Red Bull Sporcusu Ayhancan Güven'in kariyer hikayesi belgesele konu oldu

İSTANBUL (AA) – Motor sporları pilotlarından Red Bull sporcusu Ayhancan Güven’in kariyerine başlama hikayesi Red Bull TV'nin global serisi Until 18 isimli belgesel serisine konu oldu.

Red Bull'dan yapılan açıklamaya göre, bu yıl Türkiye'yi 2021 Porsche Carrera Cup Almanya ve Porsche Mobil 1 Supercup'ta başarılı bir şekilde temsil eden Ayhancan Güven'in, içindeki yarış pilotunu keşfediş öyküsü, çocukluğunda yaşadığı sıkıntılar ve bugün Türkiye'nin en başarılı pilotlar listesine adını yazdırış hikayesi Red Bull TV’de yayınlandı.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Red Bull sporcusu Ayhancan Güven, dünyadaki birçok başarılı sporcunun spora başlama öykülerinin aktarıldığı belgesel serisinin bu bölümünde, içindeki ışığı nasıl keşfettiğini belirtti.

Güven, şunları kaydetti:

"Daha çocukluktan beri sahip olduğum insanlarla herhangi bir konuda hemen yarışma duygusu direksiyonun başına geçtiğimde hemen beni ele geçiriyor. Onun dışında çocukluğumdan beri hayalini kurduğum bir konumdayım, pistlerdeyim. Bunun da her zaman heyecanını ve mutluluğunu yaşıyorum. Eski bir otomobil yarışçısı olan babamın yarışlarına giderek başladı her şey. Daha yürüyemediğim yaşlardan itibaren pistteydik. Benim küçük yaşta oyuncak arabalara olan ilgimi ve simülasyondaki yeteneğimi görüp fark edince beni gerçek araçlarla yarışmaya başlatmak istemiş ve ilk karting aracını almış bana. Tabii araç benim boyuma uygun değilmiş. Boyumun yetişmesi için pedallar eklenmiş. Çok hafif olduğum için arabanın koltuklarına kurşun eklenmiş. Ve ben bu şekilde ilk karting tecrübemi 5 yaşımda yaşamışım."

Güven'in kariyer yolculuğuna başlama serüveni RedBull.com/until18 adresinden izlenebiliyor.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

9. Boğaziçi Film Festivali’nin Ulusal Kısa Kurmaca, Ulusal Kısa Belgesel, Uluslararası Kısa Kurmaca ve Uluslararası Kısa Belgesel yarışma filmlerini​​​​​​​ değerlendirecek jüri üyeleri belli oldu.

Festivalin kurmaca film yarışmalarında yer alacak filmleri değerlendirecek jüri üyeler arasında; “Kovan” filminin yönetmeni Eylem Kaftan, “Boğulan Adam” (A Drowning Man) kısa filmi ile 2017 Cannes Film Festivali’nde resmi seçkide yer alan yönetmen Mahdi Fleifel ile 8. Boğaziçi Film Festivali’nden “Tapınak” kısa filmleri ile “En İyi Ulusal Kısa Kurmaca Film” ödülleri alan yönetmen Murat Uğurlu yer alıyor.

Kurmaca, animasyon ve deneysel türündeki filmlerin yarışacağı Ulusal Kısa Kurmaca ve Uluslararası Kısa Kurmaca film yarışmalarında en iyi filmler onar bin TL’lik “En İyi Kısa Kurmaca Film Ödülü”nün sahibi olacak.

Ulusal kısa kurmaca kategorisinde ise bir film İstanbul Medya Akademisi tarafından genç kısa filmcileri desteklemek için verilen 5 bin TL’lik “İstanbul Medya Akademisi Genç Yetenek Ödülü”nün sahibi olacak.

Festivalin kısa belgesel film yarışmalarında yer alan belgeselleri değerlendirecek jüri üyeleri arasında ise Saraybosna Film Festivali endüstri bölümünün direktörü Armin Hadzic, Bastau Uluslararası Öğrenci ve İlk Film Festivali’nin Artistik Direktörü Diana Ashimova, dünya prömiyerini 8. Boğaziçi Film Festivali’nde yapan “Kodokushi” filmi ile “Jüri Özel Ödülü”ne layık görülen yönetmen Ensar Altay bulunuyor.

Ulusal ve Uluslararası Kısa Belgesel film yarışmalarında en iyi filmlere onar bin TL’lik “En İyi Kısa Belgesel Film Ödülü” verilirken, festivalin yarışmalı kısa bölümlerinde yer alan tüm filmler aynı zamanda 25 bin TL’lik “Ahmet Uluçay Büyük Ödülü” için de aday olacak.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü desteği ve TRT’nin Kurumsal İş Ortaklığı ve Global İletişim Ortağı Anadolu Ajansı’nın destekleriyle Boğaziçi Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenen festival, 23-30 Ekim arasında sinemaseverlerle buluşacak.

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Akbulut, AA muhabirine, Türkiye’nin tek belgesel film festivalinin “Uluslararası Altın Safran Belgesel Film Festivali” olduğunu belirtti.

Festivalin özgünlüğünü koruduğunu, ana temasının “Kültürel Miras ve Korumacılık”, yan temasının ise “Ahilik Kültürü” olduğunu dile getiren Akbulut, “Festivale çok sayıda proje ve belgesel film katıldı. Jüri üyeleri olarak gerçekten bu eserleri değerlendirirken hem çok mutlu olduk hem de umutlandık. Festivalde emeği geçen herkese çok teşekkür ederim.” dedi.

Akbulut, festivalin UNESCO Kültürel Miras Listesi’ndeki Safranbolu’da yapılmasının çok önemli olduğunu vurgulayarak, “Belgesel sinemanın hem bu kentin gelişmesi için çok önemli anahtar rol oynaması hem de bundan sonra bu festivalin belgesel sinemanın gelişiminde büyük rol oynayacak olması önemli.” diye konuştu.

“Sinema yapmak isteyen çok sayıda genç var”

Belgesel sinemanın toplumsal sorunları ele alan bir sinema olduğuna işaret eden Akbulut, “Teknolojik ve tarihsel gelişmelerle kendi biçimini oluşturdu. Günümüzde dijitalleşmeyle çok sayıda belgeselin yapıldığını görebiliyoruz ama değişmeyen bir şey var; o da belgesel sinemanın toplumsal sorunları gören, onlar için farkındalık uyandıran niteliği.” dedi.

Türkiye’de çok sayıda iletişim ve güzel sanatlar fakültesi olduğunu anlatan Akbulut, iletişim araçlarının gelişmesi ve yaygınlaşmasının da gençlerin sinemaya ilgisini artırdığını belirterek, “Bu açıdan sinema yapmak isteyen çok sayıda genç var.” ifadesini kullandı.

Prof. Dr. Hasan Akbulut, gençlerin artık ellerindeki cep telefonlarıyla film çekilebildiğini vurgulayarak, “Gençler bence neyi anlatacaklarına karar verirlerse yani bir dertleri olursa, gerisi çok daha rahat gelecektir. Son yıllarda gençlerin aldığı ödüller ve dünya festivallerindeki performansları bizi umutlandırıyor. Gençlerin bu alanda Türkiye’nin başarısını daha da yükselteceğini düşünüyorum. Belgesel sinemanın ve gençlerin yolu açık olsun.” diye konuştu.