Purim Bayramı 'Küçük Kudüs' belgeseline konu oldu

SARAYBOSNA (AA) – Bosna Hersek’in başkenti Saraybosna’da her yıl dünyanın birçok ülkesinden onlarca filmi ağırlayan festivalde, “Saraybosna’nın Kalbi” ödüllerini almak için 4 kategoride, 47 film yarışıyor.

Festivalde izleyiciyle buluşan Küçük Kudüs filmi, Saraybosna’da yaşayan Yahudilerin kutladıkları purim bayramını ve Zeki Efendi’nin hikayesini işliyor.

Filmin yönetmeni Muhammed İbrahim Şişman, filme ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Saraybosna Purimi” ifadesini Yahudi komşularından duyduğunu dile getirerek, “Bunun bir bayram olduğunu ve 200 yıldan beri kutlandığını öğrendim. Sonrasında onlardan hikayeyi dinlemeye, kutlamada neler yapıldığı ve nereden çıktığıyla alakalı bilgiler almaya başladım.” dedi.

Belgeselci olduğu için dikkatini çeken purim bayramına dair araştırma yapmaya başladığını belirten Şişman, şunları kaydetti:

“Bir günün, Yahudi toplumunda purim ilan edilmesi için Yahudilerin başında bir bela, bir musibet olması gerekiyor ve Yahudilerin o musibetten direkt olarak Allah’ın eliyle bir mucizeyle kurtarılmaları gerekiyor. Böyle bir olay yaşandığında toplumun baş hahamı bu günü purim ilan ediyor ve kesintisiz olarak yıllarca kutlanıyor. Fakat Saraybosna Purimi’nin diğerlerinden bir farkı var. Saraybosna Purimi’nde Yahudilerin başındaki musibetten kurtulmaları direkt olarak, tabii ki her şey Allah’ın eliyle, fakat zahiren Müslümanların eliyle gerçekleşiyor. Bunun sonucunda da Saraybosna baş hahamı o günü purim olarak ilan ediyor ve 200 yıldan beri bu purimi Saraybosna Yahudileri kutlamakta.”

“Saraybosna Film Festivali, denildiğinde ilk aklımıza gelen şey savaş oluyor”

Muhammed İbrahim Şişman, filmde Bosna Hersek’teki Yahudi topluluğu için çok önemli bir isim olan ve Zeki Efendi lakabıyla anılan Moşe Rafaela Atiyas’ın hikayesine de yer verdiğini dile getirdi.

Saraybosna puriminin ortaya çıkışını da anlatan yönetmen, 18. yüzyılda Sultan 2. Mahmud döneminde Saraybosna’da görevli bir paşanın 11 kişilik Yahudi grubunu yüksek vergilere tabi tuttup hapsettiğini ve idama mahkum ettiğini söyledi.

Olayı duyan Saraybosnalı Müslümanların harekete geçerek taleplerini Sultan’a ilettiğini, böylece Yahudilerin idam edilmesini engellediklerini aktaran Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sultan 2. Mahmud, bu durumun haberini aldıktan sonra paşayı görevden alıyor. Bundan sonra da hahambaşı ‘Bugünü purim ilan edelim. Müslümanlar tarafından kurtarıldık ama bugünün kesinlikle unutulmaması gerekiyor.’ diyor. Bu olaydan sonra hahambaşının bugünü purim ilan etmesiyle 200 yıldan beri Saraybosnalı Yahudiler, yani İspanya’nın zulmünden kaçıp 1492’de Saraybosna’ya yerleşen sefarad Yahudileri bu bayramı kutlamakta.”

Yönetmen Şişman, konuyu araştırırken Saraybosna Yahudi cemaatinden, hayatını Saraybosna Purimi konusuna adayan Elijas Tauber ile tanıştığını, belgeseli bu ana karakterin gözünden izleyicinin beğenisine sunduğunu dile getirdi.

“SFF savaşın ortasında doğmuş bir festival”

Festivale 4. kez katılan Şişman, “Saraybosna Film Festivali denildiğinde, aklımıza ilk gelen şey savaş oluyor. Çünkü Saraybosna Film Festivali, diğer festivallerden farklı olarak, bir savaşın ortasında doğmuş. Bu da bize Bosna Hersek’te sanatın ve sinemanın ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.” ifadelerini kullandı.

Belgeselin festival kapsamında gösterilmesini anlamlı bulduğunu da dile getiren Şişman, “Saraybosna Film Festivali bu sene 27. kez düzenleniyor. Türkiye’den de katılım var, Türk filmleri gösteriliyor. Biz zaten Bosna Hersek’te ve özellikle Saraybosna’da hiçbir şekilde yabancılık çekmiyoruz. Bosna Hersek’i de insanını da Türkiye’den ayrı görmüyoruz. Köprü ve gönül bağı olması anlamında bu festival bizim için çok şey ifade ediyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Film hakkında

“Küçük Kudüs” belgeseli, Küçük Kudüs veya Avrupa’nın Kudüs’ü olarak da adlandırılan Saraybosna’da yaşayan Yahudi bir araştırmacının gözünden, Zeki Efendi’nin kayıtlara geçirdiği 200 yıllık gelenek olarak kutlanan “Saraybosna Purimi” hikayesini anlatıyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü desteğiyle TRT ortak yapımı olarak hazırlanarak izleyicinin beğenisine sunulan belgeselde, Saraybosna Yahudilerinin yaşamları ve Müslümanlarla etkileşimi gözler önüne seriliyor.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

9. Boğaziçi Film Festivali’nin Ulusal Kısa Kurmaca, Ulusal Kısa Belgesel, Uluslararası Kısa Kurmaca ve Uluslararası Kısa Belgesel yarışma filmlerini​​​​​​​ değerlendirecek jüri üyeleri belli oldu.

