ODTÜ insan kaynakları alanında 'HR' logo sahibi oldu

ANKARA (AA) – ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Verşan Kök, ODTÜ’nün Avrupa Komisyonu tarafından belirlenen ve araştırmacı istihdam süreçlerinde, açık, şeffaf ve liyakata dayalı istihdam prosedürleri uygulama taahhütlerini yerine getiren üniversitelere verdiği Araştırmada İnsan Kaynakları Mükemmelliyet Sertifikası (HR Logo) kullanım hakkını alan ilk Türk üniversitesi olduğunu bildirdi.

Kök, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “EURAXESS-Researchers in Motion”in araştırmacılara hareketlilik ve kariyer gelişimi alanlarındaki Avrupa kaynaklı imkanlar hakkında destek hizmetleri sağlayan ve iş birliğini güçlendirmeye katkıda bulunan Avrupa Komisyonu ortak girişimi olduğunu ifade etti.

ODTÜ Araştırmalar Koordinatörlüğünün Eylül 2015’ten bu yana EURAXESS çatısı altında Türkiye’nin üç destek merkezinden biri olarak faaliyet gösterdiğini aktaran Kök, EURAXESS platformunun en önemli unsurlarından birinin “Araştırmada İnsan
Kaynakları Mükemmelliyet Sertifikası (HR Logo)” vermesi olduğunu anlattı.

Kök, HR Logo’nun araştırma ve istihdam politikalarını “Avrupa Araştırmacılar Şartı ve Araştırmacıların İstihdamına İlişkin Davranış Kuralları” ile uyumlu hale getirmek için düzenli olarak koşullarını iyileştirecek eylem planları uygulayan ve “araştırmacı dostu üniversite” olmaya odaklanan kurumlara verildiğini bildirdi.

Logo Ağustos 2020 itibarıyla kullanılmaya başlandı

ODTÜ’nün Kasım 2018’de bu sürecin ilk aşaması olan taahhüt belgesini
imzaladığını ve Araştırmalar Koordinatörlüğü liderliğinde HR logo başvuru sürecini başlattığını aktaran Kök, şu bilgileri verdi:

“ODTÜ olarak Aralık 2019’da HR Logo için resmi başvurumuzu tamamlamıştık. Ağustos 2020 itibarıyla ODTÜ bu logoyu kullanmaya başlamıştır. İnsan Kaynakları HR logo kullanım hakkı, insan kaynakları politikalarını Avrupa Birliği Komisyonu tarafından belirlenen ilkelere uygun hale getirme konusunda ilerleme kaydeden araştırma kurumlarına tanınmaktadır.

ODTÜ, Avrupa Komisyonu tarafından belirlenen ve araştırmacı istihdam süreçlerinde, açık, şeffaf ve liyakata dayalı istihdam prosedürleri uygulama taahhütlerini yerine getiren üniversitelere verdiği HR logo kullanım hakkını alan ilk Türk üniversitesi oldu. Kurumlar logoyu açık, şeffaf ve liyakata dayalı istihdam prosedürleri uygulama taahhütlerini vurgulamak için kullanıyor. Bu bağlamda araştırma alanındaki kuruluşların işe alım uygulamalarında seviye göstergesi olan bu logoya sahip üniversiteler, özellikle yurt dışından alanlarında uzman araştırmacılar için cazip hale gelmektedir.”

Rektör Prof. Dr. Kök, HR logonun ODTÜ’nün uluslararası görünürlüğü ve güvenilirliği için de büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – DEKOSİM Ulusal Deniz Araştırmaları Altyapı Merkezi Projesi ve TÜBİTAK BİDEB Öncü Araştırmacılar Programı tarafından da desteklenen, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ÇED İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünün ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü koordinasyonunda, 2017’den bu yana yürüttüğü Marmara Denizi Bütünleşik Modelleme Sistemi (MARMOD) Projesi kapsamında, Marmara Denizi’ndeki çalışmalar devam ediyor.

Marmara Denizi’nde eylül ayı itibarıyla yeni seferine çıkan Bilim-2 Gemisi’nde araştırmalar yürüten ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü’nde görevli bilim insanları, İstanbul ve Çanakkale Boğazları dahil 110 ayrı istasyondan CTD cihazı aracılığıyla alınan numuneleri, geminin laboratuvarında analiz ediyor.

Analizler sonucunda da Marmara Denizi’ndeki kirlilik, tuzluluk, sıcaklık, klorofil, fitoplantkon, zooplankton, oksijen ve ışık miktarı ile bulanıklığın nedenlerine ilişkin bilgiler bir veri havuzunda toplanıyor.

Eylül ayında gerçekleştirilen sefer sırasında yapılan araştırma ve analizler, Marmara Denizi’nin son durumunu gözler önüne seriyor.

ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Mustafa Yücel, yaptıkları araştırmaları ve elde ettikleri bulguları AA muhabirine anlattı.

Doç. Dr. Yücel, özellikle haziran ve temmuz aylarında müsilaja odaklandıkları seferlerinin olduğunu hatırlatarak, temmuz ortalarında bu seferi noktaladıktan sonra eylül ortasında Marmara’ya geri döndüklerini aktardı.

Özellikle müsilaj sorunundaki son durum, onun ötesinde Marmara’yı son yıllarda sarmalamış olan fazla azot ve fosfor yükleri ile oksijen azlığı sorunundaki son durumun ne olduğu konusunu araştırmak için çalışmalara başladıklarını belirten Doç. Dr. Yücel, araştırma seferine Karadeniz’den başladıklarını bir hafta önce Boğaz’ı geçerek Marmara’ya geldiklerini anlattı.

Doç. Dr. Yücel, son duruma ilişkin şu bilgileri verdi:

“Marmara’da müsilaja neden olan fazla azot ve fosfor yüklerinin varlığının denizin içinde birikmiş olması sorunu hala devam ediyor. Bunun dolaylı bir sonucu olarak fazla biyolojik üretkenlik ve son yıllarda bunun bir sonucu olan oksijen azlığı durumu da giderek kötüleşerek devam ediyor. Genellikle deniz ekosistemlerinde yaz ve yaz sonuna doğru oksijen azlığı durumu iyice akutlaşır, artar. Marmara’da şu an maalesef bunu görmekteyiz. Son yıllarda yaz aylarında gözlemlediğimiz oksijen değerleri ile benzer ya da daha aşağıda oksijen değerlerine sahip Marmara. Müsilaj bunu daha iyiye götürmemiş durumda.”

“Ölçümlerimizde müsilaja dair bir bulanıklık verisine ulaşmadık”

Çalışmalarının bu bölümüne kadar İstanbul’un güneyi ile İzmit Körfezi gibi alanlara yoğunlaştıklarını belirten Doç. Dr. Yücel, “Bu alanlarda müsilaj neredeyse kalmamış durumda. Bunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Denizin içinde 15-20 metre derinlikte müsilajı oluşturan organizmalar çok aktifti haziran başında. Haziran sonuna doğru aktivitelerini biraz durdurduğunu belirtmiştik. Özellikle temmuz ve ağustos boyunca aktivitelerini iyice durdurduğu anlaşılıyor. Çünkü şu an itibarıyla ölçümlerimizde müsilaja dair bir bulanıklık verisine ulaşmadık. Aldığımız örneklerde de gözle görülür derecede bir müsilaj varlığına açıkçası rastlamadık. Bu haziran başındaki durumla epey bir karşıtlık içeriyor. Müsilajın önemli bir bölümünün ya Marmara’dan Ege’ye doğru taşınmış olduğu görülüyor ya da bakteri tarafından bozulmuş olduğu anlaşılıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

“Müsilajı yüzeyde, 15-20 metrede göremiyoruz. Acaba derinlere mi indi?” diye de araştırdıklarını ifade eden Doç. Dr. Yücel, “Şu ana kadar aldığımız, özellikle yüzey sedimanı örneklerinde de müsilajın depoze olduğunu gözlemlemedik, böyle bir veriye ulaşmadık. Önemli bir bölümü muhtemelen ya bakteri tarafından bozulmuş durumda ya da yüzeydeki Karadeniz’den Marmara kanalı ile Ege ve Akdeniz’e akan akıntı kanalıyla taşınmış durumda.” dedi.

“Balığın girebileceği kadar oksijen yok”

Doç. Dr. Mustafa Yücel, Marmara Denizi’ndeki müsilajın varlığının azalmasının yanı sıra çok daha önemli olan bir soruna işaret ederek, şunları söyledi:

“Müsilaj artık gözle görülebilir derecede değil Marmara’da ancak bu sorunun bir yere gittiği anlamına gelmiyor çok ciddi bir oksijen azlığı problemi var. Özellikle bulunduğumuz ay içinde oksijen azlığı iyice artmış durumda. Şöyle bir örnek verelim; daha önceki araştırmalarımızda yüzeydeki 25-30 metreden sonra balığın gireceği kadar oksijen kalmadığını hep aktarıyorduk. Bahar ve kış ayları için bir gözlem bu. Ama yaz sonu itibarıyla biraz da mevsimsel döngünün de etkisiyle bunun iyice arttığını görüyoruz. 20 metreden sonra oksijen o kadar azalıyor ki bir balığın girebileceği kadar oksijen yok. Kış aylarıyla beraber suyun soğumasıyla bir artış bekliyoruz ama mevsimsel döngüsü itibarıyla bu aylarda yüzey sularındaki oksijen baskısı iyice artmaya başlıyor. Şu an son durum bu şekilde.”

