Sal. Ara 10th, 2019

On Birinci Kalkınma Planında yer alan enerji hedefleri 'gerçekçi'

Dr. Terzioğlu “2023 için 110 bin megavatlık kurulu güç hedefini gerçekçi ve ulaşılabilir buluyoruz. Özel sektör eliyle, teşvik mekanizmasıyla ve yenilenebilir enerji teknolojilerindeki maliyet düşüşleriyle bu rakama ulaşılabilir.” dedi.

ANKARA (AA) – Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Verimlilik, Maden ve Enerji Yönetimi Komitesi Başkanı Dr. Cihad Terzioğlu, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk kalkınma planı olan 2019-2023 dönemini kapsayan On Birinci Kalkınma Planı’nda yer alan enerji ve madencilik hedeflerinin gerçekçi ve ulaşılabilir olduğunu ifade etti.

Terzioğlu, On Birinci Kalkınma Planı’nda yer alan enerji projeleri hakkında AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye’nin 2008’deki kurulu gücünün 41 bin 817 megavat olduğunu hatırlatan Terzioğlu, bu rakamın sadece 10 yılda yüzde 100’ün üzerinde artış gösterdiğini belirtti.

Terzioğlu, “2023 için 110 bin megavatlık kurulu güç hedefini gerçekçi ve ulaşılabilir buluyoruz. Özel sektör eliyle, teşvik mekanizmasıyla ve yenilenebilir enerji teknolojilerindeki maliyet düşüşleriyle bu rakama ulaşılabilir” dedi.

Yenilenebilir enerjide de kurulu gücün 2008’de 14 bin 283 megavat olduğuna dikkati çeken Terzioğlu, burada yüzde 200’e yakın artışla 42 bin megavata ulaşıldığını hatırlattı.

Terzioğlu, bu artıştaki en büyük sebeplerden birinin Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizması (YEKDEM) olduğunun altını çizerek, “YEKA ihaleleri rüzgarda da çok ciddi talep gördü. Offshore yani denizaşırı rüzgar YEKA ihalesi de planlanıyor. Jeotermal ve biyogaz enerjisindeki potansiyellerimizin hayata geçmesi de önemli. Özellikle güneş enerjisinde çatı ve cephe yönetmeliğiyle hayata geçecek potansiyelle birlikte yenilenebilir enerjide hedeflenen kapasite artışı yakalanabilir.” diye konuştu.

Güneş enerjisi yatırımcılarının uzun zamandır ümitle beklediği aylık mahsuplaşma düzenlemesinin yürürlüğe girdiğini vurgulayan Terzioğlu, “Daha öncesinde çatılara ve cepheye güneş enerjisi kurmak geri dönüş anlamında 8 ile 10 yıl arasındayken bugün itibarıyla İstanbul çevresinde yaptığımız fizibiliteler 5 ile 6 yılı gösteriyor.” ifadelerini kullandı.

Terzioğlu, bu nedenle güneş enerjisinin çatı ve cephelerde kullanılmasında da çok ciddi bir artış olacağını düşündüklerini dile getirerek, “Bir diğer önemli husus ise bir megavat lisanssız kurulu güç sınırının 5 megavata çıkarılması. Tüm bunları düşündüğümüzde yenilenebilir enerjideki kurulu gücün bu artışı göstereceğini söyleyebiliriz.” değerlendirmesinde bulundu.

Güneş enerjisinde yerli ekipman oranı artıyor

On Birinci Kalkınma Planı’nda yenilenebilir kaynakların elektrik üretimindeki payının 2018’deki yüzde 32,5’lik seviyeden 2023’te yüzde 38,8’e yükseltilmesinin hedeflendiğini hatırlatan Terzioğlu, Türkiye’de 30’dan fazla güneş panel fabrikası kurulduğunu söyledi.

Terzioğlu, Türkiye’de halihazırda hücre fabrikalarının da kurulduğuna dikkati çekerek, “Yapılan YEKA ihalelerinde, şartlardan biri fabrika kurulması, en az yüzde 50-60 oranında yerli üretim olması ve yerli mühendislerin çalıştırılmasıydı. Dolayısıyla YEKA’ların hayata geçmesiyle ve maliyetlerin düşmesiyle yenilenebilir enerjide, rüzgarda ve güneşte yerli ekipman üretimi artacak.” diye konuştu.

