Prof. Dr. İlber Ortaylı, İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde konferans verdi

İSTANBUL (AA) – Tarihçi-yazar Prof. Dr. İlber Ortaylı, finans, muhasebe, maliye ilimlerinin gayet ciddi şekilde okunması gereken ilimler olduğunu belirterek, “Bunlarsız hiçbir şey yapamıyorsunuz. Elimizdeki 5 ünite olabilir, bunu 15’e çıkarmak bu sayede mümkün oluyor. Bunları bilmediğinizde 5’in bile karşılığını alamıyorsunuz.” dedi.

İstanbul Ticaret Üniversitesi Finans Enstitüsü tarafından düzenlenen, ekonomik gelişmelerin tüm ayrıntılarıyla konuşulacağı, “Finance Talks” başlıklı serinin ilki tarihçi-yazar Prof. Dr. Ortaylı’nın "Batı Finans Kapitalizmi ve Osmanlı" başlıklı konferansı ile başladı.

Konferansta konuşan tarihçi-yazar Prof. Dr. İlber Ortaylı, finans tarihinde milletlerarası muhasebe toplantılarının Türkiye’yi derinden sarsan şeylerden biri olduğunu söyledi.

Ortaylı, 19’uncu asır maliyesine gelene kadar Türklerin doğrudan doğruya savaşçı millet olduğu, savaş sistemiyle yağmacılık yaptığı, ülkeleri fethettikleri ve üzerine oturduklarına dair iddiaların kalıp bir fikir olduğunu dile getirdi.

Modern çağ maliyesinin şiddetli bir kontrol kurmak zorunda olduğuna değinen Ortaylı, vergilerin konulması ve cibayet toplanmasının modern maliyenin en önemli unsuru olduğuna dikkati çekti.

– “Lisans öğrenmeyenlerin yüksel tahsil yapmaları boş”

Ortaylı İngilizce ve Fransızca öğrenilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Lisans öğrenmeyenlerin yüksel tahsil yapmaları boş. Türkiye’nin en büyük problemi bu. Türkiye üniversiteleri için lisans en büyük engel. İspanya tarihini bileceksiniz, okumalısınız. Osmanlı İmparatorluğu’nun başlıca rakibi İspanya Krallığı, onların da başlıca rakibi Osmanlı İmparatorluğu idi.” ifadelerini kullandı.

Ortaylı, Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında sanayinin geliştirilemediğine ve vergilerin toplanamadığına işaret ederek, “Bide üstelik Kırım savaşı gibi haldeydik. Daha ordudan başlıyor borçlanma. Borç almayı ve ödemeyi bilinmiyor. Bankerlik yoktu. Elin bankeri de olmaz. Hesabını kendin tutacaksın. Banker sınıfın olacak. İmparatorluk maliyesinde böyle insanlar yetişmemiş. Eskinin ehliyetli defterdarlarının modern dünyaya uyum sağlayanları yoktu.” şeklinde konuştu.

– “Osmanlı maliyesi, ağır savaş dolayısıyla 1875 yılında borç almayı bilmiyordu”

Osmanlı maliyesinin ağır savaş dolayısıyla 1875 yılında borç almayı bilmediğini ifade eden Ortaylı, devletin ağır şartları kabul ettiğini ve faizleri ödeyemez hale geldiğini aktardı.

Ortaylı, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir borç ödeme faslıyla kurulduğuna anımsatarak, “Vergi sisteminde bir reforma gidilmek zorunda kalmıştır. Bazı ayni ödeme yapılan vergileri kaldırmıştır. Fakat kayıtsız sistemimiz mükemmel değildi.” dedi.

Maliye de modern dünyaya dahil olmak için yapılan şeylerin yeterli olmadığını aktaran Ortaylı, “Finans, muhasebe, maliye ilimleri gayet ciddi şekilde okunması gereken ilimlerdir. Bunlarsız hiçbir şey yapamıyorsunuz. Elimizdeki 5 ünite olabilir, bunu 15’e çıkarmak bu sayede mümkün oluyor. Bunları bilmediğinizde 5’in bile karşılığını alamıyorsunuz.” değerlendirmesinde bulundu.

İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Oğurlu ise İstanbul Ticaret Üniversitesi çok hareketli bir yıl geçirdiğini ve bu öğretim yılında gerek yurtdışından gerek yurtiçinden çok sayıda misafiri ağırladıklarını söyledi.

Oğurlu, Toplum ve Bilim Buluşmaları, Toplum ve Teknoloji Buluşmaları kapsamında, ağırlığı Cambridge ve Oxford Üniversiteleri’nden oluşan öğretim üyelerini misafir ettiklerini belirterek, “Bugün aramızda Türk bilim dünyası açısından son derece değerli, zirve bir ismi misafir ediyoruz. Kendisinden alabildiğine istifade etmeye gayret ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

– “İlk banka, 1345 yılında Peruzzi ailesi tarafından kuruldu”

İstanbul Ticaret Üniversitesi'nden Dr. Öğretim Üyesi Ferhan Benli, 12’nci yüzyılda Yahudi tüccarların Alp’lerin kuzeyine doğru yerleşmeye başladığını ve burada yaptıkları işin tekstil, ticaret ve bankacılık olduğunu anımsattı.

Benli, 12’nci yüzyılda Yahudilerin bir şekilde dışlanmaları ve Katolik kilisesi tarafından bu duruma getirilmeleri ile sessiz bir devrim başladığını anımsatarak. “Bu sessiz devrimde kimse manifesto yazmıyordu. Kimse esir alınmıyordu. Kimse hapishanelere saldırmıyordu. Silah kullanılmıyor, sloganlar atılmıyor ancak insanlık tarihinin en vahşi dönüşümü bu devrim ile başlıyordu. Önce, Floransa’da büyük bir devrim başladı. Floransa o dönemde İngiliz yününü, Belçika kumaşını, Türk buğdayını ve Türk madenlerini ithal eden ciddi bir ticaret merkeziydi. Bu dönemde muhasebenin bulunmasıyla birlikte dünya ticaretinde ilk şirketler kurulmaya başladı.” yorumunda bulundu.

İlk bankanın 1345 yılında Peruzzi ailesi tarafından kurulduğundan bahseden Benli, “Peruzzi ailesi kara inanıyor. Nasıl kar ederiz, nasıl bunu büyütürüz diye bakıyorlardı. Ekonomik hayatın önünde bir şekilde kar öne çıkmaya başlıyor ve yine Bruje, Paris, Londra ve Levante’de kurdukları ticaret şirketleriyle 20 tane ortaklı, 300 tane sessiz ortaklı büyük şirketler artık uluslararası ticareti yapıyordu. Rodos Şovalyeleri, Kanuni döneminde Akdeniz’de bizim başımızı ciddi şekilde ağrıtmışlardır. Peruzziler ise bu mücadelenin en büyük destekçisi ve finansörleriydi.” değerlendirmesinde bulundu.

Finans Enstitüsü tarafından başlatılan “Finance Talks” etkinliklerinde önemli akademisyen ve araştırmacılar, ekonomi ve iktisadın tarihteki seyri, günümüzde ekonominin ne ifade ettiği gibi konularda konferanslar verecek.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL(AA) – Osmanlı ve Balkan tarihi üzerine hazırladığı eserlerle dünya çapında saygı gören ve “Tarihçilerin Kutbu” olarak nitelendirilen Prof. Dr. Halil İnalcık, vefatının 5. yılında anılıyor.

Yüz yıllık ömrünün son dönemine kadar çalışan ve üreten İnalcık, ortaya koyduğu ilmi çalışmalarla sadece Türkiye’nin değil dünyanın da en saygın tarihçileri arasında yer aldı.

AA muhabirinin kaynaklardan derlediği bilgilere göre, babası Kırım göçmenlerinden Seyit Osman Nuri Bey ve annesi Ayşe Bahriye Hanım olan Halil İnalcık, 7 Eylül 1916’da İstanbul’da dünyaya geldi.

