Pınar Gültekin'in öldürülmesine ilişkin davada duruşma 15 Şubat'a ertelendi

MUĞLA (AA) – Muğla’da üniversite öğrencisi Pınar Gültekin’in öldürülmesine ilişkin davanın ikinci duruşması yapıldı.

Muğla 3. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya sanıklar Cemal Metin Avcı ve kardeşi Mertcan Avcı, tutuklu bulundukları cezaevlerinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Gültekin’in yakınları, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı, Muğla Barosu temsilcileri, kadın hakları derneklerinin üyeleri ve taraf avukatları, duruşma salonunda hazır bulundu.

Tanık olarak dinlenen Ceren Tunç, Pınar Gültekin ile Cemal Metin Avcı’nın 2,5 yıllık ilişkilerinin olduğunu bildiğini söyledi.

Pınar’ın kendisine “Ev kiramı Cemal ödüyor.” dediğini ileri süren Tunç, “Pınar, bana ‘Cemal, karısından çok korkuyor.’ derdi. Açık açık tehdit ettim gibi cümleler kurmuyordu. Pınar’ın anlattığı kadarıyla Cemal ev kirasını ödüyor ve harçlık gönderiyormuş. Son zamanlarda Cemal’e ‘Karına söylerim.’ diyerek aldığı paranın meblağının arttırıldığını söylüyordu. Pınar’ın Cemal’den para aldığını kardeşi de biliyordu.” ifadelerini kullandı.

Tanığın ifadesinin ardından Gültekin ailesinin avukatı Rezan Epözdemir, Sibel Gültekin ile Ceren Tunç’un yüzleştirilmesini talep etti.

Sibel Gültekin, sanık Cemal Metin Avcı’nın sürekli ablasını rahatsız ettiğini öne sürdü.

Cemal Metin Avcı’nın evli olduğunu bilmeden önce ablasına kira yardımında bulunduğunu savunan Gültekin, “Olaydan kısa süre önce evli olduğunu öğrendi. Ablam, Cemal’e ‘Beni rahatsız edersen eşine söylerim.’ dedi. Ablam yüklü meblağlarda para almadı. Kendisi sürekli çalışan bir kızdı.” diye konuştu.

Avukat Epözdemir, mahkemede sanığın değil, müvekkilinin yargılanmaya çalışıldığını ileri sürdü.

Bugünkü ifadelerin tamamının yönlendirmeli olduğunu iddia eden Epözdemir, mahkeme heyetinin reddi talebinde bulundu.

Baba Sıddık Gültekin de mahkemede adil yargılama olmadığını savundu ve “Kızım suçluymuş gibi davranılıyor.” diyerek duruşma salonunu terk etti.

Mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk halinin devamına ve reddihakim talebinin Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar vererek duruşmayı 15 Şubat’a erteledi.

Akyaka Mahallesi’nde tek başına yaşayan Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi İktisat Bölümü öğrencisi Pınar Gültekin’in (27) kaybolduktan 5 gün sonra 21 Temmuz 2020’de cesedinin bulunmasıyla ilgili genç kızın eski erkek arkadaşı Cemal Metin Avcı ve kardeşi Mertcan Avcı tutuklanmıştı.

Sanıklardan Cemal Metin Avcı’nın “canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, kardeşi Mertcan Avcı’nın da “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçundan 5 yıla kadar hapisle cezalandırılması istemiyle dava açılmıştı.

Muhabir: Durmuş Genç,Ali Rıza Akkır

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

MUĞLA (AA) – Deniz, kum, güneş turizminin yanı sıra tarihi ve kültürel yapısıyla Gökova Körfezi’nin kıyısında bulunan, her yıl binlerce yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği Akyaka’daki tarihi alanların gün yüzüne çıkarılması amacıyla Kültür Turizm Bakanlığı ve Muğla Valiliği koordinesinde çalışma yürütülüyor.

Yaklaşık 2 bin 700 yıllık geçmişe sahip olduğu değerlendirilen yerleşim yerinde, Orta Çağ’dan kaldığı belirtilen surların büyük bölümü 10 aylık çalışma sonucu ortaya çıkarıldı.

Bölgedeki daha eski dönemlere ait 4 kaya mezarında temizlik ve kazı çalışmaları gerçekleştirildi.

“Bu alanları yavaş yavaş gezilebilir ve görülebilir hale getirmek için çalışıyoruz”

Kazı Başkanı ve Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abdulkadir Baran, AA muhabirine, bölgede kazı çalışmalarının yaklaşık 10 aydır kesintisiz şekilde sürdüğünü kaydetti.

Buranın, Karya’nın önemli kentlerinden biri olduğunu anlatan Baran, “Şu anda Helenistik dönem izlerinin bulunduğu, olasılıkla limanla bağlantılı mekanların kazılarını gerçekleştiriyoruz. Kentte kazı yaptığımız ve ayağa kaldırdığımız en önemli alanlardan bir tanesi de Orta Çağ kalesi.” dedi.

