Sabri Ülker Çevre Ödülü'nün bu yılki kazananı “ecoDrone” projesi oldu

İSTANBUL (AA) – Yıldız Holding ve DenizTemiz Derneği/TURMEPA iş birliğiyle doğal kaynakların gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde aktarılabilmesi için yenilikçi projeler geliştirmiş girişimleri ödüllendiren Sabri Ülker Çevre Ödülü'nü bu yıl ecording imzalı "ecoDrone" projesi kazandı.

Yıldız Holding'den yapılan açıklamaya göre, Yıldız Holding ve TURMEPA iş birliğiyle düzenlenen Sabri Ülker Çevre Ödülü, 4'üncü kez sahibini buldu.

Sabri Ülker Çevre Ödülü'nü insansız hava aracıyla havadan tohum topu atışları gerçekleştirebilen "ecoDrone" projesi kazandı. "ecoDrone", ulaşılması zor alanlarda 54 kat daha hızlı sonuç veriyor.

"Yarınlar Seninle Yaşayacak" mottosu ve "Çevre ve İnsan" temasıyla düzenlenen yarışmaya 172 proje başvurdu. Projeler, Yıldız Holding ve TURMEPA'nın belirlediği seçici kurul ve jüri üyeleri tarafından su ve doğal kaynak kullanımı, karbon ve enerji yönetimi, atık yönetimi, biyo-çeşitliliğin korunması ve iklim değişikliği konu başlıkları altında değerlendirildi.

– ecoDrone ağaçlandırma çalışmalarında maliyet avantajı sunuyor

Küresel iklim değişikliği konusunda son derece kritik bir konu başlığı haline gelen ağaçlandırma çalışmalarına büyük katkı sağlaması beklenen "ecoDrone", ağaçlandırılması gereken ancak ulaşılması zor olan alanlara insansız hava araçlarıyla havadan tohum topu atışları gerçekleştirebiliyor. Böylece 10 dakikada 6 bin tohum topu toprakla buluşabiliyor. Projenin en önemli avantajı ise geleneksel ağaçlandırma yöntemlerine göre 12 kat daha az maliyetli olması.

Projede kullanılan tohum topları; toprak yüzeyinde yetişebilen ve Ar-Ge ile geliştirilen tohum türlerinin kil, mineral, toz gübre ve orman toprağıyla kaplanmasıyla oluşturuluyor. Bu sayede minimum maliyetle rüzgardan, soğuktan, hayvanlardan veya aşırı sıcaktan korunan tohumların, çimlenebilecekleri en verimli ortam sağlanmış oluyor. ecoDrone projesinin sahibi ecording; Ar-Ge çalışmalarını Orman Genel Müdürlüğü ve Artvin Çoruh Üniversitesi'nin desteğiyle yürütüyor.

Yine ecording tarafından geliştirilen insansız hava araçları da tam otonom özelliğiyle yüksek ağırlıklar kaldırabiliyor ve çok sayıda tohum topunu toprakla buluşturuyor. Projede kullanılan tohum toplarının üretiminde ise ekim sahalarının yakınlarında yaşayan kadınlardan destek alınıyor. Böylelikle bir ek fayda olarak toplumsal ve ekonomik cinsiyet eşitsizlikleriyle mücadeleye de destek veriliyor.

– "Küresel ısınmaya karşı en etkili yöntemlerden biri olacak"

Açıklamada görüşlerine yer verilen Yıldız Holding Kurumsal İletişim Grup Direktörü Tuğçe Altınsoy, Sabri Ülker Çevre Ödülü'nü kazanan "ecoDrone" projesinin küresel ısınmaya karşı yürütülen mücadelede Türkiye adına önemli bir kazanım olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"İklim değişikliğinin etkilerini azaltmak adına, orman varlığının artırılması yönündeki çalışmalar dünyamız için kritik önem taşıyor. 2019 yılında Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Hükümetlerarası Paneli raporu için hazırlanan çalışmaya göre, en az 1 trilyon ağaç dikilmesi halinde gelecek yıllarda 830 milyar tonluk karbondioksitin bu ağaçlar tarafından emilebilmesi mümkün hale geliyor. Bu nedenle ağaç dikimi uygulamaları, iklim değişikliğiyle mücadelenin en masrafsız ve en doğal çözüm yöntemlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Bu çerçevede, ecoDrone projesinin önümüzdeki yıllarda küresel ısınmaya karşı yürütülen çalışmalarda çok önemli bir fonksiyon üstleneceğine inanıyorum. ecoDrone başta olmak üzere tüm katılımcıları değerli projeleri ve başarılarından dolayı tebrik ediyorum."

– "ecoDrone projesinin ülkemizin geleceği adına ışık yakacağına inanıyorum"

TURMEPA Genel Müdürü Semiha Öztürk de "2013 yılında ülkemizin yarınlarına bırakacağımız değerli fikirleri bulmak için yola çıkarken Yıldız Holding Kurucusu merhum Sabri Ülker'in, 'Topraklarımıza, sularımıza, çevremize sahip çıkmak vatana sahip çıkmaktır' sözü bizlere ışık tuttu. Bu köklü miras üzerine inşa ettiğimiz ödülümüzde her yıl önemli kazanımlar elde ettik. Bu yıl da aynı hedefe ulaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Üstelik bu hedefe 2020 gibi zorlu bir yılda ulaşmak bizleri daha da mutlu ediyor. Projeleri değerlendirirken toplumda farkındalığı artıracak ve örnek projelerin çoğalmasına katkıda bulunacak olmasına özen gösterdik. Türkiye'nin dört bir yanından gelen 200'e yakın başvuruyu değerlendirirken bir hayli zorlandık. İnce eleyip sık dokuduk. Bu sürecin galibi olan ecoDrone projesinin ülkemizin geleceği adına ışık yakacağına inanıyorum. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

KONYA(AA) – Firmanın çeşitli illerde sözleşmeli olarak ürettirdiği sebze, yem ve tarla bitkisi tohumları, şirketin Konya’daki tesislerinde işleniyor. Tarımsal araştırma enstitüleriyle ortak yürütülen çalışmalarla tohumlar ıslah edilip çeşitlendiriliyor.

