Sağlık Bakanlığı 'pandemi hastanelerini' tanımladı

ANKARA (AA) – Sağlık Bakanlığı, bünyesinde enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji, göğüs hastalıkları, iç hastalıkları uzmanı hekimlerden en az ikisinin bulunduğu 3. seviye erişkin yoğun bakım yatağı bulunan hastaneleri, “pandemi hastaneleri” olarak tanımladı.

Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından, 81 il Valiliği ve Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına gönderilen yazıda, pandemi hastanelerinin tanımı ve şartları belirlendi.

Çin’de ortaya çıkan ve çeşitli ülkelerden bildirimi yapılan yeni bir alt tipe bağlı koronavirüs hastalığının tüm dünya için halk sağlığı tehdidi oluşturduğu belirtilen yazıda, bu durumun Bakanlık tarafından da yakın takip edildiği aktarıldı.

Yazıda, Türkiye’de Dünya Sağlık Örgütünün önerileri dikkate alınarak gerekli önlemlerin alındığı, hastalığın yayılımının önüne geçilmesi amacıyla Bilim Kurulu’nun konuyla ilgili düzenli olarak toplandığı ve değerlendirmelerin yapıldığı kaydedildi.

Birçok alanda tedbirler alınmakla birlikte gerek hasta ve hasta yakınları gerekse sağlık kuruluşlarındaki yoğunluğun en aza indirilmesi ve sağlık personelinin üzerindeki yükün azaltılması amacıyla tüm sağlık hizmet sunucularında yer alan tedbirlerin alınmasına ihtiyaç duyulduğu vurgulanan yazıda, sağlık kurumlarına müracaat eden hastaların Kovid-19 tanısı kesinleşinceye kadar Sağlık Bakanlığı hastaneleri, devlet ve vakıf üniversitesi hastaneleri ile tüm özel sağlık kuruluşlarınca kabul ve tedavi süreçlerinin yapılmasının zorunlu olacağı bildirildi.

Yazıya göre, bünyesinde enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji, göğüs hastalıkları, iç hastalıkları uzmanı hekimlerden en az ikisinin bulunduğu 3. seviye erişkin yoğun bakım yatağı bulunan hastaneler “pandemi hastanesi” olarak kabul edilecek.

Pandemi süresince enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji, iç hastalıkları veya göğüs hastalıkları uzmanı başka bir hastaneden görevlendirme yolu ile karşılanabilecek.

Pandemi hastanesi, Kovid-19 tanısı almış (test pozitif) vakaların tedavi sürecinin yapıldığı hastaneler olarak tanımlanacak.

Pandemi Genel Koordinasyon Ekibi oluşturulacak

Hastane bünyesinde Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan Pandemi Eylem Planına göre, Pandemi Genel Koordinasyon Ekibi oluşturulacak.

Pandemi hastanelerinde, pandemi hastalarına ayrılan bir klinik ve bir yoğun bakım ünitesi belirlenecek ve bu vakalar için rezerve edilecek. Vaka sayısının artması durumunda diğer yoğun bakım ünitesi ve servislerin hangi sıra ile ayrılacağı belirlenecek. Tedavisi başlayan ve devam etmesi gereken hastaların bulunduğu, onkoloji-hematoloji ve radyasyon onkoloji klinikleri, organ nakli klinikleri ve kemik iliği nakil merkezlerindeki yataklar mümkün olduğu kadar normal kullanılmaya devam edilecek.

Pandemi hastanelerinde, Kovid-19 tanısı alan hastalar dışındaki hastaların hangi servis ve yoğun bakımlarda izleneceği belirlenecek.

Pandemi hastanelerinin yetersiz kaldığı yerlerde 2. basamak erişkin yoğun bakım ünitesi bulunan hastaneler de pandemi hastanesi olarak hizmet verecek şekilde organize edilecek.

Pandemi hastalarına ayrılan klinik ve yoğun bakım yataklarına gidiş güzergahı belirlenecek ve bu güzergah üzerinde gerekli tedbirler alınacak.

Pandemi hastanelerinde gerek klinik gerekse ameliyathane ve doğumhanelerde çalışacak personelin vardiyalar şeklinde isimleri ve unvanları belirlenecek.

Pandemi hastanelerinde, Kovid-19 ile enfekte vakaların cerrahi müdahalelerinin yapılabildiği 1 ameliyathane odası ve kadın hastalıkları ve doğum kliniklerinin olduğu hastanelerde enfekte gebelerin doğum yapabilecekleri 1 doğum odasının belirlenmesi ve rezerve olarak tutulması gerekecek.

Pandemi hastanesinin başhekimi, mesul müdürü, normal işleyişini aksatmayacak şekilde klinik yatakların, yoğun bakımların, ameliyathanenin kullanılması ve personel görevlendirilmesi konusunda tam yetkili olacak.

İl Sağlık Müdürleri tüm sağlık tesislerindeki gerekli personelin il içinde yer değişikliğini yapmaya tam yetkili olacak.

