Sahillerdeki kum zambakları tahta çitlerle korunuyor

BARTIN(AA) – Karadeniz’in önemli tatil yörelerinden olan ve 3 kilometre uzunluğa sahip İnkumu sahiline renk katan kum zambakları, görüntüsü ve kokusuyla ilgi çekiyor.

Sahili süsleyen ve özellikle yaz aylarında filizlenerek kendiliğinden yetişen kum zambakları, bilinçsizce koparılmasının önlenmesi amacıyla etrafı tahta çitlerle çevrilerek korunuyor. Plaja gelen misafirlerin bilgilendirilmesi için de sahilin farklı noktalarında uyarı levhaları bulunuyor.

“Kum zambakları sahilimizin her köşesinde çıkarak yayılıyor”

Bartın Belediye Başkanı Cemal Akın, AA muhabirine, İnkumu sahilinin muhteşem bir tabii güzelliğe sahip olduğunu ve kumsalda yetişen kum zambaklarının da sahile ayrı bir güzellik kattığını söyledi.

Kum zambaklarının koparılıp başka bir yere dikildiğinde yetişmediğini ifade eden Akın, “Sahilimizi süsleyen kum zambaklarını burada koruma altına alıyoruz. Kumsalı temizlemek için eleme yaptığımızda özellikle dikkat ediyoruz. Buraya gelen misafirlerimizin bu nadide bitkileri koparmamaları için uyarı levhaları asıyoruz. Kum zambakları endemik bir bitki olduğu için koruyup kollamamız lazım.” diye konuştu.

Kum zambaklarının sahile kattığı görselliğin yanında tabiat için de önemli olduğuna işaret eden Akın, şunları kaydetti:

“Kum zambakları sahilimizin her köşesinde çıkarak yayılıyor. Bizler de bu güzelliği korumak için plajımızdaki kum zambaklarının etraflarını tahta çitlerle koruyoruz. Kumsal üzerindeki kum zambaklarının sayısı her zaman değişebiliyor. Kendiliğinden oluşan bu bitkiyi haziran ayından eylül sonuna kadar burada görmek mümkün. Kum zambaklarına zarar veren ve koparanlar hakkında belediye olarak Kabahatler Kanunu’na göre ceza yazıyoruz.”

“5-6 yıl önce yaklaşık 100 olan kum zambağı sayısı 200 köke ulaştı”

Geçmiş yıllarda kaybolmaya yüz tutan kum zambaklarının korunması sayesinde her yıl kök atarak çoğaldığına dikkati çeken Akın, “Kumsalımızda 5-6 yıl önce yaklaşık 100 olan kum zambağı sayısının 200 köke ulaştığını söyleyebiliriz. Öbek öbek birçok alanda çoğalmaya başladılar. Gerek aldığımız tedbirler gerekse vatandaşlarımızın duyarlılığı sayesinde önemli bir artış görüyoruz.” dedi.

Akın, kum zambaklarının sahilde güzel görüntü oluşturduğunu dile getirerek, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bizler de bu güzelliğin çevresini doğasına uygun olarak tahta çit ve ağaç kökleriyle düzenleyerek hem korumuş hem de otantik görüntü sağlamış oluyoruz. Misafirlerimizden bu konuda hassas olmalarını bekliyoruz. Bu çiçekleri kesinlikle koparmamalarını ve zarar vermemelerini istiyoruz. Özellikle belirtmekte yarar var, bu bitkiler söküldüğünde başka bir yerde tekrar yetişmesi, büyümesi mümkün değil.”

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

Meteoroloji Genel Müdürlüğünden yapılan duyuruya göre, yarın sabah saatlerinden itibaren Batı Karadeniz’de gök gürültülü sağanak bekleniyor. Yağışların Sakarya, Düzce, Zonguldak ve Bartın ile Kastamonu’nun kıyı, Bolu ve Karabük’ün kuzey ilçelerinde yerelde kuvvetli olması öngörülüyor.

Yağışların perşembe gününün ilk saatlerinde etkisini kaybedeceği tahmin ediliyor.

Ani sel, su baskını, yıldırım ve yağış anında kuvvetli rüzgar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekiyor.

İSTANBUL(AA) – Son dönemde yaşanan afetlerde, Rize ve Artvin’de 35 milyon TL, Manavgat, Marmaris, Milas ve Bodrum’da 71 milyon TL, Kastamonu, Sinop ve Bartın’da 107 milyon TL ile toplamda 213 milyon TL hasar tutarı belirlenirken, ekspertiz çalışmalarının devam etmesi ve henüz bildirilmeyen hasarların da olması nedeniyle bu tutarların artması bekleniyor.

Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Atilla Benli, AA muhabirine yaptığı açıklamada, doğal afetlerin sigortalı varlıklar üzerinde oluşturduğu hasarın, gelişmekte olan ülkelerde toplam hasarın ortalama yüzde 3’ü civarındayken, gelişmiş olan ülkelerde bu oranın yüzde 45’lere kadar çıktığını bildirdi.

