Oyak Renault ve Bahçeşehir Üniversitesi'nden iş birliği

İSTANBUL (AA) – Oyak Renault Otomobil Fabrikaları ve Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) arasında, genç girişimcilerin projelerini değerlendirmeye ve geliştirmeye yönelik anlaşma imzalandı.

Oyak Renault'dan yapılan açıklamaya göre, Oyak Renault Otomobil Fabrikaları ile BAU ortaklığıyla dijital dönüşüm konuları ve genç yetenek programları hayata geçiriliyor. Proje kapsamında, BAU Teknoloji Transfer Ofisi'ne (TTO) bağlı genç girişimciler, Oyak Renault inovasyon laboratuvarı ve yazılım geliştirme topluluğuna dahil olabilecek.

Oyak Renault Genel Müdürü Dr. Antoine Aoun'un ev sahipliğinde düzenlenen programa, BAU Rektörü Prof. Dr. Şirin Karadeniz ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Tunç Bozbura katılırken, genç yeteneklere yönelik gerçekleştirilecek programlar, dijital dönüşüm konuları ve iş birliği fırsatları da ele alındı.

Oyak Renault İnsan Kaynakları ve Bahçeşehir Üniversitesi Kariyer Geliştirme ve Uygulama Merkezi'nin ortaklaşa hazırladığı, gençleri iş yaşamına ve hayata hazırlamak, kaynak kullanımı gibi önemli alanlardaki faaliyetlerin verimini, kalitesini karşılıklı olarak artırmanın hedeflendiği CO-OP İş Birliği Niyet Protokolü'nün imza töreni de gerçekleştirildi. Protokol kapsamında, gelecek dönemde üniversite stajı, tersine mentorluk, markalı dersler, tanıtım seminerleri gibi genç yetenek programlarında iş birlikleri yapılacak.

– "Gençleri desteklemeye devam edeceğiz"

Açıklamada programdaki konuşmasına yer verilen Oyak Renault Genel Müdürü Dr. Antoine Aoun, dijitalleşme ve inovasyon çalışmalarına her alanda hız veren Oyak Renault Otomobil Fabrikaları olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da gençleri desteklemeye, onların heyecanlarını Oyak Renault ailesinin bilgi birikimi ve Ar-Ge konusundaki deneyimiyle birleştirmeye devam edeceklerini bildirdi.

Bu kapsamda, Türkiye'nin en önemli üniversitelerinden biri olan Bahçeşehir Üniversitesi ile yapmış oldukları iş birliğinin kendileri için büyük önem arz ettiğini aktaran Aoun, "Umarım bugün önemli bir adımını attığımız bu iş birliğiyle sektörün ihtiyaç duyduğu donanımlı insan gücünün artırılmasına katkı sağlamanın yanı sıra katma değeri yüksek teknolojilerin oluşturulması için de önemli bir zemin hazırlamış olacağız. Bu projenin başlatılmasında emeği geçen, başta Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şirin Karadeniz'e, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Tunç Bozbura'ya, Bahçeşehir Üniversitesi'nin ve Oyak Renault'nun değerli yöneticilerine de huzurlarınızda teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı.

– "Ekosisteme pazar entegrasyonu kuvvetli girişimciler ile katkı sağlayacağız"

Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şirin Karadeniz de otomotiv sektöründe dünya çapında öncü bir marka olan Oyak Renault ile daha donanımlı, yenilikleri yakından takip eden ve girişimci yeni nesiller yetiştirme noktasında yapmış oldukları iş birliğine büyük önem verdiklerini vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Üniversitemiz, hem CO-OP eğitim modeli hem de Ar-Ge çalışmalarıyla ülkemizin girişimcilik ekosistemine en çok katkı sağlayan ilk 10 üniversiteden biri. Bu kapsamda, Oyak Renault iş birliği çerçevesinde de Ar-Ge projeleri, CO-OP (markalı dersler, staj, kariyer etkinlikleri, tersine mentorluk) ve girişimcilik alanında birlikte çalışmalar gerçekleştireceğiz. Bu anlamda ilk çalışma basamağımız, Oyak Renault üst yönetimiyle uygulanacak olan CO-OP tersine mentorluk sistemimizdir. İş birliğimizin diğer önemli basamakları ise Ar-Ge projeleri ile girişimcilik programları oluşturmaktır. Oyak Renault ile birlikte bünyemizde var olan interdisipliner çalışmalarımızı artırarak üniversite-sanayi iş birliği yaklaşımı çerçevesinde sürdürülebilir akıllı hareketlilik (smart mobility) başlıkları altında girişimcilik programları yürüterek ekosisteme pazar entegrasyonu kuvvetli girişimciler ile katkı sağlayacağız. Bu kapsamda, üniversitemiz ile Renault'un 'Renaulution' adını verdiği 5 yıllık strateji planları için insan kaynağı ve yetenek kazanımı konusunda da ortak çalışma alanları oluşturacağız. Bu iş birliğimizin başlatılması noktasında değerli katkılarından dolayı Oyak Renault Genel Müdürü Antoine Aoun başta olmak üzere, emek veren tüm ekibe de teşekkür ediyorum."