Yenilenebilir enerjide yerli payının ciddi oranda artmasını beklediklerini açıklayan Terzioğlu, rüzgarda 7 bin megavat, güneşte de 5 bin megavat kurulu güce ulaşıldığını vurguladı.

Terzioğlu, bu kurulun gücün yan sanayinin gelişmesine vesile olduğuna değinerek, şöyle devam etti:

“Bugün Türkiye’de ciddi manada yenilenebilir enerji müteahhitleri ve üretim tedarikçileri var. MÜSİAD üyelerinin arasında da kablo üreticileri, elektrik şalt malzemeleri, taşıyıcı ayak malzemeleri ve güneş paneli üretenler var. İki yıl önce Çin’den gelecek güneş panellerine anti-damping geldi. Dolayısıyla bu ek vergi yükü nedeniyle içerde üretim gayreti arttı. Gelecekte ise içerdeki ürünlerin komşu ülkelere, Kuzey Afrika’ya, Ortadoğu’ya satılma potansiyelleri var. Bu yıl Ukrayna pazarı büyük rağbet görüyor. Yenilenebilir enerjideki yerli ekipman payının, güneşte daha çok olmak kaydıyla rüzgarda da olacağına inanıyorum.”

Madenciliğe daha fazla efor harcanmalı

Türkiye’nin kalkınma planı çerçevesinde madencilikte 2023 itibarıyla, 10 milyar dolarlık ihracat hedefi olduğunu belirten Terzioğlu, enerjide atılan iradeli ve kararlı adımların madende de atılması gerektiğini söyledi.

Terzioğlu, maden sektöründe faaliyet gösteren dernek üyelerinin de beklentileri olduğunu anımsatarak, şunları kaydetti:

“Özellikle ruhsatlandırma süreçlerindeki bürokratik engellerin azaltılması, mevzuatın kolaylaştırılması ve maden aramalarındaki arama faaliyetlerine ilişkin destek mekanizmasının oluşturulması, tıpkı yenilenebilir enerjiye destek mekanizması gibi bekleniyor. Kalkınma planında, arama ve rezerv raporlarının uluslararası standartlara uygun şekilde hazırlanmasının hedeflenmesi, stratejik rezerv, stok, ihracat kısıtlamaları konularında düzenlemeler yapılması ve maden arama risklerini mali açıdan azaltacak bir mekanizma oluşturulması gibi önemli konular var. Bunlar aslında madenle ilgilenen tüccarların en çok risk taşıdığı mali konularla ilgili pozitif bir resim ortaya koyuyor. Bu hedef ulaşılabilir bir hedef ama tıpkı enerjideki gibi kararlı bir duruş gerektiğine inanıyoruz. Maden malum biraz geriden geliyor. Enerji ihtiyacımız uzun yıllardır çok tartışılıyordu bu nedenle enerji bir adım öndeydi. Ama şu anda Türkiye, enerji arz ve güvenliğini sağlamış bir ülke. Bu nedenle artık vaktimizi, eforumuzu ve enerjimizi daha çok maden alanına harcamamız gerektiğini düşünüyorum.”

Türkiye’nin linyit rezervlerini çıkarma ve üretme konusunda kararlılıkla ilerlediğini belirten Terzioğlu, bu konuda aramaların artırılması gerektiğini, yenilenebilir enerji kadar yerli enerjinin de önemli olduğunu söyledi.

Terzioğlu, yerli kaynakların çevreye uyumlu ve temiz şartları sağlayacak şekilde çıkartılması ve kullanılması gerektiğine dikkati çekerek, yapılan her çalışmada, hem arama hem çıkarmada çevre şartlarına maksimum uyumlu şekilde hareket edilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Kömür alanında birçok teknolojik gelişme olduğunu anımsatan Terzioğlu, “Bunları da göz önünde bulundurarak yerli kömürün kullanılması taraftarıyız. Zira bu 80 milyonun zenginliği, bunu kullanmak zorundayız. Çünkü ithalat artışından ve kurdaki dalgalanmadan dolayı cari açıkta ciddi artış görüyoruz.” ifadelerini kullandı.

