Paris'te polis şiddetine maruz kalan Suriyeli gazeteci Al Halbi: Başıma gelenler Suriye'de yaşadıklarımı hatırlattı

PARİS (AA) – Fransız polisinin özellikle sarı yeleklilerin eylemlerinden bu yana göstericilere ve gazetecilere uyguladığı şiddet son dönemlerde büyük tepkilere neden oluyor. Sarı yeleklilerin gösterilerinde bine yakın kişi yaralanırken, bunlardan 127’si gazeteci.

Basın özgürlüğü ile özel hayatın gizliliğini ihlal edeceği ve polis şiddetini artırabileceği gerekçesiyle eleştirilerin hedefinde olan güvenlik yasa tasarısına karşı yapılan protesto eylemlerinde birçok gazeteci polis tarafından yaralandı.

3,5 yıl önce Esed rejiminden kaçarak Fransa’nın başkenti Paris’e gelen Al Halbi, Paris’te geçen hafta tasarının protesto edildiği gösteride polis şiddetinin kurbanlarından biri oldu.

2017’de Dünya Basın Fotoğrafları Vakfı Ödülleri “Haber Fotoğrafı” kategorisinde, yaşadığı kent Halep’teki yıkımı yansıtan karesiyle 2’nci olan Al Halbi, Halep’te yine 2017’de çektiği diğer bir fotoğrafla da savaş muhabirleri için verilen Bayeux Calvados ödülüne layık görülmüştü.

AA muhabirine konuşan Al Halbi, Paris’te geçen haftaki gösteriyi yerinden takip ettiğini, Republique Meydanı’ndan Bastille Meydanı’na giderken bir noktada polisin göstericileri kovaladığını söyledi.

Burada şiddet olaylarının başladığını ve gösterinin tehlikeli olmaya başladığını fark ettiğini kaydeden Al Halbi, “O an biraz düşündüm. Ben fotoğraf çekmek için buradayım ve devam etmem gerektiğine karar verdim. O sırada bunu beklemiyordum ve polis copla yüzüme vurdu. Yere düştüm. Burada bloke olmaktan korktum. Herkes koşuyordu.” dedi.

Al Halbi, polisin kendisini neden copla darbettiğini anlamadığını söyledi.

“Fotoğraf makinesinin kanlar içinde olduğunu gördüm”

“O an yaşananları pek idrak edemedim. Fotoğraf çekmeye devam etmeyi düşündüm. Biraz ilerledikten sonra görmekte zorlanıyordum. Sonra fotoğraf makinesinin kanlar içinde olduğunu gördüm. Tam bu sırada olanların normal olmadığını anladım. Şoke oldum.” diye konuşan Al Halbi, daha sonra ambulansın geldiğini ve hastaneye kaldırıldığını belirtti.

Al Halbi, “Benim için çok zordu. Başıma gelenler bana Suriye’de yaşadıklarımı hatırlattı. Suriye gördüğüm en kötü ülke.” dedi.

Olaydan sonra uyumakta zorlandığını ve dinlemeye ihtiyacı olduğunu ifade eden Al Halbi, polisin cop darbesi sonucunda burnunun kırıldığını öğrendiğini belirtti.

Al Halbi, bunun kendisi için çok zor olduğunu kaydetti.

Esed rejiminden kaçarak 3,5 yıl önce Paris’e geldiğini anlatan Al Halbi, buraya geldikten sonra fotoğrafçılık alanında eğitim aldığını söyledi.

Al Halbi, Polka Magazine için şu an çektiği belgeselin Nisan 2021’de yayımlanacağını kaydetti.

Suriyeli gazeteci, Fransız haber ajansı AFP, Polka Magazine ve Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütünün olayla ilgili süreci takip ettiğini aktardı.

Paris Savcılığı, 30 Kasım’da Al Halbi’nin “yaralanma nedeninin araştırılması” için soruşturma açmıştı. Soruşturmanın, Ulusal Polis Soruşturma Birimince yürütüleceği belirtilmişti.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Filmin Feriye’de gerçekleşen gala gösterimine, belgesele konu olan oyuncu Cüneyt Arkın ve Nevra Serezli, yazar Ayşe Kulin, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, sanatçı Süleyman Saim Tekcan ve Prof. Dr. Ömer Özkan katıldı.