Kazı çalışmalarında, kalenin, sonraki dönemlerde Osmanlı ve Selçuklular döneminde de kullanıldığını belirlediklerini aktaran Baran, ağırlıklı olarak kale duvarlarının açılması ve bunların konservasyonunu yaptıklarını dile getirdi.

Kazı çalışmalarının yanı sıra kentte arkeolojik araştırma ve bilimsel çalışmaların da devam ettiğine işaret eden Baran, “Çalışmalarımız ilerledikçe bu bölgenin geçmiş kadim kültürlerinden Karya kültürü hakkındaki bilgilerimiz eksiksiz şekilde tamamlanmış olacak. Yürüttüğümüz bütün çalışmalarda Akyaka ile Ula ilçesini birbirine bir kültür rotası gibi bağlamaya çalışıyoruz. Biz bölgedeki bu kültür rotamızı oluşturacak bu alanları, yavaş yavaş gezilebilir ve görülebilir hale getirmek için çalışıyoruz.” diye konuştu.

Baran, önceki yıllarda bulunan kilise ve mozaik alanlarında da çalışma yürüttüklerini, gün yüzüne çıkarılan kiliselerde de çalışma yürütüleceğini ifade etti.

MUĞLA (AA) – Özel konumu ve geçmişte birçok uygarlığa ev sahipliği yapmasıyla bilinen Datça, temiz denizi ve el değmemiş doğasıyla dikkati çekiyor.

Yerli ve yabancı turistlerin bayram tatilini geçirmek için rağbet gösterdiği Datça’da yer bulamayan bazı ziyaretçiler çadır kamp alanlarında tatillerini geçiriyor.

Eski Datça Mahallesi’nde tarihi yapıların bulunduğu alanlarda özellikle yerli turist yoğunluğu yaşanıyor. İlçede tatilini geçiren ve diğer ilçelerden günübirlik gelen çok sayıda ziyaretçi, buradaki yapıları gezerek alanda bulunan doğal ürünleri tatma ve alma imkanı buluyor.

Nüfusu 23 bin 700 olan ilçede, şu an ziyaretçi sayısı 100 bini geçti.

İlçeye gelmek isteyenlere rezervasyon uyarısı

Datça Kaymakamı Mesut Çoban, AA muhabirine, ülkenin en güzel noktalarından biri olan Datça’nın özellikle deniz turizmi açısından tercih edilen bir destinasyon olduğunu söyledi.

Datça Yarımadası’nın Akdeniz ve Ege’nin ayrıldığı önemli bir nokta olduğunu vurgulayan Çoban, “Şu an Datça, nüfusunun dört katı turisti misafir ediyor. Bu yıl haziranla birlikte yerli turist sayısında salgın öncesi döneme döndük sayılır. Özellikle temmuz ve ağustos döneminde ciddi bir yoğunluğumuz var. Datça planı yapan misafirlerden ricamız, özellikle temmuz ve ağustosta rezervasyon yaptırmadan gelmesinler.” dedi.

Çoban, bayram tatiliyle Datça turizminin daha da hareketlendiğini belirterek, şöyle konuştu:

“Datça şu anda turizmde tarihi yoğunluğunu yaşıyor. Denizi temiz bir yarımada burası. Bunun yanında Knidos Antik Kenti’ni gezerek burada gün batımını izliyorlar. Eski Datça’da tarihi evleri ziyaret edip, kumluk plajı ve liman bölgesinde denize giriyorlar. Özellikle Palamutbükü, Boğabükü ve Hayıtbükü koylarında bugünlerde yoğunluk yaşanıyor. Çok sayıda lüks yat el değmemiş koylarda mavi yolculuğa çıkıyor. Turistler burada da izole tatil yapıyor. Bunun iki ay daha devam edeceğini umuyoruz.”

Muğla’nın aşılamada Türkiye’nin en iyi illerinden biri olduğunu anlatan Çoban, tatilcilerin randevu almamış olsa dahi aşı yaptırabileceğini, bunun için belirlenen noktalarda ekiplerin çalışma yürüttüğünü dile getirdi.

Denizden ve karadan gün batımını izlemek için geliyorlar

Knidos Antik Kenti Kazı Heyeti Başkanı ve Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ertekin Doksanaltı, ilçeye gelen tatilci yoğunluğunun antik kentte de kendini hissettirdiğini kaydetti.

Özellikle akşam saatlerinde çok sayıda turistin gün batımını izlemek için antik kenti ziyaret ettiğine dikkati çeken Doksanaltı, ziyaretçilerin aynı zamanda kentte yeni kazılarla açığa çıkarılan ve restore edilen anıtları da görme imkanı bulduğunu ifade etti.