Rus enerji şirketleri, Doğu Akdeniz'de olası ABD yaptırımlarına karşı isimlerini gizliyor

ANKARA (AA) – Rusya’nın, Suriye rejimi tarafından Doğu Akdeniz’de hidrokarbon aramaları için yetkilendirilen yeni şirketlerle, bölgede daha önce faaliyet gösteren büyük enerji şirketlerinin isimlerini olası ABD yaptırımlarına karşı gizlediği belirtiliyor.

Capital Limited ve East Med Amrit adlı iki Rus şirkete Suriye münhasır ekonomik bölgesinde (MEB) petrol ve doğal gaz arama hakkı veren anlaşma, 16 Mart’ta Suriye resmi gazetesinde yayımlanmıştı.

Buna göre, Rus petrol arama firması Capital Limited’in blok 1’deki Tartus kıyılarında petrol arayacağı ilan edilmişti. Suriye’nin ilan ettiği MEB’e göre Lübnan deniz sınırına komşu olan blok 1, 2 bin 250 kilometrekarelik alandan oluşuyor.

Anlaşma, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlayan 48 aylık bir keşif dönemini ve 25 artı 5 yıllık geliştirme dönemini içeriyor. Gerek duyulması halinde keşif süresi 36 ay daha uzatılabilecek ve şirket, bu süreçteki tüm faaliyetleri için en az 13 milyon dolar harcayacak. Petrol veya doğal gaz bulunması durumunda ise paylaşım, petrol fiyatları ve üretilen miktarına göre belirlenecek.

Ayrıca rejimin resmi yayın organlarından Al-Savra gazetesi de 16 Mart’ta yayımladığı haberinde, East Med Amrit’in Tartus’un kuzeyi ile Güney Banyas arasında kalan 2 bin 190 kilometrekarelik blok 2’de üç boyutlu sismik araştırma çalışmalarına başlandığını bildirmişti.

Beşşar Esed rejimi, şu an East Med Amrit’i yetkilendirdiği bölgenin ruhsatını 2013’te 100 milyon dolar karşılığında Panama menşeli petrol ve gaz arama şirketi Soyuzneftegaz’a vermişti.

Kremlin ile yakın bağları olduğu bilinen şirketin sahibi Yuri Şafranik, 2015’te Suriye’deki riskler sebebiyle çalışmalarını durdurmak zorunda kaldıklarını ancak başka bir Rus şirketinin bölgede çalışmaya devam edeceğini bildirmişti.

Kontrat kapsamında rejim de 2017’de yayımladığı bir kararla, aynı bölgede East Med Amrit adlı yeni bir şirketle anlaşmaya vardığını duyurdu.

Öte yandan, Suriye rejimi Ekim 2019’da blok 1, 2 ve 3 için hidrokarbon arama ruhsatını, Rus güvenlik şirketi Wagner’in başındaki iş adamı Yevgeniy Prigozhin ile bağlantısı olduğu iddia edilen Mercury ve Velada enerji şirketlerine vermişti.

Rejim, duyurduğu son anlaşmayla blok 1’in ruhsatını Capital Limited şirketine devretti.

ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlık Kontrol Ofisi, 9 Kasım 2020’de Esed rejiminin petrol üretim ağına destek sağlayan kişi ve kuruluşlara yaptırım uygulanacağını açıklamıştı.

ABD’de 17 Haziran 2020’de yürürlüğe giren “Sezar Suriye Sivil Koruma Yasası”na göre, rejimin petrol üretimini geliştirmesine yardımcı olan, rejimle ticari ilişkide bulunan kişi ve kuruluşlara yaptırım uygulanıyor.

“Rusya, enerjide ağırlığı korumak için Suriye üzerinden Doğu Akdeniz’e yöneliyor”

Washington merkezli Orta Doğu Enstitüsü Enerji Uzmanı Rauf Mammadov, AA muhabirine, Rusya’nın enerji ticaretinde ağırlığı korumak için Suriye üzerinden Doğu Akdeniz’de yöneldiğini söyledi.

Mammadov, Rusya’nın sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) devi Novatek’in, Lübnan MEB’inin 4. ve 9. bloklarında Fransız Total ve İtalyan ENI ile çalıştığını, ayrıca Rus petrol şirketi Rosneft’in de Mısır’ın Zohr gaz sahasında yüzde 30 hisseye sahip olduğunu anımsatarak, ticari nakliyede Türkiye ve Karadeniz’e olan bağımlılığını kırmak isteyen Rusya için Doğu Akdeniz’in kritik öneme sahip olduğunu söyledi.

Rusya’nın bölgede faaliyetlerini artırmasının ekonomik sebepleri olduğuna dikkati çeken Mammadov, “Öncelikle Avrupa pazarına yakınlığı açısından kritik olan Doğu Akdeniz havzası Rusya’nın büyüyen kaynaklarını pazarlama açısından önemli. Jeopolitik çerçeveden bakarsak, petrol ve doğal gaz arama yarışında olan kıyı devletleri arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle Moskova, kilit rolünü korumak istiyor.” diye konuştu.

Mammadov, Rusya’nın Doğu Akdeniz’de güçlenen varlığının zaten “karmaşık” olan Rusya-Türkiye ilişkilerini daha da zora sokabileceğine işaret ederek, “Ankara ve Moskova fikir ayrılıklarının ilişkilerini etkilemesine şimdiye kadar izin vermeseler de Rusya’nın bölgeye müdahalesi iki ülke arasındaki ayrılıkları artıracak.” değerlendirmesinde bulundu.