Doğal afetlerin dünya için giderek daha büyük bir tehdit haline geldiğinin tüm ülkeler tarafından kabul edildiğini ve afetleri önleyici tedbirler alınmasının yanı sıra sigorta sektörünü geliştirme çabalarının hızlandığını ifade eden Benli, şunları kaydetti:

“Ülkemizde de iklim değişikliğinin etkisiyle son yıllarda yaşanan dolu, sel ve yangın gibi afetler doğal olarak vatandaşlarımızın sigortaya olan ilgisini artırmaktadır. Özellikle önceki yıllarda İstanbul’da yaşanan dolu yağışı sonrasında bu yönde bir bilinç artışı gördük. Vatandaşlarımız yaşanan dolu felaketiyle birlikte araçları için aldıkları kasko poliçelerinde dolu teminatını özellikle sorar duruma geldiler. Akabinde depremler sonrasında da aynı etkiyi gördük. Son dönemde yaşanan sel ve yangın felaketleri sonrası da aynı bilincin oluşacağı beklenmektedir. Ama asıl önemli olan bu bilincin kalıcı hale gelmesidir. Olaylar olduktan sonra sigortaya olan teveccühün ilerleyen dönemlerde maalesef azalmaya başlaması burada kalıcı etkinin artırılması açısından yapılacaklar olduğunu gösteriyor.”

Sel, su baskını ve yangınlar

Son dönemde yaşanan sel ve yangınlara ilişkin bilgi veren Benli, Rize ve Artvin’de yaşanan sel ve su baskını hasarlarına ilişkin 2 Eylül itibarıyla şirketlere ulaşan kesin ihbar sayılarının araç hasarlarında 82, konut ve iş yeri hasarlarında 108, mühendislik hasarlarında ise 4 olmak üzere toplam 194’e ulaştığını, şirketlere ulaşan ihbarlara ilişkin hasar tutarının ise 35 milyon TL olduğunu kaydetti.

Manavgat, Marmaris, Milas ve Bodrum’da yaşanan yangınlardan etkilenen bölgelerde ise yangın ve kasko poliçelerinde sektörün sigortalılara sağladığı toplam teminat tutarının yaklaşık olarak 101 milyar TL olduğunu bildiren Benli, “2 Eylül 2021 itibarıyla yangın ve kasko poliçelerine ilişkin 3 bin 346 hasar ihbarına ilişkin toplamda 71 milyon TL tutarında tazminat dosyası açılmıştır. Yangın dolayısıyla hasar ihbarı yapılan araç sayısı 2 bin 369’a, konut ve iş yeri sayısı ise 977’ye ulaşmıştır.” diye konuştu.

Kastamonu, Sinop ve Bartın’da yaşanan sel ve su baskını hasarlarına ilişkin şirketlere iletilen kesin ihbar sayılarının araç hasarlarında 787, konut ve iş yeri hasarlarında 444 olmak üzere toplam 1.231’e, söz konusu ihbarlara ilişkin hasar tutarının ise 107 milyon TL’ye ulaştığını aktaran Benli, ekspertiz çalışmalarının halen devam etmesi ve henüz bildirilmeyen hasarların da olduğu bilindiğinden gelecek günlerde bu tutarların artacağını söyledi.

“Sigorta şirketlerinin avans ödemesi yapması memnuniyete yol açtı”

Atilla Benli, TSB Yönetim Kurulu’nun, 27 Temmuz, 30 Temmuz ve 16 Ağustos’ta olağanüstü gündemle toplanarak tüm sektörün afetten zarar gören vatandaşlara en hızlı şekilde destek olabilmesi için tavsiye kararları aldığını, bu kararlar çerçevesinde, yaşanan olağanüstü durum göz önüne alınarak zararların bir an önce giderilebilmesi ve hasar tazmin sürecinin hızla işletilebilmesi adına, evrak temin sürecinde sigortalılara gerekli kolaylıklar sağlandığını anlattı.

Bu doğrultuda teminat dahilindeki hasarların bir bölümünde, hasar prosedürleri sonuçlanana kadar şirketlerin kendi belirleyecekleri oranlarda avans niteliğinde ödemeler yapmasına karar verildiğini anımsatan Benli, şirketlerin de hasar ödemelerini bu karara göre şekillendirdiğini söyledi.

Benli, afet yaşanan bölgelere sektör temsilcilerinin yaptığı ziyaretlerde sigorta şirketlerinin avans ödemesi yaparak gerek hayatın gerekse ekonomik faaliyetlerin normal seyrine dönmesine önemli katkılar sağladığının ve bu durumun önemli ölçüde memnuniyete yol açtığının görüldüğünü kaydetti.

