Sağ kalp kapak yetersizliği olan hastaya Türkiye'de ilk kez kapalı yöntemle müdahale

İSTANBUL (AA) – İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Kardiyoloji Enstitüsünde Türkiye’de ilk kez yapıldığı belirtilen kapalı yöntemle, sağ kalp yetmezliği olan 86 yaşındaki hastaya müdahale edildi.

Kalp yetmezliği bulunan ve kalp kapakçıkları işlevsizleşen Mehmet Çiftçioğlu’na, gittiği bazı hastanelerde, yaşından dolayı cerrahi operasyon yapılamayacağı, uygulanabilecek tek çözümün de yurt dışında olduğu ifade edildi.

İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Kardiyoloji Enstitüsüne başvuran Çiftçioğlu’na, Prof. Dr. Barış Ökçün, Doç. Dr. Ahmet Yıldız, Doç. Dr. Okay Abacı ve Dr. Barkın Kültürsay’dan oluşan ekip tarafından kapalı yöntemle müdahale edildi. İşlemin, ileri yaştaki sağ kalp yetmezliği şikayeti olan hastalara umut olması bekleniyor.

AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Doç. Dr. Ahmet Yıldız, Türkiye’de 2023’te 60 yaş üstü kişi sayısının 15 milyona yaklaşmasının beklendiğini belirterek, Türkiye’de her 100 hastadan 1-2’sinin kalp yetmezliğiyle mücadele ettiğini, 70 yaşın üzerinde oranın yüzde 10’a, 80 yaşın üzerinde yüzde 20’ye çıktığını söyledi.

Kalp yetmezliğinin büyük bölümünü sağ kalp yetmezliğinin oluşturduğuna değinen Yıldız, “Sağ kalp yetmezliğinde sık sık ayaklarda şişme, nefes darlığı ve karın şişkinliği oluyor. Bunun en büyük nedeni ise triküspit kapak dediğimiz sağ kalp kapağının yetersizliğidir. Bu hastalarda medikal tedavinin yanında cerrahi tedavi de söz konusu. İleri yaştaki hastalarda kalp yetmezliğine böbrek yetmezliği, şeker gibi hastalıkların eşlik etmesi nedeniyle cerrahi işlem, yani göğüs kafesi açılarak yapılacak bir işlem oldukça riskli.” diye konuştu.

Yıldız, Mehmet Çiftçioğlu’na yaşı nedeniyle açık kalp cerrahisinin çok riskli olduğunu dile getirerek, şu bilgileri verdi:

“Günümüzde teknolojinin ilerlemesiyle yeni tedavi yöntemleri ortaya çıkmaya başladı. Bunlardan biri de Türkiye’de ilk kez uyguladığımız bu işlem. İşlemde kalbin büyük toplar damarlarının sağ atrium dediğimiz kulakçık kısmına yakın bölgeye kapak koyuyoruz. Kapak, kanın geri akımını yani geri kaçmasını engelliyor. Bunun da ayaklarda ve karında şişlik gibi şikayetlerin oluşmasını engelleyeceğini düşünüyoruz. Hastamıza biri üst toplardamara ve diğeri alt toplardamara olmak üzere 2 kapak koyduk. Ameliyathane şartlarında değil anjiyo laboratuvarında, hastaya lokal anestezi uygulanarak yapılan bu işlem 45 dakika sürdü. İşlemin en büyük avantajı genel anesteziye ihtiyaç olmaması. Hastanın göğüs kafesi açılmıyor, cerrahi bir müdahale söz konusu değil. Kasıktan anjiyo yapar gibi bir yöntemle giriyoruz, daha sonra orayı da kapatıyoruz. Hastamız işlemden bir gün sonra servise çıktı, üçüncü gününde de taburcu ediliyor.”

Uygulanan işlemin sağ kalp kapak yetmezliği için dizayn edildiğini ve dünyada uygulanma sayısının 100’ler civarında olduğunu kaydeden Yıldız, “Ancak her hasta buna uygun değil. Toplardamarlara koyacağımız kapağın uygun olup olmadığı görmek için tomografiyle değerlendirilmesi gerekiyor. İleri yaşta ve sağ kalp yetmezliği hastaları için cerrahi çözüm riskli, ayrıca hastada bir süre sonra ilaçlara karşı direnç veya ilaca bağlı böbrek yetmezliği gelişiyor. Dolayısıyla hastaların hayat konforunu artırmak ve sık hastane yatışlarını engellemek için bu tedavinin önümüzdeki günlerde yaygınlaşacağını düşünüyorum.” dedi.