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şirin Karadeniz, Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından geliştirilip, geçen günlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla tanıtılan “Milli Sporcu Bursu” projesiyle ilgili AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

Proje kapsamında en fazla milli sporcuya burs veren kurumlardan olan Bahçeşehir Üniversitesinin rektörü Karadeniz, gençlerin spora veya akademik eğitime devam etme konusunda yaşadığı ikilemi Milli Sporcu Bursu uygulamasının ortadan kaldıracağını kaydetti.

Böyle bir projenin geliştirilmesi nedeniyle duyduğu memnuniyeti dile getiren Karadeniz, “Milli Sporcu Bursu, Gençlik ve Spor Bakanlığı’mızın vakıf üniversiteleriyle imzaladığı protokol kapsamında sağlanan bir olanak. Bu burs, hem akademik anlamda başarılı olarak üniversiteye yerleşen hem de milli sporcu olarak ülkemizi gururlandıran gençlerimizin eğitimlerine devam edebilmesi için geliştirilen bir proje. Bakanlığımız ile üniversitelerimizin bir araya gelmesinden çok memnunum. Milli Sporcu Bursu’yla gençlerimiz ikilemde kalmayacak, bir meslek sahibi olacak ve spor çalışmalarına da devam edebilecek.” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Karadeniz, üniversite olarak bundan önce de sporculara burs verdiklerini vurgulayarak, “Bu sene protokol kapsamında 9 milli sporcumuz üniversitemize yerleşti. Üniversitemizin kuruluşundan bu yana 244 sporcuya burs verdik. Bunların içinde E-spor gibi yeni alanlar da var. Aynı zamanda üniversitemizin takımlarında mücadele eden 80 sporcumuz var. Bunların da 43’ü basketbol, voleybol ve kayak gibi dallarda milli forma giymiş sporcularımız.” diye konuştu.

Gençlerin spor ile eğitim arasında bir tercih yapmasının anlamlı olmadığını aktaran Karadeniz, “Gençler için sadece akademik gelişim söz konusu değil. Bir gencin gelişmesinde fiziksel, entelektüel ve psikolojik gelişim de çok önemli. Üniversite sınavı söz konusu olduğunda eğitim ile spora ayrılan zaman dengelenmediğinde, gençlerimiz bu ikilemde kalıyordu. Hem akademik olarak başarılı olan hem de spora devam etmek isteyen tüm gençlerimiz için yeni bir fırsat daha ortaya çıktı. Aslında bizim bakış açımızda sporla eğitim birbirinden farklı değil, birbirini tamamlayan, bir bütün. Bu bütünün de bir yansıması oldu.” değerlendirmesini yaptı.

“Sporcularımız spora devam edecek”

Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Karadeniz, akademik eğitime devam eden gençlerin spordan elde ettiği deneyimlerle mesleklerini farklı bir noktaya taşıyabileceğini vurguladı.

“Sporcularımız spor yapmaya devam edecek.” diyen Şirin Karadeniz, “Hem üniversiteleri hem de milli sporcu olarak ülkemiz adına gurur kaynağı olacaklar. En güzel yanlarından biri, sporu bilen ve farklı mesleklere sahip arkadaşlarımız, ileride bir gün spor ile mesleklerini birleştirecekler. Örneğin fizyoterapi okuyan bir arkadaşımız sporu ve sporcu olmayı iyi bildiği için belki bir metot geliştirecek ya da mesleğini farklı bir şekilde yapacak. Buna sadece sporun gelişmesi olarak değil, mesleklerin de gelişmesi olarak bakmamız lazım.” şeklinde görüş belirtti.

