Restorasyonu tamamlanan Milli Saraylar Resim Müzesi ziyarete açıldı

İSTANBUL (AA) – Beşiktaş’taki Resim Müzesi’nin açılışı, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleştirildi.

Restorasyonu tamamlanan ve modern sergileme kriterlerine göre tefriş edilen müze, 11 bin metrekarelik kapalı alanda düzenlenen 34 salon ve 553 eserle kültür sanat hayatının yeni merkezi olmaya aday.

Resim Müzesi koleksiyonu, Topkapı Sarayı depolarında muhafaza edilen tabloların Milli Saraylar envanterine dahil edilmesiyle daha da zenginleşti. Topkapı Sarayı’ndan Resim Müzesi’ne nakledilen tabloların restorasyonuna yönelik atölye kuruldu. Eserlerin restorasyon öncesi, aşamaları ve restorasyon sonrası durumları belgelendi. Çalışmalar kapsamında Tablo Restorasyon Atölyesi 199, Altın Varak Atölyesi 104, Cilt ve Kağıt Restorasyon Atölyesi 34 eseri kültür hayatına kazandırdı.

Eserlere yönelik envanter çalışmaları da titizlikle yürütüldü. Eser bilgileri, kondisyon durumları ve hareketleri kayıt altına alınarak, dijital sisteme aktarıldı. Müze binasının ve eserlerin güvenliğini sağlayan kamera ve alarm sistemleri modernize edildi.

Resim Müzesi’nde sanatseverlerle buluşacak eserlerle ilgili bir kitap da hazırlandı. Müzeyi, tematik bölümlerini ve eserleri tanıtan kitap, ziyaretçiler için rehber niteliği taşıyor.

Müzecilik alanında benzersiz bir örnek

Milli Saraylar Resim Müzesi, Sultan Abdülmecid tarafından 1856 yılında “Veliahd Dairesi” olarak inşa ettirildi. Dairede ilk olarak Sultan Abdülaziz kaldı. Yapının inşaat kalfalığını Karabet Balyan, bina eminliğini Es-Seyyid Ali Şahin Bey yürüttü. Dairenin tefrişini ise Sultan Abdülmecid’in dekoratörü Fransız Charles Sechan yaptı.

Veliahd Dairesi, ilk bölümünün restorasyonunun ardından 22 Mart 2014’te Resim Müzesi olarak hizmet vermeye başladı. 2017’de ise müzenin daha büyük olan ikinci bölümünün restorasyonuna başlandı.

4 yıl süren çalışmaların ardından kapılarını yeniden sanatseverlere açan Resim Müzesi, özgün restorasyon, özenli teşhir ve tefrişiyle alanında benzersiz bir nitelik kazandı.

Osmanlı saray resminin tek temsilcisi

Resim Müzesi’nin 16 ila 20. yüzyılı kapsayan koleksiyonu; padişah portreleri, tarihi konulu kompozisyonlar, oryantalist eserler, doğa ve kent görünümleri ile natürmortlar gibi pek çok konuyu içeriyor.

Koleksiyon, Konstantin Kapıdağlı, Rupen Manas, Stanislaw Chlebowski, Fausto Zonaro, Ivan Konstantinoviç Ayvazovski, Pierre Desire Guillemet, Eugene Fromentin, Stefano Ussi, Felix-Auguste Clement, Şeker Ahmed Paşa, Osman Hamdi Bey, Şevket Dağ ve Abdülmecid Efendi gibi ressamların eserlerini barındırıyor.

Müze, Osmanlı saray resminin tek temsilcisi olması bakımından da ayrı bir önem taşıyor.

Türkiye’nin en büyük oryantalist tablosuna sahip

Resim Müzesi, Türkiye’nin en büyük oryantalist tablosuna da ev sahipliği yapıyor. Fransız ressam Felix-Auguste Clement’in “Çölde Av” adıyla tanınan tablosu, müze ortamında ilk defa ziyaretçiyle buluşuyor.

35 metrekarelik ebadıyla görenleri büyüleyen 1865 tarihli eser, 2019 yılında Said Halim Paşa Yalısı’ndan başarılı bir operasyonla alınarak Resim Müzesi’ne nakledildi.

