık) birer konser olmak üzere toplam beş konser verecek.

Orkestrasının repertuvarında bu yıl Rossini'nin İpek Merdiven Uvertürü (La Scala di Seta), Ravel'in "Le Tombeau de Couperin – Pvane pour une İnfante Défunte" ve Mendelssohn'in "İtalyan Senfonisi (no 4)" eserleri yer alıyor.

Her yıl 100'e yakın genç müzisyenin yer aldığı orkestraya bu yıl salgın önlemleri nedeniyle 44 genç müzisyen seçildi.

İSTANBUL (AA) – Turizm Restoran Yatırımcıları ve Gastronomi İşletmeleri Derneği (TURYİD) Yönetim Kurulu Başkanı Kaya Demirer, yaptığı yazılı açıklamada, küresel çapta trajik sorunlar yaratan Kovid-19 salgınının delta varyantı ile 4. dalga etkisini göstermeye hazırlandığını, bayram ertesi gözlemlenen vaka sayısındaki artışın kendilerini zor geçecek bir sonbahar dönemi ile karşı karşıya bıraktığını bildirdi.

Ekonomiyi durma noktasına getiren çok sert karantina önlemleri yaşadıklarını, 18 aylık salgın sürecinde çalışamadıklarını, uzun süre kapalı kaldıklarını anlatan Demirer, kısıtlı saatlerde faaliyet göstermeye çalıştıklarını, halen ruhsat saatlerine göre faaliyetlerini tam olarak sürdüremediklerini aktardı.

Demirer, salgının bedelini ekonomik ve sosyal olarak ödediklerini belirterek, şu açıklamalarda bulundu:

“Bugün salgının bir daha geri gelmemek üzere ortadan kalktığını düşünmek için erken. Fakat bugün 18 aydır süren mücadelede gelinen noktada insanlık için bir umut var, çünkü aşı var. Aşı, tercih değil toplumsal sorumluluktur. İnanıyoruz ki bireysel özgürlükler ancak toplumsal kazanımlarla korunabilir. Şu anda mümkün olan tek seçenek hayatı korumak için virüsle güvenli bir şekilde bir arada yaşamak, toplumun farkındalığını ve kurallara uyumu artırmaktır. Toplumsal bağışıklığı yakalamak da artık bir yöntem olarak gözükmektedir. Zira iki doz aşısını tamamlamış bireylerin virüsle temaslarında varyantı ne olursa olsun ağır bir vaka durumunun gerçekleşmediğini tüm dünyada gözlemliyoruz.”

“1 Eylül’den itibaren sadece iki doz aşı yaptıranlar restoranlara girebilsin”

Kaya Demirer, TURYİD olarak hükümetin desteğiyle gerçekleşebilecek iki yeni önerilerinin bulunduğunu kaydederek, şu ifadeleri kullandı:

“Birincisi; 1 Eylül’den itibaren lokanta, kafe, bar, gece kulübü, kıraathane, spor salonları, her türlü müsabaka sahaları, sinema, tiyatro, konser ve düğün ve özel davetlere katılacak misafir ve müşterilerin 2 doz aşıyı yaptırmış olması zorunluluğu getirilmesi. İkincisi; 1 Eylül’den itibaren 2 doz aşısını yaptırmaktan imtina etmiş sektör çalışanlarımızın kanun değişikliğiyle işverenin inisiyatifinde ileri bir tarihe kadar tek taraflı bir karar ile zorunlu ücretsiz izine çıkartılabilmesi durumu. Önerdiğimiz bu iki maddenin 1 Eylül itibarıyla yürürlüğe girebilmesi için 1 Ağustos’ta bu kararın açıklanmasıyla 4 haftalık süre içinde hiç aşılanmamış bireylerin dahi iki doz aşısını tamamlaması sağlanmış olacaktır.”

Demirer, dünyada aşıya ulaşamadığı için büyük zorluklar çeken toplumların bulunduğunu anımsatarak, tedarik sorunu bulunmayan Türkiye’de aşıdan imtina edenlere “bu sefer siz evlerinizde kalın biz emeğimize, ekmeğimize ve sosyal hayatımıza sahip çıkalım” demek istediklerini bildirdi.