Üniversite olarak gençlere her alanda rehberlik yapan bir kurum olduklarını dile getiren Prof. Dr. Karadeniz, sözlerini şöyle tamamladı:

“Gençlerimize global bir dünya sunuyoruz. Sporcu hem kendi ülkesinde hem de dünya çapında yarışır. Bizde de farklı üniversitelerle yaptığımız anlaşmalar sayesinde dünyanın herhangi bir yerinde bir dönem geçirebilir, yaz okuluna gidebilir. Bu sayede hem sportif faaliyetlerini yapabilir hem de eğitimine devam edebilir. Aynı zamanda tüm sektörlerde önemli firmalarla iş birliğimiz var. Bu iş birlikleri sayesinde hem mesleğinde gelişebilir hem de sporla ilgili yan alanları tanıyabilir. Altyapının dışında bir de dünya görüşü var. Üniversite bir deneyim süreci ve entelektüel gelişimdir. Üniversite yaşamıyla gençlerimiz hem spor alanında kendisini geliştirebilir hem de dünyaya bakış açısı ile entelektüel gelişimini sağlayabilir. Bu anlamda hem dünyaya ve sektöre açılması hem de sporunu yapabilmesi çok önemli. Gençler için ihtiyacı olduğu anda gerekli psikolojik desteği verebilecek klinik psikologlarımız ve gerekli rehberliği alabilecekleri akademik danışmalarımız var. Bu anlamda gençlerimizin kariyer yolculuğunda bir rehberlik yaptığımızı söyleyebilirim.”

Söylemez: Hem spor yapıp hem de istediğim bölümü okuyabiliyorum

Para-Tekvando Milli Takımı’nın 18 yaşındaki sporcusu Erhan Yağız Söylemez, Milli Sporcu Bursu sayesinde hem eğitim hem de spor hayatına birlikte devam edebildiğini söyledi.

Doğuştan bir kolu olmayan ve Bahçeşehir Üniversitesinde burslu eğitim gören Erhan Yağız, milli sporcu olma serüvenini, “Aslında bir futbol meraklısıydım. Lise döneminde beden eğitimi öğretmenimiz beni yanına çağırıp, engelliler için tekvandonun daha rahat bir spor olduğunu, Dünya Şampiyonası’na ve Paralimpik Oyunları’na katılabileceğimi söyledi. 7-8 yıldır tekvando yapıyorum. İlk olarak Bursa’da teşvik maçına çıktım ve birinci oldum. Daha sonra üç kere Türkiye Şampiyonası’na katıldım. İkisinde üçüncü oldum. Ardından milli takıma seçildim ve Konya’da kampa katıldım. Antalya’da da Dünya Şampiyonası’nda mücadele ettim.” şeklinde aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımıyla düzenlenen Milli Sporcu Bursu tanıtım toplantısında yer aldığını belirten Yagız, “Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde böyle bir programla gençlerimizi ve sporcularımızı destekleyen Cumhurbaşkanı’mız ile Gençlik ve Spor Bakanı’mıza şükranlarımı sunuyorum. Bu programda sahneye çıkmak ve Cumhurbaşkanı’mızla görüşme imkanı bulmak benim için çok iyi bir fırsattı. Kendisiyle konuştuğum için çok mutlu oldum. Çok mutlu anlardı.” ifadelerini kullandı.

Erhan Yağız, kendisinin de eğitim ile spor arasında ikilemde kaldığını vurgulayarak, “Bahçeşehir Üniversitesi başarısını kanıtlamış, büyük bir kurum. Bu başarısını sporda da kanıtlamış, gençlere önem veren bir üniversite. Rektörümüze teşekkür ediyorum. Öğrencileriyle çok iyi ilişkiler kuruyor. Ben, ‘Spor mu, okul mu?’ ikileminde kalmıştım. Lise son sınıfta, bir mutabakat imzalandığını ve bu ikilemden kurtulabileceğimi fark ettim. Bana verilen imkanla artık hem spor yapıp hem de istediğim bölümü okuyabiliyorum.” açıklamasında bulundu.

Milli sporcu, en büyük hedefinin 2028 Paralimpik Oyunları’na katılmak olduğunu söyleyerek, “2028 Paralimpik Oyunları’na katılıp bayrağımızı göndere çektirmek istiyorum. Daha sonra dünya ve Avrupa şampiyonalarında başarılar kazanmayı hedefliyorum.” diyerek sözlerini tamamladı.

İSTANBUL (AA) – Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nafiz Arıca, pandemi sürecinden en çok etkilenen sektörlerin başında eğitim sektörünün geldiğini belirterek, “Tüm öğrencilerimiz kendi bilgisayarlarından üniversitemizin tüm yazılımlarına erişebiliyorlar ve deney simülasyonlarına katılabiliyorlar. Öğrencilerimiz online ortamda sağladığımız platformlar ile anlık sorularını iletebiliyorlar. İsteyen öğrencilerimiz tüm bu uygulamaları, bir plan dahilinde, randevulu sistemle, gerekli önlemler alınarak bizzat buraya gelerek kullanabiliyorlar.” diye konuştu.

Arıca, AA muhabirinin uzaktan eğitim ve sanal laboratuvarlara ilişkin sorularını yanıtladı.

