Sağlık Bakanlığı gebelere 'Demir ve D vitamini' desteği verecek

ANKARA (AA) – Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından 81 il sağlık müdürlüğü ile tüm sağlık kuruluşlarına, “Gebelere Demir ve D Vitamini Destek” konulu genelge gönderildi.

Anne ve bebek sağlığı açısından ciddi bir tehdit olan aneminin, kan eksikliğinin ve yaygın olarak gözlenen D vitamini yetersizliğinin önlenebilmesi amacıyla “Gebelere Demir Destek Programı” ile “Gebelere D vitamini Destek Programı” uygulanıyor.

Genelgeye göre, gebelere demir ve D vitamini destek programları, uygulanmaması gereken durumlar hariç, ayrım yapılmaksızın tespit edilen her gebeye demir ve D vitamini desteği yapılacak.

Programlara ilişkin bilgiler, Halk Sağlığı Genel Müdürlüğünün web sayfasında bulunan güncel “Doğum Öncesi Bakım Yönetim Rehberi ve Doğum Sonu Bakım Yönetim Rehberi”nde yer alıyor.

Doğum öncesi ve doğum sonrası dönemde demir ve D vitamini desteği, sosyal güvencesi olanlara preparatlar reçete edilerek, sosyal güvencesi olmayanlara ise yerel kaynaklardan (döner sermaye gibi) alım yapılarak temin edilecek.

“D vitamini 12 ay, demir desteği ise 9 ay verilecek”

Demir desteğinde, günlük 40-60 miligram elementer demir verilecek. Uygulamada kalsiyum, magnezyum gibi demir emilimini engelleyen maddeleri içermeyen preparatlar tercih edilecek.

Halk Sağlığı Genel Müdürlüğünün web sayfasında yer alan güncel Doğum Öncesi Bakım Yönetim Rehberi ve Doğum Sonu Bakım Yönetim Rehberi’ne uygun olarak, demir desteği uygulaması, gebeliğin 4. ayının başından (ikinci trimestr) itibaren gebelik süresince 6 ay ve doğum sonrası 3 ay olmak üzere toplam 9 ay süreyle yapılacak.

Klinik veya laboratuvar olarak anemi tespit edilen gebeler ve anneler, Doğum Öncesi Bakım Yönetimi Rehberi ve Doğum Sonu Bakım Yönetim Rehberi’nde belirtilen anemi tedavisi protokolü uygulanarak izlenecek. Anemi bulguları devam ederse aile hekimi tarafından ilgili hastaneye sevk edilecek.

Genelgeye göre D vitamini desteği ise şöyle uygulanacak:

“Halk Sağlığı Genel Müdürlüğünün web sayfasında yer alan güncel Doğum Öncesi Bakım Yönetim Rehberi ve Doğum Sonu Bakım Yönetim Rehberi’ne uygun olarak, 12. haftadan itibaren gebelik süresince 6 ay ve doğum sonrası 6 ay olmak üzere toplam 12 ay süreyle, annelere D vitamini desteği uygulanacak. Doğum öncesi ve doğumdan sonraki dönemde kullanılacak D vitamini dozu, günlük tek doz 1200 IU (9 damla) olacak. Demir ve D vitamini destek uygulamasının sürdürülebilirliğini teşvik etmek üzere gebelere sağlık hizmeti veren sağlık personelinin hizmet içi eğitimleri, Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü web sayfasında yer alan güncel Doğum Öncesi Bakım Yönetim Rehberi ve Doğum Sonu Bakım Yönetim Rehberi’ne göre il sağlık müdürlükleri tarafından planlanarak yapılacak. Demir ve D vitamini desteği sağlanan gebeye/anneye ilişkin verilerin sağlık bilgi sistemlerine girişi yapılacak. İl düzeyinde verilerin takip edilmesi il sağlık müdürlüğünün sorumluluğunda olacak. Bakanlık tarafından programın takibinde mevcut bilgi sistemleri kullanılacak.”