İlk ve ortaokulu Ankara ve Sivas’ta okuyan, liseyi Balıkesir Necati Bey Muallim Mektebi’nde tamamlayan İnalcık, lisans eğitimini ise 1935’te Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesinde yaptı.

Çalışmasıyla Prof. Dr. Fuat Köprülü’nün dikkatini çekti

Yeniçağ Tarihi Bölümünde yaptığı bir çalışma ile Prof. Dr. Fuat Köprülü’nün dikkatini çeken İnalcık, onun tavsiyesi ile ilmi yardımcı olarak görevlendirildi.

“Tanzimat ve Bulgar Meselesi” adlı doktora tezini 1942’de veren İnalcık, 1943’te “Viyana’dan Büyük Ricat”e Osmanlı İmparatorluğu ve Kırım Hanlığı” başlıklı teziyle doçent oldu.

1945’te aynı üniversitede Arap Dili ve Edebiyatı Bölümünden Şevkiye Işıl ile dünya evine giren Halil İnalcık’ın bu evlilikten kızı Günhan dünyaya geldi.

Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesinde dersler veren İnalcık, 1947 yılında Türk Tarih Kurumu üyeliğine seçildi.

Avrupa’da Osmanlı tarihine ait kaynakları araştırdı

Üniversite tarafından 1949’da İngiltere’ye gönderilen İnalcık, burada Osmanlı tarihine ait kaynakları araştırdı, önemli tarihçilerle tanıştı.

Halil İnalcık, 1952’de “Viyana Bozgun Yıllarında Osmanlı-Kırım Hanlığı İşbirliği” teziyle profesörlük unvanı aldı.

Columbia, Princeton, Pennsylvania, Harvard üniversitelerinde ziyaretçi profesör olarak dersler veren İnalcık, ABD’de Osmanlı-Türk tarihi araştırmalarının gelişimine büyük katkı sağladı.

Chicago Üniversitesinde Osmanlı Tarihi Kürsüsü’nü kurdu

Öğrenci olarak girip hocalık yaptığı Ankara Üniversitesinden 1972’de emekli olan İnalcık, Chicago Üniversitesinde Osmanlı Tarihi Kürsüsü’nü kurdu.

Chicago Üniversitesinden de 1986’da emekliye ayrılan İnalcık, 1993 yılında Bilkent Üniversitesinde Tarih Bölümünü kurarak, 23 yıl boyunca yüksek lisans ve doktora öğrencilerine seminer dersi verdi.

2003 yılında aynı üniversitede Halil İnalcık Center for Ottoman Studies adlı bir merkez kuran İnalcık, yıllardan beri çeşitli arşivlerden topladığı belge ve defterlerin kopyalarını, yarım kalmış araştırma metinlerini, binden fazla ayrı basımı ve diğer materyalleri bu merkeze bağışladı.

İnalcık, iyi düzeyde İngilizce, Fransızca, Almanca’nın yanı sıra orta düzeyde de Arapça, Farsça ve İtalyanca biliyordu.

Dünyanın sayılı bilim insanları arasında gösterildi

Uluslararası çapta şöhreti olan İnalcık, Cambridge Uluslararası Biyografi Merkezi tarafından dünyada sosyal bilimler alanında sayılı 2 bin bilim insanı arasında gösterilirken Türk, Amerikan, İngiliz, Sırp ve Arnavutluk akademilerine üye seçildi. Çok sayıda ödül ve nişan verilen İnalcık, birçok üniversiteden de fahri doktora unvanı aldı.

Hali İnalcık, Prof. Suraiya Faroqhi ile birlikte E. J. Brill’in (Leiden) yayımladığı “The Ottoman Empire and Its Heritage” (Osmanlı İmparatorluğu ve Mirası) serisinin editörlüğünü üstlenirken, 2005 yılına kadar bu seriden yayınlanan 38 ciltlik çalışma, Osmanlı tarihini Batı dünyasına tanıtan belli başlı eserler arasında yer aldı.