Kovid-19 pandemisi sebebiyle yeni dönemde öğrencilere çeşitli alternatifler sunduklarını ifade eden Arıca, “Uzaktan eğitimle birlikte uygulamalı derslerin nasıl yaptırılacağı tartışma konusu oldu. Haziran ayında okulumuzu açar açmaz uygulamalı derslerle ilgili videolarımızı hazırladık. Bu videolara tüm öğrencilerin uzaktan ulaşabileceği altyapıyı oluşturduk. Tüm öğrencilerimiz kendi bilgisayarlarından üniversitemizin tüm yazılımlarına erişebiliyorlar ve deney simülasyonlarına katılabiliyorlar. Öğrencilerimiz online ortamda sağladığımız platformlar ile anlık sorularını iletebiliyorlar. İsteyen öğrencilerimiz tüm bu uygulamaları, bir plan dahilinde, randevulu sistemle, gerekli önlemler alınarak bizzat buraya gelerek kullanabiliyorlar.” şeklinde konuştu.

Hibrit üniversite mantığına inanan bir eğitimci olduğunu ifade eden Arıca, eğitim teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte çok farklı alternatif metotların üniversite eğitimine katkı sağladığını kaydetti.

Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi Çizgi Film ve Animasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nazlı Eda Noyan ise çizgi film ve animasyon bölümünün uygulamanın ağırlıkta olduğu bir bölüm olduğunu hatırlatarak şunları söyledi:

“Dijital teknolojiyle bütünleşik derslerimiz var. Ben hibrit eğitimi özgürleştirici bulan biriyim. Hibrit eğitim sınırları ortadan kaldırıyor. Daha önce derslerimize konuk almak istediğimiz kişiler mesafeleri öne sürüyorlardı fakat şimdi konuklarımıza ulaşmamız çok kolay. Sınırlar teknolojiye erişimi olanlar için ortadan kalkıyor. Öğrencilerimiz sisteme aktif olarak katılıyorlar. Derslerde etkileşim çok yoğun bir şekilde devam ediyor. Öğrencilerin de bu sisteme olumlu baktığını düşünüyorum. Fakat özellikle birinci sınıflar henüz birbirleriyle kaynaşmadıkları için hibrit eğitim onlar için belli dezavantajlar getiriyor. Arkadaşlığın ve aidiyetin kurulması için sağlıklı koşullar altında yüz yüze eğitimin de devam ettirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ama yeni nesilde sanal ortamda bağ kurma kası oldukça gelişmiş. Benim beklentimin çok üstünde ortama ve eğitime aidiyet oluşturma refleksi gelişti. Benim olumsuz gördüğüm şeylerin de o kadar olumsuz olmadığını hissediyorum. Online eğitim yüz yüze buluşmalarla desteklenmeli.”

Hibrit ve yüz yüze eğitimde denge sağlanmalı

Yeni dönemle birlikte hibrit üniversite mantığı yaygınlaşacağını aktaran Noyan, “Pandemi döneminde bu konuda farkındalığımız arttı. Microsoft Azur kullanıyoruz biz ve bu programla evinizdeki bilgisayardan okuldaki bilgisayara uzaktan erişim sağlayabiliyorsunuz. Okulumuzdaki tüm yazılımlara her yerden ulaşılabiliyor. İsteyen öğrencilerimize de sağlıklı koşullarda yüz yüze eğitim yapmaya devam ediyoruz. Hibrit ve yüz yüze eğitimde denge sağlanması gerektiğine inanıyorum.” ifadelerini kullandı.

Bahçeşehir Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Beşkese ise amaçlarının pandemi döneminde sağlık sebebiyle okula gelmek istemeyen öğrencilere, evlerinden aynı üniversitedeymiş gibi gibi bulut üzerinden paylaşılan programı göstermek olduğunu vurgulayarak şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bu bulut üzerinden öğrenciler, kendi bilgisayarlarından sanal sınıflarımıza yüksek kalitede ve kesintisiz bir şekilde katılabiliyorlar. Başta Mimarlık, Mühendislik ve İletişim fakültelerimiz olmak üzere tüm fakültelerimizin bu taleplerini karşılayabiliyoruz. Fakat bu süreçte en çarpıcı sonuçları aldığımız fakülteler Mimarlık, İletişim ve Mühendislik oldu. Yüksek lisans ve doktora programlarında ciddi anlamda yüksek teknik kapasite sunuyoruz öğrencilere. Bizim birçok öğrencimiz yurtdışında yaşıyor. Şehir dışında yaşayan da çok fazla öğrencimiz bulunuyor. Biz üniversite olarak bu öğrencilerimize sadece sözel dersleri online üzerinden verip, geri kalanları veremeseydik, kendimize tam bir üniversite diyemezdik.”