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANKARA (AA) – Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, dünkü Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Kovid-19 vaka sayılarında gelecek döneme ilişkin öngörüsü sorulan Koca, üniversitelerin eğitime başlayacağını, bu durumun da vaka sayılarına bir etkisinin olacağını belirtti. Mevcut vaka sayılarında okulların etkisinin olduğunu ifade eden Koca, şunları söyledi:

“Okulların son üç hafta açık kalmasıyla 0-17 yaş arası vaka sayısı bir kat daha arttı. Ortalama aktif vakamız şu an 400 bin. Dörtte biri 0-17 yaş grubunda. Yüzde 25 oranında. Daha önce yüzde 10-11 oranındaydı. Bu vaka sayılarındaki artış hastane yatışına yüzde 10 yansıdı. Yoğun bakım ve entübe sayılarına yansımadı. Dolayısıyla bu anlamda tedirgin olabilecek bir durum yok. Yakından takip ediyoruz. Bilim Kurulu ve Sağlık Bakanlığı olarak ikili ve hafta sonu eğitim dahil olmak üzere bütün alternatiflerin denenmesini ve her haliyle okulların açık kalmasını düşünüyoruz. Sadece Milli Eğitim Bakanlığı okulları değil üniversite eğitimi için de aynı şekilde düşünüyoruz.”

Koca, AVM’leri de kapatmayacaklarını, ellerinde aşı gücünün ve yeterince aşının olduğunu vurguladı.

“Yeni dönemde kapanmaları gündeme almak istemiyoruz”

Yerli aşının da önümüzdeki aylarda devreye gireceğinin altını çizen Koca, şunları kaydetti:

“Temel hedefimiz, aşı gücümüzle toplum bağışıklığının elde edilmesi. Yeni dönemde kapanmaları gündeme almak istemiyoruz. Yeni dönemi, kişisel tedbirlerin daha çok devreye girdiği, kişisel güvenlik çemberinin daha çok önemsendiği ve aşılamayı ön planda tuttuğumuz bir dönem olarak görüyoruz. Yeni dönemde kısıtlamaları gündeme almak istemiyoruz. Okullar da asla kapanmayacak olan kurumlar olacak. Yükseköğretim de buna dahil.”

Herkese aşı tercih hakkı sunulacak

Bakan Koca, “TURKOVAC aşısının devreye girmesiyle aşı planlaması nasıl olacak?” sorusu üzerine, bu noktada yine herkese aşı tercih hakkı sunacaklarını ifade etti. Türk vatandaşlarına dünyada birçok ülkede olmadığı şekilde hem MRNA aşısı hem de geleneksel yöntemle elde edilen inaktif aşı seçeneğini önerdiklerini anlatan Koca, yurt dışından gelen aşılara ilave olarak yerli aşıyla da bir alternatif daha sunacaklarını, kim hangi aşıyı tercih ederse onun uygulanacağını dile getirdi.

“Aşı olmama durumunu bu toplum bugüne kadar gündemine almadı”

Son günlerde aşı karşıtlarının yaptığı eylemlere ilişkin değerlendirmesi sorulan Koca, “Bu toplumun aşıyla ilgili sorununun olmadığını düşünüyorum. Aşının olunmaması değil en fazla hangi aşı tercih edilmeli bu konuşulabilir. Aşı olmama durumunu bu toplum bugüne kadar gündemine almadı. Çocuklarını yüzde 98 oranında 13 farklı aşıyla aşılama yapan bir toplumuz. Aşısını erteleyenlerimiz olmuş olabilir. Gerekirse ayaklarına giderek bu aşıyı yapmalarını kolaylaştıracağız.” diye konuştu.

Üçüncü doz aşı için Sinovac ve TURKOVAC’ın karşılaştırıldığı araştırmanın sonuçları sorulan Koca, bilim adamlarının sonuçlar üzerindeki değerlendirmelerinin devam ettiğini aktardı.

Öğretmenlerin aşılanma oranına ilişkin soru üzerine de Koca, “Her geçen gün öğretmenlerimizin aşılanma oranları yükseliyor. En az bir doz aşı olanların oranında yüzde 92’ye, iki doz aşı olanların oranında yüzde 82’ye gelindi. Öğretmenlerin aktif vaka içindeki oranı yüzde 3’lerde. Yaklaşık 12 bin gibi.” ifadelerini kullandı.