Osmanlı ile Mısır arasındaki sosyal ve kültürel ilişkilere dair ipuçları barındıran tablo, görsel belge niteliği taşıması bakımından eşsiz olarak değerlendiriliyor.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL(AA) – Milli Saraylar Başkanlığı’nın halı koleksiyonunda yer alan 119 yıllık Dolmabahçe Sarayı’nın halısı restore ediliyor.

Sarayda merasimlerin tertip edildiği Muayede Salonu’na ait olan halı, 1902 yılında II. Abdülhamid Han döneminde Hereke Dokuma Fabrikası’nda Muayede Salonu’na özel olarak üretildi. Üzerinde kabartma desenlerin bulunduğu halı Türk düğümü ve pamuk çözgü tekniği ile dokundu. Avrupai tarzda dokunan halıda daha çok rokoko desenler bulunuyor.

Yıldız Şale Köşkü’nde oluşturulan özel atölyede restore edilen halı üzerinde 8 kişi çalışıyor.

“Halının ağırlığı bir tona yakın”

Yıldız Şale Köşkü Halı Atölyesi sorumlusu Mustafa Köksal, halı hakkında şu bilgileri verdi:

“119 yıllık tarihe tanıklık etmiş bir halı. Bazı kısımlarda güneşten dolayı aşınmalar oluşmuş. 4 ay önce bir kadro ile çalışmalara başladık. Toplamda 8 ayda tamamlamayı düşünüyoruz. Buradaki ipler, halının numarası tespit edilerek renkleri burada boyanır. Şu anda onarımının yüzde 50’sini tamamladık sayılır. Hasır işlemleri sürüyor. Onarım bittikten sonra tesfiye aşamasına geçilecek. Daha sonra da yerine sereceğiz. Halının ağırlığı bir tona yakın.”

EDİRNE(AA) – Doğu Roma İmparatorluğu tarafından 12. yüzyılda inşa edildiği tahmin edilen “Enez Ayasofyası” olarak da bilinen yapı, Fatih Sultan Mehmet’in 1456’da Taşoz, Limni, Semadirek adalarının yanı sıra Cenevizliler’e ait Enez’i fethetmesi sonrası camiye dönüştürüldü.

Yapının güneydoğusunda mihrap, batısında minber yapıldı, dış tarafına da kesme taştan minare inşa edildi. Osmanlı döneminde 1700’lü yıllarda birkaç kez onarımdan geçirilen caminin bir kısmı, 1965’teki depremde yıkıldı. Bu süreçte onarımı yapılmayan cami, bir müddet sonra büyük ölçüde zarar gördü.

Vakıflar Genel Müdürlüğü, camiyi 2015 yılında restorasyon programına aldı. Edirne ​Vakıflar Bölge Müdürlüğünün yürüttüğü restorasyon kapsamında veri teşkil etmesi için sonik, sismik testlerin yanı sıra, lazer tarama, malzeme analizleri ve dönemlemeleri yaptırarak, detaylı araştırmalar yürütüldü.

Caminin rekonstrüksiyona dayalı restorasyon projesi Edirne Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından onaylanması sonrası restorasyon çalışmalarına 2016 yılında başlandı.

Eylül ayında hem ibadete hem ziyarete açılması planlanıyor

Caminin, 1. derece arkeolojik sit alanı olan Enez Kalesi içerisinde yer alması nedeniyle çalışmalar büyük bir titizlikle yürütüldü.

Restorasyonun başında caminin temellerini açılarak güçlendirildi. Temel enjeksiyonlarından sonra sağlam beden duvarlarından başlamak üzere inşa çalışmalarına başlandı. Caminin tavanı ve kubbesi tamamen kapatıldı. Ayrıca caminin içerisindeki ısıtma ve soğutma sistemleri kuruldu, zeminin mermer döşemesi yapıldı.

İmalata başlamadan önce caminin harim kısmında yerde bulunan ve numaralandırılarak çıkarılan özgün döşeme taşları da yerlerine döşendi. Geri kalan açık yerlerde de yeni mermerler kullanılarak döşeme yapıldı.

Caminin çevresinde yıllar içerisinde oluşan toprak kotu da temizlendi.

1965 yılından bu yana 56 yıldır kapalı olan caminin vakfiyesine uygun şekilde eylül ayında hem ibadete hem de ziyarete açılması planlanıyor.