Ordu Valisi Sonel: Allah rızası için şu maskelerimizi düzgün takalım

https://youtu.be/0gYmvyFGmvI
Ordu Valisi Tuncay Sonel:"Vatandaşlarımıza şunu söylemek istiyorum: Gelin, Allah rızası için şu maskelerimizi düzgün takalım, mesafe kurallarına uyalım, temizliğe dikkat edelim. Bunlara zaten dikkat ettiğimiz takdirde devletimiz ve milletimiz olarak bu salgın illetini hep beraber yeneceğiz"

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

Ordu’da İngilizce öğretmeni Muhammet Aydın, hazırladığı projeleri ve başarılı çalışmaları sayesinde, örnek çalışmaların görünür kılınması amacıyla düzenlenen “Global Teacher Prize” yarışmasında, 121 ülkeden başvuru yapan 8 bin 200 öğretmen arasında ilk 50’ye girerek finale kaldı.

Ünye Mehmet Necati Vidinli Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde görev yapan 38 yaşındaki Aydın, Hacettepe Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümünden 2005 yılında mezun oldu.

Sakarya, Ankara, Mardin ve Tokat’ta görev yapan Aydın, yaklaşık 6 yıldır da memleketi Ordu’nun Ünye ilçesinde mesleğini sürdürüyor.

Çoğunluğu sosyal farkındalık alanlarında olmak üzere ulusal ve uluslararası 52 projeye imza atan Aydın, Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı, Anne Çocuk Eğitimi Vakfı gibi çeşitli sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarında da yer aldı.

Aydın’ın, meslek liselerine yönelik ön yargıların kırılması ve yabancı dil öğrenmeye teşvik amacıyla hayata geçirdiği “İngilizce Sokakta” adlı projesi ise yurt içi ve yurt dışında çeşitli ödüllere layık görüldü.

Kendisini, “21. yüzyıl öğretmeni” olarak nitelendiren Aydın, çocukların ilgi ve ihtiyaçlarına yanıt verebilmek adına özellikle dijital alanda birçok eğitime katıldı.

Aydın, ayrıca yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sürecinde farklı illerden 1500 eğitimciye çevrim içi “Erasmus Plus” ve “e-Twinning” gibi konularda eğitim verdi.

İngiltere’de bulunan Varkey Vakfı tarafından organize edilen “2021 Global Teacher Prize” yarışmasına başvuran Aydın, 121 ülkeden 8 bin 200 meslektaşının arasında dünyanın en iyi 50 öğretmeni arasına girmeyi başardı.

Aydın, başarısını öğrencilerine ithaf etti

Muhammet Aydın, AA muhabirine, 16 yıldır mesleğini en iyi şekilde sürdürmeye çalıştığını söyledi.

“16 yıldır mesleğinin hakkını vermeye çalışan gönüllü bir öğretmenim.” diyen Aydın, ” Öğretmenim, derken kendimi hep eksik hissediyorum. Çünkü öğretmenlik gerçekten yürekten yapılan, gönüllü yapılması gereken bir meslek. Ve heybem dolu. 52 proje yaptım ama bu projelerin her biri kendi çapında etki sahanlığı çok geniş projeler. Yüreklere, hayatlara dokunan projeler.” şeklinde konuştu.

Aydın, kitap okumaya yönelik farkındalık yaratan projelerin yanı sıra annelere yönelik anne-çocuk eğitimleri de gerçekleştirdiğini aktardı.

Geçmişte korunmaya muhtaç çocukların hayat kalitesini arttırıcı, onları destekleyici projelere de imza attığını dile getiren Aydın, bu çocuklara yönelik duyarlılık ve farkındalık oluşturmak adına Türkiye’nin 7 bölgesindeki üniversitelerin gençlik kulüplerine rehberlik ettiği çalışmanın da sürdüğünü belirtti.

Yarışmada dünyada en iyi 50 öğretmenden biri seçildiğini, yeni incelemeler sonrasında ise ilk 10’a girecek öğretmenlerin açıklanacağını ifade eden Aydın, daha önce Türkiye’den 4 öğretmenin ilk 50’ye girdiğini kaydetti.

Aydın, Samsun’da harikalar yaratarak dünyanın en iyi ilk 10’una giren öğretmen Nurten Akkuş’tan aldığı ilhamla organizasyona başvuruda bulunduğunu, bu başarısını öğrencilerine ithaf ettiğini anlattı.

“Bugün dünyanın en iyi 50 öğretmeninden birisi olarak ilan edilmişsem, bu tamamen meslek lisesi öğrencilerinin benim yanımda oluşundan, ne yaparsam yapayım hem bana hem emeğe olan sadakatlerinden kaynaklanan bir durumdur. Yani benden çok onların emekleri ve bunu onlara ithaf etmek istiyorum.” ifadelerini kullanan Aydın, meslek lisesindeki görevine 6 yıl önce başladığını belirtti.

