Ak Parti Haberleri

Ömer Çelik: “Türkiye burada en güçlü sınavı vermektedir”

ANKARA (AA) – AK Parti Sözcüsü , Kaşıkçı cinayetine ilişkin, “Kimseyi peşinen suçlamıyoruz ama hiçbir şeyin örtülmesine de müsaade etmeyeceğiz.” dedi.

Çelik, Türkiye Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında, parti genel merkezinde gerçekleştirilen AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı devam ederken düzenlediği basın toplantısında açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

Çelik’e, Cemal Kaşıkçı cinayetine ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının açıklamaları hatırlatılarak, Türkiye’nin beklentilerinin karşılanması için bundan sonra atılacak adımların ne olacağı soruldu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuya ilişkin takvimin nasıl işlediğini açıkladığını ve beklentilerin ne olduğunu sıraladığını hatırlatan Çelik, “Bir, Kaşıkçı’nın cesedi nerededir? Bunu açıklaması gereken yetkililer, bu işi yapanlar Suudi Arabistan makamlarının elindedir. Olayın üzerinden bu kadar zaman geçmiştir. Bunu öğrenememeleri diye bir şeyin söz konusu olmadığını düşünüyoruz. Çünkü olayın gerçekleştiği sırada binada bulunan başkonsolos da ülkesine dönmüştür. Başkonsolostan bu bilginin rahatlıkla alınabileceğini biliyoruz.” dedi.

Çelik, şöyle devam etti:

“İkinci olarak, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı tarafından söylenen, Türkiye’deki yerli iş birlikçi kimdir? Üçüncüsü, bütün uluslararası kamuoyunun dikkat ettiği şey şu; bu talimatı kim vermiştir? Bu yüksek düzeyden bir talimat verilmeden gerçekleştirilecek bir eylem değildir. Eylemin organizasyonu, önceden planlanmış olması ki önceden planlandığını Suudi Başsavcısı da söylüyor. Bu kadar hunharca bir şekilde, girer girmez öldürülmüş ve daha sonra parçalara ayrılmış. Bu kadar vahşi, bu kadar alçakça bir eylem ne kadar zamanda organize edildi ve bunlar kimler, bu talimatı verenler kimler? Bunu net bir şekilde görmek durumundayız. Baştan beri söylüyoruz, kimseyi peşinen suçlamıyoruz ama hiçbir şeyin örtülmesine de müsaade etmeyeceğiz.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “olayı bizzat takip ettiği ve bu olayın örtülmesine müsaade etmeyeceği” yönündeki açıklamalarına değinen Çelik, “Bir, cesedin yerini öğrenmek istiyoruz, iki, bunu yapanlar Suud makamların elindedir, bunların ifadelerinin bizim adli makamlarımızla paylaşılmasını istiyoruz. Üç, yerli iş birlikçinin kim olduğunun makamlarımıza iletilmesini bekliyoruz. Türkiye Cumhuriyeti toprakları içerisinde gerçekleşmiştir bu eylem. Dolayısıyla bu şahısların adil ve şeffaf şekilde yargılanması için bu yargılamanın İstanbul’da yapılması gerekir.” diye konuştu.

Suudi Arabistan’dan yapılan açıklamaları hatırlatan Çelik, “Durum ortadadır. Bu, sadece şekli unsurları gündeme getirilerek konuşulacak bir konu değil. Burada çok vahim, çok komplike bir olay var. Dolayısıyla şöyle bir şey olması gerekir. İstanbul’da yargılanmalıdır. Adil, şeffaf bir yargılama bütün dünyanın gözü önünde olmalıdır. BM, AB’nin insan haklarıyla ilgili kurumları da gelir, izlerler. Bütün dünya, bunu çok net bir şekilde görür. BM’den de sık sık çağrı yapılıyor. Adil ve şeffaf bir yargılamanın ortaya konulması için. Bütün deliller, kanıtlar ortaya dökülür ve dünya bu konudaki soru işaretlerinin ortadan kaldırılması yönünde bu süreci izlemiş olur. Bunlar yapılmadığı müddetçe bu spekülasyonlar artacak. Bu mesele gündemden düşmeyecek hiçbir şekilde.” ifadelerini kullandı.

– “Türkiye burada en güçlü sınavı vermektedir”

Fransız Dışişleri Bakanının, “Bu soruşturma, Sayın Erdoğan’ın baskısı, dirayeti ve uluslararası baskıyla yürüyor.” yönündeki açıklamaları ile New York Times’ta çıkan makaleye işaret eden Çelik, bütün dünyada bunun örtbas edilmemesi, olayın açığa çıkarılması için bu kadar yüksek performans ortaya konulmasının arkasındaki iradenin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olduğunun yazılıp çizildiğine dikkati çekti.