Gösterim öncesi AA muhabirine açıklamada bulunan Tekelioğlu, bir ülkenin değerleri üzerinde ayakta kalacağını aktararak, “O, insani değerler çok önemli. Bu değerleri, efsanelerimizi onurlandırarak gençlerimize hatırlatmak istedim. Bu değerleri ancak onlar yaşam tecrübelerinden süzülen deneyimleri ve anılarıyla anlatırsa gençlere dokunur.” dedi.

Tekelioğlu, gençlerin özellikle anneanne ya da dede gibi aile büyüklerinin söylediği sözleri dinlediğine vurgu yaparak, “İstedim ki, sadece kendi kuşaklarını değil, bizleri ve bizim çocuklarımızı da etkilemiş olan, kendi alanlarında dönüşüm, değişim yaratmış efsanelerimiz bu değerleri çocuklara anlatsın. Bence de çok anlamlı. İtirafları, kalbimi delip geçti. Çok anlamlı bir hayat bilgeliği belgeseli doğdu.” ifadelerini kullandı.

“Proje tamamen Tuluhan Hanım’ın projesi”

AXA Sigorta Üst Yöneticisi (CEO) Yavuz Ölken, belgesel fikrinin bir yıl önce, salgın sırasında ortaya çıktığını belirterek, “Türkiye’de imzası olan, Türkiye’ye çok büyük değer katmış efsanelerimizi konuşurken, Türk toplumunun gençlerine örnek olarak, bu insanları nasıl geleceğe taşıyabiliriz dediğimizde, böyle bir belgesel ortaya çıktı. Proje tamamen Tuluhan Hanım’ın projesi. Biz AXA olarak elimizden gelen bütün desteği gösterdik. Çok mutlu ve gururluyuz. Çünkü sanat, spor, iş insanları, bütün Türk toplumunun istifade edebileceği bir belgesel ortaya çıktı. İlham veriyor. Pes etmeyen ve bu toprakların yetiştirdiği sanatçıların, spor, tıp ve iş insanlarının, gerçekten neler yapabildiğini gösteriyor.” dedi.

Axa Sigorta’nın, insanlık için önemli olan ve korunması gereken tüm hususlara dikkat ettiğinin altını çizen Ölken, sanat, gençlik, küresel ısınma, iklim değişikliği, sağlık alanında ellerinden gelen katkıyı, bu topluma vermeye çalıştıklarını, belgeselin de bu anlamda büyük bir fırsat olduğunu söyledi.

Ölken, Efsaneler belgeselinde yer alan ünlü isimlere de değinerek şöyle konuştu:

“Ömer Özkan’la ilk rahim naklinin ne demek olduğunu anladık. Süleyman Saim Pekcan’la sanat hayatı nasıl başarılı oluyor onu gördük. Nevra Serezli’yi, Cüneyt Arkın’ı tadacağız. Şenol Güneş’in hikayesini dinleyeceğiz. Yılmaz Büyükerşen’in, siyasetin dışındaki yönünü, bu topluma vereceği mesajları dinleyeceğiz. Güher-Sühel Pekinel ile bu toprakların yetiştirdiği uluslararası seviyeye sahip sanatçıların hikayesini görüyoruz. Hem çok keyifli hem düşündürücü, benim için en önemlisi Türk toplumuna, gençlere, gelecek için büyük umut veren, harika bir belgesel ortaya çıkmış görünüyor.”

Belgeselin sosyal medyada izleyicinin beğenisine sunulacağını aktaran Ölken, ayrıca çeşitli sanal platformlarda da yayınlanacağını dile getirdi.

“Gençlerde tarih bilinci yok”

Gösterime katılan usta oyuncu Cüneyt Arkın, gençlerle ilgili yaptığı değerlendirmede, “Gençlerin gözlerinden öperim. (Gençler) Bizim, geleceğimiz umutlarımız, hayallerimiz ama yeterince gençlere önem veriliyor mu? Mesela ben tarihle uğraştım. Konferanslarda tarihten bahsederdim. Çok seviyorlar tarihlerini ama tarih bilinci yok. Geçlerimizin çok şeyi eksik.” diye konuştu.