Benli, yangından etkilenen bölgelerin tekrar eski güzelliğine kavuşması ve zarar gören ekosistemin tekrar can bulabilmesi için şirketlerin kurumsal olarak fidan dikme kampanyalarına destek vermesi yönünde şirketlerin teşvik edilmesinin kararlaştırıldığını bildirdi.

Bütüncül bir zorunlu doğal afet sigortasının tasarımı için çalışılıyor

TSB Başkanı Benli, bireylerin belki onlarca yıllık birikimlerinin bir anda yok olmasının önündeki en büyük ve işlevsel mekanizmanın sigortacılık olduğunu vurgulayarak, sigortacılık sektörünün, tabi olduğu mevzuat düzenlemeleri ile oluşan hasarı en kısa sürede tazmin ederek afet sonrası yaşanan elemi bir nebze de olsa azalttığını ve yıllarca oluşan birikimin erimesine engel olduğunu söyledi.

Bu bilincin Türkiye’de henüz istenilen düzeye ulaşmadığını ancak sektör paydaşları olarak bu bilincin artması için özveri ile çalıştıklarını ifade eden Benli, sigortalılığın artmasının, kamu üzerindeki afetler dolayısıyla oluşacak mali yükü de önemli düzeyde azaltacağını kaydetti.

Benli, Türkiye’yi derinden üzen son sel felaketlerinin ardından zorunlu deprem sigortasının kapsamının genişletilmesinin gündemde olduğuna işaret ederek, “Bununla birlikte bütüncül bir zorunlu doğal afet sigortasının tasarımına ilişkin çalışmalara başlanmıştır.” dedi.

Türkiye’de farklı sigorta branşlarında farklı doğal afetlere karşı sigorta şirketlerince teminat sunulduğunu anımsatan Benli, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu açıdan değerlendirildiğinde ülkemiz sigorta sektörü, mevcut doğal afet risklerini teminat altına alan tüm ürünlere ve riskin paylaşılması yoluyla oluşturulan havuz sayesinde risklerin karşılanmasına ilişkin yüksek bir kapasiteye sahiptir. Dolayısıyla teminat, reasürans, kapasite açısından herhangi bir sıkıntı bulunmamaktadır. Bu kapsamda yaşanan son felaketler sonrasında DASK bünyesine dahil edilebilecek diğer doğal afet türlerinin neler olabileceği konusu gündeme gelmiş olup bu anlamda kamu yararı gözetilerek başta sel olmak üzere diğer doğal afet türlerinin de ek teminat olmak üzere zorunlu deprem sigortasına entegre edilmesi ile bütüncül bir zorunlu doğal afet sigortasının tasarımına ilişkin çalışmalar sürdürülmektedir.

Bilindiği üzere, DASK tarafından sunulan deprem sigortası, zorunlu bir sigorta ürünüdür. Zorunlu sigortalar kamu yararı gözetilerek kanuna dayanılarak çıkartılan sigorta ürünleridir. Zorunlu sigortaların bu özelliği ilgili branşlarda ruhsatı olan sigorta şirketlerine poliçe düzenleme zorunluluğu, kapsamdaki vatandaşlarımıza ise poliçe yaptırma zorunluluğu getirmektedir. Doğal afetlerin dünya için giderek daha büyük bir tehdit haline geldiği tüm ülkeler tarafından kabul edilmekte ve afetleri önleyici tedbirler alınmasının yanı sıra sigorta sektörünü geliştirme çabaları hızlanmaktadır. Sigorta penetrasyonunun oldukça yaygın olduğu ülkelerde sigorta sektörü, sigortalı, kamu, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ve özel sektör ile iş birliği içerisinde doğal afet hasarlarının önlenmesi, azaltılması ve toplumun bilinçlendirilmesi noktasında da faaliyet göstermektedir.”

Benli, Türkiye’de olduğu gibi sigorta bilincinin ve sigorta penetrasyonunun düşük olduğu ülkelerde zorunlu sigortalar oluşturularak ya da kapsamları genişletilerek büyük zararlar oluşturabilecek risklerin teminat altına alınmasının amaçlandığını kaydetti.

Mega projelerin sigorta fiyatlamaları

“İklim değişikliğinin etkileri düşünüldüğünde mega projelerin sigortalanması konusundaki maliyetler artacak mı?” şeklindeki soru üzerine Benli, “Büyük ölçekli reasürans şirketleri ile uluslararası reasürans brokerlerinin projeksiyonlarında, iklim değişikliği ve salgının ekonomik hayattaki etkileri nedeniyle uluslararası piyasalarda, ticari ve endüstriyel rizikolar ile altyapı yatırımları sigorta fiyatlarının yüzde 10-15 civarında artacağı öngörülmektedir. Bunun da ülkemizdeki mega ölçekteki projelerin sigorta fiyatlamalarını etkileyebileceği düşünülmektedir.” ifadelerini kullandı.