“Hastalığımın çaresinin yurt dışında olduğu söylendi”

Mehmet Çiftçioğlu da 2001’de kalp kapağının değiştirildiğini ifade ederek, 1,5 yıldır kalp yetmezliği nedeniyle karın şişkinliği, ayaklarda şişlik ve nefes darlığı şikayetleri olduğunu anlattı.

Pek çok hastaneye başvurduğunu ancak hastalığının çaresinin yurt dışında olduğunun söylendiğini aktaran Çiftçioğlu, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Kardiyoloji Enstitüsünde yapılan işlemin ardından şikayetlerinin son bulduğunu kaydetti.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Bayındır Sağlık Grubu, Bayındır Söğütözü Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Kadir Polat, koroner rehabilitasyon programlarının bir parçası olarak egzersiz eğitiminin koroner kalp hastalarında kardiyak ölüm riskini yüzde 26 azalttığının bilindiğini belirtti.

Bayındır Sağlık Grubu açıklamasına göre, Türkiye'de, her iki ölümden biri kalp ve damar hastalıkları kaynaklı gerçekleşirken, her yıl yaklaşık 200 bin kişi kalp krizi nedeni ile hayata veda ediyor (Sağlık Bakanlığı'nın verilerine göre). Ayrıca koroner kalp hastalıkları kronik bir durum olduğundan, daha önce kalp krizi geçiren bireyler de erken ölüm için yüksek risk altında bulunuyor.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Dr. Kadir Polat, bu korkutucu görüntüye karşın yaşam tarzı değişikliklerinin sağ kalımı artırdığını belirtti.

Önemli bir halk sağlığı problemi olan koroner kalp hastalığı kronik bir durum olduğundan, kalp krizi geçirmiş hastalarda erken ölüm riski de yüksek olarak gözlemleniyor. Dr. Kadir Polat, bu nedenle, sağ kalımı artırmak için hastaların uzun yıllarda edinmiş oldukları zararlı alışkanlıklarını ve yaşam tarzlarını değiştirmeleri gerektiğini ifade etti. Ancak uzun yıllar devam eden alışkanlıkların kolay değiştirilemeyeceğinin gerçekçi bir bakış açısı olduğunu da aktaran Polat, bu bağlamda hasta ve hekim iş birliğinin önem taşıdığını vurguladı.

Uzm. Dr. Kadir Polat, kalp krizi geçirmiş hastaların uygulaması gereken yaşam tarzı değişikliklerini, sigaranın bırakılması, sıkı kan basıncı kontrolü, güvenli alkol kullanımı, diyet ve kilo kontrolü ile fiziksel aktivitenin artırılması şeklinde sıraladı.

Sigara kullanımı, kardiyovasküler hastalıklarda oldukça güçlü ve bağımsız bir faktör olarak karşımıza çıkıyor ve kesinlikle kaçınılması gerekiyor. Polat, "Pasif içiciliğe maruz kalma durumu da hastalık riskini artırıyor. Sigara içenlerin kalp krizi ile başvurma riski içmeyenlere göre 2-3 kat daha yüksek. Gözlemsel çalışmalar, sigarayı bırakan hastaların ilerleyen yıllarda sigaraya devam edenlere göre ölüm riskinin azaldığını gösteriyor. Sigaranın bırakılması tüm ikincil korunma ölçütlerinde en etki olanı." ifadelerini kullandı.