Prof. Dr. Halil İnalcık, 2002’de İslam Konferansı Teşkilatı tarafından “Teşekkür Plaketi” ve Kültür Bakanlığı “2002 Kültür ve Sanat Büyük Ödülü”ne layık görüldü.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatıyla özel ulema kabri yapıldı

İnalcık, 25 Temmuz 2016’da Ankara’da tedavi gördüğü hastanede vefat etti.

Cenazesi, Bakanlar Kurulu kararıyla çok sevdiği Osmanlı padişahı olan Fatih Sultan Mehmet’in de türbesinin bulunduğu Fatih Camisi Haziresine defnedildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı ile İnalcık’ın mezarı, geleneksel Osmanlı ulema kabri şeklinde yapıldı.

Eserleri

Prof. Dr. Halil İnalcık’ın eserleri temelde siyasi tarih, sosyal ve ekonomik tarih, kurumlar tarihi, devlet yapısı ve felsefesi, hukuk, ticaret, toplumsal tabakalar, üretim, vergi, bürokrasi, demografik yapı, şehir tarihi ve sentez eserleri kapsamında Osmanlı sosyal ve ekonomik tarihini aydınlatmaya dönük çalışmalar olarak gruplandırılabilir.

Yayınlanmış yüzlerce makalesi bulunan İnalcık’ın basılmış kitaplarından bazıları ise şunlar:

Osmanlı Tarihinde İslamiyet ve Devlet, Devlet-i Aliyye, Tarihe Düşülen Notlar, Osmanlı İmparatorluğunun Ekonomik ve Sosyal Tarihi, 1445 Tarihli Paşa Livası İcmal Defteri, Türklük Müslümanlık ve Osmanlı Mirası, Osmanlılar ve Haçlılar, Osmanlı ve Modern Türkiye The Survey of İstanbul 1455, Rönesans Avrupası, Tanzimat, Kuruluş, Osmanlı’da Devlet, Hukuk, Adalet, Studies in the History of Textiles, İznik Throughout History, Kuruluş ve İmparatorluk Sürecinde Osmanlı, Osmanlı ve Dünya, Has Bağçede Ayş-u Tarab, Osmanlı Tarihinde Efsaneler ve Gerçekler, Adalet Kitabı, Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ (1300-1600), Şair ve Patron, Atatürk ve Demokratik Türkiye.

“Kendisinde tarih babında aradığım soruların cevaplarını buldum”

Prof. Dr. İlber Ortaylı, Halil İnalcık’ın vefatının beşinci yılında hocasını AA’ ya anlattı.

İnalcık ile aile dostu olduklarını bu nedenle çok genç yaşta kendisini tanıma fırsatı bulduğunu belirten Ortaylı, “İlk tanıştığımda çocuktum, asıl Mülkiyeye girdiğimde tanışmış sayıyorum. Kendisinde tarih babında aradığım soruların cevaplarını buldum. Üslubu ve metodolojisi dikkatimi çekti. Türkiye’de her zaman bir amatör tarihçilik vardır, siyaset alanında, günlük hayatta gezilir. Metottan ve kaynaklardan uzak, çok ezbere konuşmaya dayanır. Böyle bir hoca olmadığını anladım.” diye konuştu.

İlber Ortaylı, şöyle devam etti:

“Öbürleri zannediyorum kendilerini anlatma durumunda onun gibi değillerdi, onun kadar kendilerini ifade edemiyorlardı. Fuat Köprülü’nün kıymetli talebelerindendi ve aynen onun gibi bir edebi üslubu vardı. O özgün bir üsluptu, kendi şahsına münhasırdı. Kaynaklara inen tek tarihçi o değildi yani başka hocalarımız da vardı. Fakat onların içerisinde derhal anlaşılıyor ki mukayeseli hareket eden, başka yeni kaynakları arayan bulan ve onları kullanan biriydi. Edebiyat bilgisi kuvvetliydi, Farsça divan okuyabilirdi. Bu da ona has bir özellikti. Sonra zaten ortaya çıkmıştır ki bu muasır edebiyat tarihçilerimizden daha güçlü bir yanıydı. Edebi teknikleri iyi bilen hatta yerine göre şiir yazabilen tarzda biriydi. Şanslıydı, Abdülbaki Gölpınarlı’nın yanında talebelik yapabilmiştir.”