Festivalin kurmaca film yarışmalarında yer alacak filmleri değerlendirecek jüri üyeler arasında; “Kovan” filminin yönetmeni Eylem Kaftan, “Boğulan Adam” (A Drowning Man) kısa filmi ile 2017 Cannes Film Festivali’nde resmi seçkide yer alan yönetmen Mahdi Fleifel ile 8. Boğaziçi Film Festivali’nden “Tapınak” kısa filmleri ile “En İyi Ulusal Kısa Kurmaca Film” ödülleri alan yönetmen Murat Uğurlu yer alıyor.

Kurmaca, animasyon ve deneysel türündeki filmlerin yarışacağı Ulusal Kısa Kurmaca ve Uluslararası Kısa Kurmaca film yarışmalarında en iyi filmler onar bin TL’lik “En İyi Kısa Kurmaca Film Ödülü”nün sahibi olacak.

Ulusal kısa kurmaca kategorisinde ise bir film İstanbul Medya Akademisi tarafından genç kısa filmcileri desteklemek için verilen 5 bin TL’lik “İstanbul Medya Akademisi Genç Yetenek Ödülü”nün sahibi olacak.

Festivalin kısa belgesel film yarışmalarında yer alan belgeselleri değerlendirecek jüri üyeleri arasında ise Saraybosna Film Festivali endüstri bölümünün direktörü Armin Hadzic, Bastau Uluslararası Öğrenci ve İlk Film Festivali’nin Artistik Direktörü Diana Ashimova, dünya prömiyerini 8. Boğaziçi Film Festivali’nde yapan “Kodokushi” filmi ile “Jüri Özel Ödülü”ne layık görülen yönetmen Ensar Altay bulunuyor.

Ulusal ve Uluslararası Kısa Belgesel film yarışmalarında en iyi filmlere onar bin TL’lik “En İyi Kısa Belgesel Film Ödülü” verilirken, festivalin yarışmalı kısa bölümlerinde yer alan tüm filmler aynı zamanda 25 bin TL’lik “Ahmet Uluçay Büyük Ödülü” için de aday olacak.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü desteği ve TRT’nin Kurumsal İş Ortaklığı ve Global İletişim Ortağı Anadolu Ajansı’nın destekleriyle Boğaziçi Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenen festival, 23-30 Ekim arasında sinemaseverlerle buluşacak.

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Akbulut, AA muhabirine, Türkiye’nin tek belgesel film festivalinin “Uluslararası Altın Safran Belgesel Film Festivali” olduğunu belirtti.

Festivalin özgünlüğünü koruduğunu, ana temasının “Kültürel Miras ve Korumacılık”, yan temasının ise “Ahilik Kültürü” olduğunu dile getiren Akbulut, “Festivale çok sayıda proje ve belgesel film katıldı. Jüri üyeleri olarak gerçekten bu eserleri değerlendirirken hem çok mutlu olduk hem de umutlandık. Festivalde emeği geçen herkese çok teşekkür ederim.” dedi.

Akbulut, festivalin UNESCO Kültürel Miras Listesi’ndeki Safranbolu’da yapılmasının çok önemli olduğunu vurgulayarak, “Belgesel sinemanın hem bu kentin gelişmesi için çok önemli anahtar rol oynaması hem de bundan sonra bu festivalin belgesel sinemanın gelişiminde büyük rol oynayacak olması önemli.” diye konuştu.

“Sinema yapmak isteyen çok sayıda genç var”

Belgesel sinemanın toplumsal sorunları ele alan bir sinema olduğuna işaret eden Akbulut, “Teknolojik ve tarihsel gelişmelerle kendi biçimini oluşturdu. Günümüzde dijitalleşmeyle çok sayıda belgeselin yapıldığını görebiliyoruz ama değişmeyen bir şey var; o da belgesel sinemanın toplumsal sorunları gören, onlar için farkındalık uyandıran niteliği.” dedi.

Türkiye’de çok sayıda iletişim ve güzel sanatlar fakültesi olduğunu anlatan Akbulut, iletişim araçlarının gelişmesi ve yaygınlaşmasının da gençlerin sinemaya ilgisini artırdığını belirterek, “Bu açıdan sinema yapmak isteyen çok sayıda genç var.” ifadesini kullandı.

Prof. Dr. Hasan Akbulut, gençlerin artık ellerindeki cep telefonlarıyla film çekilebildiğini vurgulayarak, “Gençler bence neyi anlatacaklarına karar verirlerse yani bir dertleri olursa, gerisi çok daha rahat gelecektir. Son yıllarda gençlerin aldığı ödüller ve dünya festivallerindeki performansları bizi umutlandırıyor. Gençlerin bu alanda Türkiye’nin başarısını daha da yükselteceğini düşünüyorum. Belgesel sinemanın ve gençlerin yolu açık olsun.” diye konuştu.