Çelik, “Burada, bu konuda hukuktan yana olmaksa mesele, mesele bir gazetecinin bir hayat hakkını savunmaksa, ifade hürriyetini savunmaksa Türkiye burada en güçlü sınavı vermektedir. Dünyanın pek çok tarafında geçerli olabilecek siyasi rüşvetlerin Türkiye’de söz konusu olmadığını pek çok kimse yazıyor, net bir şekilde bunu ortaya koyuyor. Hatta Cumhurbaşkanımız, ‘bu talimatı kim vermiştir?’ dediğinde Başkan (Donald) Trump çıktı, ‘Erdoğan, çok sert bir açıklama yaptı’ dedi, Suud makamlarına karşı. Halbuki ortada sert bir açıklama yok. Birileri geri durduğu zaman biz hukuktan, haktan yana bu duruşumuzu sürdürüyoruz.” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu kronolojiyi hiç takip etmediğini dile getiren Çelik, şöyle konuştu:

“Önüne ne koyulursa onu okuyan, herhangi bir siyasi tasarrufta bulunmayan bir genel başkan ile karşı karşıyayız. Bu kronolojiyi hiç takip etmediği, olayın nasıl olduğuna dair en temel bilgilerden yoksun olduğu görülüyor. Dünyada herkes bu şekilde takdir ederken bir tek Kılıçdaroğlu utanmadan ‘Sayın Erdoğan cinayetten haberdardı, cinayeti bilen birisiydi’ diyor. Dünyada herkes tam tersini söylerken, hatta Türkiye’nin azılı düşmanları, azılı muhalifleri bile bu soruşturmada Cumhurbaşkanımızın tavrını, Türkiye’nin tutumunu takdir ederken, dünyada bir tek Kılıçdaroğlu’ndan böyle bir kara propaganda unsuru gündeme geliyor. Bu cümleyi söylemiştir, bu cümleyi söyleyen birisi Kaşıkçı cinayetini örtbas etmek istiyordur. Bu söylemin başka bir izahı olamaz. Bu kadar mesele varken, bu kadar gayret gösterilirken, tutup da kendi ülkesinin Cumhurbaşkanını, kendi ülkesini bütün dünya, Türkiye’nin tamamı, başka türlü düşünürken bu şekilde itham etmek ancak örtbas etmek isteyenin birisinin tavrıdır. Kılıçdaroğlu’nun bu meseleyi örtbas etmek gibi bir gayret içerisinde olduğu açık ve nettir.”

Kılıçdaroğlu’nun “Bize bu kasetler niye dinletilmiyor?” dediğini aktaran Çelik, burada devletler arası münasebetlerdeki paylaşımlardan söz edildiğini vurguladı.

Çelik, “Diyelim ki paylaşılacak olsa Sayın Kılıçdaroğlu ile bu şekilde kendi devletini, kendi Cumhurbaşkanını suçlamak için duygusal angajmana girmiş, bunu takıntı haline getirmiş birisiyle bunu nasıl paylaşacaksınız? Bu bir espiyonaj faaliyetidir. Kendi ülkesi değil, dış ülkelere ihbar etmek için kendi ülkesine ‘çadır devleti’ diyen bu. ‘Bu cinayetin bilindiğini’ söyleyen bu.” değerlendirmesinde bulundu.

Kılıçdaroğlu’nun bu sözlerinin hiçbir şekilde itibarının olmadığını belirten Çelik, “Eğer bu kişi Türkiye’nin ikinci partisinin genel başkanı olarak ciddi alınsaydı bu sözlerden sonra yer gök inlerdi, ‘bu kadar yalan üst üste nasıl söylenebiliyor, kendi ülkesini nasıl bu şekilde itham edebiliyor’ diye ama net bir durum var ortada, kimse ciddiye almadığı için hiç kimse bu sözlere itibar etmediği için gündem bile olmuyor.” ifadesini kullandı.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Suud Kralı bize para vermez diye bu mesele örtbas edildi. Bu kişilerin gitmesine izin verildi” şeklindeki sözlerine ilişkin Çelik, “Bu ruh hali iyi bir ruh hali değil, bu şahsiyetli bir ruh hali değil, bu ahlaklı bir ruh hali değil. Bu kendi ülkesinin onurunu ve haysiyetini düşünen bir insanın ruh hali değil. Bu, çok tehlikeli bir ruh hali. Kendi ülkesini sürekli olarak zor duruma düşürmek isteyen, kendi ülkesine karşı artık duygusal angajmana girmiş birisinin ruh hali.” dedi.