Beşşar Esed rejiminin Doğu Akdeniz’de petrol ve gaz aramaları için yetkilendirdiği iki Rus enerji şirketi hakkında çok kısıtlı bilgiye ulaşılabildiğini belirten Mammadov, “Daha önceki şirketlerin ruhsatlandırıldığı bölgenin yeri ve büyüklüğü East Med Amrit ve Capital Limited şirketlerinin görevlendirildiği yerle birebir örtüşüyor. Rusya çalıştığı bölgede, olası ABD yaptırımlardan kaçınmak için büyük şirketlerin isimlerini gizleme yöntemi kullanıyor.” dedi.

Lübnan’ın MEB’i, Suriye’nin blok 1 parseli ile kesişiyor

Doğal Kaynak Yönetimi Enstitüsü Ortadoğu ve Kuzey Afrika Direktörü Laury Haytayan da Lübnan’ın Birleşmiş Milletler’e (BM) bildirdiği MEB sınırlarının, Capital Limited’in çalışma yapacağı blok 1 parseli ile kesiştiğini belirtti.

Rusya’nın söz konusu ihtilaflı bölgede faaliyet göstermesinin Beyrut’u yakından ilgilendireceğini ifade eden Haytayan, “Rus şirketlerin Lübnan offshore sınırlarına yakın yerde arama çalışmaları yapması Lübnan için bir fırsat olarak görülebilir. Lübnan, Suriye ile arasındaki sınır anlaşmazlıklarının çözülmesi ve ülkeler arasında ortak arama çalışmalarının başlaması için Rusya’yı araç olarak değerlendirmek ister.” diye konuştu.

Haytayan, Rusya’nın faaliyet gösterdiği bölgede büyük bir rezerv bulması durumunda, ittifakların yeniden şekilleneceğini ifade ederek, “Atılan bu imzalar, Rusya güdümlü bir düzenin yakın zamanda Suriye’de kurulacağının habercisi olabilir. Çünkü savaş sonrası dönemde ülkenin inşası için petrol ve gaz gelirlerine ihtiyaç olacak. Ayrıca Suriye’nin Doğu Akdeniz’deki pozisyonu, katılacağı bölgesel ittifaklara ve ülkenin geleceğine bağlı olarak şekillenecek.” ifadelerini kullandı.

Muhabir: Büşranur Begçecanlı

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

HONOLULU (AA) – ABD Jeolojik Araştırma Merkezi (USGS), Kilauea Yanardağı’nın Halemaumau kraterinde patlama meydana geldiğini duyurdu.

Kraterde meydana gelen patlamanın kaydedildiği görüntülerde, kraterin lavla kaplandığı ve dalgalı volkanik gaz bulutlarının havaya yükseldiği gözlendi.

Patlamanın evlerin bulunduğu bölgede olmadığı, lavların tamamının Hawaii Yanardağlar Ulusal Parkı’nda gerçekleştiği bilgisi paylaşıldı.

USGS yetkilisi Ken Hon yaptığı açıklamada, lavların yerleşim yerine doğru hareket ettiğine yönelik işaret görülmediğini belirterek volkan faaliyetlerinin parkın içinde olduğunu bildirdi.

Patlamanın ardından yanardağ için alarm seviyesi, “yerde ve havada olası tehlikeli aktivite” anlamına gelen “kırmızı”ya yükseltildi.

Dünyanın en aktif volkanlarından Kilauea’da 1983’ten bu yana patlamalar oluyor.

Muhabir: Sümeyye Dilara Dinçer

NEW YORK (AA) – California Üniversitesi Berkeley Ötekileştirme ve Aidiyet Enstitüsü tarafından yapılan ankette, Müslüman katılımcıların yüzde 67,5’i, hayatlarında en az bir kez İslamofobi tecrübesi yaşadığını söyledi.

Müslüman kadınlarda bu oran yüzde 76,7’ye çıkarken, Müslüman erkeklerin ise yüzde 58,6’sının İslamofobik yaklaşıma maruz kaldığı kaydedildi.

Ankete katılanların yüzde 93,7’si ise Amerikan toplumunda yaşanan İslamofobinin genel olarak duygusal ve zihinsel sağlıklarını etkilediğini ifade etti.

Her 3 Müslüman’dan 1’i dini kimliğini sakladı

Ankette, İslamofobik eylemlere maruz kalmamak için katılımcıların yaklaşık yüzde 33’ü, bazı anlarda dini kimliklerini gizlemeye çalıştığını, yüzde 88,2’sinin ise tepki ile karşılaşma korkusundan dolayı bazı konuşma ve eylemlerden sakındığını belirtti.

Özellikle 18-29 yaş grubu arasında dini kimliğini saklamaya çalışanların oranının yüzde 45’leri bulduğu kaydedildi.

Çalışmayı yürüten Enstitünün Küresel Adalet Programı Direktörü Elsadıg Elsheikh, “Bu anket, bir Müslüman doğrudan İslamofobik bir eyleme uğramasa bile, 11 Eylül’den sonra medyamızda ve kültürümüzde yer alan İslamofobinin, Müslümanların izlendikleri, yargılandıkları veya dışlandıklarını hissettikleri bir atmosfer yaratıyor.” değerlendirmesinde bulundu

Diğer yandan ankete katılan Müslümanların yaklaşık yüzde 73’ü, toplumdaki İslamofobik yaklaşımlara rağmen Müslüman olmayanlarla günlük ilişkileri sürdürdüğünü, yüzde 93.7’sinin ise çocuklarının Amerikalı olarak kabul edilmesini önemli gördüklerini belirtti.

Ankete, ABD’de yaşayan her etnik grup ve yaştan yarısı kadın bin 123 Müslüman katıldı.

ABD’de yaşayan Müslüman nüfusun 3,5 milyon civarında olduğu tahmin ediliyor.