ANKARA (AA) – Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun (TİTCK) ilgili paydaşlarla hazırlayıp görüşe açtığı taslak yönetmelik yayımlandığında, Türkiye’de ilk kez “fonksiyonel tıp” olarak da bilinen homeopatik tıbbi ürünlerin ruhsatlandırılması ve sadece eczanelerden güvenli şekilde satışının yapılması sağlanacak.

AA muhabirinin edindiği bilgilere göre, TİTCK tarafından halk arasında “fonksiyonel” veya “bütünleyici tıp” olarak da bilinen homeopatik tıbbi ürünlerin yasal çerçeveye kavuşması için bir süredir devam eden çalışmalar son aşamaya ulaştı.

Homeopatik tıbbi ürünlerin AB ülkeleri, İngiltere ve Kanada gibi ülkelerdeki mevzuat uygulamalarını inceleyen TİTCK, ardından düzenlenen çalıştaylarda ilgili paydaşların görüşlerini aldı. Bu görüşlerle nihai haline kavuşan “Homeopatik Tıbbi Ürünler Ruhsatlandırma Yönetmeliği Taslağı” bir süre önce görüşe açıldı.

Endüstriyel olarak hazırlanmış, geleneksel veya endüstriyel yöntemlerle üretilmiş homeopatik tıbbi ürünlerini kapsayan yönetmelikle, homeopatik tıbbi ürünlerin istenen güvenliliğe ve gereken kaliteye sahip olmalarını sağlamak amaçlanıyor.

Sadece eczanelerde satılabilecek

Yönetmelik taslağında söz konusu ürünlerin ruhsatlandırma, ambalajlama ve dağıtım işlemlerinde uygulanacak usul ve esaslar ile ruhsatlandırılmış homeopatik tıbbi ürünlere ilişkin uygulamalar yer alıyor.

Gelen görüşlerle son şekli verilecek yönetmelik taslağı hayata geçtiğinde, homeopatik tıbbi ürünlerin Türkiye’de ilk kez yasal çerçevesi olacak. Böylelikle bu alandaki ürünlerin ruhsatlandırma süreçleri belirlenecek ve sadece eczaneler üzerinden güvenli şekilde satışı sağlanacak.

“Kamu sağlığı için çok önemli”

Tüm Eczacı İşverenler Sendikası (TEİS) Yönetim Kurulu Üyesi Eczacı Ceyhun Kabahasanoğlu, yeni mevzuatın önemine ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, homeopatik tıbbi ürünlerin güvenliği garanti edecek şekilde yeterli derecede seyreltilmiş ürünler olduğuna dikkati çekti.

Kabahasanoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Özellikle Avrupa’da akut rahatsızlıklarda geniş bir yaş aralığına hitap edebilecek şekilde kullanılabilen bu ürünlerin Sağlık Bakanlığınca sahiplenilmesi kamu sağlığı için çok önemliydi. Bakanlıkça yapılan çalışmaların neticesinde ve eczacıların bu ürünlere sahip çıkması sonucunda homeopatik tıbbi ürünlerin gerekli kontrol ve denetimlerden geçerek, halkın birincil sağlık danışma noktası olan eczaneler üstünden satışı güvenle yapılabilecek.”

Kabahasanoğlu, söz konusu ürünlere yönelik gerekli tanımlamanın yapılıp mevzuatının hazırlanmasıyla homeopatik ürünlerin tedavide daha yaygın kullanılabileceğini düşündüklerini vurguladı.

Homeopatinin geçmişi 1800’lü yıllara kadar uzanıyor

“Vücudun kendini doğal bir şekilde iyileştirmesine destek olan bütüncül bir tedavi yöntemi” olarak tanımlanan homeopati, “benzer benzeri iyileştirir” ilkesine dayanıyor ve geçmişi 1800’lü yıllara kadar uzanıyor.

Dünyada birçok ülkede yaygın kullanıldığı belirtilen tedavide, çok düşük dozda verilen homeopatik ilaçlar ile hastaya herhangi bir zarar vermeden onu tamamen doğal yollarla iyileştirmek hedefleniyor.

Homeopatide kişilerin sağlık problemlerine sadece bedensel şikayetleri ile değil fiziksel, duygusal ve zihinsel düzlemlerde bütüncül yaklaşılıyor.