Çelik, Kılıçdaroğlu’nun “Gitmelerine niye izin verdiniz?” sözlerini dile getirirken, “Bu olayla ilgili bir ihbarda bulunulmuş değil. Olayla ilgili bir şüphe yok, bir arama kararı yok. Hukuk, emniyet ve istihbarat birimleri adli otoritenin talimatlarıyla çalışıyorlar.” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu’nun örnek verdiği 1942’de Irak Konsolosluğu ile ilgili bir olayı örnek gösterdiğini bu olayda konsolosluk içinden dışarıya doğru ateş edildiğini, olayda bir kişinin vefat ettiğini ve otoritelerin de “bu ateş edeni verin” diyerek aldığını aktaran Çelik, “Ortada açık ve görünen bir saldırı var.” dedi.

Ömer Çelik, “İkincisi de Alman Konsolosu’na suikast düzenlemek isteyen birisi, daha sonra bir grup Rus Konsolosluğuna sığınıyor, etrafı sarılıyor ve ‘bunlar bize teslim edilsin’ diyor. Ortada açık bir eylem var. Zaten açık bir eylem olduğu zaman bu açık eyleme bilinen ve görünen bir eyleme, ispat edilebilen bir eyleme dönük olarak müdahale hakkında Viyana Sözleşmesi cevaz veriyor ama ortada böyle bir durum yok. Son derece komplike, istihbarat, emniyet birimlerinin çok yoğun çalışmasıyla bir sürü kamerayı bir sürü delili tekrar tekrar gözden geçirmesiyle ortaya çıkarılmış bir durum var. Ta baştan Türkiye’yi suçlamak için angaje olmuş ve bu şekilde bu meseleyi yönetmeye çalışıyor.” değerlendirmesini yaptı.

– Hukuki kurallar belli

Kılıçdaroğlu’nun “niçin geç girildi” dediğini de aktaran Çelik, “Nasıl gireceksiniz? Hukuki kurallar belli. Suud yetkililerine ilk andan itibaren başvurulmuş. Ne zaman buna izin vermişlerse, tabii baskı yapılmış, yoğun bir diplomatik çaba gösterilmiş, en sonunda girilmiş. Burada Türkiye’nin eksik yaptığı bir iş yoktur.” dedi.

Kılıçdaroğlu’nun “Suudi Arabistan’dan çıkar elde etmek için bu meseleyi örtbas ediyorsunuz” sözlerini de aktaran Çelik, “Kendi zihnindekini bize yansıtıyor. Kendi zihnindeki birtakım alışkanlıkları, Cumhurbaşkanımıza, Türkiye’ye, AK Parti’ye yansıtmaya çalışıyor.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuya ilişkin açıklamalarını dile getiren Çelik, “Bu kadar net. Bununla gurur duyacağına, Türkiye’nin yaptığı iyi işlerle gurur duyma kapasitesini kaybetmiş, gurur duyma duygusunu kaybetmiş bir genel başkanla karşı karşıyayız. Türkiye ile ilgili gurur duymuyor. Türkiye ile Suriye arasında bir mesele olduğu zaman Esad’la gurur duyuyor Türkiye ile gurur duyamıyor.” ifadelerini kullandı.

Ömer Çelik, şunları kaydetti:

“Ne zaman Türkiye’nin başka bir dış odakla bir problemi olsa CHP Genel Başkanının durduğu yer otomatikman hiç tartışmaksızın Türkiye’nin karşısındaki odak oluyor. Dolayısıyla çok ağır bir problemle karşı karşıyadır CHP Genel Başkanlığı. Bu problem, kendilerinin çözmeleri gereken bir problemdir. Biz her zeminde cevap veririz ama bu Kaşıkçı olayı ile ilgili yaptığı ithamlar baştan aşağı yalandır. Dünyada hiç kimse, bu iddialarda bulunmamıştır, tam tersine Cumhurbaşkanımızın bu iradesiyle ortaya koyduğu dirayetle oluşturduğu bu soruşturmanın gittiği Batı basınında yazılıyor, Batılı liderler tarafından ifade ediliyor. En son dörtlü zirvede de bu ifade edildi ve Türkiye’ye teşekkür edildi. Ne olursa olsun Kaşıkçı meselesinde hep beraber göreceğiz, ne varsa Türkiye ortaya çıkaracaktır. Başkaları, başka saiklerle unutturmaya çalışabilirler, hafifletmeye çalışabilirler, örtbas etmeye çalışabilirler ama Cumhurbaşkanımızın iradesi, kurumlarımızın iradesi sayesinde bunu yapanların kim olduğu bilindiği gibi bu eylemi nasıl yapıp nasıl organize oldukları ve buna talimat verenin kim olduğu net bir şekilde ortaya çıkarılacaktır.”

(Sürecek)

Posted on