“Yeni kaynakları kullandı, yeni metotlarla dünyaya açıldı”

Eski Türk nesillerinin Avrupa’ya çıkmakta şanslı olmadığını, dış dünyaya açılma şansına kolay sahip olamadıklarını anlatan Ortaylı, “Halil Hoca’nın da İkinci Cihan Harbi’nden sonraki yıllara kadar böyle bir şansı olmadı ama bu olmadı diye dil öğrenmemiş değildi. Avrupa dillerini oturup, mükemmelen öğrenmişti. Dil bakımından zengindi. Yeni kaynakları kullandı, yeni metotlarla dünyaya açıldı. Balkan tarihine yeni görüşler getirdi. Bu sayede de Halil Hoca oldu.” dedi.

Prof. Dr. Ortaylı, İnalcık’ın, sürekli çalışmaya ve tetkik etme erken yaşlarda başladığını vurgulayarak, “1939 mezunudur. 1941’de doktorasını vermiştir. Çalışamaya da ölünceye kadar devam etti. Çok meşhur bir deyim vardır, ‘100 sene yaşa 100 sene öğren’ diye hakikaten öyleydi. 90 yaşından sonra bile kalemi eline aldı. Halil Bey demek, yoğun çalışan bir Türk demektir.” ifadelerine yer verdi.

İnalcık’ın sağlığına çok dikkat ettiğine vurgu yapan Ortaylı, şunları kaydetti:

“Sağlığı kadar çalışmasına da dikkat ederdi. Düzgün çalışan biriydi. Öğrenciyi ciddiye alırdı çok şey öğretirdi, ciddi olmalarını da beklerdi, sert bir hocaydı. Lisans ve doktora öğrencisiyle ciddi olarak uğraşan, takip eden bırakın Türkiye’yi dünyada nadir bulunan profesörlerdendi. Ayrıca yormazdı da, toparlayan, teşvik eden bir hocaydı. Zaten insanlar, iyi bir hoca olduğunu 3 kıtada da söylüyor. Bizim için bir örnektir. Tarihçiler panteonunda yerini almıştır.”

İSTANBUL (AA) – İstanbul Ticaret Üniversitesi, sektörünün önemli standartlarından biri olan The One Awards'ta özel eğitim kurumları kategorisinde yılın en itibarlı eğitim kurumu oldu.

Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, Marketing Türkiye ve Akademetre Research and Strategic Planning iş birliğiyle bu yıl 7.'si düzenlenen The One Awards ödül töreni salgın şartları nedeniyle çevrim içi olarak gerçekleştirildi.

Törende yıl içinde itibarını en çok artıran markalarla, bu başarıda emeği geçen medya, PR, reklam ve dijital ajansları ödüllendirildi. 20’nci yılını kutlayan İstanbul Ticaret Üniversitesi yılın en itibarlı eğitim kurumu oldu.

Bu yıl 53 kategoride gerçekleştirilen araştırmada toplam 12 ilde bin 200 kişiyle görüşülerek, sektörlerinde yıl içinde itibarını en çok artıran markalar yılın itibarlısı ilan edilirken; bu başarıya ortak olan paydaşları da ödüllendirildi.

İstanbul Ticaret Üniversitesi, salgın nedeniyle uygulanan online eğitim sistemini en hızlı uygulamaya koyarak bu alanda yüzde 100 başarı sağladı.

Üniversite vakıf üniversiteleri arasında en yüksek doluluk oranını yakalayan öğretim kurumlarından olmuş ve bu yıl kontenjanının yüzde 95,5'ini doldurmuştu.

İstanbul Ticaret Üniversitesi lisansüstü eğitimlerde de en çok tercih edilen üniversiteler arasında bulunuyor. Sosyal sorumluluk projelerini, akademik ve kültürel etkinliklerini salgın sürecinde de devam ettiren üniversite, geçtiğimiz bir yıl içerisinde 300'ün üzerinde online etkinlik yaptı.