Egzersiz terapisi, kalp krizini takiben rehabilitasyon amaçlı olarak uzun süreli kullanılıyor. Stabil koroner kalp hastalarında düzenli fiziksel egzersizin oldukça yararlı olduğu biliniyor. Egzersizin hayatı tehdit eden hastalıklarla ilişkili anksiyeteyi azaltabildiğini ve hastanın kendisine güvenini artırdığını aktaran Polat, şunları kaydetti:

"Koroner rehabilitasyon programlarının bir parçası olarak egzersiz eğitiminin koroner kalp hastalarında kardiyak ölüm riskini yüzde 26 azalttığı biliniyor. Ayrıca egzersiz, hayatı tehdit edici hastalıkla ilişkili anksiyeteyi azaltabiliyor ve hastanın kendisine güvenini arttırabiliyor. Haftada en az 5 kez 30 dakika orta düzey yoğunlukta, hafif bir nefes darlığı noktasına kadar egzersiz öneriliyor. Başlangıç için hafif yürüyüşler en iyi egzersizlerdir ve yapılan egzersizlerin süresi yavaş yavaş artırılmalıdır. Hedeflenen egzersiz süresi haftada 300 dakikadır. Aşırı sıcak ve soğuk havalarda ise egzersiz yapmaktan kaçınılması gerekiyor."

– "Hipertansiyon mutlaka kontrol altında tutulmalı"

Kontrol altında tutulmayan hipertansiyon, kardiyovasküler hastalık riskinin yükselmesine sebep oluyor. Bu nedenle özellikle kalp krizi geçiren hastalarda kan basıncının iyi kontrol edilmesi gerekiyor. Tüm hipertansif hastaların tansiyon değerlerinin 140-90 mmHg'nin altında olması gerektiğinin altını çizen Polat, "Kilo kontrolü, fiziki aktivitelerin artırılması, alkol alımının azaltılması, tuz kısıtlaması ve meyve, sebze tüketiminin artırılması gibi yaşam tarzı önlemleri hipertansiyonu olan tüm hastalara öneriyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Polat, kilo vermenin, kan basıncı ve kan yağları üzerindeki olumlu etkileri nedeniyle kardiyovasküler hastalığı azalttığını belirterek, diyet ve kilo kontrolüne ilişkin şu önerilerde bulundu:

"Meyve (2-3 porsiyon), sebze (2-3 porsiyon), tam tahıllı besinler, balık (özellikle yağlı çeşitlerini haftada en az iki kez), yağsız et ve düşük yağlı süt ürünleri tüketmek. Doymuş ve trans yağları sebze ve deniz kaynaklarından elde edilen tekli doymamış ve çoklu doymamış yağlarla değiştirmek ve toplam yağları toplam kalori alımını yüzde 30'unun altına indirmek. Günlük 30-45 gram lif almak.

Alkollü içeceklerin tüketimini erkekler için günde 1-2 kadeh, kadınlar için günde 1 kadeh ile sınırlandırmak. 1 haftada tüketilen alkollü içecekteki saf alkol miktarı 100 gramı geçmemelidir. (1 duble rakı 25 gr, 1 kadeh şarap 16 gr saf alkol içerir.) Kişisel tercihleri nedeniyle alkol kullanmayan hastalara, kardiyovasküler koruma amacıyla alkol tüketimi tavsiye edilmemelidir. İşlenmiş ve hazır gıdalardan kaçınmak."

ANKARA (AA) – Avusturalya’daki Edith Cowan Üniversitesinden araştırmacılar, düzenli olarak nitrat açısından zengin sebze tüketiminin tansiyon üzerindeki etkisini araştırdı.

Araştırmacılar, nitrat bakımından zengin sebze tüketiminin kalp hastalığı riskini yüzde 12 ila 26 azaltabileceğini ortaya koydu.

Çalışmada kapsamında, araştırmacılar, 23 yıl boyunca “Danimarka Diyet, Kanser ve Sağlık Çalışması”na katılan 50 binden fazla kişinin verilerini inceledi.

Araştırma ekibinden Catherine Bondonno, düzenli olarak nitrat zengini sebze tüketiminin bacaklardaki kan damarlarının daralmasıyla bilinen bir tür kalp hastalığı olan periferik arter, kalp krizi, felç ve kalp yetmezliği gibi hastalıklara yakalanma riskini düşürdüğünü tespit ettiklerini kaydetti.

Bondonno, söz konusu sebzelerden günlük bir porsiyon tüketiminin yeterli olacağı, daha fazla tüketimin daha verimli sonuçlar almada etkisinin bulunmadığını bildirdi.

Kan basıncını düzenleyici özelliği olduğu bilinen nitratın ıspanak, kırmızı pancar, lahana, brokoli, marul ve dereotu gibi sebzelerde bulunduğu belirtiliyor.