Osman Hamdi, Van Gogh ve Göbeklitepe, aynı sergide buluştu

İSTANBUL (AA) – Ataşehir Metropol İstanbul’da açılan sergide, “Yapay Zeka Van Gogh Veri Boyama Deneyimi”, “Şiirsel Yapay Zeka”, “Göbeklitepe Mimari Veri” ve “Osman Hamdi Bey Eserleri”nden oluşan dört farklı eser sanatseverlerin beğenisine sunuldu.

Serginin açılışında konuşan DasDas Sahne’nin kurucularından, oyuncu Mert Fırat, 4 yıl önce bu hayali gerçekleştirmek üzere Ferdi Alıcı ile yola çıktıklarını belirterek, “Biz DasDas olarak, böyle dijital bir sergi alanına dönüşmeyi çok değerli buluyoruz. Tam da pandemi nedeniyle sanattan bu kadar kopmuşken, uzaklaşmışken, İnsanlar birbirinden bu kadar uzaklaşmışken, yapay zekanın ve sanatın gücüyle, çok farklı disiplinlerin bir arada durabildiği bir paydada buluştuk. Bu tarafı bizi çok heyecanlandırıyor. Anadolu Yakası’nda Ouchhh’a ev sahipliği yapmak, Paribu’nun desteğiyle sizlerle buluşmak, bizi çok heyecanlandırıyor. Bu disiplinlerarası yolculuk şimdiden birçok insana ilham oldu, umarım olmaya da devam edecek. Katılımınız, burada olduğunuz ve bizleri desteklediğiniz için çok teşekkürler.” dedi.

Serginin yönetmeni, yeni medya sanatçısı Ferdi Alıcı da destek verenlere teşekkür ederek, “Şu anda izleyeceğiniz eserler aslında son 10 sene boyunca yaptığımız retrospektif çalışmalardan bir seçki ile iki eser. Sergiye ilk girdiğinizde, 2018’de Paris’te gerçekleştirdiğimiz, ‘Şiirsel Yapay Zeka’ eseriyle karşılaşıyorsunuz. Yaklaşık bir milyon kişi geleneksel sanatın merkezi Paris’te biletli deneyimledi 9 ay boyunca.” ifadelerini kullandı.

Sergide yer alan eserlere ilişkin bilgi veren Alıcı, şunları kaydetti:

“Van Gogh’un ömrü boyunca yaptığı tüm eserlerden oluşan bir veri setinin, yapay zekayla ilişkisinin gördüğünüz, yapay zekanın 12 milyar fırça darbesiyle olmayan, yeni Van Gogh eserlerini sarmalayan bir deneyim izleyeceksiniz. Göbeklitepe eserimiz de New York Times Meydanı, Barcelona, Londra ve Dubai’de sergilenmiş bir yapay zeka çalışması. Dünyadaki en eski bilinçle yapay zeka bir araya gelse ne olurdu? Bunu göreceksiniz. Son olarak da Osman Hamdi. Aslında geleneksel sanat en büyük ilham kaynağımız. Osman Hamdi de kendi topraklarımızdan yetişmiş en büyük sanatçılardan biri. Son iş olarak da dijital dünyanın ve teknolojinin sınırlarının zorlandığı, en yeni algoritmaların kullanıldığı, hem lokal hem global sanat eserlerinin deneyimlediğiniz, sanatın geçmişini ve geleceğini aynı kanvasta yaşadığınız, duvarların şeffaflaştığı ve mimari algının yok olduğu bir deneyim yaşayacaksınız.”

Serginin sponsorluğunu üstlenen Paribu CEO’su Yasin Oral ise farklı bir sanat deneyiminin yaşanacağına dikkati çekerek, “Normalde Paribu’nun DNA’sında sanat ve teknolojiye destek vermek her zaman vardı. Bu konuda sürdürülebilir şeyler yapmaktan gerçekten memnunuz. Dasdas ve Ouchhh ile bunu yapmaktan da memnunuz.” değerlendirmesinde bulundu.

Açılış konuşmalarının ardından tüm katılımcılar sergiyi birlikte ziyaret etti.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANKARA (AA) – ODTÜ URAP Koordinatörü Prof. Dr. Ural Akbulut, yapay zeka alanında Türkiye kaynaklı bilimsel makalelerin sayısını dünyadaki 136 ülke ile kıyaslayan araştırmanın sonuçlarını AA muhabirine açıkladı.