Gençleri eğitim anlamında belli bir düzeye getirmenin önemine değinen Arkın, gençlerin refaha kavuşması, sorunlarının çözülmesi, üniversitede okuyanların barınma sorunlarının giderilmesi gerektiğini dile getirdi.

Arkın, yorulduğu için dizi çekimlerine ara verdiğini ifade ederek, “(Diziler konusunda) İyi şeyler yapıyorlar.” değerlendirmesinde bulundu.

Sağlık durumuyla ilgili, “İdare ediyorum.” yorumunda bulunan sanatçı, Türk oyuncular içinde özellikle Kenan İmirzalıoğlu’nu beğendiğinin altını çizdi.

Cüneyt Arkın, sahnede yaptığı konuşmada ise Yılmaz Büyükerşen ile Eskişehir Atatürk Lisesi’nde sınıf arkadaşı olduğunu belirterek, “Yılmaz Büyükerşen, matematikte o kadar iyiydi ki. Hiç yanından ayrılmazdım. Onun sayesinde geçtim. Harikasın.” ifadelerini kullandı.

Türk halkına sevgisini de dile getiren Arkın, “Türk halkı, eşsiz, başka türlü bir insan. Türk halkı, dayanıklı, inatçı, yaşam azmiyle dolu.” değerlendirmesini yaptı.

Büyükerşen de “Asıl sen harikasın Fahrettinciğim. Fahrettin’dir asıl adı biliyorsunuz ama Cüneyt Arkın, abide bir isim oldu. Türk sinemasının yaşayan heykeli, yaşayan tarihidir kendisi. Nevra Hanım da öyle tabii hiç kuşkusuz.” dedi.

Nevra Serezli ise filmin isminin çok iddialı olduğunu söyleyerek, şunları söyledi:

“Açıkçası ben utanıyorum. O kadar efsane olduğumu zannetmiyorum kendi adıma. Çok büyük emek verdik tiyatroya. 50-55 yıldır bu işin içindeyim. Beni de bu programa ve bu grubun içine dahil ettikleri için tabii ki gurur ve onur duydum. Tabii ki tecrübelerimiz, hayat hikayemiz, gençlere örnek olacak davranışlarımız vardır diye düşünüyorum ki inşallah vardır. Ben evlatlarıma, torunlarıma örnek vatandaş, örnek anne ve örnek bir tiyatrocu, sanatçı olmayı yeğledim bugüne kadar. Böyle bir programda birilerine biraz ışık tutabiliyorsak, çok mutlu olurum. Sadece oyunculuk değil de davranış ve duruşumla da örnek sanatçı olmak istedim hayatım boyunca. Yıllar geçtikçe bunun karşılığını aldığımı görmek beni çok mutlu ediyor.”

Belgesel, izleyiciler yoğun ilgi gösterdi.

SARAYBOSNA(AA) – Yönetmenliğini Dragan Stanimirovic’in üstlendiği “Yeni Stecak Yazarı” adlı belgesel, Al Jazeera Balkanlar tarafından Bosna Hersek’te bu yıl dördüncüsü düzenlenen Uluslararası Belgesel Film Festivali’nde (AJB DOC) izleyiciyle buluştu.

Yaklaşık beş asır önce tarihe karışan stecak geleneğini yeniden canlandıran Boşnak heykeltıraş Adis Fejzic’in yaptığı modern anıtsal mezar taşları üzerinden stecakların önemine değinilen belgeselde, Bosna Savaşı (1992-1995) sırasında Danimarka’ya yerleşen Bosnalıların isteğiyle hazırlanan bir anıtsal mezar taşının yapım aşamaları takip ediliyor.

AA muhabirine açıklamada bulunan Stanimirovic, belgeselin tamamen tesadüf eseri ortaya çıktığını belirterek “Her şey, Fejzic’in yaptığı modern anıtsal mezar taşlarından birinin Avustralya parlamentosu önüne yerleştirildiğini gördüğümde başladı.” dedi.