Aydın, “Sınıfa ilk girdiğim anı hiç unutamadım. Öğrencilerle göz göze geldiğim anda bana anlatılandan ziyade daha farklı bir öğrenci grubuyla karşılaştım. O çocukların parlayan gözlerinde samimiyet fark ettim. 6 yıldır o samimiyetin peşinden koşuyorum. Çok şükür o samimiyet, bugün beni dünyanın en iyi öğretmenlerinden birisi olarak temsil ediyor.” diye konuştu.

“Benim hayat amacım öğretmenlikti”

Aydın, meslektaşlarına, başarıya ulaşmak için pes etmemeleri ve kendilerine inanmaya devam etmelerini tavsiye etti.

Hayattaki amacına değinen Aydın, şunları kaydetti:

“Benim hayat amacım öğretmenlikti. Bunu çok erken yaşlarda fark ettim ve öğretmen olmak için çok bedeller ödedim. Öğretmenlikte kalmak, sadece öğretmen olarak hayatımı devam ettirmek istiyorum. Ömrümün sonuna kadar da hedefim bu. Bu yüzden öğretmenlerimizin, ‘Gerçekten benim hayat amacım öğretmenlik mi?’ sorusuna verdikleri cevap çok mühim. Eğer tam bir adanmışlıkla mesleklerini yerine getirirlerse önlerine çıkan bütün engelleri de aşabilirler.”

Aydın, “Bir öğrencinin sevgisi, öğretmeni Kaf dağının, hayallerinin ötesine kadar taşıyabilir, beni taşıdığı gibi. Bulundukları okul, bulundukları koşullar ne olursa olsun, onlar elindeki imkanların en iyisini değerlendirmek zorundalar.” dedi.

Ordu Üniversitesi (ODÜ) Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Hasan Burhanettin Kaptı, AA muhabirine, çocuklarda en sık gördükleri miyop, hipermetrop, astigmatın tedavisi ve tanısının önemli olduğunu söyledi.

Bu rahatsızlıklara daha küçük yaşlarda yüzde 20-25 civarında rastlanırken, okula başlama çağında daha sık karşılaşıldığına işaret eden Kaptı, kendilerini iyi ifade edemeyen çocukların rutin bir tarama programı kapsamında okula başlamadan önce göz muayenesi olmaları gerektiğini vurguladı.

Kaptı, ilk 6 aylık dönem ile 3 yaş civarı ve okula başlama çağında göz muayenesinin tavsiye edildiğini anlatarak, şöyle devam etti:

“Özellikle ‘ambliyopi’ dediğimiz göz tembelliğinin erken tanısı önemli. Çünkü bunun erken yaşlarda tedavisi mümkün. İleri yaşlarda göz tembelliği gözde kalıcı hasar bırakıyor. Erken tanı ve tedavi özellikle göz tembelliği açısından önemli. Çocuklar kendini ifade edemediğinden dolayı bazı belirtiler göz bozukluğunun habercisi olabiliyor. Televizyona yakından bakma, resim yaparken çok yakından kağıda, deftere gömülerek resim çizme gibi belirtirler kırma kusurlarının habercisi olabiliyor. Bunlar bizim ve aileler için uyarıcı bulgular. Böyle belirtiler varsa daha erken yaşlarda da bir göz muayenesi tavsiye ediyoruz. Ama hiçbir belirti olmasa bile bütün çocukların okula başlamadan önce mutlaka göz muayenesi olması önemli.”

Kaptı, kırma kusurlarının çocukların okuldaki başarısını etkileyebileceğine işaret ederek, “Aileler veya öğretmenler, ‘Çocuk tembel, kafası çalışmıyor.’ gibi yorumlayabilir. Halbuki bunun altında yatan bir kırma kusur olabilir. Okul başarısını mutlaka etkileyebilir. Arkadaşlarıyla ilişkisini etkileyebilir. Özellikle yakından dahi olsa tahtayı göremeyen çocuklar ve okul başarısı bozuk olan çocukların da mutlaka bir göz muayenesi olması gerekir. Bir göz bozukluğunun olmadığının ekarte edilmesi çok önemli bir husus.” diye konuştu.

Göz tembelliğinin sinsi seyrettiğini aktaran Kaptı, dışarıdan bakıldığında bunun fark edilemeyebileceğini ancak rutin göz muayenesi sırasında fark edileceğini dile getirdi.

Anne, baba, birinci derece yakınlarda bir göz bozukluğu, göz tembelliği öyküsü varsa bu durumun çocuklarda da görülebileceğini anlatan Kaptı, erken teşhis konulduğunda kapama veya gözlük tedavisiyle göz tembelliğinin önlenebildiğini kaydetti.

Kaptı, çoğunlukla bir belirti vermeyen göz tembelliğinde çocuğun, bir gözünü kapayarak okumaya veya televizyona, tablete bakmaya çalışmasının uyarıcı bir belirti olabileceğine dikkat çekerek, “Hatta göz tembelliği teşhisi konan çocuk varsa bunların kardeşlerinin de mutlaka göz muayenesi olması lazım. Çünkü onlarda da göz tembelliği olabilir.” değerlendirmesinde bulundu.