Çalışmalarında, Türkiye’de yüksek öğretimde yapay zeka araştırmalarının dünyada olduğu gibi genel bilgisayar bilimleri alt alanları arasında öne çıkan bir alan olduğunun görüldüğünü dile getiren Akbulut, şöyle devam etti:

“Türkiye’de yapay zeka araştırmaları gelişmiş ülkelere benzerlikler göstermekle birlikte farklılıklar da sergilemektedir. Örneğin, birçok ülkede araştırmacılar yayınlarını dergilerde olduğu gibi çalıştay, konferans, sempozyum gibi etkinliklerde bildiri olarak da yayınlamaktadır. Günümüzde üniversite sıralamaları çoğunlukla dergi yayınlarına ağırlık vermekle birlikte bilgisayar bilimleri gibi bazı alanlarda konferans bildirileri de dergi yayınları kadar önemlidir. Yapay zeka alanındaki araştırma çıktılarına bakıldığında, dünya genelinde, indislenen yayınların yüzde 36,9’u dergi yayını, yüzde 58,6’sı ise konferans bildirisi olarak yayınlandığı görülmektedir. Türkiye’de ise bu oran yüzde 58 dergi yayını, yüzde 39 konferans bildirisi olarak gerçekleşmiştir. Dergi makalesi oranının yüksek olduğu ülkelere bakıldığında bu durum sadece İran ve Türkiye’de yüksek farklılık olarak göze çarpmaktadır. “

URAP’ın her yıl dünya alan sıralaması yaptığını, bu yılki sıralamayı da yakında açıklayacaklarını belirten Akbulut, “Bu yılki dünya alan sıralamalarında, Türkiye’nin yapay zeka alanındaki bilimsel makale sayısında dikkat çekici sonuçlara ulaştık. Dünyada yapay zeka alanında bilimsel makale üreten ülkeler ile Türkiye’yi kıyaslayan bir sıralama yaptık. Buna göre, Türkiye yapay zeka alanındaki bilimsel makalelerin sayısı açısından 137 ülke arasında 13’üncü sırada yer aldı. Türkiye’nin sıralamadaki yeri itibarıyla gelişmekte olan ülkeler arasında en başarılı ülkelerden birisi olduğunu gösteriyor.” diye konuştu.

YÖK’ün çalışmaları önemli

Akbulut, yapay zeka alanında konferans bildirilerinin önemine işaret ederek, “Türkiye’deki araştırmacıların bu alanda önde gelen bilimsel toplantılara katılması, uluslararası çalışmalarda daha aktif rol almasını sağlayarak yapay zeka alanındaki yayınlarımızın güçlenmesini sağlayacak, bu da etki değeri olan yayın sayısının artmasına yol açacaktır.” dedi.

Ural Akbulut, yapay zeka araştırmacılarının bir kısmının akademik araştırmacı değil bilişim firması çalışanı olmasının, yapay zeka araştırmalarına özgü bir diğer boyut olduğuna dikkati çekti.

Yapay zekanın bilgi ve iletişim teknolojileri ile entegre olarak gelişmesi sonucunda bilişim firmalarının bu alanda yapılan yayınlarda, halen ağırlığı elinde tutan akademik kurumların yanında varlık göstermeye başladığını anlatan Akbulut, son 10 yıldaki yayınlara bakıldığında ABD’de bilişim firmaları tarafından yapılan yayınların yapay zeka alanındaki tüm yayınların yüzde 7,4’ünü oluşturduğunu aktardı.

Bu oranın Japonya’da yüzde 8.3, Almanya’da yüzde 8,4, Güney Kore’de yüzde 4,9, Türkiye’de ise yüzde 2.2 olarak gerçekleştiğini dile getiren Akbulut, şunları kaydetti:

“Akademik yayın ağırlığına bakıldığında Türkiye’de akademik kökenli yayınların payı yüzde 94,1’i bulmaktadır. Türkiye’de yapay zeka araştırmalarının üniversiteler yanında bilişim firmaları, kamu kurumları ve sivil toplum örgütleri tarafından yürütülmesi ülkenin yapay zeka alanında global ölçekte söz sahipliğini artıracaktır. Bu doğrultuda YÖK’ün Türkiye genelindeki üniversitelerde yapay zeka bölümleri kurmasına yönelik atılımların sürdürülmesi ve veri bilimi araştırmaları ile zenginleştirilmesi Türkiye için bu alanda çalışabilecek insan kaynağının yaratılması için önemli bir fırsattır.