Firmanın yönetim kurulu üyesi ziraat mühendisi Mualla Özen, AA muhabirine, işletmeyi 20 yıl önce kendisi gibi ziraat mühendisi olan eşiyle kurduklarını söyledi.

Şimdi oğullarının da kendileriyle çalıştığını dile getiren Özen, “İş paylaşımı yapıyoruz. Ben tarım ekonomistiyim. Firmanın finans işlerine bakıyorum. Eşim, üretim bölümüne bakıyor, oğlumuz da dış ticaret bölümüne bakıyor.” dedi.

Özen, sebze, yem bitkileri ve tarla bitkilerinin tohumlarını çiftçilere sözleşmeli olarak ektirdiklerini belirterek, “Ürünlerimizde genlerle oynama yok. Islah ederek yeni çeşit oluşturuyoruz. Tohum, önce depolama kısmına geliyor. Burada eleme makinelerinden geçtikten sonra ilaçlama ve renklendirme yapıyoruz. Daha sonra ambalajlama yapılıyor.” diye konuştu.

Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü ile Ar-Ge çalışmaları yürüttüklerini söyleyen Özen, şunları kaydetti:

“Yoncada ilk akla gelen firma oluyoruz. Ayçiçeği tohumlarımız çok tercih ediliyor. 20 ülkeye ihracat yapıyoruz. İhracatımızı Arap ülkeleri ve Türk cumhuriyetlerine yapıyoruz. Genellikle mısır, ayçiçeği, bezelye talep ediyorlar. Cezayir’e 15 yıldır bezelye ve fasulye çeşitlerimizi gönderiyoruz. Özbekistan’a küçük taneli domates, İran, Irak’a mısır, ayçiçeği, karpuz tohumu ihraç ediyoruz. Üretimimizin yüzde 40’ını yurt dışına gönderiyoruz.”

Ege, Marmara, İç Anadolu’da tohum üretimi yaptıklarını dile getiren Özen, bazı bölgelerde de deneme üretimi için çalıştıklarını ifade etti.

ANTALYA(AA) – Antalya’nın Korkuteli ilçesinde yaşayan eski banka çalışanı Mutlu Ergin, 3 yıldır “sağlıklı bir nesil” hedefi doğrultusunda atalık buğday tohumlarıyla üretim yapıyor.

Bankacılık sektöründe 14 yıl çalıştıktan sonra stres nedeniyle şehir yaşamından uzaklaşıp eşiyle Korkuteli ilçesindeki Bayat Mahallesi’ne yerleşen Ergin, ailesine ait arazilerde tarım yapmaya karar verdi.

Doğal ve sağlıklı tohum üretmek isteyen Ergin, atalık buğday tohumlarını araştırmaya başladı.

Ergin, 3 yıl önce Anadolu’nun çeşitli kentlerinden temin ettiği siyez, karakılçık, akçalıbasan, kızıl güzlük ve köse buğday tohumlarını ekti.

Üretimden hasada işinin başında olan Ergin, elde ettiği ürünleri taş değirmende un ve bulgur haline getirdikten sonra paketleyerek internet üzerinden satışa sunuyor. Ev makarnası da üreten Ergin, bir taraftan da arpa ekimi yaparak hem üretimini hem de ürün çeşitliliğini artırmayı hedefliyor.

“Amacımız, doğal ve sağlıklı ürünler elde etmek”

Ergin, AA muhabirine, zor ve stresli koşullara sahip bankacılık sektöründeki işinden ayrılıp tarımsal üretime yöneldiğinde ilk zamanlar zorlandıklarını ancak tarlada zaman geçirdikçe alıştığını söyledi.

“Tamamen doğal ve sağlıklı tohumlar elde etmek adına bu işe girdik.” ifadesini kullanan Ergin, “Üç yıldır da atalık tohum üzerine çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Öncelikle işe başlarken kendimiz için bu adımı atmıştık ancak arazilerimizi değerlendirmek adına şu anda herkes için bunu yapmaya çalışıyoruz. Eşimle tohumların ekiminden toplanmasına kadar işin başındayız. Yapabildiklerimizi kendimiz yapıyoruz, zorlandığımız konularda da diğer çiftçilerden destek alıyoruz.” dedi.

Ergin, şunları kaydetti:

“Ata tohumundan elde ettiğimiz siyez, karakılçık, akçalıbasan, kızıl güzlük ve köse buğdayları ihtiyaç oldukça taş değirmende tamamen doğal yöntemlerle un haline getiriyoruz. Ayrıca, bulgur ve ev makarnası da yapıyoruz. Ürünleri daha sonra kendimiz paketleyerek internet üzerinden satışa sunuyoruz. Ne üretimde ne de paketlemede herhangi bir katkı maddesi ve kimyasal kullanmıyoruz. Tamamen doğal yöntemlerle üretim yapıyoruz. Sadece ilk ekimde bir gübre kullanıyorduk, bu yıldan itibaren de hayvan gübresine dönüyoruz. Amacımız, doğal ve sağlıklı ürünler elde etmek. En büyük hedefimiz bu.”

Atalık tohumlardan dönüm başına 150-200 kilogram ürün alabildiklerini belirten Ergin, talebin artması halinde şu anda yaklaşık 40 ton olan üretim miktarını artırmayı düşündüğünü ifade etti.