Kovid-19 tanısı konulan hastaların müracaat ettiği pandemi hastanesi olmayan il, ilçe hastaneleri bu hastaların sevk algoritmasında belirlenen hastaneye gerekli önlemleri alarak sevkini gerçekleştirecek. Hastaların sevki il içi veya il dışı 112 Komuta Kontrol Merkezleri tarafından koordine edilecek.

81 ile gönderilen yazıda, Bakanlığa bağlı hastaneler ile devlet, vakıf üniversitesi hastaneleri ve tüm özel sağlık kuruluşlarınca uygulanması konusunda gerekli hassasiyetin gösterilmesi istendi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANKARA (AA) – Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun (TİTCK) ilgili paydaşlarla hazırlayıp görüşe açtığı taslak yönetmelik yayımlandığında, Türkiye’de ilk kez “fonksiyonel tıp” olarak da bilinen homeopatik tıbbi ürünlerin ruhsatlandırılması ve sadece eczanelerden güvenli şekilde satışının yapılması sağlanacak.

AA muhabirinin edindiği bilgilere göre, TİTCK tarafından halk arasında “fonksiyonel” veya “bütünleyici tıp” olarak da bilinen homeopatik tıbbi ürünlerin yasal çerçeveye kavuşması için bir süredir devam eden çalışmalar son aşamaya ulaştı.

Homeopatik tıbbi ürünlerin AB ülkeleri, İngiltere ve Kanada gibi ülkelerdeki mevzuat uygulamalarını inceleyen TİTCK, ardından düzenlenen çalıştaylarda ilgili paydaşların görüşlerini aldı. Bu görüşlerle nihai haline kavuşan “Homeopatik Tıbbi Ürünler Ruhsatlandırma Yönetmeliği Taslağı” bir süre önce görüşe açıldı.

Endüstriyel olarak hazırlanmış, geleneksel veya endüstriyel yöntemlerle üretilmiş homeopatik tıbbi ürünlerini kapsayan yönetmelikle, homeopatik tıbbi ürünlerin istenen güvenliliğe ve gereken kaliteye sahip olmalarını sağlamak amaçlanıyor.

Sadece eczanelerde satılabilecek

Yönetmelik taslağında söz konusu ürünlerin ruhsatlandırma, ambalajlama ve dağıtım işlemlerinde uygulanacak usul ve esaslar ile ruhsatlandırılmış homeopatik tıbbi ürünlere ilişkin uygulamalar yer alıyor.

Gelen görüşlerle son şekli verilecek yönetmelik taslağı hayata geçtiğinde, homeopatik tıbbi ürünlerin Türkiye’de ilk kez yasal çerçevesi olacak. Böylelikle bu alandaki ürünlerin ruhsatlandırma süreçleri belirlenecek ve sadece eczaneler üzerinden güvenli şekilde satışı sağlanacak.

“Kamu sağlığı için çok önemli”

Tüm Eczacı İşverenler Sendikası (TEİS) Yönetim Kurulu Üyesi Eczacı Ceyhun Kabahasanoğlu, yeni mevzuatın önemine ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, homeopatik tıbbi ürünlerin güvenliği garanti edecek şekilde yeterli derecede seyreltilmiş ürünler olduğuna dikkati çekti.

Kabahasanoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Özellikle Avrupa’da akut rahatsızlıklarda geniş bir yaş aralığına hitap edebilecek şekilde kullanılabilen bu ürünlerin Sağlık Bakanlığınca sahiplenilmesi kamu sağlığı için çok önemliydi. Bakanlıkça yapılan çalışmaların neticesinde ve eczacıların bu ürünlere sahip çıkması sonucunda homeopatik tıbbi ürünlerin gerekli kontrol ve denetimlerden geçerek, halkın birincil sağlık danışma noktası olan eczaneler üstünden satışı güvenle yapılabilecek.”

Kabahasanoğlu, söz konusu ürünlere yönelik gerekli tanımlamanın yapılıp mevzuatının hazırlanmasıyla homeopatik ürünlerin tedavide daha yaygın kullanılabileceğini düşündüklerini vurguladı.

Homeopatinin geçmişi 1800’lü yıllara kadar uzanıyor

“Vücudun kendini doğal bir şekilde iyileştirmesine destek olan bütüncül bir tedavi yöntemi” olarak tanımlanan homeopati, “benzer benzeri iyileştirir” ilkesine dayanıyor ve geçmişi 1800’lü yıllara kadar uzanıyor.

Dünyada birçok ülkede yaygın kullanıldığı belirtilen tedavide, çok düşük dozda verilen homeopatik ilaçlar ile hastaya herhangi bir zarar vermeden onu tamamen doğal yollarla iyileştirmek hedefleniyor.

Homeopatide kişilerin sağlık problemlerine sadece bedensel şikayetleri ile değil fiziksel, duygusal ve zihinsel düzlemlerde bütüncül yaklaşılıyor.