Yapay zeka alanındaki bilimsel araştırmalar için en kısa sürede bu konuda başarılı olan üniversitelere ek araştırma bütçeleri verilmesi çok yararlı olacaktır. Üniversitelerde yapay zeka alanında çalışan akademisyenlerin uluslararası sempozyumlara katılarak uluslararası iş birlikleri geliştirmeleri için ek bütçe ayrılması önem taşımaktadır. Benzer şekilde bu alanda başarılı olan bilişim şirketlerine de teşvikler verilmesi ve mali kolaylıklar sağlanmasında büyük yarar vardır.”

İSTANBUL (AA) – İstanbul Bilgi Üniversitesi, kurduğu MIND Platformu ile insan haklarını yapay zeka alanında da korumayı amaçlıyor.

Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, İstanbul Bilgi Üniversitesi Bilişim ve Teknoloji Hukuku Enstitüsü bünyesinde kurulan MIND Platformu, yapay zeka sistemlerinin sunduğu fırsatların yanı sıra oluşturduğu bu riskleri de ele alarak STK'lar, akademi, mühendisler ve diğer teknik eğitimli kişiler, özel sektör, kamu kurumları, gençler ve çocukların da yer aldığı multidisipliner bir diyalog platformu oluşturmayı hedefliyor.

Hak temelli yapay zeka anlayışıyla yola çıkan MIND Platformu, insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü doğrultusunda yapay zekanın geliştirilmesi, tasarlanması ve uygulanması için hukuki bir çerçeve oluşturmayı amaçlayan Avrupa Konseyi Yapay Zeka Ad Hoc Komitesi'nin (CAHAI) çalışmaları kapsamında faaliyet gösteriyor.

Hak temelli yapay zeka Avrupa Konseyi'nin 3 temel standardı olan demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan haklarına atıf yapıyor. İnsan haklarına saygılı yapay zeka sistemleri, AİHS ve AİHM kararlarında yer alan insan hakları ile yeni teknolojilerle birlikte karşımıza çıkan ve doktrinde farklı adlar verilen yeni nesil insan haklarını temel alıyor.

İnsan onuru, zararın önlenmesi, insan özgürlüğü ve özerkliği, ayrımcılık yapmama, cinsiyet eşitliği, hakkaniyet ve çeşitlilik, şeffaflık ve açıklanabilirlik, veri koruması ve mahremiyet, hesap verebilirlik ve sorumluluk, demokrasi, hukukun üstünlüğü bu alanda CAHAI tarafından benimsenen kriterler arasında gösteriliyor.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Bilgi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Leyla Keser Berber, yapay zeka uygulamalarının günümüzde insan haklarına karşı oluşturduğu risklere dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Gerek geçtiğimiz haftalarda AB tarafından yayınlanan taslak yapay zeka regülasyonu gerek CAHAI tarafından üzerinde çalışılan bağlayıcı hukuk düzenlemesi, yapay zekanın birey ve toplumlar üzerinde yarattığı negatif etkileri bertaraf etmeyi veya minimize etmeyi amaçlıyor. Bu etkiler, bireyin düşünce ve ifade özgürlüğü, kişisel verileri, mahremiyeti, adil yargılanma hakkı gibi temel hak ve özgürlüklerinden başlayıp kitlesel gözetim, kitlesel profillenme, ayrımcılık, eşitsizlik, ön yargılı uygulamalara kadar uzanan bir yelpazede karşımıza çıkıyor. İnternette alışveriş yapan bireyin hangi ürünü satın alacağına, hangi müziği dinleyip hangi filmi izleyeceğine, hangi partiye oy vereceğine, kredi alıp alamayacağına, ne zaman öleceğine, kimi seveceğine kendi özgür iradesiyle değil de algoritmik yönlendirmelerle karar verdiği bir dünyada temel hak ve özgürlükler, demokrasi ve hukukun üstünlüğünü korumak ve sağlamak her zamankinden daha çok önem taşıyor."

Yapay zeka ile gerçekleştirilen içerik moderasyonu uygulamalarına yapılan itirazlarda muhatap bulunamamasının en sık yaşanan sorunlar arasında yer aldığını belirten Berber, "Bu algoritmalarla sosyal medya platformlarında hesapların kapatılması veya hukuka uygun içeriklerin nedensiz kaldırılması karşısında kullanıcılar muhatap bulamamaktan kaynaklı sorunlar yaşıyor. Algoritmanın aldığı kararlara karşı itiraz ve açıklama yapılmasını talep etme hakkını kullanan bireylere açık, basit, anlaşılabilir şekilde bilgilendirme yapılamaması veya hiç bilgilendirme yapılmaması karşılaşılan sorunlar arasında." ifadelerini kullandı.