“Stecak, geçmişin ve geleceğin taşıdır”

Fejzic ile irtibat kurmaya çalıştıysa da Boşnak heykeltıraşın sosyal medya kullanmaması nedeniyle başarısız olduğunu anlatan Stanimirovic, “Beş yıl sonra Fejzic’in Saraybosna’da yeni bir mezar taşı yapmaya başladığını duydum. Bu seferki Danimarka ile Bosna Hersek’in diplomatik ilişkilerinin 25. yılı dolayısıyla ülkedeki Bosnalıların siparişi üzerine hazırlanıyordu.” diye konuştu.

Heykeltıraş ile nihayet irtibat kurup belgeseli çekmeye başladıklarını kaydeden Stanimirovic, Fejzic’in sağlık sorunları nedeniyle çekimlerin az daha yarım kalacağını söyledi.

Stanimirovic, “Doktorlar Adis’e en az altı ay boyunca istirahat etmesi gerektiğini söylemişlerdi. Yapmaya başladığı stecakı 25 Kasım’a yetiştiremeyecekti. Neyse ki üniversite öğrencileri ve heykeltıraşların yardımıyla bitirmeyi başardı.” ifadelerini kullandı.

Fejzic’in, stecakları sıradan mezar taşları olarak değil de Bosna Hersek’in eşsiz kültür anıtları olarak gördüğünü aktaran Stanimirovic, “Kendisi, tıpkı arkeologlar ve diğer uzmanlar gibi günümüze ulaşan 100 bin stecaktan her birinin diğerlerinden farklı olduğu görüşünü savunuyor.” dedi.

Devletin stecakların korunması için somut adımlar atmadığına dikkati çeken Stanimirovic, söz konusu mezar taşlarına, bulundukları bölgedeki yerli halk ve gönüllülerin sahip çıktığını kaydetti.

Belgesel çekiminin ardından stecaklar hakkındaki düşüncelerinin değiştiğine işaret eden Stanimirovic, “Stecak, geçmişin ve geleceğin taşıdır. Geçmişin sembolü olduğu kadar kültürlerin birbirleriyle olan karşılaşmalarının da sembolü olduğunu düşünüyorum.” şeklinde konuştu.

“Stecakların üzerinde bulunan semboller tarihimiz hakkında derin hikayeler taşıyor”

Filmin yapımcısı Almir Berkovac da belgesellerin kendi kendini anlatan filmler olduklarını vurgulayarak “Belgesel canlıdır, çekmeye başladığınız andan itibaren neyle karşılaşacağınızı bilemezsiniz. Belgesel filmi özel kılan da budur belki.” değerlendirmesinde bulundu.

Başta çekimlerin bir-iki gün süreceğini tahmin ettiklerini anlatan Berkovac, “Sonunda Bosna Hersek’in dört bir yanını, hatta Danimarka ile Avustralya’yı bile ziyaret ettik.” diye konuştu.

İnsanların stecaklar hakkında bilgi sahibi olduklarını düşündüklerini fakat incelemeye başladıklarında ne kadar karmaşık bir konu olduğunu anladıklarını söyleyen Berkovac, filmin hem eğitici hem de görsel anlamda ilgi çekici olması için uğraştıklarını ifade etti.

Berkovac, “Filmi çekmekteki amaçlarımızdan biri de birbirinden farklı olan bu ilginç mezar taşları üzerindeki hikayeleri aktarmaktı. Stecakların üzerinde bulunan semboller tarihimiz hakkında derin hikayeler taşıyor.” dedi.

Anadolu Ajansının (AA) Global İletişim Ortağı olduğu AJB DOC festivalinde, dünyanın farklı kesimlerinden ve bölge ülkelerinden 11’i yarışma kategorisinde olmak üzere 23 belgesel, sinemaseverlerin beğenisine sunulacak.

Bu yıl “Challenge” (Zorluk) sloganıyla düzenlenen festival kapsamında, AJB DOC’un yarışma kısmında, “AJB Ana Ödülü”, “AJB Program Ödülü” ve “İzleyici Ödülü” olmak üzere 3 ödül verilecek.