Nükleer hedefler ve güvenlik

Terzioğlu, kalkınma planında özellikle nükleer enerjiye de değinildiğini belirterek, Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin (NGS) 2023’te ilk ünitesinin tamamlanarak elektrik üretimine başlama hedefine planda yer verildiğini hatırlattı.

Akkuyu’nun yanı sıra iki NGS kurulumu için çalışmaların devam edeceğine dair hedeflerin de planda yer aldığını ifade eden Terzioğlu, “Burada, nükleer teknolojide dışa bağımlılığı azaltacak teknoloji transferini gerçekleştirme hedefi de yer alıyor. Türkiye yıllardır hem Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bünyesindeki Nükleer Projeler Dairesiyle hem de Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’nun gayretleriyle bir noktaya geldi. Son dönemde Nükleer Düzenleme Kurumu kuruldu. Bazı eğitim ve sertifikalandırma hizmetleri için Nükleer Teknik Destek AŞ de kuruluyor. Özellikle denetim, analiz ve sertifikalandırma çalışmaları için ticari düşünebilen, hızlı olabilen ve bürokrasiden uzak bir yapımız da oluyor. Türkiye bu iki adımı da attı. Bu bağlamda kalkınma planında yer alan nükleer hedefleri gerçekleşebilir görüyorum.” diye konuştu.

Terzioğlu, dünyada bugün 400’ün üzerinde aktif nükleer santral olduğunu kaydederek, ciddi oranda da santral inşaatının bulunduğunu ifade etti.

Nükleerin, karbon emisyonu olmaması açısından çok kıymetli bir teknoloji olduğuna değinen Terzioğlu, Türkiye’nin nükleer santrale sadece elektrik santrali olarak bakmadığını aynı zamanda “teknolojide bir üst lige atılan adım” olarak nitelendirdiğini ifade etti.

Çernobil dizisi ve nükleer güvenlik

Terzioğlu, nükleer enerjinin güvenilirliğine ilişkin özel bir çalışma yapılması gerektiğini belirterek, Akkuyu NGS’nin teknolojik olarak en üst seviyede olduğunun altını çizdi.

Türkiye’den yüzlerce öğrencinin Rusya, Japonya ve Çin’de nükleer eğitim aldığını hatırlatan Terzioğlu, şunları kaydetti:

“Türkiye, nükleer enerjiyi elektrik üretiminde olmasa da tıpta yıllardır kullanıyor. Bu bağlamda altyapısı, mevzuatı ve güvenlik literatürü aslında oturmuş durumda. Uluslararası gelişmeler ve yaşanan kazalar ile iş sağlığı ve güvenliği dikkate alınarak bu yatırımların çevreci yaklaşımla devam etmesi gerekir. Çernobil gibi televizyon dizilerinin olmasından hoşlanıyorum. Gerçek sorunlara dikkat çeksin. Gerçekçi olmayan nedenlerden dolayı yatırımlar ötelenmesin. Çernobil, Fukuşima kazalarına baktığımız zaman gerçek sorunların çok da karmaşık, komplike ve önlenemez sorunlar olmadığını görüyoruz. Bizdeki santralin son teknoloji ürünü olması ve yaşanan kazalardan ders alınarak tasarlanması büyük önem arz ediyor. Nükleer güvenliğe ilişkin bildiğim kadarıyla bakanlık eğitim ve bilgilendirme çalışması hazırlıyor. Sivil tarafta da böyle bir çalışma olmalı. Bir nükleer santralin çevresine ve bölgesine müthiş ekonomik katkıları var. New York’taki Indian Point Nükleer Santrali bölgenin en çok vergi ödeyen şirketlerinden biri. Ayrıca direkt ve endirekt istihdamıyla ekonomiye, yüksek teknoloji sanayi ürünlerinin gereksinimi nedeniyle de sanayimizin gelişmesiyle çok büyük katkıları olacaktır.”

Terzioğlu, ayrıca, kalkınma planında yer alan İran ve Gürcistan elektrik iletim hatlarının tamamlanması, doğal gaz depolama tesislerine ilişkin yatırımlar ve LNG ile FSRU yatırımlarının da çok önemli olduğunu kaydetti.