Bilim-2 Gemisi’nin yaklaşık 10 gün daha Marmara Denizi’nde araştırmalara devam edeceğini daha sonra Çanakkale Boğazı ile Ege’de araştırmalarını sürdüreceklerini aktaran Doç. Dr. Yücel, çok değişik teknoloji ve aletler kullandıklarını, birçok örnek aldıklarını, müsilajı takip etmeye daha da önemlisi Marmara’yı bu duruma getiren koşulları araştırmaya ve incelemeye, bunları tahmin edebilecek öngörü modellerini geliştirmeye devam edeceklerini sözlerine ekledi.

İZMİR (AA) – Tüpraş, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ARI Teknokent ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Teknokent’te bulunan Veri Analitiği Merkezleri ile veriden değer yaratmaya yönelik yatırımlarını pekiştirerek rafineri operasyonlarını destekliyor.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, Tüpraş, dijital dönüşüm yolculuğu kapsamında gerçekleştirdiği yenilikçi ve öncü çalışmalarına devam ederken mevcut projelerini geliştirmeyi de sürdürüyor.

Veriden değer yaratmaya yönelik yatırımlarını güçlendiren şirket, İTÜ, ODTÜ, İTÜ ARI Teknokent ve ODTÜ Teknokent ile gerçekleştirdiği iş birlikleri sayesinde çalışmalarını dış kaynaklarla entegre bir hale ve sürdürülebilir bir boyuta taşıyor.

Tüpraş, her iki teknokentte yer alan Veri Analitiği Merkezleri’nde görevli dijital veriyi anlamlandırıp yorumlayan ‘Veri Bilimciler’ ile verinin etkin kullanımına olanak sağlıyor. Büyük veri altyapısının ve veri analitiği projelerinin yönetildiği Veri Analitiği Merkezleri’nde, veriden değer yaratma kültürünün ve becerisinin olgunlaştırılması ve kalıcı hale getirilmesi amaçlanıyor.

Uzman veri bilimciler, “Analitik Tüpraş” programı kapsamında her departmanda “Sivil Veri Bilimci” tabir edilen öncü iş uygulama ekipleri yetiştirmeye destek vererek veriyi demokratikleştirmede de önemli bir rol oynuyorlar. Aynı zamanda, Tüpraş'ın rafineri sahalarındaki çalışmaların desteklenmesi ve planlanması, üretim ve proses güvenliği konularında olası risklerin en aza indirilmesi öncelikleri de başarıyla yürütülüyor.

Tüpraş’ın rafinerilerinde, her gün 150 bin sensörden yaklaşık 650 milyon satır veri işleniyor ve şirketin büyük veri altyapısında işlenerek sürdürülebilir katma değere dönüşüyor.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Tüpraş Genel Müdür Yardımcısı Doğan Korkmaz, veri analitiği çalışmaları kapsamında rafineri çalışanlarının ihtiyaçlarını ve problemlerini anlamak amacıyla uzun saha görüşmeleri gerçekleştirdiklerini kaydetti.

Yetkin kaynaklara erişimle üniversite ve start-up’lara yakın olabilmek amacıyla ODTÜ ve İTÜ'de kurdukları veri analitiği merkezlerinde görevli doktora veya yüksek lisans öğrencilerinden oluşan veri bilimci ekiplerinin birçok önemli projeyi hayata geçirdiğini ifade eden Korkmaz, şu değerlendirmelerde bulundu:

"İTÜ ve ODTÜ ile enerji sektöründeki çalışmalarımızı, dünyanın önde gelen şirketlerinin gündeminde önemli yer tutan ve tüm sektörleri derinden etkileyen dijital dönüşüm alanına taşıyarak iş birliğimizi daha da güçlendirdik. Bu kapsamda, iş yaşamını değiştirecek dijital dönüşüm uygulamalarından üretim süreçlerimizi etkileyen Endüstri 4.0 yaklaşımına kadar, geniş bir yelpazede teknoloji projeleri yürütüyoruz. Veri analitiği merkezlerimizde faaliyet alanlarımıza yönelik, ilgili öğretim üyeleri ile üniversite- sanayi iş birliğiyle ortak çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Ayrıca, İTÜ ve ODTÜ’de ilgili bölümlerle teknokent ekosisteminde ortak projeler yürütmeyi, eğitim programları ve etkinlikler düzenlemeyi hedefliyoruz. Girişimcilere yönelik start-up programları geliştirmek veya mevcut programlara dahil olmak, araştırma faaliyetlerimizi destekleyecek nitelikli insan kaynağına erişim desteği almak ve sektörel Teknokent Kuluçka Merkezi ve benzeri yapılar oluşturmaya yönelik iş birlikleri oluşturmak da planlarımız arasında yer alıyor.”