ANKARA (AA) – Sağlık ve Sosyal Hizmet İşçileri Sendikasından (Öz Sağlık-İş) yapılan açıklamaya göre, Genel Başkan Devlet Sert ile Türk Ağır Sanayii ve Hizmet Sektörü Kamu İşverenleri Sendikası (TÜHİS) Genel Sekreteri Adnan Çiçek tarafından imzalanan toplu iş sözleşmesiyle 175 bin sağlık işçisi haklarına kavuştu.

TÜHİS Genel Merkezinde düzenlenen törenle imzalanan yeni toplu sözleşmeye göre, 2021 yılı ikinci 6 ay için yüzde 5 ücret zammı eklenmiş haliyle en düşük günlük yevmiye 160 lira 71 kuruş oldu.

Sözleşmeyle en düşük hizmet primi aylık 626 lira 76 kuruş olurken aylık sosyal yardım 499 lira 83 kuruşa yükseldi.

Sözleşme kapsamında, meslek riski tazminatı 2021 yılı ikinci 6 ay için yüzde 5 zam eklenmiş haliyle şoförler için günlük 2 lira 79 kuruş, ambulans şoförleri için günlük 5 lira 59 kuruş olarak belirlendi.

Yemek yardımının öğün olarak 15 lira 27 kuruş olarak belirlendiği sözleşmede, giyim yardımı yıllık 346 lira 45 kuruş, evlenme yardımı 282 lira 81 kuruş, doğum yardımı 141 lira 38 kuruş, kreş ve çocuk bakım yardımı aylık 9 lira 98 kuruş, analık yardımı aylık 14 lira 86 kuruş, ek ödeme 2021 yılı için 1109 lira 14 kuruş oldu.

Belediye rayiç bedeli olmayan yerler için işe gidiş ve dönüşün sağlanmasında aylık ödenecek ulaşım yardımı ise 106 lira 29 kuruş şeklinde belirlendi.

175 bin sağlık işçisinin faydalanacağı toplu iş sözleşmesinde sendika üyesi işçilere her tam hizmet yılı için aylık 7 lira hizmet zammı ödenecek.

KHK ile daimi işçi kadrosuna geçirilen işçilerin kıdeme esas tarih başlangıcı 2 Nisan 2018 olacak.

Sözleşmeye göre, enflasyon oranının yüzde 5’i aşması halinde, aşan kısmın ikinci yıl birinci 6 ayın ilk gününden (1 Ocak 2022) itibaren ücretlere uygulanması esas alındı.

“En iyi sözleşme, masada biten sözleşmedir”

Açıklamada, toplu iş sözleşmesi imza töreninde yaptığı konuşmaya yer verilen Öz Sağlık-İş Sendikası Genel Başkanı Devlet Sert, uzun süren müzakerelerden sonra imzalanan toplu iş sözleşmesinin sağlık işçilerine ve emek camiasına hayırlı olması temennisinde bulundu.

Sert, “Zorlu süreçler yaşandı. Müzakerelerde işçinin hakkını korumak, kazanılmış hakları muhafaza etmek ve yeni kazanımlara ulaşabilmek için son derece zorlu bir dönem geçirdik. Ama hep savunduğumuz konu, en iyi sözleşmenin masada biten sözleşme olduğudur.” ifadesini kullandı.

“Devletimiz bu mali yükün altından kalkacak kudrette”

Sağlık Bakanlığı adına toplu iş sözleşmesini imzalayan TÜHİS Genel Sekreteri Adnan Çiçek ise Bakanlık bünyesinde görev yapan işçi sayısının çokluğuna işaret ederek toplu iş sözleşmesinin mali hükümlerinin Bakanlığa çok önemli bir maliyet getirdiğinin bilincinde olduklarını söyledi.

Büyük çoğunluktaki işçinin ücretlerinin asgari ücret seviyesinde olduğunu, sosyal yardımı ve ikramiyesinin de doğru dürüst bulunmadığını belirten Çiçek şunları kaydetti:

“Ama bugün itibarıyla 3 bin 550 liralık asgari ücret seviyesindeki bir arkadaşımızın maaşı, önce 4 bin 100 liraya çekildi. Onun dışında yüzde 12 zam verildi, ikinci 6 ay geldi, yüzde 5 zam konuldu. Bu yaklaşık 600 liralık iyileştirme ikramiyeye de yansıdığı zaman yüzde 30’a gelir. Prim de var yüzde 10 rakamında. Ücrete bağlı artışlara bakıldığında sırf burada bin liraya yakın iyileştirme söz konusu. Devletimiz, bu mali yükün altından kalkacak kudrettedir. Bunu bir şekilde karşılar, burada sıkıntı yok. Pandemi sürecinde emeği geçen sağlık işçisi kardeşlerimiz önemli görevler üstlendiler. Onlara buradan şükranlarımı sunuyorum.”